10 kasım münasebetiyle yüce atatürk ün tarihi kişiliği hk
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 17. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Kasım 2005 · 701 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ayşe Gülsün Bilgehan (CHP), 10 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10 KASIM MÜNASEBETİYLE YÜCE ATATÜRK ÜN TARİHİ KİŞİLİĞİ HK); konuşma 701 kelime.
Ayşe Gülsün Bilgehan (CHP, Ankara). “10 kasım münasebetiyle yüce atatürk ün tarihi kişiliği hk”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ayse-gulsun-bilgehan-22-2005-11-10-10-kasim-munasebetiyle-yuce-ataturk-un-tarihi-kisiligi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AYŞE GÜLSÜN BİLGEHAN (Ankara)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; devletimizin kurucusu, büyük kahraman Atatürk'ü ölümünün 67 nci yıldönümünde şükranla ve özlemle anarak, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum.
Nitelikli çağdaş eğitim yerine dinsel ağırlıklı eğitimin önerildiği, üniversitelerin ve bilim adamlarının hırpalandığı, küreselleşme karşısında ezik düşmüş, devletimizin kuruluş belgesi Lozan'ın sorgulandığı, dünyanın en borçlu ülkesi haline gelmiş ülkemizde 21 inci Yüzyılda bir 10 Kasımda önderimiz Atatürk'ü hangi duygularla anıyoruz?..
Kişi başına düşen gelirimiz Avrupa'nın en düşük düzeyinde. 1 000 kişiye 7 kitap düşüyor. 5 kadından 1'i okuma yazma bilmiyor. Kız çocukları okula yollanmıyor. Kadınlar, koyu bir toplumsal ve dinsel baskı altında eziliyor. Dünya Ekonomik Forumu Direktörü ve Baş Ekonomisti Augusto Lopez-Claros iki gün önce İstanbul'da şöyle bir değerlendirme yapmış: "Geçmişinize göre iyi, dünyaya göre kötüsünüz. Makroekonomik açıdan endekste 87 nci sıradasınız, yolsuzluklar ve yasaların uygunluğu bakımından ortalardasınız; ancak, örneğin, borçluluk bakımından 117 ülke arasında sonuncusunuz. Geçmişte enflasyonunuz berbat durumdaydı; çok düştü; ama, düştüğü halde dünya ülkeleri arasında hâlâ çok kötü durumdasınız. Kendi geçmişinize göre çok iyi işler yapmış olabilirsiniz; ama, dünya ülkeleri de yerinde saymıyor." Birisi de dürüstçe konuşmuş. Oysaki, yakınında bulunduğu Ortadoğu coğrafyasında ve Kafkaslarda 21 inci Yüzyılda halen tek demokratik ve laik cumhuriyet ve bir hukuk devleti olma özelliğini sürdüren ve kadın-erkek eşitliğini hiç olmazsa yasal düzeyde sağlayarak, kadınlarına siyasal haklarını, üye olmak istediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinden Fransa'dan 10 yıl, Belçika'dan 14, Yunanistan'dan 18, Portekiz'den 42 yıl önce veren Türkiye, nereden nereye gelmişti.
Atatürk'ün devraldığı miras neydi; 13 000 000 nüfus, ilkel bir tarım, sıfıra yakın sanayi, madenlerin büyük çoğunluğu, limanlar ve var olan demiryolları yabancı şirketlerin yönetiminde; 153 ortaokul ve lise, sadece 1 üniversite var. Halkın yalnız yüzde 7'si okuryazar. Bu oran kadınlarda yüzde 1 bile değil. Kişi başına gelir 4 lira. Bilim hayatı ve düşüncesi yok denilecek düzeyde. Anadolu, araştırmayan, nakilci ve yetersiz medreselerin elinde. Her yanda tarikatlar, tekkeler, dergâhlar... Sadece kadınlar değil, erkekler bile vatandaş sayılmıyor. Ülke, Avrupa'nın 300 yıl gerisinde…
Çok değil, onbeş yıl sonra Atatürk Türkiyesi dünyada "Türk mucizesi" olarak anılmaya başlayacaktır. Demir-çelik ve millî savunma sanayii kurulmuş, limanlar ve demiryolları yurdu sarmıştır. Onbeş yılın kalkınma hızı yüzde 10'dur; yani, sadece bir yıl değil, onbeş yıl boyunca kalkınma hızı yüzde 10. Halkevleri ve millet mektepleri açılmış, harf devrimiyle okuma-yazma seferberliği başlamış, üniversite reformu yapılmış, çağdaş yasalar yürürlüğe girmiştir. Türkiye, Osmanlının borçlarını ödemekte, aynı zamanda da kalkınmasını, bir kuruş dış yardım almadan sürdürmektedir. Lozan'da İsmet Paşaya "bir gün gelecek bizden para istemek için önümüzde diz çökeceksiniz" diye tehdit eden Lord Curzon'un ve diğer Avrupalı güçlerin beklentisi gerçekleşmemiştir. Tam tersine, bir yirmibeş yıl sonra, 1963'te, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğuna katılımını sağlayacak ilk antlaşmayı, hani, o meşhur Ankara Antlaşmasını imzalarken, dönemin Komisyon Başkanı Prof. Hallstein bakın neler söylemektedir: "Türkiye, Avrupa'nın bir parçasıdır. Bunu, bu ülkede attığımız her adımda karşılaştığımız Atatürk'ün güçlü kişiliğinin Türk toplumunda bıraktığı izlerden anlıyoruz. Bu hareketin, tarihte bir benzeri yoktur; hatta, biz, burada, gerçekleştirmek istediğimiz Avrupa Birliğinin en modern şekliyle uygulandığını görüyoruz. Bu aydınlık, akılcı, gerçekçi duruş, bilime ve eğitime verilen önem, gelişmeye, ilerlemeye yöneliş, bizim fikirlerimizin mükemmel bir uzantısı olarak görülüyor. Türkiye ile Avrupa'nın, askerî, siyasî ve ekonomik olarak birbirine bağlanmasından daha doğal ne olabilir ki?!" İşte, 1963'te, Türkiye'ye, bu nedenlerle Avrupa Birliğinin kapıları açılıyordu o zaman; çünkü, belki de insanlık tarihinde ilk defa bir büyük komutan, zaferle çıktığı bir Kurtuluş Savaşından hemen sonra, savaştığı güçlerin uygarlığını benimseyerek, kendi memleketinde radikal bir değişim gerçekleştiriyordu. Ne yazık ki, dün bizden ders alanlar, bugün, hatta bu kürsüden bize ders vermeye başladılar. (CHP ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)Daha 24 saat geçmedi.
AYŞE GÜLSÜN BİLGEHAN (Devamla)Tarihin gerçeklerle alay edercesine çarpıtılıp yeniden yazılmak istendiği ve kahramanlar ile hainlerin yer değiştirdiği bir dönemdeyiz. (CHP ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Ama, biliyoruz ki, daha Kurtuluş Savaşımız sürerken, atalarımız da, bir taraftan düşman güçleriyle vatanı kurtarmak için mücadele ederken, bir taraftan padişahın işbirlikçileri ve isyancılarla vuruşuyorlardı. Bugün, biz ne kadar kendimizi millî mücadelecilerin torunları olarak görüyorsak, kendini, hâlâ, karşı taraftan sayanların da torunlarının bulunduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) İşte, bu yüzden, çocuklarımıza ulusal destanlarımızı doğru anlatmanın ve 21 inci Yüzyılda Atatürk'ü yeniden anlamanın yollarını bulmalıyız.
Bu anlamlı günde, Atatürk'ün kurduğu bu Yüce Meclise, tekrar, saygılarımı sunarak, Atatürk'ü bir kez daha saygıyla ve şükranla anıyorum. (CHP ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 10 Kasım 2005