Tarım sigortalılarının sosyal güvenlik ve diğer sorunları hakkında
Manisa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 47. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Ocak 2010 · 547 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Orhan (MHP), 13 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM SİGORTALILARININ SOSYAL GÜVENLİK VE DİĞER SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 547 kelime.
Ahmet Orhan (MHP, Manisa). “Tarım sigortalılarının sosyal güvenlik ve diğer sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-orhan-23-2010-01-13-tarim-sigortalilarinin-sosyal-guvenlik-ve-diger-sorunlari-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET ORHAN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündem dışıyla ilgili konuşmama başlamadan önce, İsrail tarafından Türk devletinin temsilcisi Büyükelçimize reva görülen muameleyi şiddetle kınadığımızı buradan ifade ediyor, ayrıca iktidarın gereken cevabı bir an önce vermesini de temenni ettiğimizi belirtiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Manisa’mızın tarım sigortalılarının sosyal güvenlik alanındaki çeşitli sorunları ve diğer problemleri hakkında gündem dışı konuşmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi ve Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Yurdumuzda, hepinizin bildiği gibi, uzun yıllar üzüm, incir, pamuk, zeytin, tütün ihracatımızın lokomotifi olmuş, milletimize önemli gelirler getirmiştir. Bunlardan pamuk bugün itibarıyla maalesef bazı illerimizde tamamen terk edilmiş, bir kısım ilimizde de giderek azalan miktarda ekilmeye devam etmektedir.
Tütün tarımına baktığımız zaman, başka yapacak bir şeyi olmayan kırsal kesimdeki vatandaşlarımızın, her şeye rağmen aile ziraatı düzeyinde bu işi yapmaya çalıştıklarını görmekteyiz.
AKP Hükûmeti üzüm üreticisini neredeyse tamamen yok saymaktadır. Üretici ve yeterli finansal güce sahip olmayan tüccarlar, maalesef, baş başa bırakılmıştır. Bakanlığın havzaya dayalı yeni destekleme programı içerisinde üzüm ve incir yer almamaktadır. Anlaşılan Hükûmetin Egeli çiftçilerle bir sorunu var. Egeli çiftçiler herhangi bir planlama olmadan, el yordamıyla “ya nasip” deyip sebze ve meyveciliğe yönelmeye başlamışlardır. Şimdi Manisa’nın üstün kaliteli, uzun elyaflı beyaz altın tarlalarında lahana, karnabahar, brokoli tarımı yapılmaktadır. Çiftçilerimizin, tüketim miktarları ve talepleri dikkate alınmadan, kulaktan dolma bilgilerle hazırlamış oldukları, tercih ettikleri tarım çeşidi başka sorunların, dramların yaşanmasına sebep olmaktadır. Yaz aylarında tarlada bırakılan domates, kavun, karpuz ve bibere şimdi de lahana, karnabahar, brokoli eklenmiş durumdadır.
Tarım Bakanının onca parlak sözüne rağmen Türk çiftçisi fakirleşmeye devam etmektedir. Genel olarak Türk tarımının prim, stok ve finans sorunları da çözümlenememiştir. Çareyi çiftçimiz esasında biliyor, Hükûmete sesini duyurmaya çalışıyor. Çiftçi diyor ki: “Tarımda pamuk tekrar ihya edilsin. Türk pamuğunu işleyen tezgâhlar Kula’da, Manisa’da, Uşak’ta, Denizli’de, İzmir’de, Aydın’da, Adana’da çalışsın, onların sesine alışmış olan tekstilcilerimiz ayağa kalksın, işsiz insanlarımız iş bulsun, işçi-işveren intiharları son bulsun.”
Bu vesileyle bir başka konuya daha dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bugün için zeytinyağı ve zeytin piyasasında geçtiğimiz yıla göre ciddi fiyat düşüşleri yaşanmakta. Maalesef, prim miktarları bu düşüşü karşılayacak düzeyde değildir. Geçmiş yıllarda olduğu gibi, bu sıkıntıların tekrar yaşanmaması için ön alıcı tedbirler Hükûmet tarafından acilen ortaya konmalıdır. Zeytinciliğimizin dünya piyasalarında hak ettiği yeri alabilmesi için yoğun bir çaba gösterilmesine ihtiyaç vardır.
Yandaş ve rantiye hariç, çiftçi başta olmak üzere tüm toplum kesimleri var olma, ayakta kalabilme savaşı vermektedir. Ülkemizde ve Manisa’mızda öyle bir kesim var ki yıllardır feryat ediyor, maalesef bu sesi duyan ve dinleyen yok. Bu ses, Türk çiftçisinin sesidir.
Çiftçi, Türk tarımının desteklenmek yerine kösteklendiğine inanmaktadır. Tarım desteklemeleri desteklememe hâlini almış, tarım ve tarıma dayalı endüstri kurumları bir bir yok olmaktadır. Bunlardan en son olanı sizlerle paylaşmak istiyorum. Derin bir üzüntü içerisindeyiz. Turgutlu’da bin civarında hemşehrime iş imkânı sağlayan, bölgedeki çiftçi için bir can simidi olan Tukaş, fabrikalarını kapatmış durumdadır ancak bu konuda duyarlılık gösteren hiçbir Hükûmet temsilcisi ortada görülmemektedir.
Değerli milletvekilleri, yine, çiftçimizin sosyal sigortalar alanındaki bir problemi üzerinde durmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, 94 yılında, geçmişe yönelik olarak çiftçilerimizin sattıkları ürün bedeli üzerinden BAĞ-KUR kesintileri yapılmış, bu çiftçilerimizin sigortadan istifade edebilmesinin yolu açılmıştı. Maalesef tescil işlemleri yapılmayan bu çiftçilerimiz 2008 yılında çıkarılmış olan aftan yararlanamamışlardır. Manisa’da bu durumda 12 bin civarında çiftçi söz konusudur. Bunlardan bir kısmının işlemleri yetiştirilmiş, af süresince, bir kısmının işlemleri de henüz tamamlanamamış durumdadır. Yeni bir kanun, af kanunu çıkmadan…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 13 Ocak 2010