İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · SALI

Emekli sandığında değişiklik yapılmasına ilişkin (s:aayısı:208)

Oya Araslı

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 103. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Temmuz 2003 · 1.594 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Oya Araslı (CHP), 8 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S:AAYISI:208)); konuşma 1.594 kelime.

Oya Araslı (CHP, Ankara). “Emekli sandığında değişiklik yapılmasına ilişkin (s:aayısı:208)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-07-08-emekli-sandiginda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-aayisi-208 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. 208 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum.

Hepimizin bildiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı iştirakçilerinin görevleriyle ilişkilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddinin 65'ten 61'e indirilmesini öngören Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 16.3.2003 tarihli ve 4827 sayılı Kanunun çeşitli maddelerine ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesince yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Söz konusu karar sonrasında da bu tasarının hazırlandığı görülmektedir. Bu tasarı, hükümetin zorunlu emeklilik yaşını 61'e indirmek konusunda ısrarlı ve kararlı olduğunu göstermektedir. O kadar ki, hükümet, Anayasa Mahkemesinin bu konuyla ilgili gerekçeli kararını dahi bekleyememiş ve yasalaşması halinde Anayasa Mahkemesindeki iptal davasını konusuz bırakmak sonucunu doğuracak bu tasarıyı hazırlamıştır. Bu kararı beklemek gerekir miydi? Bizce gerekirdi. Sağlıklı bir yasa çıkarmak için gerekirdi; çünkü, sağlıklı bir yasa çıkarabilmemiz için, bu konuda, Anayasa Mahkemesinin daha önceki düzenlemeyi hangi nedenlerle, hangi gerekçelerle iptal ettiğini bilmek durumundayız. Bu gerekçeleri bilmediğimiz takdirde, yine, iptal edilebilecek bir yasa çıkarmamız olasılığı çok büyüktür. Bu nedenle, bu kararı beklememiz gerekiyordu; ama, beklenmemiş ve bu tasarı hazırlanmıştır; çünkü, hükümetin acelesi vardır; çünkü, hükümet, bir hukuk boşluğu doğduğu görüşündedir. Hükümetin acelesi vardır; çünkü, hükümet, gençlere iş alanı açabilmek hevesindedir. Ama, biz, hükümetin aceleciğini açıklamak için öne sürdüğü bu gerekçelere katılmıyoruz. Hukuk boşluğu -biraz önce söylediğim gibi- sağlıklı bir biçimde doldurulmalıdır, bu şekilde değil. Bunun için de -biraz önce söylediğim gibi- daha önceki düzenlemenin hangi nedenle yürürlüğünün durdurulduğunun gerekçesini bilmemiz lazımdır. Gençlere iş bulmak için yaşlıların görevine son vermek gerekmez. Ayrıca, yaşlıları işsiz bırakarak gençlere iş bulmak, Türkiye'deki işsizliği azaltmaz. Marifet, yaşlı nüfusa da genç nüfusa da iş bulmaktır. Adalet ve Kalkınma Partisi, meydanlarda, bunun vaadinde bulunmuştur; ama, bugün, iktidara geldiği zaman, yaşlıların işsizliğini gözardı etmektedir, yaşlıların işsizliği pahasına gençlere iş yaratma arayışına girmiş durumdadır. Belki de, yaşlı kamu çalışanlarından, 61 yaşının üzerinde görev yapan kamu çalışanlarından kurtulmak istemektedir. Bir başka deyişle, onların görevine son vererek, kamu yönetiminde kadrolaşma arayışındadır. Belki de, herkese iş alanı yaratma bilgi ve becerisinden yoksun olduğunu keşfetmiştir, bunu anlamıştır ve o nedenle, yaşlıları gözden çıkarma pahasına böyle bir düzenleme yoluna gitmiştir. Bu durum, hükümetin, yaşlılara karşı, yaş zemininde bir ayırımcılık yapma anlayışında olduğunu da ortaya koymaktadır. Halbuki, bu, Avrupa Birliğinin direktiflerinde yasakladığı bir husustur. Avrupa Birliği, direktiflerinde, yaşa dayalı ayırımcılığın, önümüzdeki iki yıl içerisinde kaldırılması gerektiğini üye ülkelere bildirmektedir.

Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı, Avrupa Birliği standartlarını yakalama iddiasındadır; ama, zorunlu emeklilik yaş haddini 61'e indirerek, Avrupa Birliğinin direktiflerine aykırı hareket etmektedir ve Avrupa Birliği standartlarının, bu şekilde, uzağına düşmektedir.

Bilmiyorum, bu yapılanın ne anlama geldiğini hükümet takdir ediyor mu?!

Bakın, geçen hafta, İngiltere'de bir kanun çıkarıldı ve 60'ın altında olan zorunlu emeklilik yaşıyla ilgili sınırlandırma kaldırıldı, isterse, herkes, 70 yaşına kadar çalışabilecek ve iradesi haricinde, hiç kimseyi 70 yaşından önce, yaşa dayalı olarak zorunlu emekliliğe sevk etmek mümkün olamayacak. Bu düzenleme, Avrupa Birliğinin direktifini yerine getirmek için yapılmış olan bir düzenlemedir, iş yaşamından yaşa dayalı ayırımcılığı kaldırabilmek için yapılmış olan bir düzenlemedir.

Avrupa Birliğinin ülkelerine baktığımız zaman, hiçbirinde, 61 yaş gibi bir erken zorunlu emeklilik yaş sınırı tespit edilmediğini görüyoruz. Bu yaş, en erken 65'tir, 67'dir, 70'tir; ama, 61 yaşın örneği, İngiltere'de de yapılan düzenlemeden sonra, artık kalmamıştır. Bu da, içerisine katılmayı arzu ettiğimiz Avrupa Birliği ülkeleri açısından, getirilen bu düzenlemenin konumunu ve bu ülkelerin standartlarının ne kadar dışına çıkıldığını gayet güzel bir biçimde ortaya koymaktadır.

Tasarı incelendiğinde, birtakım sakıncaları da beraberinde getirdiği görülmektedir. Bunlar, takdir yanlışlıkları olduğu gibi, Anayasaya aykırılıklar olarak da kendisini göstermektedir. Öncelikle, zorunlu emeklilik yaşının 65'ten 61'e indirilmesinde bir kamu yararı yoktur. Burada, elbette ki, karıştırmamamız gereken bir husus vardır. Emeklilik hakkı elde etmek için gereken yaş haddi ile zorunlu emeklilik yaş haddi kavramları birbirine karıştırılmamalıdır. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bugüne kadar, emeklilik hakkı elde etmek için gereken yaş sınırının hep düşük tutulmasını savunduk; ama, kişilerin emeklilik hakkı elde ettikten sonra, genç bir yaşta, kendi rızaları olmaksızın, zorunlu olarak emekliliğe mecbur bırakılmalarını da, her zaman olumsuz bir yaklaşımla karşıladık. Kişiler, erken bir yaşta emekli olabilmeli; ama, eğer istiyorlarsa kendilerinden yararlanabileceğimiz yaş sınırına kadar da çalışabilmeli. Bu, emeklilik hakkı elde etmiş kişileri, çalışabilmeye takatları olduğu ve çalışmak istedikleri halde 61 yaş gibi çok erken bir çağda emekliliğe zorlayan, çalışmak istese dahi, zorla "sen emekli ol" diyen bir düzenleme. Bunun için buna karşıyız ve bunda bir kamu yararı görmüyoruz; çünkü, 61-65 yaş kuşağındaki kamu görevlileri meslekî deneyimleri bakımından zirvede olan, kendisinden en fazla yararlanılacak konumda olan kimselerdir. Onları gözden çıkarmamız, özellikle Türkiye'nin şu günkü ekonomik, sosyal koşulları bakımından mümkün olamayacak bir durumdur. Biz, ekonomik bakımdan ve insan kaynakları bakımından bu kadar varlıklı bir ülke değiliz; varlıklı bir ülke olmadığımız için de, yetişmiş elemanlarımızı "sen 61 yaşında mutlaka emekli ol" diye gözden çıkarabilmemiz mümkün değil.

Kuşkusuz, gencin atılımı, enerjisi, yenilikçi yaklaşımları kamu hizmetinin güzel bir biçimde, yararlı bir biçimde, verimli bir biçimde görülebilmesi için gerekli; ama, bunlar ne kadar önemli ise deneyim de o kadar önemli. Öyle bir sistem kurmalıyız ki, gencin niteliklerinden de, gençliğinden doğan niteliklerinden de yararlanabilelim; yaşlının "deneyim" adını verdiğimiz, hiçbir şekilde kolay kolay elde edilmesi mümkün olmayan kazanımlarından da niteliklerinden de yararlanabilelim. Marifet budur, marifet böyle bir sistem kurabilmektir; ama, getirilen bu tasarı, böyle bir sistem kurmuyor ve maalesef verimliliğinin zirvesinde olduğu bir yaşta insanları zorla emekli etmeye yöneliyor. Bu, kamu yararı bakımından fevkalade sakıncalı olan, hiçbir yarar getirmeyen bir düzenlemedir ve bütün devlet işlemlerinin kamu yararına yönelik olması açısından da bu gereği yerine getiremediği için sakıncalı bir nitelik taşımaktadır.

Diğer taraftan, Anayasanın 10 uncu maddesinde eşitlik ilkesinden söz ediliyor, kanun önünde eşitlik ilkesinden söz ediliyor. Getirilen düzenleme, biraz önce söylediğim gibi, yaşa dayalı olarak çalışma hakkından yararlanma bakımından bir eşitsizlik yarattığı, bir ayırımcılık yaptığı için Anayasanın 10 uncu maddesine de aykırı bir nitelik taşıyor.

Diğer yandan, Anayasanın 60 ıncı maddesi "herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Sosyal güvenliği sağlamak için gerekli önlemleri devlet alır" diyor. Burada ise, getirilen düzenlemeyle, kişiler erken bir yaşta zorla emekliliğe sevk edilerek, sosyal güvenlik haklarından mahrum ediliyorlar.

Diğer taraftan, Anayasanın 2 nci maddesi, Türkiye Cumhuriyetinin bir sosyal hukuk devleti olduğunu belirliyor. Kişileri sosyal güvenlik imkânından mahrum bırakan böyle bir düzenleme, Anayasanın 2 nci maddesindeki sosyal hukuk devleti ilkesine de aykırı.

Ayrıca, kişiler, devlete güvenerek, 65 yaşına kadar çalışacaklarını varsayarak bir göreve girmişler. Siz, birden, onların çalışabileceği azamî yaşı aşağıya indiriyorsunuz. Bu, bir hukuk devletinde bulunması gereken hukukî istikrar ve hukuk güvenliği unsurlarına da aykırı bir durum. Bir hukuk devletinde böyle bir şeyin olmaması gerekiyor. Tasarıda getirilen düzenleme, maalesef, bu bakımlardan da hukuk devleti ilkesinin gereklerini karşılayamamakta ve Anayasanın 2 nci maddesine de aykırı bir nitelik taşımaktadır.

Emeklilik yaşının 61'e indirilmesi nedeniyle kademeli geçiş için öngörülen süreler, bir kademeli intibakı sağlamaya elverişli olmaktan uzaktır; çünkü, fevkalade kısa tutulmuştur, bu bakımdan, yetersizdir. Bu durum da, tasarıyı, Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan sosyal hukuk devleti ilkesine ve 60 ıncı maddesinde düzenlenen sosyal güvenlik hakkına aykırı bir hale getirmektedir. Anayasanın 60 ıncı maddesi de, 5 inci maddesi de sosyal devlet ilkesini gerçekleştirmek bakımından devlete birtakım görevler vermektedir.

Devlet, insanların mutluluğunun sağlanması için, refahının sağlanması için her türlü önlemi alır, ekonomik ve sosyal düzende kişilerin önünde beliren engelleri ortadan kaldırır şeklindeki bu görevler Anayasanın 5 inci maddesinde ifadesini bulmaktadır; ama, getirilen bu düzenlemeyle, devletin görevlerinin Anayasanın 5 ve 60 ıncı maddeleriyle uyum halinde gerçekleşmesine de imkân tanınmamıştır. Bu nedenle, tasarı, Anayasanın 5 inci maddesine de ve 60 ıncı maddesine de aykırı bir nitelik taşımaktadır.

Tasarıyla, zorunlu emeklilik yaş haddinin 65'ten 61'e indirilmesi nedeniyle, Anayasamızın 48 ve 49 uncu maddelerindeki çalışma hak ve özgürlükleri, Anayasanın 13 üncü maddesine aykırı bir biçimde sınırlandırılmaktadır; çünkü, bu düzenleme, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırıdır. Çağdaş demokrasilerde görülen zorunlu emeklilik yaş sınırının altında bir yaş sınırı belirlenerek, kişilerin çalışma hak ve özgürlüğü sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırma, aynı zamanda, ölçüsüzdür ve Anayasada gösterilen sınırlandırma nedenlerine de uygun değildir.

Bu düzenlemenin, Anayasayla uyum halinde olmaması, Anayasanın çeşitli hükümleriyle çelişkili bulunması, bu tasarıyla, Anayasanın 11 inci maddesinin de ihlal edildiği sonucunu ortaya koymaktadır; çünkü, Anayasanın 11 inci maddesinde "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" ilkesi yer almıştır. Eğer, siz, bir düzenlemeyle, Anayasanın çeşitli hükümlerini ihlal ederseniz, Anayasanın bağlayıcılığına riayet etmemiş olursunuz, Anayasanın üstünlüğünü kabul etmemiş olursunuz. Bu açıdan da, biraz önce söylediğim gibi, tasarı, Anayasanın 11 inci maddesiyle de uyum halinde değildir.

Ayrıca, bu tasarıyla getirilen düzenleme, bundan önce 65 yaş olan zorunlu emeklilik yaş haddinin 61'e indirilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığının aktuaryel dengelerini de bozacak bir durumdur. Hatırlayacaksınız, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığının aktuaryel dengelerindeki bozukluk nedeniyle 4447 sayılı Kanunda birtakım değişiklikler yapılmış ve kişiler emeklilik haklarını elde etseler dahi yıl itibariyle, bunlara emeklilik aylığı bağlanması daha ileri yaşlara bırakılmıştır. Bugün ise, tamamen tersi bir işlem yapılmaktadır; kişilerin zorunlu emeklilik yaş hadleri indirilmektedir ve zorunlu emekli edilmekle birlikte, bunlara birtakım tazminatların, emeklilik tazminatlarının ödenmesi yükümlülüğü Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığının omuzlarına yüklenmektedir. Bunun da, çok sayıda kişinin aynı anda emekli olmasına yol açmak bakımından, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığının aktuaryel dengelerini derhal bozacağı, çok açık bir gerçektir. Anayasanın 60 ıncı maddesine göre, devlet, kişilerin sosyal güvenliğini güvence altına almak için gerekli sistemleri de kurmak zorundadır; ama, bu getirilen düzenleme, devletin kendi eliyle sosyal güvenlik sistemini bir dengesizlik ortamına itmesi anlamını taşımaktadır. O nedenle, bu dengeleri de bozması açısından, bu yasa, Anayasaya aykırılık taşımaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bütün bunlar gösteriyor ki, bu yasa, bu haliyle çıkarsa, yine, Anayasa Mahkemesini meşgul edecektir ve belki de -kimse Anayasa Mahkemesinin yerine kendisini koyarak ahkam kesemez, kararın ne olacağını bilemez; ama- yine, bir iptal ve yürürlüğü durdurma kararıyla, büyük bir olasılıkla karşılaşacaktır.

Değerli arkadaşım, burada, bir mesai sarf ediyoruz, hem de, devlete epeyce pahalıya mal olan, yoksul halkımıza epeyce pahalıya mal olan bir mesai sarf ediyoruz. Ne olur, dikkatli olalım; Anayasaya aykırı, topluma yarar getirmeyen birtakım düzenlemeler yapmak için bu mesaiyi sarf etmeyelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 8 Temmuz 2003

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook