İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 92. BİRLEŞİM · SALI

Kamu görevlileri etik kurulu kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik (s.s.432)

Algan Hacaloğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 92. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Mayıs 2004 · 1.232 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Algan Hacaloğlu (CHP), 25 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU GÖREVLİLERİ ETİK KURULU KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK (S.S.432)); konuşma 1.232 kelime.

Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Kamu görevlileri etik kurulu kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik (s.s.432)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2004-05-25-kamu-gorevlileri-etik-kurulu-kurulmasi-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan yasa tasarısının 1 inci maddesi üzerinde Partimin görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yasa tasarısının geneli üzerinde Grubumuz adına söz alan Sayın Oya Araslı, konunun, özellikle Anayasayla olan ilişkilerini dile getirdi ve özü itibariyle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak çok önemsediğimiz "temiz siyaset, dürüst yönetim, açık toplum" ilkesi içerisinde hazırlanmış olan, o çerçeve mantığı içerisinde ele alınmış olan bu konuda bir düzenleme yapılmasına olumlu baktığımızı; ancak, içeriği itibariyle dikkat edilmesi gereken ve Anayasayla çelişkili olan maddeler olduğunu ifade ettiler.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, yıl sonu itibariyle Avrupa Birliğinden tarih almak için ciddî bir çaba içinde. Bu konuda, hükümet, İktidar Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi, partilerimizin ortak iddia ve ideallerinden olan Avrupa Birliği süreciyle bütünleşmeye yönelik katkılarımızı ortaya koymaya çalışıyor.

Bu arada, yine, toplumun bir ortak özlemi olan demokratikleşme sürecine ilişkin bazı paketler gündeme geldi ve biz de bu paketleri, gerçekten, istisnasız, önemli bölümünü çok eksik görmemize rağmen, Sayın Araslı'nın "içi boş paketler" olarak tanımladığı, benim, özellikle birkaç tanesinin, gerçekten, göstermelik boyutu fazla aşmadığını düşündüğüm paketleri, düzenlemeleri kabul ettik; çünkü, bunlar, gerçekten, en azından alan itibariyle, genel konum itibariyle, Avrupa Birliğinin, bizden, geçirilmesini talep ettiği konulardan biriydi. Bu konu da, o boyutuyla, Avrupa Birliğine yönelik taahhüt ettiğimiz konulardan biri, aynı zamanda, IMF ile imzalanmış olan niyet mektubu kapsamında da, aynen tasarının gerekçesinde yazılı olduğu gibi, taahhüt ettiğimiz konulardan biri; yeni bir konu değil, kavram olarak yeni değil; ama, düzenleme olarak yeni.

Şimdi, insan der ki, böyle bir konuda, hükümet, bir hazırlık yapıyor, bir düzenleme getiriyorsa, bu fırsatı eğer kullanmak istiyorsa, gerçekten, son yirmi yıldır, ülkemizin müthiş bir kuralsızlık, keyfîlik, hukuksuzluk, yolsuzluk sürecinden geçmiş olduğunu dikkate alarak, bu fırsatı iyi değerlendirmek istiyorsa, oturup, kendi mutfağında çok kapsamlı bir hazırlık yapmış olacağını düşünmesi gayet doğaldır. 1 inci maddede, esasında, bunun hiç de böyle olmadığını görmekteyiz.

Şunu kabul ediyorum Sayın Bakanım: Bu yasa tasarısı, gerçekten, üç komisyondan geçti; üç komisyondan geçen nadir yasa tasarılarından biri. YÖK gibi çok önemli bir yasa tasarısını, Avrupa Birliği süreciyle ilişkili olmasına rağmen getirmediniz AB Uyum Komisyonuna, özlük haklarıyla ilişkin bölümleri olduğu halde Plan ve Bütçe Komisyonuna getirmediniz; ama, bu tasarı üç komisyondan geçti. Ben de içindeydim, ben de altkomisyonda görev yaptım, Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda.

Şimdi, bakıyoruz 1 inci maddeye; bu, yasa tasarısının amaç maddesi. Kapsamı nedir -en önemli konu- bu neyi kapsayacak; bakıyorsunuz, daha 1 inci maddede, bu en önemli maddede, hükümetin kendi mutfağında hazırlamış olduğu tasarı komisyona geldiği zaman çok önemli bir değişikliğe uğruyor. Bu değişikliği yaşadık, tartıştık.

Bu tasarı, en altında tadat ediyor: "Milletvekillerini, Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini kapsamaz." Dedik ki, peki, bu tasarı Silahlı Kuvvetleri kapsıyor mu? Ses yok. Peki, bu tasarı yargıyı kapsıyor mu? Ses yok. Bu tasarı özerk kurumları kapsıyor mu? Ses yok. Ses yoktan kastım; orada, o gün, o ilk aşamada Sayın Bakanımız yoktu; onun yerine, hükümet adına, hükümeti temsilen bulunan bürokratların o konuda yeterince teçhiz edilmediklerini, konunun içinde olmadıklarını tespit ettik. Esasında, Başbakanlığa bağlı bir kurulun diyeyim veyahut da kurum değil, bir düzen, denetim yapacak, tespitler yapacak bir heyetin, Silahlı Kuvvetler gibi, bağımsız yargı organları gibi ve özerk kuruluşlar gibi yapılar üzerinde, etik dahi olsa, bir denetim unsuru getirememesi gerekir. Sonraki bir toplantıda, Sayın Bakan katıldığı zaman, kendisine ben şahsen sorduğumda "evet, Silahlı Kuvvetlerin olmaması lazım" dediler. Şimdi, bakıyoruz, sonunda, gelinen noktada bu üç konuda da düzenleme yapılmış, bunlar kapsam dışına alınmış. Bu kadar önemli bir konuda bu atlanır mı; hayır. Bunun nedeni mi vardır; bilemiyorum. Var mı yok mu, onun takdirini size bırakıyorum. Keza, gene maddenin amacı nedir diye baktığımız zaman, etik konusunda, etiksel davranış ilkeleri konusunda denetim yapacak. Nedir bunlar; bunlar da, altkomisyonda bu maddeye girmiş olan hususlar. Onun da, tabiî, sonucu açık bırakılıyor ve bu komisyonda geliştirilecek denilmekte.

Değerli arkadaşlarım, tabiatıyla, uzun uzun, her birimiz, dürüst bir yönetim içinde kamu görevlilerinin hangi tavırlar içinde olacakları konusundaki ilkeleri sayarız. Bizim paylaştığımız ilkeler; açıklık, saydamlık, hesap verebilirlik, dürüstlük, objektiflik, tarafsızlık; ama, istirham ediyorum, lütfen... Bu konuda, bu tasarıyla iyi niyetli bir yaklaşım içinde olduğunuzu düşünüyorum; ancak, İktidar olduğunuz günden bugüne kadar yaptığınız atamaların ardında bu tür bir duyarlılık olduğu konusunda Cumhuriyet Halk Partisi olarak son derece büyük şüphemiz var; onun altını çizmek istiyorum.

Sayın Başkan, buradan, kısaca, bizim Avrupa Birliği Uyum Komisyonu altkomisyonunda çıkan öneriyi, tavsiye çerçevesi içerisinde ifade etmek istiyorum: Etik, evet; ama, önce çuvaldızı kendimize batıralım.

Geçen dönem, Sayın Meclis Başkanımızın, Sayın Azmi Ateş'in, Sayın Abdüllatif Şener'in de katıldıkları diyalog grubu vardı; ben de içindeydim birkaç yıl. O diyalog grubu, 20 ve 21 inci Dönemlerde, milletvekili olmadığınız dönemde dahi takip etmeye çalıştığımız bir oluşumdu ve milletvekili etiği konusunda ve Mecliste bir etik kurulu kurulması konusunda çok ciddî çabalar sarf etmişti.

Şimdi, Sayın Bakanımız "evet, bir ihtiyaç olabilir; biz, Meclis etik kurulu konusunda, hükümet olarak, bir öneri getirmeyeceğiz; milletvekilleri getirirler" dediler; ama, Sayın Bakanım, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak, onsekiz aydır Anayasa Komisyonunda bekleyen 140 imzalı teklifimiz var. Yani, biz milletvekili değil miyiz?! Bizim, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin tümünün -diğer, imzalamamış olan arkadaşlarımıza o aşamada ulaşılamadığı için belki tümünün imzası yok- 140 imzalı teklifimiz, onsekiz aydır Anayasa Komisyonunda uyutuluyor; rafa kaldırıldı. Sayın Anayasa Komisyonu Başkanından defeatle rica ettim. Eğer, bu konu önemliyse; eğer, Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye'de siyaset etiğini düzenlemek, çıtayı demokratikleşme özlemlerimiz çerçevesi içinde yükseltmek ve esasında... Ben, bu konuyu birkaç kere bu kürsüde ifade ettiğim için tekrar gibi olabilir; ama, her fırsatı kullanıp tekrar etmeye devam edeceğim ve kendi talebimle de, arkadaşlarımızın talebiyle de teklif Genel Kurula insin diye talep etmeyeceğiz, bekleyeceğiz; Anayasa Komisyonu bunu değerlendirsin; çünkü, buradaki havadan görmekteyiz ki, Adalet ve Kalkınma Partisi, henüz, siyasî etik konusunda destek verecek, o konuyu içine sindirmiş bir görüntü vermiyor. Buna inansak, teklifi aşağıya indireceğiz, burada oylarınıza sunulmasını isteyeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, çok sıkıntılı dönemler geçirdi. Zamanımı uzatmak istemiyorum; ama, hepinize şöyle bir hatırlatmak istiyorum, hepinizin bunları bildiğini düşünüyorum: Türkiye'nin yirmi yıldır yaşadıklarının -Susurluk'u dahil, hayalî ihracatı dahil, banka vurgunları dahil, özelleştirmeye siyasetin karışmasıyla ortaya çıkan talan dahil, bunların tümünün- arkasında yatan güç, temel öğe siyasettir değerli arkadaşlarım. Siyaset, eğer, kanatlarını germemiş olsaydı, Türkiye, son yıllarda yaşadığı bu yolsuzlukları, bu etiksizlikleri, bu ahlaksızlıkları -ister siyasî anlamda alın ister başka anlamda- yaşamazdı.

Dolayısıyla, biz, çuvaldızı kendimize batırırken, konuyu sadece Meclis etik kurulu olarak düşünmeyelim; tüm Avrupa ülkelerinde mevcut olan, tüm Batı demokrasilerinde mevcut olan, milletvekillerinin davranışları, yapamayacakları işler, ilişkileri konusunda, lütfen, çıtayı Avrupa Birliği düzeyine çıkaralım. Birinci Kopenhag Kriteri budur değerli arkadaşlarım. Bunun için ortaya koyacağınız herhangi bir çabayı destekleyeceğiz. Bizim hazırlamış olduğumuz teklifin özü budur; bildiğiniz bir konu...

Tabiî, biz, defeatle her zaman "dokunulmazlık" diyoruz. Esasında, dokunulmazlık... Bugün Genel Başkanımız Grup toplantısında çok ayrıntılı ifade etti "en azından benim dokunulmazlığımı kaldırın. Bu hakkımı, yargılanma hakkımı kullanmak istiyorum" dedi; ama, belli ki, maalesef, 140 dosyanın hepsi rafa kaldırılmış, kaldırılmak üzere olduğunu anlamaktayız.

Değerli arkadaşlarım, mevcut Anayasada ve yasalarda yer alan milletvekilleriyle ilgili düzenleme, 12 Eylül anlayışının uzantısıdır; ama, bir şey söyleyeyim size, Amerika ile Türkiye arasındaki şu çarpık konumu dikkatlerinize sunmak istiyorum: Saydam mal bildirimi Amerika'da var, Türkiye'de yok; mesleği icra Amerika'da yasak, Türkiye'de serbest; kazançlara sınırlama getirilmesi -milletvekilleriyle ilişkin olarak söylüyorum- Amerika'da var, Türkiye'de yok; milletvekilliğinden sonra bir yıl soğuma dönemi uygulaması Amerika'da var, Türkiye'de yok; şirketlerin yönetim kurullarında ücretli olarak görev alma Amerika'da yok, Türkiye'de var; kampanyalarda siyasî partiler arasında denetim getirilmesi Amerika'da var, Türkiye'de yok.

Değerli arkadaşlarım, devlet bir hukuk sistemidir, hukuk kaynağını ahlaktan alır, siyaset ise hukuk devleti içinde işlev kazanan bir kamusal görev alanıdır, bir toplumsal özveri alanıdır. Bu konuda, hepinizi sağduyuya davet ediyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak.

Saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 25 Mayıs 2004

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook