Emekli sandığında değişiklik yapılmasına ilişkin (s:aayısı:208)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 103. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Temmuz 2003 · 941 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 8 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S:AAYISI:208)); konuşma 941 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Emekli sandığında değişiklik yapılmasına ilişkin (s:aayısı:208)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2003-07-08-emekli-sandiginda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-aayisi-208 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz yasa tasarısı, emeklilik yaşını 65'ten 61'e indiren yasayla ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin yürütmeyi durdurması üzerine hükümetin getirdiği tasarıdır.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, daha önce Cumhurbaşkanı da, bir kez daha görüşülmek üzere geri göndermişti bu yasayı. Muhalefet olarak biz, sakıncalarını, hukuka aykırı olduğunu söylemiştik, kamuoyundan böyle tepkiler gelmişti; ama, muhalefetin uyarıları, kamuoyunun uyarıları, Cumhurbaşkanının bir kez daha görüşülmek üzere geri göndermesi ve sonunda Anayasa Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı, hükümeti durdurmuyor. Yani, hükümet, ısrar ediyor, direniyor; "ben, kamu çalışanlarını 61 yaşında kapıya bırakacağım..." Sözde aşamalı geçişte, birkaç aylık bir süre veriyor; üç ay, dört ay sonra...
Değerli arkadaşlar, hukuka aykırılık söz konusu burada. Yani, Anayasa Mahkemesinin kararı için AKP sözcüsü arkadaşım "ipucu vermiyor Anayasa Mahkemesi" diyor. Elimde Anayasa Mahkemesinin kararı var. Ben hukukçu değilim; ama, ipucundan öte, birtakım, gecikmesinde sakıncalı gördüğü durumlar görmüş ki Anayasa Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı veriyor ve asıl kararını da gerekçelerini bütünüyle açıklayacak. Bakın "Anayasaya aykırılığı konusunda güçlü belirtiler bulunması ve uygulamalarından doğacak, sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi için yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir" diyor.
Şimdi, AKP sözcüsü arkadaşım "Türkiye değişmiştir, eski Türkiye değildir..." Elbette hiçbir şey eskisi gibi değildir, Türkiye de değişmiştir; ama, Anayasadaki "hukuk devleti" ilkesi yerinde durmaktadır. Yani, Türkiye'de birçok şey değişir; ama, usulüne, kuralına, hukuka uygun olarak değişiklik yapılır. "Peki, bunda ölçü nedir" diye soruyor AKP sözcüsü arkadaşım; "siz öyle diyorsunuz; ama, kamu yararının ölçüsü nedir?"
Değerli arkadaşlar, bu ölçü hukukun belirlediği ölçüdür, ILO'nun belirlediği ölçüdür, çağdaşlığın belirlediği ölçüdür. Yani, gerçekten niyet bir kadrolaşma değilse, niçin bu ısrar, niçin bu direnme?!
Bakın, biz, kamu çalışanlarının haklarını çağdaş ülkelerdeki hakların durumuna getirmek için bir çaba içinde değiliz; onların, zaten sınırlı olan haklarını ellerinden alıyoruz, buduyoruz. Batı'daki kamu çalışanlarının birtakım hakları vardır; başta, toplu sözleşmeli, grevli sendika hakları vardır. Hiç ondan söz eden yok; Anayasanın ilgili maddesini değiştirelim, biz de Avrupa Birliği ülkelerine uyum sağlayalım diyen yok. Batı'da, kamu çalışanlarının siyaset yapma hakları vardır; görevlerini aksatmadan siyasî partilere üye olurlar. Hiç ondan söz eden yok. Zaten sınırlı hakları; olanları da ellerinden alıyoruz.
Değerli arkadaşlar, bakın, kamu çalışanı, memur olurken devletle bir sözleşme yapar. Siz, onu sınava sokarsınız, birtakım ölçüler ararsınız. O da, hangi hakların sahibi olduğunu ve ne zaman emekli olacağını bilir. Devlet ile çalışan arasındaki bir sözleşmedir bu. Siz, şimdi, yolun sonuna doğru bu sözleşmeyi bozuyorsunuz; diyorsunuz ki, hayır, ben, bu ilgili yasayı gücüme dayanarak, sayıma dayanarak değiştiriyorum, sizi kapıya bırakıyorum. Yani, dinamizm, devleti yeniden yapılandırma, işsizliği önleme; bunlar birer bahane; asıl amaç, gerçekten deneyimli, birikimli insanları mağdur etmektir. Bir ekonomik kaybı olacak bunların.
AKP'li arkadaşım çok açık söylemiyor; ama, bir de onur kırıcı biçimde, "efendim, yaşlıların hareketsizlik dönemi vardır..." İçimizde 61 yaşını geçmiş bir sürü arkadaşımız var siyaset yapan, sizin içinizde de var. Peki, bunlar hareket gücünü kaybettilerse, niçin vekilliğe soyundular o zaman, niçin milletvekili oldular?!
Değerli arkadaşlar, iş içinde yetişme vardır, hizmetiçi eğitim vardır. Okullarda okursunuz, birtakım alışkanlıklar kazanırsınız; ama, insanın asıl yetişmesi ve deneyim kazanması iş içinde olur. Tam insanların verimli çağında, siz, insanları sokağa bırakırsanız, onların hesaplarını altüst ederseniz, hem devlete olan saygınlık biter hem de çuvaldızı başkalarına batırmak kolay olur anlayışı gelir.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de kamu çalışanlarının, gerçekten, hakları zaten sınırlıdır. Geçtiğimiz yıllarda bir sendika getirdik onlara; her şeyde yaptığımız gibi kendimize uydurduk, toplusözleşmenin adı "toplugörüşme" oldu. Yani, siz, toplugörüşme yapabilirsiniz devletle denildi, şimdi buna bile uymuyor devlet. Toplugörüşmeyle elde ettikleri birtakım haklar var; "kurum kararları" diyoruz onlara. Örneğin, Millî Eğitim Bakanlığı, ilgili sendika Eğitim Sen'le, haklarıyla ilgili, Kurum İdare Kurulu Kararları aldı ve bunu, iki taraf, imzalı hale getirdi; ama, Millî Eğitim Bakanlığı, şimdi, altına attığı o imzayı uygulamıyor. Öğretmenler de "birlikte toplugörüşme yaptık -hadi, sözleşme değil ama- bakın, altında imzanız var, niçin bunu uygulamıyorsunuz" diyorlar. Bir dilekçe vermek için Ankara'ya geldiler; Millî Eğitim Bakanı, bir gerekçe uydurdu, Ankara dışına çıktı, onları polislerle karşı karşıya getirdi. Şimdi, bakın, binlerce öğretmenin sendikası var, karar almışlar; ama, o karar uygulanmıyor.
2002 yılı bütçesinin bazı maddelerini Anayasa Mahkemesi bozdu; "yeri değiştirilen kamu çalışanlarının, yolluksuz, yolluk ödenmeden yer değiştirmesi olamaz" dedi. Mahkemeye gidenler bu hakkı aldı; ama, biz, 2003 yılında yine ısrar ettik. Hâlâ, kamu çalışanlarını, yolluğunu ödemeden bir yerlere gönderiyoruz. Yaklaşık 50 000 öğretmenin bu konuda mağdur olduğu söylenmektedir. Yani, eskiden yolluk verirken, eskiden sendikaları dinlerken, onlara hiç olmazsa bir ölçüde haklar tanırken, şimdi, var olan haklarını, ellerindeki hakları bile alıyoruz. Zaten, kamu çalışanlarının ücretleri son derece sınırlıdır. Nitekim, hükümet, sıfır zamla başladı, sonra "canım, ben, sıfır zam demedim; hele bir görüşelim" demeye başladı.
Değerli arkadaşlar...
HALİL AYDOĞAN (Afyon)61 yaşa gel!
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Evet, ona geliyorum; kamu çalışanlarıdır konuştuğumuz.
HALİL AYDOĞAN (Afyon)Ama, ilgisi yok 61 yaşla.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Kamu çalışanları, Türkiye'de, kamuya hizmet ederler, devlete hizmet ederler, topluma hizmet ederler, sana, bana, ötekine hizmet ederler. Bakın, bu yasa en çok sanatçıları ilgilendirir, dışişleri çalışanlarını ilgilendirir, sağlık personelini ilgilendirir; ama, kamu çalışanlarının neredeyse üçte 1'ini oluşturan eğitim kesimini de ilgilendirir. Eğitim kesimi bu yasadan büyük yara almıştır ve arkadaşlarımız, bu geçiş döneminde de birçok zarara uğramıştır, birçokları zamanında aylık alamamıştır.
Şimdi, bakın, yapılması gereken iş şuydu: AKP Hükümeti, bütün bu uyarılardan sonra "evet, ben, eski biçimde bu yasayı uygulayacağım" deme olgunluğunu gösterebilirdi. Haydi bunu yapmadınız değerli arkadaşlar, -dünyada kazanılmış hak diye bir şey var- hiç olmazsa, var olan kamu çalışanlarını yine 65 yaşında emekli edersiniz, yeni alınacak arkadaşlara da dersiniz ki, "yeni alınanlar için 61 yaş geçerlidir."
HALİL AYDOĞAN (Afyon)Yapma ya!
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Bu olabilir; yani, eğer, niyette, kadrolaşma yoksa, deneyimli, birikimli, iyi yetişmiş insanı kapıya koymak yoksa, onu ekonomik yönden, sosyal yönden, toplumsal saygınlık yönünden yıpratma yoksa, siz, onun var olan haklarını, kazanılmış hakkını kabul ederseniz; yeni alınacak arkadaşlara da aynı şekilde 61 yaşı uygularsınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 8 Temmuz 2003