İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 24. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Petrol piyasası kanunu (s.sayı:288)

Ahmet Rıza Acar

Aydın Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 24. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Aralık 2003 · 976 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Rıza Acar (AK Parti), 4 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PETROL PİYASASI KANUNU (S.SAYI:288)); konuşma 976 kelime.

Ahmet Rıza Acar (AK Parti, Aydın). “Petrol piyasası kanunu (s.sayı:288)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-riza-acar-22-2003-12-04-petrol-piyasasi-kanunu-s-sayi-288 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET RIZA ACAR (Aydın)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bugün görüşmekte olduğumuz Petrol Piyasası Kanunu Tasarısı hakkında söz almış bulunmaktayım; hepinize, hem şahsım hem Grubum adına, saygılarımı arz ediyorum.

Petrole şöyle bir bakacak olursak, geçmişte bu petrol yataklarının üstünde oturan bir millet olarak bakacak olursak ve bilhassa İstiklal Harbinden sonra da bu sektöre bakışımızı önümüze aldığımız zaman, işte Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Petrol Ofisi ve yerli özel sektör sermayesi gibi Türk petrol firmalarıyla, o günkü iktidarın, bilhassa Büyük Önder Atatürk'ün önderliğinde, öncülüğünde kurulmuş olan bu şirketlerle, Türkiye, bu sektörde "varım" demiştir; ama, o günden bugüne katettiğimiz mesafeye baktığımız zaman, bu konuda sektörel bazda dünya firmalarının katettikleri mesafeyle ölçtüğümüz zaman, gerçekten, Türkiye'de çok önemli mesafeleri katedemediğimizi, burada, üzülerek söylemek mecburiyetinde kaldığımı, bilhassa, ifade etmek istiyorum. Petrol aramada, petrol dağıtımında ve rafine işlemlerinde yaptığımız boyut, netice itibariyle, 30 000 000 ton civarında bir petrolü işleyip, bunu piyasaya salmaktır. Bununla ilgili olarak en önemli adım, 1954 yılında, o günkü atak Başbakanımız, rahmetli Menderes'in vesilesiyle bir Petrol Kanunu çıkarılmış; aradan geçen zaman içerisinde, bazı değişikliklere tabi olarak -bundan önceki büyük değişiklik- yanılmıyorsam 12 Eylül 1989 senesinde de bir değişiklik yapılmıştır. O gün, takriben 50 000 metreküplük kabı olan ve de 100 tane bayi taahhüdü olana ithalat yetkisi veren bir değişiklik yapılmıştır. Şimdi, bundan onbeş yıl önce, Türkiye'deki bütün akaryakıtın 5 firma tarafından dağıtıldığını ifade etmem yanlış değildir. İşte, 1989'daki o değişiklikten sonra, içpiyasada o gün 5 olan firma sayısı, bugün 25'lere ulaşmıştır. Bunlar da, bugün, yüzde 25 civarında bir pazar payına ulaşmışlardır. Bunun içerisinde, eğer, o 5 firma içerisinde olup da, yüzde 12'lik payın yüzde 60-70'inin de yerli sermaye olduğunu düşünürsek, bu oran daha da yükselir diye düşünüyorum. Türkiye'de böyle bir yapı var.

Şimdi, bütün bunlarla, 12 000 civarında bayi, karşılıklı ilişki kurarak, sözleşmeler yöntemiyle... Dünyada uygulanan sistem, firmalarla, yani, dağıtıcı firmalar ile bayilerin direkt birbirleriyle entegrasyonu şeklinde yapılmaktadır. Nedir; bayilik açacak olan, petrol istasyonu açacak olan firma, kendisine bir dağıtıcı firma seçmekte, bununla ilgili olarak, oturup, karşılıklı pazarlık yapılmaktadır. Elbette ki, burada, sermaye ve de kapasite öne çıkacaktır; ama, unutmayalım ki, 12 000 tane bayiin oluşmasında bu dağıtıcı firmaların da rolü olmuştur ve bundan sonra da olacaktır diye düşünüyorum. Bu tasarı, sistemi disipline altına alma yönüyle, 1989'dan beri atılmış en önemli adımdır.

Petrol sektöründe,

1- Petrolü arama, bulma,

2- Bunu rafine etme,

3- Dağıtma,

4- Bunun tezgahtarlığını yapan bayiler vardır.

Peki, kimdir bu bayiler? Bu bayiler 24 saat çalışır. Bu bayilerin kahir ekseriyeti, dürüst, namuslu ve kaliteli hizmet verme çabasını 24 saat devamlı olarak veren, aynı zamanda Türkiye bütçesinin de yüzde 20 gelirinin tahsildarlığını yapan insanlardır ve aynı zamanda şehir dışlarında ve güvenlik bölgelerinin iyi oluşturulmadığı yerlerde görev yaparak birçok risklere de girmektedirler. Bu tasarı, bütün bu insanların, aynı zamanda, önünü açma projesidir. Mutlaka ki, bu kanununda, belki, uygulamalarda hataları çıkacaktır. O hataları, biz, Meclis olarak, parti olarak, hükümet olarak değiştirmek durumundayız, milletvekilleri olarak da bunun çabasını göstermek mecburiyetindeyiz diye düşünüyorum.

Dolayısıyla, bu 12 000 bayi arkadaşımızın şurada önü açılıyor. Yıllık 5 000 ton satan 12 tane bayi arkadaşımızın, çıkıp, kendileri bir şirket kurmak suretiyle dağıtıcı firma olma hakkı geliyor burada; hiçbir taahhüt altına girmez, sadece Enerji Bakanlığına bir projeksiyon sunmakla. Dolayısıyla, ben, bugün faaliyet gösteren 25 tane firmanın, pazarda payı az olanların bu kanunla da hareketlilik kazanacağını, her yıl takriben 700 - 800 tane boşa çıkan, intifası biten bayilere doğru yönelişlerin olacağını düşünüyorum. Bu bayilerimizin, aynı zamanda, sermayelerine, yatırımlarına, tesislerinin daha modern hale gelmesine katkı sağlayacaktır. Yarın rafinerinin de özelleştirildiğini düşündüğümüz zaman, buraya gelecek olan yabancı veya yerli konsorsiyumlar, dünya petrol piyasasında uygulanmakta olan tatbikatları ülkemize taşıyacaklardır. Bakarsınız, bunlar vadeli petrol alacaklardır, bu vadeli petrolle bayilerine ulaşacaklardır; aynı zamanda da, bu satış yöntemleriyle Türkiye'deki, hele, bilhassa ulusal marker'ın bütün Türkiye'ye şamil olması yönüyle de hem bu dürüst ve namuslu olan bayilerimizin hakları korunacak hem de tam manasıyla disipline girerek hileli ve de kaçak akaryakıtın önü kesildiği gibi, belki Türkiye'de 3 000 000 ilâ 6 000 000 ton civarında olan kaçak akaryakıtın vergisi Hazinenin kasasına girecektir. 1 litre benzinde takriben 90 sent vergi, 1 litre mazotta ise 70 sent civarında vergi vardır. 6 000 000'u bununla çarptığınız zaman çıkacak rakam meydandadır diye düşünüyorum ki, bugün Türkiye, 30 000 000 ton petrol tüketimiyle, dünyada çok önemli bir rakam ifade etmemektedir. Bu rakamlar, Amerika'da 850 000 000 ton, Almanya'da 200 000 000 ton, Japonya'da 200 000 000 ton olarak ifade edilmektedir. Türkiye'de nüfus başına orana baktığımız zaman, oralardaki nüfus başına düşen oranla kıyasladığımız zaman, çok önemli noktalarda bu ülkelerden geride olduğumuz aşikârdır; ki, Avrupa'da, her 2 kişiye bir araba düşmektedir, her 2 kişiden 1 kişi, tenezzühüyle, akaryakıt istasyonuna müşteridir. Bunu da dikkate almanızı bilhassa istirham ediyorum efendim.

Şimdi, burada, piyasaya bir çekidüzen getirilmeye çalışıldı. Dağıtım firmalarının, daha ziyade rafineriye ve onun akabinde de petrol aramalarına doğru yönelmeleri yönünde atılmış adımların olduğunu düşünüyorum. Ekonomi, kendi yolunu, hiçbir şekilde kaideye, kanuna ve de başka bir usul ve metotlara bağlamadan, kendi yazısız kurallarını işletir. Bu anlamda, piyasadaki pay itibariyle firmalara, kendi paylarının yüzde 15'i sınırını aşmamaları getirilmiştir. Ayrıca, Türkiye'deki bir firmanın, Türkiye pazarındaki tüm payın yüzde 45'ten yukarısını aşmamayla ilgili bir kısıtlama getirilmiştir. Bunun doğruluğu yanlışlığı tartışılabilir belki; ama, bu usul Avrupa'da da uygulanmaktadır.

Bunu, bir kölelik yasası olacak şekilde algılamanın yanlış olduğunu düşünüyorum; çünkü, hür iradeyle karşılıklı sözleşme yapılacak, belki, içimizden çıkan yerli petrol şirketleri de daha hızlı atılım yaparak, bu bayilerimize, öyle zannediyorum ki, daha fazla imkânlar vereceklerdir.

Petrol stoklarıyla ilgili "savaş olduğu zaman" diye bahsedildi. Petrol stokları konusundaki politika, dünyanın her tarafında uygulanan, geçmişte de uygulanan bir politikadır. Hatta, tasarının 1 inci maddesiyle NATO POL tesislerini bunun dışında bırakarak, hem rezervlerimizin kuvvetlendirilmiş olduğunu, hem de 90 günlük stokları getirerek, bununla ilgili kolaylıkları da ihtiva eden -vergi dışındaki fiyatlarla çeşitli kurumlarda, rafinerilerde, diğer depo firmalarında bunları stoklama- imkânları getirerek, bu konuda ülkenin önünün açıldığını düşünüyorum.

Bundan sonra, piyasadaki hakimiyetin, payı yüksek olanların aleyhine doğru işleme ihtimalinin de kuvvetli olduğunu bilhassa söylemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 4 Aralık 2003

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook