Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)
Manisa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Haziran 2010 · 649 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Orhan (MHP), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)); konuşma 649 kelime.
Ahmet Orhan (MHP, Manisa). “Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-orhan-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET ORHAN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 5’inci maddesinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesiyle ilgili görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Türk milletini ve heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye’de madencilik sektörünün istenilen düzeyde gelişmemiş olmasının nedeni sadece yasal mevzuatla ilişkilendirilemez. Diğer pek çok alanda olduğu gibi madencilikte de yol alamayışımızın belirgin nedenleri arasında stratejik öngörüyle insan kaynakları planlamasını da göz önüne alan kalkınma modellerinin bir türlü geliştirilemeyip uluslararası finans kuruluşlarının güdümünde ekonomik ve sosyal politikaların uygulanmaya çalışılmasıdır. Madenlerin kalkınmadaki önemi fazla miktarda üretilip yurt dışına ham madde olarak satılıp döviz elde edilmesinde değildir, yerli sanayiye düşük maliyette ve kaliteli girdi sağlanmasındadır. Madencilik sektörünün planlanmasında ülke sanayi sektörleriyle entegrasyonu ön planda tutulmalıdır.
Bu hususlar maalesef AKP Hükûmetinin 2004 yılında da yapmış olduğu ve başaramadığı şimdi de bu kanuni düzenlemede alelacele ve gene gelişigüzel kanun yapımlarında ihmal edilmektedir. Bu ihmal Türk milletinin ağır faturalarla karşısına çıkmakta ve böyle devam edilirse çıkmaya katlanarak devam edecektir.
Değerli milletvekilleri, insani bakış açısıyla madencilik faaliyetlerinde kamunun etkin gözetim ve denetimini sağlamak hayati öneme sahiptir.
Diğer taraftan, söz konusu faaliyetlerin çevre ve ekosistemlerin korunmasını da gözeten, temel olarak ekonomik kalkınmaya ve yoksulluğun azaltılarak gelir dağılımının düzeltilmesi hedeflerine yönlendirilen bir maden politikası oluşturmak Hükûmetin temel görevi olmalıdır. Bu olgu, gerek toplumun yararı gerekse madencilik sektörünün gelişimi bakımından son derece büyük önem taşımaktadır.
AKP İktidarı bu olgulardan uzak bir Hükûmet çizgisiyle, bir ticari kurum yaklaşımıyla, madenlerle ilgili çok uluslu şirketlere kendi yandaşlarıyla birlikte imtiyazlar oluşturmak için, sadece kendileri menfaatine hazırlıklar yapmaktadır.
Madencilik faaliyetlerinin planlanma ve uygulanmasında hareket noktası kamu yararı öncelikli olarak göz önünde tutulmalıdır.
Çevre faktörü göz ardı edilerek madencilik faaliyetlerinin yürütülmesi, içinde bulunduğumuz yüzyılda mümkün değildir. Sürdürülebilir kalkınma kavramı içerisinde, ya madencilik ya çevre dayatması bulunmamaktadır. Madenciliğin çevreye etkilerini inkâr etmek mümkün değildir ancak madencilik sektöründe çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin kullanılması, madencilik süreçlerinde ya da sonrasında çevrenin korunmasına ya da yenilenmesine yönelik önlemlerin alınması sektörün gelişimini engellemeyecek, aksine genel anlamda sektörün gelişimine yönelik katkıyı yapacaktır.
Değerli milletvekilleri, yüce heyetinizin dikkatini, belirttiğim hususlara tezat oluşturan memleketim Manisa’mızın güzel ilçesi Turgutlu’ya çekmek istiyorum. Çal Dağı, Manisa’nın, Turgutlu’nun, Salihli’nin, Gölmarmara’nın orta yerinde, bereketli Gediz Ovası’nın göbeğinde, büyük kısmı insan eliyle dikilmiş otuz yaşında kızılçam ormanlarıyla kaplı bir doğa harikasıdır. Zeytinliklerle, meyve-sebze bahçeleriyle çevrili, kısaca tarımsal faaliyetlerin ortasında bir dağdır. Ancak Çal Dağı’nda bir süredir kirli bir oyun sahnelenmektedir. Çal Dağı’nı İngiliz sermayeli Sardes Nikel Madencilik A.Ş’ye tahsis eden AKP Hükûmetidir.
3 Nisan 2009’da AKP’li Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun imzasıyla Çal Dağı’ndaki 3 milyon 297 bin 832 metrekare orman arazisi Sardes Nikel Madenciliğe 2026 yılına kadar tahsis edilmiştir. Madenin işletmeye açıldıktan sonra işgal edeceği toplam alan 1.831 hektardır.
Söz konusu maden firması Çal Dağı’nda sülfürik asitli yığın liçi yöntemiyle maden çıkaracaktır. Söz konusu maden firması bu faaliyetleri yürütürken çevrede çok önemli bir felakete sebep olacaktır. Bu sonuç, AKP İktidarı ve bu hususa yardım edenlerin boynuna büyük bir vebal olarak geçecektir.
İngiltere merkezli European Nickel PLC’nin Türkiye’de kurduğu Sardes Nikel Madencilik A.Ş. tarafından Manisa’nın Turgutlu ilçesi Çal Dağı mevkisinde işletmeye başlanılan nikel madeni toprağa, suya, havaya…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
AHMET ORHAN (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
…ve dolayısıyla tüm eko sisteme zarar verecek, kesilecek ağaçlar nedeniyle erozyon, heyelan ve sel tehlikesi tetiklenecektir.
Sardes Nikel Madencilik A.Ş.’nin orman alanında açıkta 15 milyon ton sülfürik asit kullanarak doğaya, canlılara ve insanlara vereceği zarar, yalnızca Turgutlu ve çevresiyle sınırlı kalmayacaktır. Bu faaliyet, Manisa’dan İzmir’e, Gediz, Foça ve Menemen ovalarına kadar çok geniş bir alanda ülkemizin en verimli tarım topraklarını yok edecektir. Tahrip edilecek orman nedeniyle erozyon, heyelan ve sel tehlikesi tetiklenecektir. Diğer sakıncaları yok sayılsa bile Gediz Ovası’nda yılda 1 milyon ton derişik sülfürik asit üretimine ve üretilecek asidin cevher yığınlarında açıkta kullanımına izin vermek kesinlikle bir doğa ve çevre felaketini oluşturacaktır.
Bu hususları dikkate alarak, sizleri bu tasarıya “hayır” oyu vermeye davet ediyor ve heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
106 konuşma daha · 9 Haziran 2010