İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Ziraat odaları ve ziraaat odaları birliği kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tas.

Ahmet Küçük

Çanakkale Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 97. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Haziran 2004 · 1.010 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Küçük (CHP), 3 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZİRAAT ODALARI VE ZİRAAAT ODALARI BİRLİĞİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TAS.); konuşma 1.010 kelime.

Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “Ziraat odaları ve ziraaat odaları birliği kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2004-06-03-ziraat-odalari-ve-ziraaat-odalari-birligi-kanununda-degisiklik-yapilma (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tarım, burada, Mecliste, belki de üzerinde en çok konuşulan; ama, maalesef, sonuç alıcı hiçbir tedbir alamadığımız ve Türkiye'nin en mağdur insanlarının yaşadığı ve çok büyük bir nüfusu üretim açısından, ülkenin tamamını da tüketim açısından ilgilendiren bir konu. Burada, gündemdışı konuşmaların büyük çoğunluğu, tarımdaki üreticilerin sıkıntılarını dile getirmek üzere yapılıyor, bunlar dile getiriliyor. Tabiî, bir ülke sorunlarını çözecekse, önce tarımın sorunlarını çözmeli; çünkü, insanın varlığının devamı, sonuçta, tarımın ürettiklerinin tüketilmesiyle mümkün. Dolayısıyla, her ne kadar ekonomi içindeki payı gerek Türkiye'de gerek dünyada küçülmüşse de, tarım, hâlâ en önemli bir konu ve bugün, girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği müktesebatının çok önemli bir kısmını da tarımla ilgili anlaşmalar, sözleşmeler ve dayanışmalar meydana getiriyor. Dolayısıyla, Türkiye'de de tarımın çok önemli sorunları var, halledilmesi gereken önemli problemleri var... Bu problemlerin çözümüne bir taraftan başlanılmıştır. Bu "Önemli konulardan bir tanesi olan Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanununda değişiklik yapılması ve güncelleştirilmesiyle ilgili tasarının gündeme getirilmesinde katkısı olan Sayın Bakanımıza, komisyonumuza, emeği geçen herkese, öncelikle teşekkür ediyorum. Önemli bir iştir, önemli bir aşamadır; ama, yapılması gereken çok şey vardır. Yapılmış olanın, yapılacak olanların yanında çok küçük olduğunu unutmamalıyız; tarımın sorunlarını gözardı etmemeliyiz.

Tabiî, öncelikle, tarım sektörünün, sektördeki işletmelerin sorunlarının çözülmesi lazım. Sektörümüz, yaklaşık 4 000 000 işletmeden oluşuyor. İşletme yapımız çok küçük ve parçalıdır; rekabet edebilme gücü yoktur. Dolayısıyla, bence, öncelikle, süratle, bu işletme yapısını ve parçalılığını önleyen yasayı çıkarıp, tarım arazilerinin küçülmesini mutlaka önlemeliyiz. Zaten yeteri kadar küçülme olmuştur. Bu, maliyeti artırıcı, kârlılığı azaltıcı çok önemli bir etkendir. Süratle bu konuda düzenleme yapılarak Meclisin gündemine taşınması lazım.

Yine, ülkemizde, özellikle sulu tarımın başlamasıyla birlikte, sözleşmeli tarım gündemdedir. Fabrikalar üreticiyle sözleşmeler yapmaktadır; ama, bu konuyla ilgili teferruatlı bir yasa olmadığı için, maalesef, yine, bu yasalar, üreticinin aleyhine sonuçlar doğurmakta ve üreticinin haklarını aramasını engellemektedir. Üreticiler, genellikle, fabrikalardan paralarını almakla ilgili olarak çok önemli haklar iddia edememekte, fabrikaların kendilerine dayattığı tek taraflı sözleşmeleri imzalamak zorunda kalmakta ve sonuçta, tabiî, mağdur olmaktadırlar.

Tarım sigortası:

Bakın, bu sene önemli bir don felaketi geçirdik; ülkemizin çok büyük bir kısmında, çok önemli ürünler, büyük bir felaket yaşadı; Malatya'nın kayısısı, Karadenizin fındığı, yine birçok yerde meyve ağaçları büyük bir don tehlikesi geçirdi. Üreticiler çok mağdur oldu; ama, tarım sigortası yasası çıkmadığı ve bu yasada düzenlenmediği için, maalesef, tabiî, üreticiler yaralarını sarmakta çok zaman kaybedecekler. Bu, onların gelişip yarışabilir işletmeler haline dönmesini engelleyecek bir durumdur.

Üretim planlaması yapılması lazım. Bunun için de tarımın örgütlenmesi lazım. İşte, Ziraat Odaları Birliği, tarım kesiminin en büyük örgütü, en büyük sivil toplum örgütü. Ziraat Odaları Birliğinin, artık, ziraat ve tarım ekonomisinde kullanılan değil, önerme yapan, tarım politikasını yönlendiren, katkı yapan, belirleyici olan ve üretim planlamasında rol alması gereken bir kuruluş haline gelmesi lazım. Bu anlamda, üretim planlamasını sağlayacak mekanizmaları, mutlaka, en kısa zamanda hayata geçirmemiz lazım.

Kooperatifler:

Tarımın ayağa kalkması için, hele, Türkiye gibi ülkelerde, gerekli sanayileşmenin olmadığı, çok büyük bir nüfusun tarımda barındırıldığı ülkelerde kooperatifler, tarımda işletme büyüklüğü sağlamanın ve kârlı işletmeler yaratmanın tek yoludur arkadaşlar. Bunun hiçbir ideolojik yanı yoktur. Bu, ya -eskiden- batmış olan Sovyetler Birliğinde kolhozlarla ya da Amerika ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi kooperatifler ve üretici birlikleri aracılığıyla olmaktadır. Mutlaka, kooperatifçiliğin ve beraber hareket etmenin, büyük işletmeler yaratmanın önünü açacak yasaları çıkarmamız, destekleri sağlamamız ve kooperatifleri destekleyecek kooperatifler bankasını kurmamız lazım. Kooperatiflerin projeci, proje yapan, hayata geçiren, işletmeler meydana getiren bir anlayış haline getirilmeleri lazım. Yine, tarımda makro projeleri finanse edecek olan tarım bankasını kurmamız lazım.

Bütün bunların teker teker halledilmesi lazım. İktidar ile muhalefet arasında bu konuda çok önemli görüş ayrılıkları olduğunu düşünmüyorum. Zaten, bu konular, genel olarak teknik konulardır ve ülkemizin millî gelirden ortalama 700-800 dolar pay alan tarım kesiminde mutlaka bu tedbirlerin alınmasına ihtiyaç olduğunu hepimiz biliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bütün bunların olabilmesi için, öncelikle, tarımın sürdürülebilir bir üretime devam etmesi lazım. Bugün için, tabiî, bu üretimin devam etmesiyle ilgili, cumhuriyetin oluşturduğu kurumlar vardır, eksik ve yetersiz de olsa çiftçilere sağlanan birtakım destekler vardır, tabanfiyat politikası vardır. Mutlaka, çiftçi, sürdürülebilir bir üretimi sağlayabileceği fiyatlarla desteklenmekte. Dünyanın her yerinde tarım desteklenmektedir. Türkiye, yarıştığı ülkelerin tamamında, hem hektar başına hem işletme başına destek bakımından, dünyada en az desteklenen çiftçileri bünyesinde barındırmaktadır. Dolayısıyla, tarım ülkenin sırtında yüktür anlayışı, kabul edilemez bir mantık ve reddedilmesi gereken bir anlayıştır.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bugün, Türkiye'de, 4 000 000 tarım işletmesinin yaklaşık üçte 2'si hububat üretimi yapmaktadır, işletmelerin hemen hemen tamamı hububat üterimi yapmaktadır. Hububat, hepimizin bildiği gibi, hem insanların temel gıda maddeleri açısından -ekmeğin üretimiyle, buğdayla ilgili- hem de hayvancılığın devamı açısından -yem hammaddelerinin üretimiyle ilgili- önemlidir; yani, arpası, yulafı ve mısırıyla ilgili olarak, önemli bir üretim çeşididir.

Şimdi, haziranın başına geldik, neredeyse Çukurova'da hasat mevsimi bitiyor, ülkemizin diğer yörelerinde hasat başlayacak; ama, hükümet, hâlâ, tabanfiyatlarını açıklamamıştır. Bu tabanfiyatının geç açıklanması nelere sebep olur değerli arkadaşlarım; bir defa, bu işten aracı olanların daha fazla kazanmasına sebep olur. O nedenle, tabanfiyatları hasadın başlamasından en az onbeş yirmi gün önce açıklanmalıyken, neredeyse ülkemizin bir kısmında hasat mevsimi bitiyor olmasına rağmen tabanfiyatlarının açıklanmamış olması, mutlaka üreticilerin mağduriyetine sebep olacak bir sonuç meydana getirecektir. En kısa zamanda, çiftçinin para kazanabileceği, sivil toplum örgütleri -ziraat odalarıyla, ziraat mühendisleri odalarıyla- ve çiftçilerle direkt Tarım Bakanlığının yaptığı hesaplarla, çiftçiyi kârlı tutabilecek bir tabanfiyatı mutlaka açıklanmalıdır.

Bakın, ben, size, kısaca şunu söyleyeyim: Şu anda, kırmızı sert buğdayda, ekmeklik buğdayda 450 000 liranın altında bir fiyat hayal kırıklığıdır; sürdürülebilir bir üretimi zorlaştıran bir durumu ortaya çıkaracaktır. O nedenle, tabiî ki, tarımın geleceği ve onu daha iyi bir yapıya kavuşturmakla ilgili yasaları çıkarırken, bugün tarım üreticisinin üretimini sürdürülebilir bir olanaktan yoksun bırakacak anlayış içinde olursak, o zaman, çok samimî görünmeyiz, olmayız. Onun için, süratle, hükümet, en kısa zamanda, çok gecikmiş olan tabanfiyatlarını açıklamalı ve çiftçinin mağdur olmasını önlemelidir; çünkü, bu mağduriyeti önleyebilecek başka bir mekanizma yaratma şansınız da yoktur. Ben, hükümeti, bu vesileyle, öncelikle bu kanunları gündeme getirmesi sebebiyle kutluyor; ama, tabanfiyatlarını açıklamakta geç kalması nedeniyle de eleştiriyorum. Hububat tabanfiyatlarının en kısa zamanda açıklanması gerektiğini ifade ediyor; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 3 Haziran 2004

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook