İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tarihi türk evlerini koruma haftası münasebetiyle

Mehmet Ceylan

Karabük Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 97. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Haziran 2004 · 802 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ceylan (AK Parti), 3 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARİHİ TÜRK EVLERİNİ KORUMA HAFTASI MÜNASEBETİYLE); konuşma 802 kelime.

Mehmet Ceylan (AK Parti, Karabük). “Tarihi türk evlerini koruma haftası münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ceylan-22-2004-06-03-tarihi-turk-evlerini-koruma-haftasi-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET CEYLAN (Karabük)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; geçtiğimiz hafta, ülkemizde, Türkiye Tarihî Evleri Koruma Derneği öncülüğünde, ÇEKÜL Vakfı ve diğer kuruluşların da işbirliği çerçevesinde "Tarihî Türk Evlerini Koruma Haftası" olarak kutlanılmıştır. Aslında, bu hafta münasebetiyle geçen hafta söz almak istedim; ancak, Meclisin yoğun gündemi nedeniyle bugün söz alabildim; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Tarihî Evleri Koruma Derneği, bu haftayı, yirmiiki yıldır, ilgili sivil toplum örgütleriyle birlikte kutlamaktadır. Tabiî, bu girişimlerinden dolayı, kendilerini ve destek veren kuruluşları yürekten kutluyorum.

Bu haftanın esas amacı, ülkemizin sahip olduğu ve giderek yok olmayla karşı karşıya kalan tarihî Türk evlerini koruma konusunda kamuoyu nezdinde bilinç oluşturmak ve bu bilinci uygulama alanına taşımaktır.

Bilindiği gibi, bir toplumu millet yapan unsurların başında, o toplumun sahip olduğu tarihi ve kültürü gelmektedir. Tarihî ve kültürel miras, bu anlamda, milletlerin gerçek anlamda millet olma yolunda önemli ve vazgeçilmez değerleridir.

Üzerinde yaşadığımız kutsal vatan toprağımız olan ve yüzyıllar boyu birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Anadolu toprakları ise, zengin tarihî ve kültürel eserlerle doludur. Bu eserlerin başında da, her biri eşsiz sivil mimarî özelliği haiz tarihî Türk evleri gelmektedir. Yöresine göre, taş ve ahşap ağırlıklı veya her ikisinin müştereken kullanıldığı, her bir köşesi ince bir ustalıkla işlenmiş bu tarihî evler, maalesef, giderek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

Anadolu insanının yaşam tarzını, medeniyet anlayışını ve hoşgörüsünü kanıtlayan bu değerlerin korunarak gelecek nesillere aktarılması ve dünya ortak mirasıyla bütünleştirilmesi ancak ve ancak toplumda yüksek düzeyde koruma bilincinin yerleştirilmesiyle mümkün olabilecektir.

Ülkemizde, elbette, az sayıda da olsa, bu eserlerin yıkımına seyirci kalmayan, onları koruma mücadelesi veren Safranbolu, Beypazarı, Mudurnu, Göynük, Kastamonu, Amasya gibi kentlerimiz de bulunmaktadır. Tarihî ve kültürel mirasın korunmasında öncülük eden, yıkıma "dur" diyen şehirler ile onların yönetici ve halkını da buradan kutluyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, ülkemizde yaklaşık olarak 7 000 adet SİT alanı, 48 000 adet de tarihî ve mimarî değeri haiz korunması gerekli tescilli yapı bulunmaktadır. Bunların yaklaşık 10 000 adedini vakıf eserleri oluşturmaktadır. Paha biçilmesi imkânsız bu eserleri tescil ederek, koruma altına almışız. Peki, bu eserleri yeterince koruyabiliyor muyuz, korumak için ne yapıyoruz, yeterli kaynak ayırabiliyor muyuz?.. İşte, bu hususlarda "evet" demenin oldukça zor olduğu kanaatini taşımaktayım.

Bu eserlerin korunması, onarımı ve restorasyonu, özel ihtimam, büyük malî olanaklar ve planlama isteyen, zor ve zahmetli bir iştir. Bu zor ve zahmetli işin başarılması, sadece kamu kurum ve kuruluşlarının gayretleri ve gücüyle değil, örgütlü ve gönüllü kuruluşların katılımı ve katkısıyla mümkün olabilecektir.

2003 yılı içerisinde, hepinizin de hatırladığı gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir kanun kabul ettik. Vakıf eserleri ile diğer kamu kuruluşlarına ait olan eski tarihî eserlerin bakım ve onarımındaki harcamaların tümünün masrafa yazılmasının, bu eserlerin korunması konusunda önemli bir gelişme sağlayacağı inancındayız; ancak, bu tescil edilip korunması gereken kültür varlıklarının birçoğu, bilindiği gibi, özel mülkiyete tabi olan eserlerdir. İşte bu anlamda sıkıntı var değerli arkadaşlarım. Kamu eserlerini Vakıflar Genel Müdürlüğü veya diğer kuruluşlar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Ceylan.

MEHMET CEYLAN (Devamla)Özel mülkiyete tabi taşınmaz kültür varlıklarının korunmasında gerçekten sıkıntı var değerli arkadaşlarım. Bu konuda, 1985 yılında kabul edilmiş ve Kültür Bakanlığı bünyesinde oluşturulmuş bir fon bulunmaktaydı, Eski Eserleri Onarım Fonu. Bilindiği gibi, bu fon, 2001 yılında bütçeleştirilerek, bütçe içerisine alınmış durumdadır. Tabiî ki, belli bir miktar ödeneği var, 140 milyar lira gibi bir ödeneği var; ancak, bu ödenek, takdir edersiniz ki, son derece yetersiz bir ödenektir.

Tabiî, birçok gelişmiş ülke, eski tarihî eserlerini korumak adına önemli kaynaklar, önemli fonlar aktarmaktadır, kaynak ayırmaktadır. Elbette, ülkemizin yetersiz olan bu kaynaklarını daha da artırmak durumundayız.

Diğer taraftan, bu eserlere sahip insanların birçoğu, fakir insanlar, dargelirli vatandaşlarımız. Bunların tamirini, onarımını yapmak, yaptırmak, onlar açısından da son derece güç bir durum ortaya çıkarmaktadır. İşte, bu insanlara sahip olmanın, onlara hibe yardımında, kredi yardımında bulunmanın, devletimizin en tabiî görevleri arasında bulunduğu kanaatini taşımaktayım. Bu evlerin birçoğu ahşaptan, keresteden oluşuyor. Bu evlerin korunmasında, tamirinde, ahşap, kereste yardımının çok uygun şartlarda sübvanse edilerek yapılması yararlı olacaktır.

Bu anlamda diğer bir sıkıntı; onarım ve restorasyon konusundaki proje giderleri oldukça büyük maliyetler oluşturmaktadır. Devlet olarak da, bu insanlara proje katkısı yapmak, gerçekten yararlı olacaktır.

Diğer taraftan -tabiî ki, sıkıntılar çok- koruma kurullarına işlerlik kazandırılmalı, kurula gelen bir proje, geciktirilmeden neticelendirilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerimin sonunda şunu da belirtmek istiyorum: Ülkemizde, UNESCO tarafından kabul edilmiş, Dünya Kültürel Miras Listesine girmiş sadece 9 tane yerimiz bulunmaktadır. Bu ülke buna layık değil. Avrupa ülkeleri gibi, UNESCO'nun Dünya Kültürel Miras Listesine girmesi gereken yüzlerce eserimiz bulunmaktadır. Ancak, bu konuda yeterince kaynak ayıramadığımız için, şimdilik, sadece 9'la yetinebilmiş durumdayız.

Bu konuşmayı, bu tarihî eserlere paha biçilmesi, bu eserlerin korunması, kamuoyu oluşturulması konusunda desteğinizin sağlanması için yapmış bulunmaktayım.

Önümüzdeki günler içerisinde, bu konunun daha detaylı bir şekilde araştırılarak, ulusal bir politika izlenmesinin yararlı olacağı kanaatindeyim.

Bu münasebetle, Tarihî Türk Evleri Haftasını tekraren kutluyorum. Bu konuda destek veren bütün kişi ve kuruluşları gönülden kutluyor, teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 3 Haziran 2004

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook