Toplumsal yaşamda üniversitelerin yeri hakkında
Kütahya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 49. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Ocak 2006 · 460 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alaettin Güven (AK Parti), 5 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPLUMSAL YAŞAMDA ÜNİVERSİTELERİN YERİ HAKKINDA); konuşma 460 kelime.
Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya). “Toplumsal yaşamda üniversitelerin yeri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 5 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2006-01-05-toplumsal-yasamda-universitelerin-yeri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALAETTİN GÜVEN (Kütahya)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; üyeleri bulunduğumuz 22 nci Dönem Parlamentosu, Dördüncü Yasama Yılının 2005 sene sonu itibariyle yasama faaliyetlerini 15 ilimizde üniversite açma kararıyla muhteşem bir şekilde taçlandırarak kapatmıştır. Özelde 15 ilimizde yaşayan vatandaşlarımızı, genelde yetmişüç milyon insanımızı sevince boğan ve iki bayramı bir arada yaşamamıza sebep olan bu kutlu karar sebebiyle, üniversitelerimizle ilgili gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, yeni kurulacak olan ve eğitim-öğretime devam eden üniversitelerimizin, yüce milletimize, insanlığa hayırlara vesile olmasını dilerken, Yüce Heyetinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; toplumsal ve insanî faaliyetlerin merkezi olan üniversitelerimizin tarihsel arka planına kısaca bir göz atacak olursak, Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu 1923'ten itibaren, yükseköğretim tarihimizde, üniversitelerimizde yapılan düzenlemeler ve değişimleri şöyle özetleyebiliriz: 1933 tarihinde, darülfünun kaldırılıp yerine İstanbul Üniversitesi kurulmuş, 1946 yılında Ankara Üniversitesi kurulmuş, 1960 Anayasasına, ilk defa, üniversiteyle ilgili bir madde konulmuş, 1973-1981 arası Üniversiteler Kanunu çıkarılmış, 1982 Anayasasına yükseköğretimle ilgili, 130, 131 ve 132 nci maddeler konulmuştur.
Bu genel çerçeveler ışığında, 1933'ten beri, üniversitelerin sorunlarının kesin bir çözüme kavuşturulduğu söylenemez. Üniversitelerimiz, mevcut olan 2547 sayılı yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği 1981 yılından beri, tartışma gündeminde olmasına rağmen, ne yeni bir üniversite modeli ortaya koyabilmiş ne de sorunlarını kendi içinde çözebilecek bir mekanizma gerçekleştirebilmiştir. Öte yandan, üniversitelerimiz kadar, bu kurumlarda okumaya aday öğrencilerimiz için de büyük sorunlar söz konusudur; şöyle ki: 2005 yılında yapılan öğrenci seçme sınavına 1 730 850 öğrenci katılmış; ancak, bunların, sadece yüzde 30'u üniversitede okuma şansını elde edebilmiştir. 15 ilimizde kurulan yeni üniversitelerimiz, bu açıdan önemlidir.
Yükseköğretimde, okullaşmada olduğu kadar, sayı ve kalite bakımından da gelişmiş ülkelere göre oldukça geride kaldığımız bilinmektedir. Şu anda, Türkiye'de, 53'ü devlet, 24'ü özel vakıf üniversitesi olmak üzere, toplam 77 üniversite bulunmaktadır. Yeni kurulan 15 üniversiteyle birlikte bu sayı 92'ye yükselmiş olacaktır. Bütün dünyada, özellikle yükseköğrenimde okullaşma oranının arttığı bir gerçektir. Örneğin, yükseköğrenimdeki okullaşma oranı, 2005 yılında, Kanada'da yüzde 88, ABD'de yüzde 81, Belçika'da yüzde 56, Fransa'da yüzde 51, Almanya'da yüzde 46, Japonya'da yüzde 41'dir.
Bu gerçekler ışığında ülkemizde okullaşma oranına baktığımızda, çok gerilerde olduğumuz görülmektedir. Türkiye'de okullaşma oranı, 2000'li yılların başında, örgün eğitimde yüzde 19, açıköğretimle birlikte yüzde 27 olarak gerçekleşmiştir. Takdir edersiniz ki, yükseköğretimde, okullaşma olduğu kadar, sayı ve kalite bakımından da gelişmiş ülkelere göre oldukça geride kaldığımız bir realitedir.
İbni Sina, bilim ve fennin takdir görmediği yerlerde barınmayacağını, buralardan göçüp gideceğini söylemektedir. Tarihte, bilimde ve fende de büyük gelişmeler göstermiş bir milletin çocukları olarak, ülkemizin de, dünyadaki bu gelişmelerin dışında kalması düşünülemez.
Ülkemizde üniversiteye yerleştirilemeyen veya başka nedenlerle birçok öğrenci yurt dışına okumaya gitmektedir. Bu amaçla, 70 000 civarında öğrencinin yurt dışında eğitim gördüğü bilinmektedir. Böylece, yurt dışına önemli oranda kaynak aktarılmaktadır. Oysa, ülkemiz, tarihsel miras ve jeopolitik yapısı gereği çok sayıda yabancı öğrenciye eğitim vererek, ülke ekonomisine önemli ölçüde kaynak sağlayabilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
7 konuşma daha · 5 Ocak 2006