İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sosyal güvenlik kurumu kanunu tasarısı ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işler hk. (s.s.1102)

Alaettin Güven

Kütahya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Nisan 2006 · 415 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Alaettin Güven (AK Parti), 13 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK KURUMU KANUNU TASARISI VE SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER HK. (S.S.1102)); konuşma 415 kelime.

Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya). “Sosyal güvenlik kurumu kanunu tasarısı ve sağlık, aile, çalışma ve sosyal işler hk. (s.s.1102)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2006-04-13-sosyal-guvenlik-kurumu-kanunu-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sos (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALAETTİN GÜVEN (Kütahya)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; sevgililer sevgilisi, sevginin bile sevgilisi, yüce insan, örnek hayat Hazreti Muhammed'in doğum yıldönümü münasebetiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum.

Kutlu Doğum Haftası olarak kutlanan bugünlerin, tüm insanlığa ve ülkemiz insanlarına hayırlara vesile olması dileklerimle, sizleri en derin sevgiyle selamlıyor, saygılar sunuyorum.

Peygamberler, ilahî vahyi insanlığa ulaştıran, onları yaratılış ve varoluşun sırrını anlamaya, bilgi ve inancın aydınlığına çağıran rahmet elçileri. Son elçi Hazreti Muhammed. O, peygamberler halkasını tamamlayan son davetçi. Dini açıklayan, öğreten ve bütün ahlakî güzellikleri yaşayarak öğütleyen örnek bir şahsiyet.

İnsanlar arasında kin ve nefretin, farklılıklar arasında çatışmanın alevlendirildiği, ötekinin kutsalına ve bir diğer inanca saygının aslında insana saygı olduğu anlayışının iyice zayıfladığı çağımızda, âlemlere rahmet olarak gönderilen Yüce Peygamberimizi anlamaya ve anlatmaya, O'nun sevgisi etrafında birleşmeye daha fazla ihtiyaç duyuyoruz ve duymaktayız. O’nun hayatında ve öğütlerinde, bireysel ve toplumsal hayatımızı aydınlatacak güçlü bir ışık var. O, rahmet ve sevgi peygamberi. Kendisinden düşmanlarına karşı beddua isteminde bulunanlara karşı çıkarak, kendisinin rahmet ve merhamet peygamberi olarak gönderildiğini söylemişti. Öz bir ifadeyle O, insanı insan yapan erdemlerin, değerlerin odaklandığı bir şahsiyetti.

O’nun, Ebu Kubeys Dağından yaptığı çağrıyı, cahiliye toplumuyla mücadelesini, muhasara altında kalmasını, hicretlerini, Taif'te taşlanışını ve yaralar içinde "Allah'ım, onlara merhamet et; çünkü, onlar cahil bir kavim" deyişini hatırlatmaya ve iliklerimize kadar hissetmeye ihtiyacımız var. İnsanlık tarihine altın harflerle yazılması gereken veda hutbesinde "İnsanlar, bir tarağın dişleri gibi eşittir; hepiniz Adem'densiniz, Adem de topraktandır" deyişini, "kadınlara hayırla muamele edin; onların, sizin üzerinizde hakları vardır" diye haykırışını ve nihayet "en yüce dosta gidiyorum" diyerek dünyaya veda edişini hatırlamaya ve anlamaya çok, ama, çok ihtiyacımız var.

Peygamber efendimiz, sadece inanç ve ibadet hayatımıza kılavuzluk eden kutlu bir öğretmen, bireysel ve sosyal ahlakı hayatımıza rehberlik eden mükemmel bir örnek olarak kalmamış, O'na duyulan derin sevgi ve bağlılık, naat ve kasideden, hilye ve ebruya kadar, sanat ve edebiyatımıza da yansımıştır. O, Yunus Emre dilindeki aşk peygamberini, Mevlana'nın dilinde rahmet elçisini, Hacı Bektaş Veli'nin dilinde eşsiz insan ve peygamber olarak terennüm edilir durur hep. O, Sezai Karakoç'un "Göz seni görmeli, ağız seni söylemeli/Sen, Eskimoların ısınması, sevgililer mahşeri" dizelerinde evrenselleşir. O, kumları seccade yapan sevgililer sevgilisini pervazlara konan güvercinler ve hu hulara karışan âminlerle yâd eden usta şair Arif Nihat Asya'nın naatında güzelleşir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Hazreti Muhammed örnek bir kişilik. O'nu örnek almak demek, tarihe gitmek değil, O'nu tanımak, bilmek ve sevmek demektir. O yüceler yücesi, insan hayatına ve insan haklarına çok değer verirdi. Temizdi, temizliği ve temiz olanları severdi. Aç olanı doyurur, açığı giydirirdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 13 Nisan 2006

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook