Gelibolu yarımadası tarihi milli parkı kan.uygulamalarının değer.veçanakkale savaşı.anma etkinlikleri hk. (10/1)
Çanakkale Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 9. Birleşim · 1. yasama yılı · 12 Aralık 2002 · 927 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Küçük (CHP), 12 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİBOLU YARIMADASI TARİHİ MİLLİ PARKI KAN.UYGULAMALARININ DEĞER.VEÇANAKKALE SAVAŞI.ANMA ETKİNLİKLERİ HK. (10/1)); konuşma 927 kelime.
Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “Gelibolu yarımadası tarihi milli parkı kan.uygulamalarının değer.veçanakkale savaşı.anma etkinlikleri hk. (10/1)”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 12 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2002-12-12-gelibolu-yarimadasi-tarihi-milli-parki-kan-uygulamalarinin-deger-vecan (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 20.2.2000 tarihinde kabul edilen 4533 sayılı Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı Kanununun uygulamasında görülen aksaklıkların yöre halkına ve esas olarak Millî Parka etkileriyle ilgili olarak verdiğimiz araştırma önergesine imza koyan 22 Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle, önergeye imza koyan Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri ve şahsım adına hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Çanakkale Savaşları, ulusal tarihimizi etkilediği kadar, uluslararası tarihi de etkileyen yüzyılın en önemli savaşlarındandır. Aradan 87 yıl geçmesine rağmen, 9 ulus, savaşın tarafları olarak, bu savaşları törenlerle anmaktadır.
Devletimiz, son yıllarda, konuya gerekli önemi göstermiş ve bu amaçla, 20.2.2000 tarihinde, 4533 sayılı özel bir yasa çıkarmıştır. Bu olumlu yaklaşımlara karşılık, uygulamada bazı aksaklıklar ortaya çıkmıştır.
Esas olarak, 1973 yılında millî park alanı ilan edilmesine rağmen, tam 27 yıl sonra, 2000 yılında yasa çıkarılabilmiş, bu süre içerisinde, yasanın çıkarılmasıyla ilgili gerekli çalışmalar yapılması gerekirken, bu çalışmaların yeteri kadar yapılmadığı ve bu çalışmalarla ilgili olarak yöre halkıyla gerekli çalışmalar yapılmadığı için, bugün aksaklıklar ve rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başlamıştır. 21.11.2002 tarihinde yasanın uygulanmasıyla ilgili yönetmelik yürürlüğe girmiş ve maalesef, yönetmelikle ilgili de birçok belirsizlik ve halkın ne yapacağını bilemediği sorun ortada durmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, bu araştırma önergesini verirken, esas olarak, sadece bu bölgede yaşayan ve bu bölgede yaşam mücadelesi veren insanların sorunlarını gündeme getirmek istemedik elbette. Bu yasanın, esas olarak çok önemli, çok farklı boyutları bulunmaktadır. Burada savaşan insanlar, savaşmış olan insanlar nedeniyle, bu yasa dünyanın birçok ulusunu ilgilendirmekte ve burada 250 000 şehit vermiş Türk halkı adına, her aileden neredeyse bir kişinin şehit düşmesi nedeniyle, Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, tüm alt kimliklerimizle tüm ulusumuzu etkileyen bir yapı ortaya çıkmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, dolayısıyla, bu yasa, hemen hemen tüm dünyayı ve Türkiye'deki tüm insanları yakından ilgilendirmektedir. Esas olarak, Çanakkale Savaşlarının, sonuçları itibariyle de, birçok kimseyi, insanı, ulusu çok yakından ilgilendirdiği konusunda, benden önce konuşan arkadaşım İsmail Özay da görüşlerini ifade etmişti.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, bölgede yaşayan insanların olması ve insanların olduğu alanda, 33 000 hektar gibi çok büyük bir alanda Millî Park Kanununun uygulanması, insan boyutunun bu yasada çok önemli olmasını gözardı etmememizi gerekmektedir. Burada yaşayan insanların, bu insanların sorunlarının çözümünün ve üretimle ilgili sorunlarının çözümünün, esas olarak, yasanın ruhunu oluşturması gerekmektedir ve tabiî, burada yaşayan insanlar, Türkiye'deki genel sorunlardan etkilendikleri gibi, yasayla birlikte özel sorunlara da sahip olmuşlardır.
Bir defa, yöre halkıyla yaptığımız görüşmelerde bu alanın çok geniş olduğu şikâyeti önde gelen sorun olarak tespit edilmektedir. 330 000 hektar millî park alanı olarak ilan edilmiş ve dolayısıyla çok geniş bir kitle, çok geniş bir insan grubu, çok geniş bir coğrafya, yasanın uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Çünkü, hizmet yapılacak alan, altyapı hizmeti verilecek olan alan büyümekte ve dolayısıyla, maliyeti pahalı bir proje karşımıza çıkmaktadır.
Yine, bu alandaki köylerde yaşayanlara, burada yaşayan üreticilere Hazine arazilerinin kullanılmasında, maalesef, gerekli öncelik ve gerekli yardım sağlanamamakta, bu konuda yoğun şikâyetler alınmaktadır. Hazine arazilerinin kiralanmasıyla ilgili ücretlere yapılan zam buradaki üreticileri rahatsız etmekte ve üretim yapmalarını engelleyen bir unsur haline gelmiş bulunmaktadır.
Yine, köylere ait olduğu raporla saptanmış olan orman içindeki düz arazilerin zeytin üretimine terk edilmesi ve bu köylülere zeytin üretimi için verilmesi gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, normal olarak, buradaki millî parkı korumak için, tahıl üretiminden halk uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır yangın tehlikesinin azaltılması için. Meyvecilik ve zeytincilik teşvik edilmeye çalışılmakta; ama, bu konuyla ilgili olarak ne yöre halkına ne de Türkiye'de bu konuyla ilgili üretim yapan insanlara hiçbir seçici destekleme imkânı yaratılmamaktadır; bu konu da çok önemlidir. Siz, bir üretim anlayışından ve kültüründen başka bir üretim anlayışı ve kültürüne insanları geçirmek istiyorsanız, mutlaka, özendirici tedbirler almak durumundasınız.
Bölgede daha çok yağ bitkileri üretimi yapılmaktadır. Özellikle, Gelibolu ve köyleri, Trakya'nın devamı olarak, etkin bir ayçiçeği tarımının yapıldığı alanlardır; ama, Çokal Barajının bitirilememesi ve arazilerin sulanamaması, ayçiçeği tarımıyla ilgili -maalesef, ülkemiz 600 000 ton bitkisel yağ ithal etmesine rağmen- gerekli desteklerin üreticiye sağlanamaması nedeniyle üretici mağdur durumdadır.
Gene, zeytin üreten arkadaşlarımızın önemli sorunları var. Zeytinde, hepimizin bildiği gibi, var yılı ve yok yılı vardır. Bu yıl var yılıdır; ama, maalesef, fiyatlar, geçen yılın bile çok altında kalmaktadır. Hâlâ, hükümet, zeytin üreticilerine, zeytinyağına prim desteği verip veremeyeceği konusunda bir açıklama yapmamıştır, yapamamıştır, üretici beklenti içerisindedir.
Değerli arkadaşlarım, bizim önerimiz şudur: Bu Millî Park Yasasının, esas olarak, mutlaka, yeniden ele alınması, yöre halkıyla ve yörede yaşayan insanlarla, yörede yaşayan insanların demokratik önderleriyle, muhtarlarla, belediye başkanlarıyla ve sivil toplum örgütü ileri gelenleriyle iletişim halinde, onların görüşleri alınarak, çok ciddî bir araştırma yapılarak, bölgede ve Mecliste bir komisyon kurularak bazı tedbirlerin alınması gerekmektedir. Mesela, bu alanın çok seçici ve özenli bir şekilde daraltılmasının yasanın daha kolay uygulanmasına olanak vereceğini tahmin ediyoruz.
Çanakkale, tabiî, millî parklar açısından sorunların önemli olduğu bir il. Bu millî parkın dışında, Çanakkale'de iki tane daha millî park var. Bunlar, bildiğiniz gibi, Troya Millî Parkı ve Kazdağı Millî Parkı. Benzer sorunlar buralarda da yaşanıyor. Ama, ilk kanun, Gelibolu Tarihî Millî Parkıyla ilgili çıkmış ve bu ilk kanunla, halk arasında uzlaşma, barış sağlanamayınca, diğer yörelerde millî park sınırları içinde yaşayan halkımız da büyük bir tedirginlik içerisinde kalmıştır. O nedenle, biz, Gelibolu Tarihî Millî Parkı Yasasının uygulaması ve gene, yasa kapsamıyla ilgili çok ciddî bir araştırmanın yapılmasını doğru ve önemli buluyoruz.
Değerli arkadaşlarım, yörede, ayçiçek yağı ve zeytin üretiminin yanında hayvancılık yapılması teşvik edilmekte; ama, küçükbaş hayvan yetiştirecek olsanız, tabiî, küçükbaş hayvanın yetiştirileceği alanlar daraltılmakta. Büyükbaş hayvan yetiştirecek olsanız, teknolojik olarak yatırım yapabilmeniz için inşaat yapmanız gerekmekte. Tabiî, Millî Park Kanunu bu yatırımları engellemektedir.
Yöre, balıkçılık açısından çok uygun bir yöredir; ama, yörede, balıkçı barınakları yetersizdir. Seddülbahir balıkçı barınağı, maalesef, yetersizdir. Birkaç gün önce yaşanan fırtınada, öğrendiğimize göre, maalesef, Beşyol Köyünde 2 balıkçımızı kaybettik. Kendilerine Tanrı'dan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
6 konuşma daha · 12 Aralık 2002