2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.( dpt,spk,bddk,gap bölge kalkınma idaresi başk.,tütün ve tütün mümullleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu) 5 inci tur
Samsun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 34. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Aralık 2005 · 1.145 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Yeni (AK Parti), 17 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.( DPT,SPK,BDDK,GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞK.,TÜTÜN VE TÜTÜN MÜMULLLERİ VE ALKOLLÜ İÇKİLER PİYASASI DÜZENLEME KURUMU) 5 İNCİ TUR); konuşma 1.145 kelime.
Ahmet Yeni (AK Parti, Samsun). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.( dpt,spk,bddk,gap bölge kalkınma idaresi başk.,tütün ve tütün mümullleri ve alkollü içkiler piyasası düzenleme kurumu) 5 inci tur”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-yeni-22-2005-12-17-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-dpt-spk-bddk-gap-bolge-kalkinma-i (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET YENİ (Samsun)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2006 yılı bütçesi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle, yüce milletimizi ve onun sayın temsilcilerini saygıyla selamlıyorum.
BDDK bütçesinin detaylarına geçmeden önce, BDDK'ca düzenlenip denetlenen ve ülke ekonomisi için hayatî bir rol oynayan bankacılık sektörünün bugün geldiği noktadan bahisle sözlerime başlamak istiyorum. Bankacılık sektörünün son yıllarda geçirdiği değişim ve gelişim, rakamların dilinin ötesinde nitelik anlamında da bir zenginleşmeyi ifade etmektedir. Son yirmi yılda yaşanan makro ekonomik istikrarsızlıklar, Türk bankacılık sektörünü birçok yönden olumsuz etkilemiştir. 1990'lı yılların sonlarına gelindiğinde görünen manzara, çoğu sermayesi yetersiz ve küçük olmak üzere çok sayıda bankanın mevduat toplayıp, bu mevduatı yüksek faizlerle devlete ve grup şirketlerine borç verdiği, etkinliğin ve verimliliğin önemsenmediği, uluslararası rekabet etmek bir yana, dış piyasalardan ancak yüksek faizlerle borçlanabilen bir sektör mahiyetindeydi.
Bu koşullardaki bankacılık sektörü, ekonomide başlı başına bir kırılganlık unsuru haline gelmişti. Bu yapının sürdürülemez olduğu yönündeki yaygın anlayış, idarî ve malî yönden özerk olan BDDK'nın kurulmasına ve düzenleme ve denetim alanında pek çok yeniliği öngören 4389 sayılı Yasanın 1999 yılında yürürlüğe konmasına neden olmuş ve 31 Ağustos 2000 tarihinde faaliyete geçen BDDK, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlarının korunmasının yanı sıra, bankacılık sektörünü uluslararası standartlara taşımak gibi işlevleri üstlenmiştir. 2000 yılı sonlarında ilk belirtileri ortaya çıkan ve 2001 yılı şubat ayında patlak veren krizle birlikte kuruluşunun hemen ardından büyük bir iş yüküyle karşı karşıya kalmış olan BDDK'nın yeniden yapılandırma programı, 2003 yılından itibaren sağlanan makroekonomik ve siyasî istikrarla birlikte, bankacılık sektöründe gözle görülür bir değişime yol açmıştır.
Ülkemizde 1994 yılında uygulamaya sokulan ve geçici bir süre kaldırıldıktan sonra, yaşanan krizler nedeniyle 2000 yılında yeniden başlatılan mevduata tam garanti uygulamasıyla ilgili tecrübeler, mevduat garantisi kapsamının küçük tasarrufçuları koruyacak kadar geniş, büyük tasarruf sahiplerinin bankaları izlemeye devam etmesini sağlayacak kadar dar tutulmasının, ahlakî istismarı azaltarak piyasa disiplininin sağlanmasına katkıda bulunduğunu göstermektedir. 50 milyar liralık sınırlı bir garanti öngören yeni sistemde, bugün itibariyle koruma kapsamında tanımlanan tasarruf mevduatının tutar olarak yaklaşık yüzde 55'i korunmaktadır. Geçişin piyasalarda hiçbir tedirginliğe ve dalgalanmaya neden olmadığını, bu yönüyle sektöre yönelik yeniden yapılandırma çabalarının ne denli başarılı olduğunu gösterdiğini vurgulamak isterim.
2004 ve 2005 yılının en önemli gelişmelerinden biri de, yeni Bankacılık Kanununun hazırlanması ve yasalaşması süreci olmuştur. Hızlı değişen finansal piyasalar, ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar ve teknolojiler, sektördeki niceliksel ve niteliksel değişimler, uluslararası uygulamalar ışığında daha kapsamlı ve sistematik yepyeni bir bankacılık yasasını zorunlu kılıyordu. Bu nedenle, 2004 yılında yoğunluk kazanan yasa hazırlıkları, başta ulusal program, 59 uncu hükümetin acil eylem planı, Avrupa Birliği İlerleme Raporu, OECD Türkiye raporu, Avrupa Birliği mevzuatı, BIS'in etkin denetim ve gözetim ilkeleri, OECD kurumsal yönetim ilkeleri olmak üzere uluslararası standartların değerlendirildiği ülkemiz ve diğer ülkeler tecrübelerinin dikkatle ele alındığı titiz ve yoğun bir çalışma dönemi olmuştur.
Yeni kanunla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun yetki alanı ve organizasyon yapısı da değiştirilmiştir. Mevzuat altyapısına ilişkin gündemimizde olan bir diğer önemli çalışma da, kredi kartları ve banka kartlarına ilişkin hazırlanan taslak olmuştur. Gelişen teknolojiler ve büyüyen bankacılık sektörünün etkisiyle hızla gelişen kart piyasasının bugüne dek münhasıran bir düzenlemeye konu olmaması pek çok sorunu da beraberinde getirmiş, zaman içinde biriken sorunlar ekonomik dalgalanma dönemlerinde tasarruf sahiplerinin güvenini azaltıcı ve kırılganlıkları artırıcı rol oynamaya başlamıştır.
Bu nedenle, hazırlanan banka kartları ve kredi kartları kanunu tasarısı önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kuruluna inecek ve görüşülecektir.
Üzerinde durulması gereken önemli bir diğer husus da sektöre yönelik artan yabancı ilgisidir.
Sonuç olarak, Türk bankacılık sektörü yeniden büyüme trendine girmiş, 2001 yılında 118 milyar dolar seviyesinde bulunan bilanço büyüklüğü, 2005 yılı eylül ayı itibariyle 272 milyar dolara, 2003 yılında yüzde 70'e kadar gerilemiş bulunan millî gelir içerisindeki payı yüzde 77'ye, krizlerin ardından 124 000'e kadar gerilemiş bulunan personel sayısı 131 000'in üzerine çıkmış ve sektörde istihdam artışı sağlanmıştır. Türk bankacılık sektörü, asıl işlevi olan reel kesimin finansmanına geri dönmüştür. 2001 yılında yüzde 20 olan kredilerin toplam aktifler içerisindeki payı 2005 yılı eylül ayı itibariyle yüzde 37'ye yükselmiştir. Aynı dönemde mevduatın krediye dönüşüm oranı yüzde 31'den yüzde 60'a ulaşmıştır.
Türk bankacılık sektörü tüm bu olumlu gelişmeleri, aynı zamanda daha sağlam bir özkaynak yapısı ve daha sınırlı risklerle gerçekleştirmiştir. Sektör için risk oluşturan zayıf bankalar sistemden temizlenirken, sermaye yeterliliği oranı 2005 yılı eylül ayı itibariyle asgarî sermaye yeterliliği oranı olan yüzde 8'in bir hayli üzerinde bir düzeyde, yüzde 23 seviyesinde bulunmaktadır. Sorunlu kredilerin oranı yüzde 29'dan yüzde 5'e inmiş, kriz yıllarında 15 milyar dolara yaklaşan döviz açık pozisyonu 1-2 milyar dolar seviyesine çekilmiştir.
Bu gelişmeleri destekler mahiyette olmak üzere bankalarımızda etkin iş kontrol ve risk yönetimi sistemlerinin kurulmasına dönük mevzuat altyapısı oluşturulmuştur. Piyasa riskleri sermaye yeterliliğinin hesabına dahil edilmiş, kurumsal yönetişimi iyileştirici ve dolayısıyla şeffaflığı artırıcı uluslararası muhasebe standartlarını benimsemiştir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1995-2003 yılları arasında 23 banka batmışken, Irak Savaşına rağmen, İstanbul'daki müessif terör saldırılarına rağmen, Kıbrıs sorununa rağmen ve varili 22 dolardan 70 dolara çıkan petrol fiyatlarına rağmen, halkımızın büyük teveccühleri ve desteğiyle iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde, şükürler olsun ki, bankacılık sektöründe herhangi bir kriz yaşanmamıştır. Hiçbir banka batmamış, hiçbir banka Fona devredilmemiştir. (CHP sıralarından "İmarbank!.." sesleri)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 yılında BDDK'yı çok yoğun ve etkileri sadece içinde bulunduğumuz dönemde değil birkaç on yıl boyunca hissedilecek kritik gündem maddeleri beklemektedir. Son derece dinamik bir yapıya sahip olan ve ileri teknolojiler kullanan bankacılık sektörünün etkin bir biçimde düzenlenip denetlenebilmesi, elbette ki ilgili kamu otoritelerinin de benzer bir dinamizme, esnekliğe, yetkinliğe ve yeterli kaynaklara sahip olmasını gerektirmektedir. Bu imkânlardan yoksun kamu otoritelerinin işlevlerini gerektiği gibi yerine getirememesinin maliyetlerine hepimiz yakın tarihimizde açık şekilde tanık olduk.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
AHMET YENİ (Devamla)BDDK bütçesine ilişkin yapılacak değerlendirmelerde bu gerçeklerin de dikkate alınacağını ümit ediyorum.
Bu noktadan itibaren, BDDK bütçesine ilişkin bazı teknik hususlara değinmek istiyorum. 4389 sayılı Bankalar Kanununun 6 ncı maddesinin 3 numaralı fıkrasına göre, BDDK'nın bütçesi, yıllık bazda ve her yılın aralık ayında, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun kararıyla yürürlüğe girmekteydi; ancak, malî sistemde Avrupa Birliği standartlarına uyumu hedefleyen 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu mucibince, diğer düzenleyici kurullar gibi BDDK da adı geçen kanun hükümlerine tabi kılınarak ve yakın zamanda yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunuyla, BDDK bütçesinin hazırlanışı da genel bütçeye paralel hale getirilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kurum faaliyete geçtiğinde 177 olan personel sayısı, bugün itibariyle 388'dir. BDDK'nın 2006 yılı bütçe büyüklüğü 85 520 000 YTL'dir. Katılım payı gelirlerinin 78 455 000 YTL, diğer gelirlerinin ise 7 065 000 YTL olacağı tahmin edilmektedir. 2006 yılı gider tahmini de 85 520 000 YTL'dir.
BDDK'yla ilgili mevzuat uyarınca, gelir fazlası olarak, genel bütçeye, 2003 yılında 70 trilyon TL, 2004 yılında 90,4 trilyon TL, 2005 yılında ise 37 244 000 YTL aktarılmıştır. 2006 yılı için de gelir fazlasının genel bütçeye aktarılacağı tabiîdir.
Sözlerime son verirken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2006 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
45 konuşma daha · 17 Aralık 2005