Teknokentler ve sorunları hakkında
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 91. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Nisan 2006 · 1.052 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Coşkun (AK Parti), 20 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEKNOKENTLER VE SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 1.052 kelime.
Ali Coşkun (AK Parti, İstanbul). “Teknokentler ve sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 20 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-coskun-22-2006-04-20-teknokentler-ve-sorunlari-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul)Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Konya Milletvekilimiz Halil Ürün Beye, böylesine, ülkemiz için, geleceğimiz için, önemli olan teknoloji konusunda söz aldığı için ve biz de cevap verme, bilgilendirme imkânı sağladığı için kendisine teşekkür ediyorum.
Bildiğiniz gibi, 2001 yılında 4691 sayılı Yasayla kurulan teknoloji geliştirme bölgelerinde, teknolojik bilgilerin üretilmesi, üretilen bilginin ticarîleştirilmesi, üründe ve üretim yönetimlerinde ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesi, verimliliği artıracak ve üretim maliyetlerini düşürecek yeniliklerin geliştirilmesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunun sağlanması, araştırmacılara iş imkânlarının sağlanması ve ileri teknoloji yatırımları yapacak yabancı sermayenin ülkeye girişinin hızlandırılması amacıyla, sanayiin rekabet gücünün artırılması önde olmak üzere bu yasa çıkarılmıştır. Ancak, 4691 sayılı Kanun, 2001 yılında yürürlüğe girmesine rağmen ve Halil Ürün Beyin konuşmasında belirttiği gibi, geçici maddede, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve TÜBİTAK'a bağlı Marmara Araştırma Merkezi, teknoloji geliştirme bölgesi olarak belirlenmiş olmasına rağmen, bunların tescili yapılmamış, ancak Kasım 2002 yılında biz iktidar olduktan sonra, Bakanlığımız tarafından tescili yapılmıştır.
Böylece, Bakanlığım sırasında, son üç yılda, 20 üniversiteyle teknoloji geliştirme bölgeleri kurulmuştur. 2006 yılında ise, mart sonu itibariyle, Ankara Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi olmak üzere müracaatları değerlendirilmiş ve uygun görüşle Başbakanlığa sunulmuştur.
Teknoloji geliştirme bölgelerinde en çarpıcı gelişme, iş dünyasının acil ihtiyaç duyduğu ar-ge çalışmalarının öne çıkması ve üniversite-sanayi işbirliğinin, kamunun desteğiyle bütünleşerek gelişmesidir.
Kurulmuş bulunan teknoloji geliştirme merkezlerindeki bu atılımı, ülkemizin geleceği bakımından fevkalade önemli görmekteyiz; çünkü, küreselleşme sürecinde, takdir edersiniz ki, bir ülkenin güçlü olması, ancak rekabet gücü yüksek olma seviyesine çıkmasına bağlıdır. Bu da, ancak teknolojik gelişmeler önceliğinde olacaktır.
Son üç yıllık süreçte teknoloji geliştirme bölgelerinin sayısı 20'ye çıkmıştır; firma sayısı 63'ten 500'e, istihdam edilen personel sayısı 230'dan 5 042'ye, üzerinde çalışılan proje sayısı 75'ten 1 500'e, ihracat hiç yok iken 40 000 000 Amerika Birleşik Devletleri Doları ihracat sağlanmıştır. Yabancı firma sayısı hiç yokken 20'ye, yapılan yabancı yatırım tutarı hiç yokken 300 000 000 dolar seviyesine, alınan patent sayısı ise hiç yokken 25'e ulaşmış bulunmaktadır. Bu rakamlar, atılımlarımızın fevkalade olumlu sonuçlar verdiğinin işaretleridir.
Bu bölgelerin kurulması için gerekli arazi temini, altyapı ve idare binası inşaatı ile giderlerin yönetici şirketçe karşılanamayan kısmı, yardım amacıyla bütçe imkânları ölçüsünde Bakanlığımızca karşılanmaktadır. Ayrıca, bu bölgelerde yer alan firmalara, girişimcilere ve öğretim üyelerine 2013 yılına kadar çok çeşitli muafiyetler ve imkânlar getirilmiştir.
Ülkemizde son yıllarda bilim ve teknoloji konusunda görülen iyileşmenin yapı taşlarından en önemlisi teknoloji geliştirme bölgeleri olarak dikkat çekmektedir. Ülkemizin gelecek yıllarda uluslararası pazarlarda rekabet gücü yüksek bir ülke olarak yerini almasının en önemli faktörlerinden biri de, daha önce belirttiğim gibi, teknoloji geliştirme bölgelerinin ve bu bölgelerde bulunan firmaların desteklenmesidir.
Bu bağlamda, teknoloji geliştirme bölgelerinin altyapı ve proje bazında firma desteğinin artırılması, Avrupa Birliği Bilim ve Araştırma Faslı müzakereleri çerçevesinde öngörüldüğü şekilde çerçeve programları ve diğer uluslararası programlardan yararlanan firma ve firmalarda çalışan ar-ge personeli sayısının artırılmasının yanında gayri safî yurtiçi hâsıladan ar-ge'ye ayrılan payın yüzde 3 seviyesine çıkarılması öngörülmüştür. Zira, Lizbon Anlaşması çerçevesinde, Türkiye de bu yükümlülük altındadır. 2002 yılı sonunda bu rakam, yüzde 0,64 seviyesindeydi; şimdi, yüzde 1'leri aşmış durumdayız. İnşallah, sadece bu yüzde 3'lük payın da önümüzdeki yıllarda, sanayi kesiminin özellikle, yüzde 1 seviyesinin üzerine çıkması öngörülmektedir. Bakanlığımızca bu bölgelere arazi temini, altyapı ve idare binası inşaatı için 2004 yılında 3 trilyon lira, 2005 yılında 3,5 trilyon lira, toplam 6,5 trilyon lira destek sağlanmıştır; ancak, bu ödenekler, hızla gelişen teknoloji geliştirme bölgelerinin altyapısını ve teçhizat ihtiyacını karşılamak için, takdir edersiniz ki, yetersizdir; ancak, imkânlar bu kadar; fakat, Hükümetimiz ilk defa, bu yüzde 3'lük gayri safî millî hâsıla içindeki payın artması yönünde TÜBİTAK'a, bu desteklerin dışında, geçen yıl 450 trilyon lira, bu yılın bütçesinde de 520 trilyon lira bir ödenek koymuştur. Bu, TÜBİTAK'ın takdirinde, proje bazında destek olarak teknolojiye sunulacaktır. Bakanlığımızın bu konuyla ilgili olarak, önümüzdeki orta vadeli süreçte, bu önemli kurumların altyapı ve üstyapı sorunlarının bir an önce giderilmesi ve bölgelerin çalışmalarını daha etkin bir biçimde sürdürebilmeleri için gerekli finansman desteğinin sağlanması çok büyük önem arz etmektedir.
İkinci olarak, Bakanlığıma bağlı Küçük ve Orta İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme Başkanlığı, yani kısa ismiyle KOSGEB tarafından da teknoloji konusunda destekler verilmektedir. Söz konusu, ihtiyaç duyan işletmelerin ar-ge projeleri, teknoloji merkezleri, kısa ismiyle TEKMER teknoloji bölgelerinde ön incelemesi yapıldıktan sonra, TEKMER kurallarında değerlendirilerek destekleme kararı alınmaktadır. Bu kurullarda sanayi ve ticaret odası, üniversite temsilcisi ve KOSGEB'in yöneticileri bulunmaktadır.
İlk olarak 1992 yılında kurulan TEKMER'lerin yasal dayanağı KOSGEB Kanununa istinaden yayımlanan destek yönetmenliği olup, son revizyon 24 Nisan 2005 tarihinde 25795 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir; böylece, imkânlar daha da genişletilmiştir.
KOSGEB Başkanlığı, bilgi ve teknoloji tabanlı imalat sanayii KOBİ'lerin yeni bir ürün veya teknoloji geliştirmek amacıyla yapacakları ar-ge çalışmalarına geri ödemeli ve geri ödemesiz destekler sağlamaktadır. TEKMER'lerde, şu anda, KOBİ'lere sağlayabildiğimiz azamî destek 250 milyar lira civarındadır. Faizsiz ve proje tamamlandıktan sonra bir kısmı ödenmek üzere geri ödemeli destek verilmektedir; bu destekle, işletme, ar-ge çalışması için gereken makine ve teçhizatı temin etmektedir. Ayrıca, 70 000 Yeni Türk Lirasına varan miktarda, geri ödemesiz destek verilmektedir; bu destekle, işletmenin eğitim, danışmanlık, test ve analiz, fuar, teknopark kirası gibi, benzeri ihtiyaçlarında maddî katkı olarak sağlanmaktadır. Toplam 18 TEKMER işletmesi, teknoloji geliştirme merkezlerine ilaveten, 18 teknoloji merkezi halen yürürlüktedir ve bunların çoğu, üniversitelerle beraber kurulmakta, burada, elde edilen… Küçük ve orta ölçekli sanayicilerin ar-ge ihtiyaçları geliştirilince, bunlar, bu kere, teknoloji geliştirme merkezleri haline dönüştürülmektedir. TEKMER müdürlüklerinde bugüne kadar desteklenen işletme sayısı 1 050'dir. Yeni hizmete açılan TEKMER'lerle birlikte, yaklaşık 600 işlik kapasitesine ulaşılmış olup, bir işletme, ortalama üç yıl, sırayla desteklenmektedir. Değerli arkadaşlar, bütün bu hizmetler, TÜBİTAK'ın dışında, bizim Hükümetimiz zamanında gerçekleştirilmiştir.
Bir üçüncü konu, teknoloji konusunda, Sanayi Tezleri (SANTEZ) Projeleridir. Sanayi Tezleri Projesi, üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi, üniversitelerimizde yapılan bilimsel çalışmaların ticarîleştirilerek ülkemize katmadeğer yaratacak teknolojik ürün haline getirilmesinin sağlanması ve sanayicilerimizin ar-ge ve teknolojik ürün üretiminde karşılaştıkları sorunların üniversite bilimselliği içinde çözülmesinin sağlanması amacıyla başlatılmıştır. Böylece, bu tezlerin, sadece raflara girmesi ya da doktora unvanı alması için, teorik olarak kitaplar arasında kalması önlenmeye çalışılmaktadır ve böylece son dönemde, bu tezler, üniversitelerin destekleriyle, sanayicinin ihtiyaç duyduğu konulara doğru yönelmiştir.
Bu program, ülkemizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlayacak, yeni ürün ve/veya üretim yönetimi geliştirilmesi, mevcut üründe ve/veya üretim yönetiminde yenilik yapılması amacıyla, sanayiin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenecek yüksek lisans ve/veya doktora tez çalışmalarının desteklenmesini kapsamaktadır.
2006 yılı Bakanlığımız yatırım bütçesine SANTEZ projeleri için 5 trilyon lira kaynak sağlanmış olup, SANTEZ kapsamında üniversite-sanayi işbirliğiyle hazırlanan projeler, 2006 yılından itibaren Bakanlığımızca desteklenecektir.
Beni sabırla dinlediğiniz için hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
15 konuşma daha · 20 Nisan 2006