İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 9. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sağlık lisesi mezunları hk.

Recep Akdağ

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 9. Birleşim · 1. yasama yılı · 12 Aralık 2002 · 1.565 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Akdağ (AK Parti), 12 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK LİSESİ MEZUNLARI HK.); konuşma 1.565 kelime.

Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Sağlık lisesi mezunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 12 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2002-12-12-saglik-lisesi-mezunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Sayın Göktaş'a, sağlık dönüşüm projemizden bahsetmemi sağlayacak bir fırsat verdiği için özellikle teşekkür ediyorum. Gerçekten, sağlıkla ilgili, bir kısmı kanayan, bir kısmı da kangren olmuş bazı yaralara parmak basmıştır ve süresi 5 dakika olmasaydı, öyle zannediyorum ki, bunların çok daha fazlasını bize anlatacaktı.

Gerçekten, ülkemiz, sağlık göstergeleri ve sağlık hizmeti açısından Avrupa ülkeleriyle, gelişmiş ülkelerle kıyasladığımızda son derecede geri kalmaktadır. Birçok noktada çok mesafe almamız gerektiği açıktır. Bugüne kadar sağlıkla ilgili birçok reform projesi düşüncesi ortaya konulmuş, Sağlık Bakanlığımız ve ilgili diğer bakanlıklar birlikte kâğıt üzerinde bazı projeler geliştirmişlerdir; ancak, maalesef, bu konuda atılması gerekli olan adımlar cesaretle atılamamış ve gerçek bir dönüşümün startı asla verilememiştir.

Sağlık, bir anlamda, ertelenemez ihtiyaçların ortaya çıktığı bir alan olması itibariyle, hakikaten, hepimiz için, halkımız için son derece önemli bir konudur. Ülkemizin ciddî bir ekonomik darboğazdan geçtiğini hepimiz biliyoruz. Bu anlamda, insanlar birçok ihtiyaçlarından belki vazgeçebilirlerdi, vazgeçtiler; ancak, sağlıkla ilgili ihtiyaçların hiçbirisinden, hiçbir vatandaşımızın vazgeçmesi düşünülemez. Bu itibarla, sağlıkla ilgili meselenin, hükümetimizin gündeminde önemle yer aldığını belirtmek isterim.

Önce, müsaade ederseniz, Sayın Göktaş'ın bahsettiği bu sağlık meslek liselerinden mezun olan kişilerle ilgili konunun üzerinde durayım. Gerçekten, müthiş bir yığılma var ve aslında bizim, bu personelin önemli bir kısmını kullanmaya ihtiyacımız da var. Bugün, Türkiye'de hekim istihdamı açısından ciddî bir açığımız yok. Özellikle kamu sektörü dışındaki kaynaklar da dikkate alınırsa, ülkemizde önemli bir hekim açığının olmadığını biliyoruz. Ancak, dağılım dengesizliği yaşıyoruz ve bu, problemlere yol açıyor. Bölgelerarası, hatta, bir il içerisindeki yöresel dağılım dengesizlikleri, bu anlamda hizmeti ciddî ölçüde aksatmaktadır.

Yardımcı sağlık personeline sıra geldiğinde ise, gerçekten, bugüne kadar istihdamın yetersiz olduğunu görüyoruz. Özellikle hemşire sayımız, çağdaş ülkelerle kıyaslanamayacak kadar yetersiz düzeydedir. Tabiî ki bunları, önümüzdeki bütçe imkânları çerçevesinde artırmaya çalışacağız ve bu konuya mümkün olduğu kadar da kaynak aktaracağız.

Ancak, şunu da söylemek isterim: Sağlık Dönüşüm Projemiz, kamu kaynaklarının yanı sıra, özel sektör kaynaklarının da sağlık hizmetinde etkin bir biçimde kullanılmasını amaçlamaktadır. Bu itibarla, sağlık hizmetini satın alacak olan kamu sigortacılığının, standardizasyonu yapılmış ve akredite edilmiş özel sektörden de hizmeti alması hususunda ilgili bakanlıklarımızla birlikte çalışmalarımızı başlatmış durumdayız. Ancak şunu açıklıkla söylemekte fayda var, gerçekten, kamu sektöründe de biz, bu personelin önemli bir kısmını istihdam etmeliyiz ve bunu da önümüzdeki günlerde yapacağız.

Sayın milletvekilimizin, mezun olmuş bu personelin yerleştirilmesi hususundaki önerilerini de mutlaka dikkate alacağız.

Tabiî ki, bunun, ÖSYM yoluyla yerleştirilmesi, oldukça objektif bir yöntemdir. Ülkemizde personel istihdamı sırasında, maalesef, geçmişte yaşanmış olan sübjektif değerlendirmelerin önünü alabilecek en pratik yaklaşımlar, merkezî yerleştirmelerdir.

Tabiî, mezuniyet tarihleri de dikkate alınabilir mi; mutlaka bunu da değerlendirmek lazım; üzerinde durulması gerekli bir öneri olduğunu düşünüyorum.

Özellikle hemşirelerin lisans eğitimi seviyesinde eğitim almaları da sağlık konusunda önemli bir noktadır. Gerçekten hemşirelerimiz sağlık meslek liselerinde aldıkları eğitimle bazen yeterli olamamaktadırlar hem yaşları itibariyle hem de aldıkları eğitim itibariyle. Dolayısıyla, bu anlamda da yüksek lisans eğitiminin ve lisans sonrası eğitiminin hemşirelik eğitimi açısından gerekli olduğunu düşünmekteyiz. Bu hususta ilgili mevzuat gözden geçirilmeye başlanmıştır Bakanlığımızda. Tabiî, sayı az olunca, değerli milletvekilimizin ifade ettikleri gibi hem nöbetlerde hem de ücretlendirmede problemler olabilmektedir.

Ben, müsaadenizle, sağlık dönüşüm projemizden, bu anlamda, kısaca bahsetmek istiyorum. Çünkü, meselenin çözümümün, biz, burada yattığına inanıyoruz. Ülkemizde, kamu sağlık sigortacılığı ile kamuda hizmetin sunumu, maalesef, birbiriyle karışık bir biçimde bugüne kadar getirilmiştir. Yani, örnek vermek gerekirse, bir Sosyal Sigortalar Kurumu hem sigortacı kurum hüviyetindedir hem de hizmeti sunan kurum hüviyetindedir, bunun hizmetin kalitesini olumsuz bir biçimde etkilediği açıktır. Hükümetimiz, temel bir sağlık paketi çerçevesinde, kamu sigortacılığını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının çatısı altında toplama kararındadır. Bu, hükümet programımızda da yer almıştır ve biz, kabinenin açıklanmasından sonraki üçüncü günde ilgili sayın bakanlarımızla bir araya gelerek bu konuda çalışmalarımızı başlatmış durumdayız. Bürokratlarımızdan hemen bir durum değerlendirmesi aldık, onuncu günde bir ön rapor aldık ve içinde bulunduğumuz ayın 16'sında da ikinci ilerleme raporunu alacağız. Bir ekip, kamu sigortacılığının standardize edilmiş bir şekilde, bir elden yürütülmesi hususunda çalışmalarına devam etmektedir. Bu anlamda, kamu hastaneciliğinin de bir elden yönetilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kamu hastaneciliğini yönetecek bakanlığımız da, Sağlık Bakanlığımız olacaktır. Bir başka deyişle, vatandaşlarımız, yan yana iki hastaneden birinin yatakları doluyken ötekine gidememek gibi bir çelişkinin, bir anlamda dramın olumsuz etkisinden kurtarılmış olacaktır; yani, sigortalı hastalar da diğer kamu hastanelerinden faydalanabilir duruma gelecektir. Özellikle, sosyal sigortalardan bahsetmemin sebebi şudur: Bizim ülkemizde yatak kaynakları ve personel kaynakları açısından, maalesef, en dar imkâna sahip olan sigortalı grubu sosyal sigortalı gruptur. Dolayısıyla, öncelikle bu grubun, diğer hastanelerin imkânlarından faydalanabilir duruma getirilmesi gerekmektedir.

Bizden önceki dönemde, her iki bakanlık arasında bir protokol imzalanmış; ancak, bu protokol, maalesef, iyi yürütülememiştir. Şu anda, geçici bir dönem için, yani, kamu hastaneleri Bakanlığımızın yönetimi altında toplanıncaya kadar -çünkü, bu bir süreçtir, bir zaman alacaktır- Sosyal Sigortalar Kurumuyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Bakanlığımız arasındaki bu protokol de şu günlerde geliştirilmektedir; biraz daha kolay yürüyebilir bir protokolü de geliştirme aşaması içerisindeyiz.

Şimdi, bu iki alanın, yani, sigortacılık alanı ve sağlık hizmetinin sunumunun birbirinden ayrılacağı süreç içerisinde, sağlıkta bilgi enformasyonunu da güçlendireceğiz. Bunun anlamı şudur: Bütün yurtta sağlıkla ilgili bilgi, ortak bir bilgi kaynağı olarak kullanılabilecektir. Bunun da önçalışmalarını başlatmış durumdayız. Hekimler, sağlık yöneticileri, sağlık idarecileri, sağlık sigortacıları, hastalar ve hastaların idarî ve malî işlemleri hakkında, ortak bir bilgi ağı içerisinde bilgi alabileceklerdir ve asıl görevi sağlık politikalarını belirlemek olan Sağlık Bakanlığı ve diğer kuruluşlar da, bu anlamda, merkezî bir veri tabanına da kavuşmuş olacaktır. Bütün bu çalışmalarımızı yürütürken ve geliştirirken, hem konuyla ilgili olan sivil toplum örgütleriyle hem de özel sektörle işbirliği içinde çalışacağız. Bu anlamda, Türk Tabipler Birliğiyle ve bazı sendikalarımızla bugüne kadar görüşmelerimizi yaptık ve bundan sonra daha geniş kapsamlı, daha geniş katılımlı çalışmalarımızı birlikte yürüteceğiz. Sektörel işbirliğinin, bu anlamda başarılı olmak için çok önemli olduğuna inanıyoruz.

Sistemimizin esasını teşkil edecek olan nedir? Bugün, ülkemizde, maalesef, yine, çağdaş olmayan bir yaklaşımla, bir tarzla, hastaların hekimlerini seçemediğini görmekteyiz. Sigortalı da olsanız, bir hastaneye gittiğinizde, o hastanenin polikliniklerinde kuyruğa girmeniz gerekmekte ve karşınıza çıkan hekimi de siz seçememektesiniz. Oysa, dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde hastaların bu hakkı vardır. Dolayısıyla, birinci basamak hekimliği dediğimiz seviyede "aile doktorluğu" denen ve gelişmiş ülkelerin hemen hemen hepsinde değişik varyasyonlarla uygulanan bir modeli bu ülkeye getiriyoruz. Kişilerin kendi bulundukları bölgelerde, özgür iradeleriyle seçebildikleri hekimleri olacak ve bu hekimlerden birisine kayıtlı olarak, kendilerine onu aile doktoru olarak seçeceklerdir ve bu doktoru da, kendileri arzuladıkları zaman, belli ölçüler içerisinde kalmak şartıyla değiştirebileceklerdir; sistemin esasını bu teşkil edecektir.

Bu kişilere, ikinci basamak hekimliğiyle ilgili ihtiyaçları olduğunda birinci basamak hekimlere yol gösterecekler ve ikinci basamaktaki uzman hekimlere başvuruları sırasında da, kişiler tamamen özgür olacaklardır. Yani, başvurmak istedikleri uzmanı aile doktorlarıyla birlikte seçeceklerdir. Müsaade ederseniz, bunu da örnekle anlatayım: Kayıtlı olduğunuz aile doktorunuza gittiniz ve bir uzmana gitmeniz gerekti, böyle bir ihtiyaç hâsıl oldu, aile doktorunuzla birlikte bir uzman seçtiniz. Aile doktorunuz bu uzmanı telefonla arayacak ve sizin için randevu alacaktır. Bu randevu çerçevesinde de siz bu uzmana gideceksiniz ve ondan tedavinizi alacaksınız. Bütün bilgiler, yine, sizin kişisel hasta dosyanızda saklı tutulacak, bu, tercihen bir elektronik ortamda olacak ve sonuçta, aile doktorunuz, sizin bu aldığınız tedaviyi de takip edecektir. Sistem bu şekilde çalışmış olacaktır. Dolayısıyla, bütün hekimler, hasta memnuniyetini önplana almak zorunda kalacakları için sistem çalışabilecektir. Bugüne kadar sağlık konusunda yapılmaya çalışılan iyileştirmelerin başarısız olmasının en önemli sebebi, hastaların bu anlamdaki özgürlüklerinin bu ülkede olmayışıdır. Bu özgürlüğü hastalara ve ailelere verdiğimizde sistem işlemeye başlayacaktır.

Acaba, bu, finansman açısından ciddî bir problem ortaya koyacak mıdır; tabiî, bununla ilgili çalışmalarımızı da yürütüyoruz ve itiraf etmeliyim ki, finansman açısından elimizde çok fazla veri yok. Sağlık finansmanı açısından Türkiye'de çok ciddî veriler yok; ancak, şunu çok iyi biliyoruz: Sağlıkta, bu dağınık ve düzensiz işleyişten dolayı korkunç bir israf yaşanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde sağlık harcamalarında yüzde 15'ler civarında olan ilaç harcamaları, bizim ülkemizde, maalesef, yüzde 50'lere yaklaşmaktadır. Dolayısıyla, sağlıklı çalışan bir aile doktorluğu ve bilgi enformasyon sistemi içerisinde bu israf azalacağı için, sağlıkta finansman sorunu da kısmen çözülmüş olacaktır. Ancak, şunu söylemeliyiz ki, sağlık, bir ülkenin ekonomisinden ayrı mütalaa edilemez. Bugün, sayın milletvekilimizin bahsettiği değerli evlatlarımızın işsiz olmalarının en önemli sebebi, ülkemizin geçmişte içine düştüğü ekonomik sıkıntıdır. Aslında, Sağlık Bakanlığı, geçmişte de bu elemanları istihdam etmek istemiştir; ancak, kısıtlı bütçe kaynakları, maalesef, buna imkân tanımamıştır. Dolayısıyla, bütün bu konuştuğumuz, ifade etmeye çalıştığım bu sistemi oturtmak için, ekonomin de, bu anlamda iyileşmesi gerektiği açıktır ve biz, hükümet olarak, düzelmeye başlayan önümüzdeki ekonomik göstergelerle bunu yakalayacağımıza inanıyoruz.

Tabiî, bu anlattıklarım, gerçekten, başarılması zor işler gibi görünebilir; ancak, biz, bu konuda başarılı olmaya kararlıyız ve bu dönüşümü gerçekleştireceğimize inanıyoruz. Bu itibarladır ki, biraz önce de bahsettiğim gibi, Kabinenin açıklandığının 3 üncü günü bu çalışmalarımızı başlattık. Geçmişte bu konudaki projeler, bakanlıklararası çalışmalarla, bu şekilde, maalesef, ileriye götürülememişti. Bir anlamda, sağlık konusundaki bu dönüşümü yapmak hususunda, biz, gemilerimizi yaktık ve benim bakanlığımın ilk günlerinde özellikle kamuoyuna anlatmak istediğim ve kamuoyuna mal etmek istediğim husus, bu sağlıkta dönüşüm projesidir. Sağlık Bakanlığımızın, rutin, günlük, haftalık, aylık işlerinin arasında boğulmasını ve bu şekilde, bir anlamda, bu projenin hayatiyete geçirilmesinin engellenmesini önlemek amacıyla, güçlü bir ivme kazandırmak hususunda projemizi kamuoyuna mal etmeye çalışıyoruz.

Şunu özellikle vurgulamak isterim: Biraz önce size anlattığım şeyler, bizim kendi önümüzdeki yol haritamızdır; bunun zamanlaması hususunda, vaktimiz kısıtlı olduğu için bilgi veremedim. Bu, bizim önümüzdeki yol haritamızdır; bu anlamda, bu yol haritamızı geliştirirken, meselenin detaylarını geliştirirken, mutlaka, konuyla ilgili taraflarla, konuyla ilgili sektörle birlikte hareket edeceğiz. Biraz önce de bahsettim, Türk Tabipler Birliği, eczacılarla ilgili sivil kuruluşlar, diş hekimleriyle ilgili sivil kuruluşlar, sendikalar, memur sendikaları, işçi sendikaları gibi, konuyla ilgili bütün taraflarla, birçok kereler bir araya gelecek ve bu sistemi yerli yerine oturtmaya çalışacağız.

Bu açıklama fırsatını bana vermiş olduğu için, sayın milletvekilimize, özellikle tekrar teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

6 konuşma daha · 12 Aralık 2002

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook