İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 58. BİRLEŞİM · SALI

İşsizlik sigortası kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, izmir milletvekili oğuz oyan ve 15 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun; 5084 ve 5350 sayılı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, izmir milletvekili harun öztürk ve 11 milletvekilinin; 25.8.1999 tarihli ve 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, ankara milletvekili yılmaz ateş ve 21 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifi, tokat milletvekili reşat doğru'nun; 5084 sayılı yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, istanbul milletvekili sebahat tuncel'in; 5510 sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, afyon

Alaattin Büyükkaya

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 58. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Şubat 2009 · 1.914 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Alaattin Büyükkaya (AK Parti), 17 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI, İZMİR MİLLETVEKİLİ OĞUZ OYAN VE 15 MİLLETVEKİLİNİN; 4447 SAYILI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ, MALATYA MİLLETVEKİLİ FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU'NUN; 5084 VE 5350 SAYILI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ, İZMİR MİLLETVEKİLİ HARUN ÖZTÜRK VE 11 MİLLETVEKİLİNİN; 25.8.1999 TARİHLİ VE 4447 SAYILI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ, ANKARA MİLLETVEKİLİ YILMAZ ATEŞ VE 21 MİLLETVEKİLİNİN; 4447 SAYILI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDAKİ KANUN TEKLİFİ, TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN; 5084 SAYILI YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SEBAHAT TUNCEL'İN; 5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, AFYON); konuşma 1.914 kelime.

Alaattin Büyükkaya (AK Parti, İstanbul). “İşsizlik sigortası kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, izmir milletvekili oğuz oyan ve 15 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun; 5084 ve 5350 sayılı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, izmir milletvekili harun öztürk ve 11 milletvekilinin; 25.8.1999 tarihli ve 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, ankara milletvekili yılmaz ateş ve 21 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifi, tokat milletvekili reşat doğru'nun; 5084 sayılı yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, istanbul milletvekili sebahat tuncel'in; 5510 sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, afyon”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaattin-buyukkaya-23-2009-02-17-issizlik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı için AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce şahsım ve grubum adına yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buraya çıkan bütün milletvekili arkadaşlarımız, hep, bir krizden bahsediyor. Doğru, dünyada bir kriz var. Dünyadaki bu kriz, 1929 buhranından daha büyük bir kriz. Şu anda, dünyanın 12 trilyon doları yok olmuş durumda. Var... Ve bu sebeple de dünyanın en büyük ekonomisi olarak düşünülen, hatta böyle bir şeye asla muhatap olmayacağı düşünülen Amerika’da sıkıntı vardır. Amerika’da iş yerleri kapanıyor. Koca koca mağazaların kapandığını, oralarda işsizliğin arttığını görüyoruz. Hatta çok uluslu şirketlerin teker teker devlet desteği sebebiyle devletin kontrolüne girdiğini görüyoruz. Bu sadece Amerika’da mı böyle? Hayır. İngiltere’de de aynı şeyler var, Almanya’da da aynı şey var, Fransa’da da aynı şey var, İtalya’da da var yani bütün Avrupa’da var. Ayrıca, sadece Avrupa’da mı? Hayır, Japonya’da da var, İngiltere’de de var, dünyanın her tarafında var. Peki, Türkiye’de hiç etki yok mu? Var. Eğer bir ekonomi dünyaya açıksa orada da tabii ki etkilenme olacaktır. Ama burada hepimizin dikkat etmesi gereken nokta şu: Bu bizim krizimiz mi, yoksa dünyadaki krizden etkilenen bir durumda mıyız? Evet, etkilenen durumdayız ama bu bizim krizimiz değil. Bu, 2001 krizi değil. Arkadaşlarımız karıştırmasınlar, yanlış düşünmesinler bu 2001 krizi değil. Kendimizi dağıtmaya da hiç ihtiyacımız yok. Bir arkadaşım “Bir gecede millî gelir yüzde 31 arttı.” dedi. Onun, biliyorsunuz Avrupa Topluluğu normlarına uyulmak noktasında geriye doğru da millî gelirin düzenlendiğini biliyoruz. Ama bir gecede faizlerin 2 bine çıktığını hepimiz biliyoruz. Bunları bu ülke yaşadı. Dolayısıyla bu kriz var. Bu krizi, dünyadaki olup bitenleri biz büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Öyle takip ediyoruz ki, bakın, biz daha dünyada bu kriz tam olarak konuşulmaya başlamadan önce birçok tedbiri aldık ve uygulamaya koyduk.

Şimdi, bugün biraz istihdam konuştuğumuz için kısa süreli ödemeyle ilgili değerlendirme, değişiklikler de yaptığımız için sadece Mayıs 2008’de yapılan düzenlemeyi söyleyeyim. Mayıs 2008’de dünyada bu krizle ilgili yeni yeni değerlendirmeler yapılıyordu, yeni yeni bazı şirketlerin batması, yardım talepleri başlamıştı. O tarihte biz ne yaptık? Bir istihdam paketi getirdik Meclise.

İstihdam paketiyle, bir kere Sosyal Sigorta ve BAĞ-KUR ödemelerindeki prim borçlarını yirmi dört ay taksite bağladık ve yüzde 25’e varan faiz indirimlerinde, borçlarındaki faizleri de sildik. Böylece işverenlerimizin rahatlamasını sağladık.

İşverenler üzerindeki idari ve mali yükleri azalttık. Yaptığımız en önemli düzenlemelerden biri, işveren sigorta primini yüzde 25 oranında indirdik. Bunun ne manaya geldiğini işçi çalıştıran herkes bilir ve bunun bütçemize maliyeti 4,7 milyar TL’dir.

Kadınlar, gençler ve özürlülerin istihdamını teşvik ettik, onlarla ilgili kolaylıklar getirdik. İşte, biraz önce Hasip Kaplan Bey söylüyordu: “Bunlarla ilgili sizin seçim beyannamesinde…” Ama bunları yaptık biz; söylemedik, yaptık.

İş gücünün mesleki eğitimine dönük düzenlemeler yaptık.

İstihdama yönelik, özellikle bölgesel istihdama yönelik önemli bir adım attık. GAP için yeni yatırım kaynakları ve o bölgedeki işsizliği önlemek için sadece 2008’de yaptığımız harcama miktarı 1,3 milyar Türk lirasıdır. Bunun 2009’daki ödeneği de 3,8 milyar Türk lirasıdır.

Yine istihdam paketi içerisinde, özellikle işsizlik ödeneğine başvuruların İnternet üzerinden yapılmasını sağlayarak işsiz kalan insanlara hemen bundan yararlanma imkânını getirdik.

Ve en önemlisi de -bugün tartışılan- kısa çalışma ödeneğini ilk defa biz 2003 yılında çıkardık. Hiç kimsenin aklına gelmemişti.

2001 krizinde -şimdi Mevlüt Bey karşımda oturduğu için söylüyorum, bankacı olduğu için, dostum- sadece bankacılık sektöründe 100 bin kişi işini kaybetmişti, 2 milyondan fazla insan işini kaybetmişti. Hiç kimsenin aklına gelmemişti o zaman, hiç kimsenin aklına gelmemişti. 2003 yılında biz bunu getirdik ve daha sonra da istihdam paketiyle işsizlik ödeneği kapsamına aldık. Şimdi de bu ödenekleri daha da artırarak, daha da iyileştirme yapıyoruz. Biz söz söylemiyoruz, söz üretmiyoruz, iş yapıyoruz ve biz bu düzenlemelerle, şimdi…

HASAN ÇALIŞ (Karaman)İşsizlik Sigortası ne zaman kuruldu? Doğru söyle lütfen!

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla)Bu sadece krize dönük bir paket değil. Zaten böyle bir “paket” sözüne de çok alışıldı, “paket” diye bir şey olmaz, “tedbirler” olur. Bu tedbirler de ihtiyaç duyuldukça adım, adım, adım yapılır. Anlattıklarım da daha bu kriz gelmeden bunu hissedip, gerekli tedbirleri almak yönünde oldu.

Sadece ekim ayında yapılan araştırmada, dünyada bu krizden en az etkilenen ülkeler arasında, avantajlı ülkeler arasında 15 ülkeden 1’i sayılıyor Türkiye. Şimdi bazı dostlarımız “Ya niye bize bu kriz bu kadar vurmadı?” Tam, bütün, şeyden gelecek, tam vuracak, her yer kapanacak, o zaman belki çok mutlu olacağız! Vurmadı. Hayır. Çok şükür, alınan tedbirlerle daha hafif atlatmaya çalışıyoruz. Tabii ki var bu etki, tabii ki. Düşünün, ihracatımızın yüzde 46’sı Avrupa topluluğuna. Bu oranlar bizden önce 58’di, unutmayalım, 46’ya düşürdük. Şimdi, burada alımda bir düşme olmuşsa gayet tabii ki benim ihracatımda da bir miktar düşme olacak. Ama ben bütün ihracatımı dağıttım ve ülkeler bazında çeşitlendirdim, ürün bazında çeşitlendirdim ve dolayısıyla beklediğim etki daha az olacak ve oluyor da zaten.

Bakın, dediler ki: “Bütçe görüşmeleri sırasında yüzde 16-17 indirim yaptınız.” Bütçe tekniğini bilen herkes bilir ki bütçeler ekim ayından çok önce, daha temmuz, ağustosta bunların hazırlıkları yapılır, bağlanır, ekim ayında da Plan ve Bütçe Komisyonuna gelir, ondan sonra da değerlendirilir. Şimdi, ekim ayında bu bütçe görüşülmeye başladığında dünyadaki krizin Türkiye’ye etkileri bu noktada mıydı? Hayır. Ama, biz bütçeyi çıkarmadan, gelirde değil, harcama cephesinde gerekli kesintileri yaptık, çünkü gelirde de bir miktar düşme olacağını biliyoruz, hesabımız da o yönde. Dolayısıyla, biz, daima bütçe disiplinine ve bu noktadaki gelir ve gider dengesine özen gösterdik.

Şimdi, müsaade ederseniz, bu düzenlemelerle ilgili, yeni bu kanun tasarısıyla yapmak istediğimiz düzenlemeler hakkında da sizlere bilgi vermek istiyorum.

Şimdi, ilk yaptığımız düzenleme ne? Bir kere, kısa çalışma ödeneğinin, biraz önce de söylediğim gibi, 2003 yılında ilk defa AK PARTİ iktidarında kabul edilen bu ödeneğin miktarını artırıyoruz. Bu, asgari brüt ücretin daha önce yüzde 40’ı yüzde 80 aralığında ödeniyordu, şimdi bunu, yüzde 50 oranında artırarak yüzde 60 ve yüzde 120 aralığında ödeyecek hâle getiriyoruz. Yani, şu anda üç ay içerisinde bir ay çalışmama durumunda olan bir iş yeri, 400 lirayla 800 lira arasında bir ödenek alabilecek. Kime bu para verilecek? Doğrudan doğruya işçiye verilecek, işverene verilmiyor. İşveren neden kurtuluyor? Bir kere, vergi, SSK, hiçbir mükellefiyeti yok, artı işine devam ediyor, üretimine devam ediyor. Çalışacak, iş yerinde sıkıntı olmadan hem üretimini yapacak hem de ödeme mükellefiyetinden kurtarılıyor. Hem işçiyi koruyoruz hem işvereni koruyoruz ve bu ödeneği -eskiden üç ay süreyle ödeniyordu- artırıyoruz yüzde 100, altı aya çıkarıyoruz. Daha başka ne yapıyoruz? İşsizlik ödeneği… Diyelim ki daha sonra kapandı, işsizlik ödeneğinden para alırken buradakini kesiyorduk -eski kanundaki düzenleme böyleydi, o günkü şartlar böyle bir düzenlemeyi…- ama şimdi bir kesinti olmadan, eğer tekrar işini kaybederse işsizlik ödeneğinden de yararlanma hakkını getiriyoruz. Böylece, biraz önce de söylediğim gibi, hem işvereni hem işçiyi koruyan bir düzenleme yapmış oluyoruz.

Ayrıca bu eczanelerle, sağlık hizmeti sunan kuruluşlarla yaşanan birçok sorunlar vardı. Unutmayın, sağlıkta AK PARTİ’nin yaptığı, sadece cumhuriyet tarihinin demiyorum, geriye doğru bakınız, Osmanlı dönemi de dâhil, en büyük devrimdir. Burada bir düzen oturtuluyor kuruldukça, sistem işledikçe. Şimdi kanuni bir düzenleme yapıyoruz, diyoruz ki: Belgelerini takip eden ayın 15’ine kadar getir ver, ondan sonra da ben hemen altmış gün içerisinde sana avans niteliğinde paranı ödeyeceğim -ha bir avans olacak çünkü faturalarda bir yanlışlık çıkma ihtimali olabilir- üç ay, doksan gün içerisinde de bu işi bitireceğim ve hesabını kapatacağım.

Şimdi bundan memnun olmayacak bir kimse var mı? Hayır. İstedikleri de buydu. Dolayısıyla bu düzenlemeyi yapıyoruz.

Sonra, muhtasar beyanname ile aylık bildirgeleri birleştiriyoruz.

Değerli dostum Oğuz Oyan Bey dedi ki: “Efendim, bu, krizde olur mu?” Biz ödemeyi, üç aylık ödemesini kısaltmıyoruz ki, sadece beyannamelerini… İki işi tek iş hâline getiriyoruz. Yaptığımız bu. Onun ödemesini bir aya indirsek haklısınız. Dersiniz ki: Krizde siz bunu yapmamalıydınız. Ama onu yapmıyoruz. Sadece yaptığımız, buradaki bir beyannameyi birleştirerek hem kaçağı önlüyoruz hem de mükellefiyetini azaltmış oluyoruz.

Evet, bu kanunla sadece bunları mı yapıyoruz? Hayır. Tabii ki detay olarak vakit kısa ama birkaç önemli noktayı daha söylemek isterim. Özellikle 9’uncu maddede özel bir teşvik sistemi getiriyoruz büyük projeler için. Bölgesel, sektörel ve proje bazlı bir teşvik getiriyoruz. Bakanlar Kuruluna bu konuda yetki veriyoruz. Yüzde 90’a kadar kurumlar vergisinden indirim yapma şartını getiriyoruz. Ayrıca daha sonraki bazı maddelerde arazilerle ilgili düzenleme, arazi tahsisleri ve böylece, büyük projelerin hayata geçmesine dönük özel bir teşvik sistemi getiriyoruz.

Ayrıca yurt dışındaki yerleşik portföy yönetim şirketlerinin Türkiye’de ofis açmalarını teşvik eden vergi düzenlemeleri ile bu portföylerin Türkiye’de idare edilmesi ve Türkiye’ye gelmesi yönünde düzenleme yapıyoruz.

Evet, Hasip Bey diyor ki: “Yani bu telefon kullananlara yüzde 15…” Yok, hayır. Hasip Bey, yüzde 5’e indiriyoruz vergiyi, yüzde 25, yüzde 15 olan vergiyi yüzde 5’e indiriyoruz.

HASİP KAPLAN (Şırnak)O zaman yüzde 5’e el kaldırıyoruz, önerge hazırladım yüzde 5 için.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla)Yüzde 5’i… İnşallah…

HASİP KAPLAN (Şırnak)“Evet” diyorsanız, arkadaşlar itiraz etmiyorlar.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla)Yani vermeden almak Allah’a mahsustur. Yani o kaynağı bulabiliyorsak tabii. Bizim hesabımıza göre yüzde 5’e indirdiğimiz zaman…

HASİP KAPLAN (Şırnak)Cep telefonlarından, sabit telefondan yüzde 15 devam ediyor. Onu da yüzde 5’e indiriyoruz önergeyle.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla)Evet, onun için de Bakanlar Kuruluna yetki tanıyoruz ve bunları da yüzde 5’e kadar indirmek üzere Bakanlar Kurulu yetkili olacak. Ev telefonları için de bunu yapıyoruz.

Evet, sonra, neler yapıyoruz? Çok önemli bir düzenleme daha getiriyoruz. Bunların en önemlilerinden biri de şu: Çekle ödemeler. Bakın, bugün iş hayatının içinde olan herkes bilir, doğru, çekte vade yoktur ama bizim kendi iş hayatımızdan kaynaklanan bir sistem doğdu. Bu bugün mü doğdu? Hayır, yıllardır var. Herkes çeki vadeli olarak veriyor, hatta senet kalktı, çek verilir, vadeli çek yazılır, verilir. Bu kriz zamanlarında ne problem çıkıyordu? İş hayatında kötü niyetli insanlar var. Gidiyordu, bazen vadesinden önce bankaya götürüyordu o çeki tahsil etmeye kalkıyordu. Hâlbuki diğer iş adamı ona göre çekini yazmış, oradaki imkânına göre yazmış. Şimdi “Ancak vadesinde ibraz edilebileceği” hükmü getiriyoruz. Bu, bugüne kadarki oluşan en önemli hastalığı çözebilecek bir düzenlemedir. Böylece, iş hayatındaki kavgalara, iş hayatındaki sorunlara en önemli çözüm getirecek maddelerden biri budur.

Ha, Ahıska Türkleriyle ilgili düzenleme… Bakın, binlerce insan… Bunlar bizim soydaşlarımız. Bu insanlar yıllardır problem yaşıyorlar. Ne yapıyoruz? Çifte vatandaşlık. Bunların Türkiye’de oturmalarını, çifte vatandaşlık hakkını getirerek… Ahıska Türklerini -ki bunların önemli bir kısmı Stalin zamanında sürgüne gönderilmiş insanlardır, tarihin en büyük soykırımlarından biri o dönemde yapılmıştır- şimdi koruyoruz, kendi soydaşlarımıza sahip çıkıyoruz; bu kötü bir şey mi?

Bunun dışında, tabii, vergi kanunlarımızda, özellikle idareyle ilgili, sosyal güvenlik kurumlarımızla ilgili, biraz önceki söylediğim düzenlemelerle ilgili birtakım düzenleyici hükümler de var, getiriyoruz.

Özellikle sit alanlarıyla ilgili problemler vardı, hazineye ait taşınmazların alınmalarında buradaki belgeler para gibi kullanılıyordu, bunlara bir sınır getiriyoruz, 2011’den sonra artık bunların yapılamayacağını söylüyoruz.

Trafik cezaları… Eski araçlar için özellikle, belli, artık yaşını doldurmuş araçların -ki, bunlar biliyorsunuz sıkıntıydı, hep söylenirdi “Bu eski araçlarla ilgili niye düzenleme yapmıyorsunuz?” diye. Onlarla ilgili düzenleme yapıyoruz- hem trafikten çekilmesi hem bunların, eskiyen araçların, artık teslim edilen araçların vergi problemlerini çözüyoruz. Böylece, daha iyi bir şekle gelmesini… O insanların hem araçlarının yenilenmesine, özellikle dayanıklı tüketim mallarında bir hareketin daha da sağlanmasına dönük bir tedbirdir bu. Böylece, özellikle otomotiv satışlarını destekleyecek bir düzenlemedir.

Sonra ne yapıyoruz? Diyoruz ki: “Ekonomi Koordinasyon Kurulunu yasal hâle getiriyoruz.” Kötü bir şey mi? Ekonomi Koordinasyon Kurulunu yasal hâle getirerek hem iş hayatıyla hem de sivil toplum kuruluşlarıyla olan irtibatı bir yasal düzene ve sürekliliğe kavuşturuyoruz. Bu, bundan sonraki dönemlere dönük de açıkçası, sadece kriz olarak düşünmeyelim olayı ama ekonominin gidişatı için çok önemli bir düzenlemedir.

Onun dışında bazı, açıkçası taşınmazlarla, Tapulama Kanunu’ndaki harçlarla ilgili bazı düzenlemeler var. Bazı uygulamaya dönük tereddütleri giderici önemli gördüğümüz düzenlemeler de burada yer almaktadır. Kısaca söylemek gerekirse, bu düzenlemelerle biz hiçbir şekilde… Efendim, bu, kriz için özel düzenlenmiş bir önlem paketi değil ama buradaki, dünyadaki krizin belirli sektörlerdeki ve şekliyle ilgili birtakım tedbirlerin alındığı düzenlemelerdir.

Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 17 Şubat 2009

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook