Emekli sandığında değişiklik yapılmasına ilişkin (s:aayısı:208)
Aydın Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 103. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Temmuz 2003 · 770 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mesut Özakcan (CHP), 8 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S:AAYISI:208)); konuşma 770 kelime.
Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın). “Emekli sandığında değişiklik yapılmasına ilişkin (s:aayısı:208)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2003-07-08-emekli-sandiginda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-aayisi-208 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen, daha sonra, aynen tekrar çıkarılan, bu defa, Anayasa Mahkemesinin yürütmeyi durdurmasıyla bazı değişikliklerle Meclisimize yeniden gelen tasarıyı görüşüyoruz.
Anayasa Mahkemesi, 4839 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun emeklilik yaşını 65'ten 61'e düşüren hükmünün, esas hakkında karar verilinceye kadar, yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin bu kararı sonucunda, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda, Emekli Sandığı iştirakçilerinin görevleriyle ilişkilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddine ilişkin bir düzenleme kalmamıştır. Bu durumda, kamu düzenini ihlal edecek nitelikte hukuksal bir boşluk doğmuştur. Bu hukuksal boşluğu gidermek üzere gerekli kanunî düzenlemenin kısa sürede yapılması elbette gerekmektedir. Bunun için, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 4839 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önceki 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki hükmün tekrar getirilmesi sorunu çözebilirdi; ancak, tasarıda emeklilik yaşı 61 olarak belirlenmekte, bu defa bir geçiş dönemi öngörülmektedir.
Madde gerekçesinde, bu düzenlemeyle, kamu personelinin, genç yaşta daha üst görevlere yükselmelerine imkân sağlanacağı ve kamuya dinamizm getirileceği ifade edilmek suretiyle, bu kanunun esas amacının kamuda kadrolaşmanın olduğu açıkça ortaya konulmuş olmaktadır. Kanunun yayımı tarihinde 61 yaşını doldurmuş olanlar için 4 kademe belirlenmiş ve altı aydan üç aya kadar birer aylık aralıklarla değişen bir geçiş dönemi tespit edilmiştir. Geçici 215 inci maddenin gerekçesinde, bu düzenlemeyle makul bir geçiş dönemi öngörüldüğü belirtilerek, kamu görevlilerinin hemen emekli edilmelerinden kaynaklanacak maddî ve sosyal olumsuz neticelerin en aza indirilmesinin amaçlandığı ifade edilmektedir. Demek oluyor ki, Bakanlar Kurulu da, kamu görevlilerinin hemen emekli edilmeleri sonucunda doğabilecek maddî ve sosyal olumsuz neticeleri peşinen kabul etmekte; ancak, bunları en aza indirmek için hemen emeklilik yerine, altı aya kadar uzayabilecek bir geçiş dönemi öngörmektedir. Anayasanın, 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş; 5 inci maddesinde, kişilerin ve toplumun gönenç, huzur ve mutluluğunu sağlamak; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış; 60 ıncı maddesinde de, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu vurgulandıktan sonra, devlet, sosyal güvenliği sağlayacak önlemleri almak ve gerekli örgütü kurmakla görevlendirilmiştir.
Sosyal güvenliği sağlamak için kurumsal yapılaşmayı gerçekleştiren devlet, bunu korumakla da yükümlüdür. Bu yükümlülük nedeniyle, sosyal güvenlik kurumları, devletin yönetimi ve denetimi altındadır. Sosyal güvenlik kuruluşları, finansman açıklarıyla karşılaşmamak ve devlete yük olmamak için, bilimsel kurallar ve yöntemlerle yönetilmek zorundadır. Bu yönetimin zorunlu sonucu, sosyal güvenlik kurumlarının aktuaryel denge hesabına dayanması gerekliliğidir.
Getirilen yasa tasarısıyla, zorunlu emeklilik yaş sınırı düşürülerek, binlerce iştirakçinin daha erken emekli edilmesi, giderek, malî güçlük içine düşürülecek olan Emekli Sandığının yükünü daha da artıracaktır. Türkiye'nin demografik yapısı konusunda veri olarak kabul edilen resmî belgelere göre ortalama yaşam süresi yükselmektedir; buna bağlı olarak insanların daha geç emekli edilmeleri gerekirken, yaş sınırının aşağı çekilmesi sosyal gelişmeye uygun düşmemektedir.
Hukuksal statüleri yasayla oluşturulan ve bu statü kurallarına güvenerek geleceklerini tasarlayan kamu görevlilerinin emekli edilmeleri, onları, maddî ve sosyal yönden zedeleyecektir. Bu durum, hukuk güvenliği ve istikrarıyla da bağdaşmayacaktır.
Söz konusu kanun tasarısında, 4827 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla ilgili Sayın Cumhurbaşkanının veto gerekçelerindeki hususların bir ölçüde dikkate alındığı anlaşılmakta; fakat, kamu görevlilerinin hemen emekli edilmeleri yerine, azamî altı aylık bir geçiş dönemi öngörülmektedir; ancak, bu geçiş döneminin yeterli olduğunu iddia etmek mümkün değildir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının, 61 yaşla ilgili hükümlerinin Anayasanın 2 nci ve 5 inci maddelerine aykırı olduğu, emeklilikte yaş haddinin, eskiden olduğu gibi, 65 olarak kabul edilmesi halinde, hukuksal boşluğu giderecek geçici 217 nci maddede getirilen düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığı görülmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugüne kadar, birçok yasa tasarımız, Sayın Cumhurbaşkanımızdan döndü ya da Anayasa Mahkemesince iptal edildi. Elbette, veto edilmeden, Anayasa Mahkemesince iptal edilmeyen yasa tasarıları için, Yüce Meclisimizin yaptığı çalışmalarda çalışma verimi yüzde 100'dür; ama, Sayın Cumhurbaşkanımızdan ve Anayasa Mahkememizden dönen bu yasa tasarıları için ise, maalesef, Meclisimizin çalışma verimi, giderek daha bir azalmakta; eğer, Sayın Milletvekilimiz Oya Araslı'nın söylediği gibi, bu yasa tekrar döner gelirse, bu Meclisin çalışma randımanının -veriminin- yüzde 25'lere kadar düştüğünü söylemek mümkün olabilecektir.
Geçtiğimiz haftalarda, AKP Grup Başkanvekili Sayın Salih Kapusuz, Yüce Meclisimizin, gece-gündüz demeden, tatil demeden çalıştığını söylediler; doğrudur; ancak, AKP Hükümetinin sürekli yanlışlarından dolayı, çalışma verimi, az önce söylediğim gerekçelerle, düşmüştür, düşmektedir. Bir kanun tasarısını Meclisten geçirmek için harcanması gereken mesainin 2 katını, 3 katını hep birlikte, burada, harcamak durumunda kalıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin daha verimli çalışabilmesi için, hükümetin, Cumhuriyet Halk Partisinin uyarı ve önerilerini de dikkate alarak yanlış yapmakta ısrar etmekten vazgeçmesi gerekmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclise ve hepinize yürekten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Teşekkür ediyorum; sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 8 Temmuz 2003