İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 17. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

10 kasım münasebetiyle yüce atatürk ün tarihi kişiliği hk

Ahmet Işık

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 17. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Kasım 2005 · 511 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Işık (AK Parti), 10 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10 KASIM MÜNASEBETİYLE YÜCE ATATÜRK ÜN TARİHİ KİŞİLİĞİ HK); konuşma 511 kelime.

Ahmet Işık (AK Parti, Konya). “10 kasım münasebetiyle yüce atatürk ün tarihi kişiliği hk”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-isik-22-2005-11-10-10-kasim-munasebetiyle-yuce-ataturk-un-tarihi-kisiligi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET IŞIK (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 10 Kasım 2005. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 67 nci ölüm yıldönümü nedeniyle, O'nu ve dünya görüşünü kısmen ifade etmek amaçlı gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yaşadığı dönem ve konjonktürde fikir ve eylemleriyle, yalnızca onlarca yıl sonraki günümüze değil, yüzyıllar sonraki zamana çığır açan seçkin insanı, yüce milletin anlamlı kürsüsünden ifade etmenin onurunu sizlerle paylaşıyorum.

Çok yönlü kişiliği, üstün zekâsı, olaylar karşısında soğukkanlılığını asla kaybetmeden, devlet - millet heyecanını en üst noktada tutarak, hızlı ve sağlıklı karar alma özelliği, bilimi rehber edinip, milletin geleceğini ve devletin bekasını esas alması, O'nu Atatürk yapan en önemli vasıflardır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Milletine bırakmış olduğu en büyük eseri, modern ve çağdaş Türkiye Cumhuriyetini muhkem temeller üzerine kurması ve geliştirmesidir. O'nun için gerçek ve gerçekçilik, ancak akıl ve mantığın sınırları içerisinde vardır. Bu nedenle, gerçekleştirmek istediği tüm atılımlarda ve yeniliklerde, akıl ve mantığı şiar edinmiştir.

Değerli milletvekilleri, Atatürk'e göre en iyi kişi, kendinden çok ait olduğu toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendisini adayan insandır.

Cumhuriyetin temelini kültür olarak gören Atatürk, medeniyet yolunda başarıyı yenileşmeye bağlamakta ve devamla "sosyal hayatta, ekonomik hayatta, ilim ve fen sahasında başarılı olmak için, tek gelişme yolu budur. İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde layık olduğumuz yeri alacağız, onu koruyacağız ve sürdüreceğiz. Refah, mutluluk ve insanlık budur. Millet açıkça bilmelidir; medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar ve yok eder. Biz, Batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz; onda iyi olarak gördüklerimizi kendi bünyemize uygun bulduğumuz için dünya medeniyeti seviyesi içinde benimsiyoruz. Medeniyet yolunda yürümek ve başarılı olmak hayatın şartıdır. Bu yolun üzerinde duraksayanlar veya bu yol üzerinde ileri değil, geriye bakmak cahilliği ve tedbirsizliğinde bulunanlar, medeniyetin coşkun seli altında boğulmaya mahkûmdurlar" demektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyük Önder Atatürk'ün temel hak ve hürriyetlere yönelik ifadesinde "çağdaş demokraside kişisel hürriyetler özel bir değer ve önem kazanmıştır. Artık, kişisel hürriyetlere, devletin ve hiç kimsenin müdahalesi söz konusu değildir; ancak, bu kadar yüksek ve kıymetli olan kişisel hürriyetin medenî ve demokrat millete neyi ifade ettiği, 'hürriyet' kelimesinin mutlak manada düşünülebilen manasıyla anlaşılamaz. Söz konusu olan hürriyet, sosyal ve medenî hürriyettir. Bu sebeple, kişisel hürriyeti düşünürken, her kişinin, nihayet bütün milletin ortak çıkarını ve devletin varlığını göz önünde bulundurmak lazımdır. Anlaşılıyor ki, kişisel hürriyet mutlak olmaz. Bir başkasının hak ve hürriyeti milletin ortak çıkarı, kişisel hürriyeti sınırlar" demektedir.

Değerli milletvekilleri, Mustafa Kemal Atatürk, millî egemenliğe ağırlıklı vurgu yaparak "millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar. Bütün cihan bilmelidir ki, bu devletin ve bu milletin başında hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır, o da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır, o da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir" demektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk ve düşünceleri, her dönem ve devirde, zengin bir yoruma, derin algılamaya yönelik ince hassasiyete, nesillere kalıcı aktarılmaya yönelik yüksek ideallere gereksinim göstermektedir.

Gönlümüzde ve ideallerimizde her gün yeniden doğan büyük insan, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmetle anarken, Yüce Meclisi, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

18 konuşma daha · 10 Kasım 2005

18 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook