Orman köylülerinin sorunlarının ve kalkınmalarını araştırılarak alınması gereken önlemler, (10/69,118)
Çanakkale Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 103. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Temmuz 2003 · 1.868 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Küçük (CHP), 8 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORMAN KÖYLÜLERİNİN SORUNLARININ VE KALKINMALARINI ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER, (10/69,118)); konuşma 1.868 kelime.
Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “Orman köylülerinin sorunlarının ve kalkınmalarını araştırılarak alınması gereken önlemler, (10/69,118)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2003-07-08-orman-koylulerinin-sorunlarinin-ve-kalkinmalarini-arastirilarak-alinma (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ülkemizde yaklaşık 20 000 orman köyünde yaşayan 7 000 000-7 500 000 insanın sorunlarının araştırılması, bu vesileyle, hem bu köylülerin hem de içinde yaşadıkları bu doğal ortamın, ormanların sorunlarının araştırılmasıyla ilgili olarak verdiğimiz önergenin, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sözcülüğünü yapmak üzere karşınızda bulunuyorum. Bu vesileyle, Sayın Bakanın da ifade ettiği üzere bu ülkenin en yoksul, en ihtiyaçlı kesimi olan, en fakir insanları olan orman köylülerini, Yüce Meclisi ve tüm ulusumuzu, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, araştırma önergeleri, tabiî, bir milletvekilinin denetim olarak kullanabildiği en etkili organlardan bir tanesi; özellikle, muhalefet milletvekillerinin, Meclisin çalışmalarını yönlendirmesi, yürütmenin çalışmalarını denetlemesi ve oluşabilecek politikalar üzerinde etki yaratabilmesinin en temel aracı. Biz de, bu nedenle, önemli bulduğumuz alanlarda ve sorunlu kesimlerin, ülkemizde gerçekten büyük sıkıntı yaşayan kesimlerin sorunlarını Meclise taşıma ve bu önergelerle, hükümetin politikalarını bu insanların sorunlarını çözebilecek şekilde yönlendirme gayreti içinde bulunuyoruz.
Arkadaşlarımla birlikte verdiğim 4 üncü araştırma önergem görüşülüyor. Daha önce, hepinizin bildiği gibi, benim seçim bölgem olan Çanakkale'nin çok spesifik sorunu olan, 2 tane adamızın çok özel sorunlarını buraya taşımıştık; görüşülmüş ve maalesef, İktidar Partisi milletvekillerinin oylarıyla, bu önerge reddedilmişti. Tabiî, yeterli önemde bulunmayabilir; ama, İktidar Partisi adına konuşan arkadaşlarımız, bu sorunların çözüleceğiyle ilgili önemli şeyler söylediler; ama, maalesef, Gökçeada ve Bozcaada'nın hiçbir sorunu çözülememiştir. Sorunların tespitleri yapılmış; ama, sorunların çözümüyle ilgili hiçbir adım atılamamıştır.
Yine, Çanakkale'de çok özel bir konuma sahip olan Gelibolu Tarihî Millî Parkıyla ilgili verdiğimiz araştırma önergesinde işaret ettiğimiz sorunlar, Gelibolu Tarihî Millî Parkı içerisinde yaşayan 10 000 insanımızın çok özel hiçbir sorunu çözülmemiş ve verilen sözler maalesef tutulamamıştır.
Ardından, yine, esnafın sorunlarının çözülmesiyle ilgili verdiğimiz araştırma önergesi, İktidar Partisinin de isteğiyle ön sıraya çekilmiş, maalesef, İktidar Partisi milletvekillerince reddedilmiştir ve söylenilen şeyler, maalesef gerçekleştirilememiş, esnafın sorunları hiçbir şekilde çözülememiştir. Şimdi diyeceklerdir ki, biz, esnaf kredilerinin faizlerini 14 puan düşürdük. Teşekkür ederiz; eğer, bu kredi faizlerinin enflasyon boyutuna yaklaşan bir şekle gelmesinde, muhalefet milletvekili olarak, muhalefet grubu olarak, araştırma önergemizde ve yaptığımız konuşmalarla çözüme katkı vermişsek, bundan mutlu oluruz; ama, bu, esnafın, işaret ettiğimiz sorunlarının sadece bir tanesidir. Ayrıca, bu finansman temin etme aracının 14 puan düşürülmesi, meseleyi halletmiyor. Ne kadar kaynak kullandıracaksınız esnafa? Eğer, siz, finansman teminiyle ilgili olarak başvuran esnafa "finansman yok" şeklinde cevaplar veriyorsanız "10 000 000 000 liraya kadar finansman kullandıracağız" deyip "elimizde finansman yok, bugünlük 1 000 000 000 al, git" veyahut da "bekle bakalım, araştıralım" diyorsanız, meselenin bu boyutunu bile çözememiş olursunuz.
AGÂH KAFKAS (Çorum)Demiyoruz...
AHMET KÜÇÜK (Devamla)Değerli arkadaşlarım, yine, bu ülkede, tarımın sorunlarını çözmeden hiçbir sorunu çözemezsiniz dedik. Tarımın sorunlarının çözülmesiyle ilgili, konuların araştırılmasıyla ilgili, politikaların oluşturulmasıyla ilgili araştırma önergemiz de reddedildi burada; hem gerilerden çekildi hem de reddedildi. Peki, tarımın sorunlarını çözmekle ilgili bu önergeyi reddettiniz de, ne yaptınız? Ne yapılmıştır? Tek destekleme aracı, destekleme enstrümanı olarak kullanılan doğrudan desteklemelerin, maalesef, ülkenin büyük çoğunluğunda, hâlâ 2002 yılının yüzde 60'ı ödenmemiştir. Bu doğru mudur? Siz, insanlara, vergisini ödemeyince, sigortasını ödemeyince, devlete olan borcunu ödemeyince faiz uyguluyorsunuz, onları sorumluluk altında tutuyorsunuz; ama, onlara taahhüt ettiğiniz doğrudan desteklemeyi ne zaman ödeyeceğinizi hâlâ söylemiyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, bu yollar yol değil. Biz, bu ülkede, mutlaka, bu insanların, üreten insanların, üretme ihtiyacı ve arayışı içinde olan insanların sorunlarına sahip çıkmalıyız ve ülkede, tarımın sorunlarını çözmezsek hiçbir sorunu çözemeyiz, bunu unutmamalıyız.
HALİL AYDOĞAN (Afyon)Kaynak öneriniz var mı?
AHMET KÜÇÜK (Devamla)Değerli arkadaşlarım, ormanlar yaşam kaynağımızdır dedik. Bu ülkenin en büyük doğal zenginliği ormanlarımızdır. Hâlâ kadastrosunu yapamadığımız bu coğrafyanın 20 700 000 hektarında ormanlar mevcuttur. Orman diye tarif ettiğimiz, ama, hâlâ, neresinin orman olup neresinin olmadığını belirleyemediğimiz ormanlar... Orman kadastrosunu da bitirememişiz ve bu ormanların kenarında ve içinde 7 500 000 insanımız yaşıyor. Bu insanlar, bu ormanların içinde, en olumsuz şartlarda yaşam savaşı veriyorlar. Her gün usanarak, bıkarak, göç ederek inadına yaşıyorlar, mücadele ediyorlar ve içinde yaşadıkları ormanların olanaklarından, maalesef, doğru faydalandırılmıyorlar, doğru yararlanamıyorlar, doğru desteklenmiyorlar. Bugün, hâlâ, bütün göçlere rağmen, ülkemiz nüfusunun yüzde 35'i kırsal kesimde yaşıyor ve bu ülkede her 2 köyden 1 tanesi orman köyü, her 3 köylüden 1 tanesi de orman içinde yaşıyor. Sayın Bakanım söyledi, bu ülkenin en yoksul insanları... Bakın, yoksulluk değil, açlık sınırının altında yaşıyor bu insanlar. Günlük 1 doların altında kazanıyor bu insanlar. Bunların, orman köylülerinin millî gelirden aldıkları payın kişi başına 200 ile 300 dolar arasında olduğu iddiaları var; ama, hiç kimse 300 doların üzerinde aldığını söyleyemiyor. Bu insanların çok özel, çok spesifik, çok kendine özgü sorunları var. Bu insanlar bu ülkenin en yurtsever insanları. Bu insanlar, askerliği en zor yerlerde yapıyorlar, bu ülkenin en zor şartları altında çalışıyorlar ve hiçbir sosyal güvenceleri yok, devletin kendileriyle ilgili aldığı hiçbir tedbir yok. Maalesef, ormanla köylü barışık değil, ormanla kavgalı bir köylü var. Bugün, orman köylülerinin olduğu ilçelere gidin bakın, davaların yarıdan çoğu ormanla köylü arasındaki mücadele ve kavga.
Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar uygulanan politikaların, bugüne kadar uyguladığımız yönetim anlayışının doğru bir anlayış olmadığı bellidir. Devlet, ormanları iyi yönetememiştir, orman köylüsüne sahip çıkamamıştır ve bu anlayış, maalesef, ceberut bir anlayıştır. Mutlaka, bu işe, hem ormana hem orman köylüsüne sahip çıkarak ve orman köylüsünün ormanın içinde yaşarken üretim heyecanını yüreğinde duyabileceği bir politikayı belirlemek zorundayız. Mutlaka, millî bir ormancılık politikası bulmak zorundayız, oluşturmak durumundayız.
Tabiî, orman köylülerinin, tarımdan başka sorunları da var; ama, tarımla bütünleşen sorunları da var; sonuçta, yaptıkları faaliyet, üretim faaliyeti, tarımsal bir faaliyettir. Orman köylüleri, her ne kadar ormanda çalışıyor, ormandan yaklaşık -kesme, sürtme geliri olarak- 10 000 000 dolar civarında gelir elde ediyorsa da, tarımsal faaliyette de hiç düzeyinde yaşıyorlar; o bozuk tarım alanlarında üretim yapma, buğday üretme, hayvancılık yapma uğraşı içerisindedirler.
Orman köylerindeki tarım işletmelerinin maalesef çok küçük yapıları vardır. Türkiye'de, bitkisel tarımla ilgili arazi büyüklüğü -ki, Avrupa'nın onda 1'i büyüklüğündedir işletme büyüklüğü olarak- ortalama 50 dekarlar düzeyindeyken, orman köylerinde bu 25 dekarlar düzeyine düşmektedir.
Orman köylüsü, hem verimsiz alanlarda tarım yapmakta hem de minimum işletmelerde üretim yapma gayreti içindedir; dolayısıyla, artık, rekabet edemez ve orman köyünde yaşamını asgarî koşullarda bile devam ettiremez bir durumla karşı karşıyadır.
Değerli arkadaşlarım, süratle, orman köylülerinin, devlet altyapı yatırımlarından aldığı payı artırmalı ve onların yaşamlarını daha kaliteli hale getirip, orman köylerinden kentlere doğru oluşan plansız göçün önüne geçmeliyiz. Bu ülkede, artık, insanlar, dengini sırtına alıp, şehre koşup, bir kenara atıp, başka bir orman arazisini işgal ederek, devletin başına, milletin başına yeni bir sorun olmamalıdır.
Değerli arkadaşlarım, bu zor şartlar içinde yaşayan orman köylüsü, günümüzde, hiçbir toplumsal güvenceye sahip olmaksızın, ücretli köle durumunda çalışmaktadır. Onbinlerce orman köylüsü, kadın, erkek, çocuk demeden, iş kazası riski, meslek hastalığı oranı son derece yüksek olan orman işçiliğiyle uğraşırken, yeni Kamu İhale Yasası, maalesef, bu zor şartlardaki vatandaşlarımızı müteahhit konumuna sokmuştur. İhale Kanunuyla ilgili değişiklik yapılırken, bu, mutlaka göz önünde bulundurulmalı ve orman köylülerinin konumu, yeniden, doğru bir şekilde, sosyal politikaları öne alacak anlayışlar içerisinde, mutlaka tarif edilmelidir.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, sorunlar çok; bu sorunları çözmek ve bu göçlerin önüne geçmek, bu göçleri planlı bir şekle döndürmek lazım. Biz, elbette, kırsal kesimdeki bu yüzde 35'lik nüfusumuzla, Avrupa Birliğinin ve dünyanın saygın bir devleti olamayız; ama, bu göçler, planlı, olması gerektiği yerlerden, olması gerektiği biçimde olmalıdır ve mutlaka bu planlamayı yapmamız gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bugün, orman amenajman planları ve bir silvikültür planlanmasından öteye geçmeyen klasik şekilden kurtarılarak, yalnız orman aslî ürünlerinin planlanması şeklinde değil, orman tali ürünleri de dahil olmak üzere, ormanın ekonomik değerleri yanında, sosyal değerlerinin, bu arada, ormanlar ve ormancılığımızla iç içe bulunan orman köylülerinin sosyoekonomik kalkınmalarını kapsayacak havza kalkınma planlarını yaşama geçirmek zorundayız. Orman köylülerinin, orman içerisinde yaşayan insanların kurtuluşundaki temel politika bu olmalıdır. Aynı coğrafyada aynı sorunları yaşayan insanların benzer sorunlarını tespit edip, oralarda yapacağımız çalışmaları mutlaka ortak bir çalışma biçimine getirip, 30-40 köylük havza planlamaları yapıp, oralarda, belli ürünlerin -orman tali ürünlerinin, meyveciliğin- gelişmesini sağlayıp, doğru hayvancılık politikalarını destekleyip, havza planlarını mutlaka hayata geçirmeliyiz.
Havza amenajman planlarının uygulanması, yetkililerce donatılmış bir kuruluşça, örneğin Orköyce sürdürülmelidir. Bu konuda, orman köylüleri, özel ödeneği, aracı finansmanı kullanacağından, özel ödenek ve kaynaklar daha da güçlendirilmelidir. Orman köylülerinin, altyapı ve sosyal yatırımlara hız verilerek, öncelikle yol, su, elektrik, okul ve benzeri doğal ihtiyaçları, mutlaka, en kısa sürede karşılanmalıdır. Ormancılık sektöründen sağlanan yararlar orman köylülerinin kalkınmaları için yeterli olmadığından, bunlar, ormancılık dışı sektörlerle uğraşmak zorunda kalmaktadır. O nedenle, hayvancılık, tarım, el sanatları ve benzeri projeler mutlaka bu bölgelerde çok ciddî ve planlı bir şekilde uygulanmalı ve buralara kesin olarak destek verebilecek ucuz krediler temin edilmelidir.
Orman köylerinde fondan desteklenerek kurulan aile işletmelerinin ürünlerini değerlendirecek endüstriyel ve agroendüstriyel tesislerin, yine orman köylülerince kurulacak kalkınma kooperatifleri vasıtasıyla kurulmaları sağlanmalı, bu amaçla da kooperatifçiliğin geliştirilmesi ve düşük faizli kredi ve sübvansiyonlarla desteklenmesi temin edilmelidir. Ayrıca, şirketleşme ve bunun gibi kuruluşlar da teşvik edilmelidir.
Orman köylerinde kurulacak tesisler ve faaliyetlerde vergi muafiyeti, vergi indirimi gibi teşvik ve tedbirler uygulanmalıdır. Orman köylerinin hemen yakınında bulunan düşük verimli orman alanlarının köy tüzelkişiliğine tahsis edilip, orman idaresi ve köylü işbirliğiyle imar ve ihya edilerek köylünün yakacak ihtiyacının -köylünün çalışmalarını da, buralardaki üretim gücünü de harekete geçirerek- köylünün odun ihtiyacının bu alanlardan karşılanması ve ormanlar üzerinde baskının azaltılması gerekmektedir.
Orman niteliğini kaybetmiş ve bugünkü siyasetimizin, gündemimizin önemli bir bölümünü işgal eden 2/B'lerle ilgili olarak mutlaka doğru bir politika ve doğru bir uygulama hayata geçirmek zorundayız. Orman köylüsünün sorunlarını çözerken, ormanları yok edebilecek veya orman alanlarına tecavüz etmiş insanları ödüllendirebilecek anlayışlardan süratle kaçınmamız lazım. Orman köylülerinin yaşam alanı içerisinde bulunan, onların tarım amaçlı kullandığı arazilerin mutlaka orman köylülerine ücretsiz olarak verilmesi lazım ve buralarda doğru üretim yapabilmeleri, tarımla ilgili doğru ürünleri üretebilmeleri için mutlaka destek verilmeli ve organizasyonlar yapılmalıdır.
Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, bugün 2/B kapsamı içerisinde, kent mücavir alanları içerisinde, maalesef, belli mahalleler oluştuğu, buraların işgale uğradığı, hatta ilçeler kurulduğu doğrudur. Siz, eğer "ben, buraları 5 dolardan satacağım" deyip, ormanın içinde yaşayan köylü ile İstanbul'un belli bölgelerinde, belli rantları oluşmuş kesimlerde yaşayan insanları aynı kefeye koyar "5 000 000 000 hektar arazi var, 5 dolardan satarım; 25 000 000 000 dolar da gelir elde ederim" derseniz, ben de size "Bayramiç'in bilmem hangi orman köyündeki vatandaş, 10 dönüm 2/B arazisini, 10 000 metrekareyi 50 000 dolara nasıl alacak" derim; böyle bir şey olur mu?!.
AHMET YENİ (Samsun)Öyle değil zaten!..
AHMET KÜÇÜK (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bakın, bahsettik; tartışmasız bir şekilde, orman köylüsünün, bunları satın alabilecek hiçbir gücü yoktur.
AHMET YENİ (Samsun)Anlamamışsın!..
AHMET KÜÇÜK (Devamla)Orman köylüsünü yaşama katacak, yaşama tutunduracak, yaşamın içine katacak desteğe ihtiyacı vardır. Biz, bugün, dükkânı olan, fabrikası olan, bankası olan insanları destekliyoruz ayakta kalabilsin diye. Bu insanların, bu ülkenin en yoksul insanlarının yaşamın içinde üretim yapabilmeleri için, onlara, bu arazileri, kullandıkları arazileri, baba mülkü bildikleri arazileri çok mu görüyoruz?!.
HALİL AYDOĞAN (Afyon)- Ortalama 5 dolar!..
AHMET KÜÇÜK (Devamla)- Değerli arkadaşlarım, gelin, kent merkezlerinde rant alanı olarak ortaya çıkmış ve büyük rantların ortaya çıktığı alanları satalım; doğrudur; bunları satalım; ama, buradan elde ettiğimiz gelirler, ormanların meydana çıkardığı katmadeğerlerdir, orman alanlarından elde edilmiş katmadeğerlerdir. Bu parayı, kesinlikle hiçbir yere harcamadan, Türkiye'de orman vasfının artırılması ve iyileştirilmesi ve orman köylüsünün yaşam kalitesi ve standardını artıracak projelerde kullanalım. Orman köylüsünü üretimin içine sokabilecek, yaptığı üretimin kalitesini artıracak yönlendirmelerde kullanalım; bunu başka yerde kullanmayalım.
Demin de konuştuk, hâlâ konuşuyoruz, Sayın Bakanım da söyledi, 300 dolar, 200 dolar seviyesinde yaşayan insanları, bu ülkenin vatandaşlarını, bu ülkenin en yoksul insanlarını bu şekilde desteklemek çok mudur?
Değerli arkadaşlarım, 2/B'den bunu anlamalıyız ve olayı mutlaka böyle değerlendirmeliyiz. Başka bir şekilde, orman köylüsünün kullandığı arazilerin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 8 Temmuz 2003