İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 91. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Nüfus hizmetleri kanun tasarısı s.s 1123)

Hüseyin Güler

Mersin Milletvekili · Anavatan Partisi

Genel Kurul, 91. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Nisan 2006 · 1.418 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Güler (Anavatan Partisi), 20 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NÜFUS HİZMETLERİ KANUN TASARISI S.S 1123)); konuşma 1.418 kelime.

Hüseyin Güler (Anavatan Partisi, Mersin). “Nüfus hizmetleri kanun tasarısı s.s 1123)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 20 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2006-04-20-nufus-hizmetleri-kanun-tasarisi-s-s-1123 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bu teknik bir konu olmasına karşın, normal olarak bir konsensüsün sağlanacağı en rahat kanunlardan bir tanesi; ama, gördüğümüz kadarıyla, temel kanun sıfatıyla bunun alelacele çıkarılmasını da anlamakta zorlanıyoruz.

Meclisin iradesine yürütme tarafından nasıl ipotek konulduğunu, maalesef, bir önceki Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda gördük, şimdi, burada da aynısı: Sorgulamadan, değerlendirmeden, millet adına buradayken, en ufak bir konuda bir katkımıza dahi izin verilmeden, kanunları, teker teker, hızlı bir şekilde geçiriyoruz. Acelemiz mi var; bilmiyorum, siparişler mi böyle alındı; bunu da anlamakta zorlanıyorum. Diyoruz ki: Meclisin tüm değerli bireylerinin -tüm birikimlerini- bu kanunlar üzerine net olarak katkıda bulunmaları gerekmektedir.

Bizi muhalefet olarak dinlememeye özen gösteriyorsunuz; ama, gördüğümüz kadarıyla, siz, kendi milletvekillerinizi dahi dinleme ihtiyacı duymuyorsunuz. Çok masum olan birsürü önergeler var, değişiklik önergeleri. Kanuna daha pratik anlamda yararlı olabilecek şekildeki katkılara dahi, maalesef, izin vermiyorsunuz. Bizler de, burada, dilimizin döndüğünce, bu kanunların daha net bir şekilde çıkması için katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

İfade ettiğimiz gibi, bu bir teknik konu ağırlıklı görünüyor. Nüfus Hizmetleri Kanunu Tasarısına baktığımızda, genel anlamda Türkiye'nin yapılandırılması ve verilerin algılanması, yarınların planlanması, en azından beş ila on yıllık bir planın yapılabilmesi için, ciddî anlamda, bu hizmetin kaliteli, ulaşılabilir ve hızlı bir şekilde yapılanması gerekir. Maalesef, nüfus sayımı dahi, çok basit anlamda on yılda bir yapılanırken, evlere hapsolurken, gelişen çağımızda, gelişen bilgi ve teknoloji çağında, maalesef, bunu dahi beceremez hale geldik. On yılda bir nüfus sayımının yapılamamasının sıkıntılarını, her dört yılda, her beş yılda bir seçim kütüğünün de yenilenmesi için sadece çaba sarf ediyoruz.

İfade ettiğimiz gibi, bunların, günümüzün çağında birçok veriyi içinde almamız gereken unsurlar barınmakta; en basit, nüfusun, sayımın niteliği, niceliği. Baktığımızda, okul çağındaki çocuklarımızın doğum olsun, ölüm olsun ve okul çağındaki çocukların ihtiyacı olan eğitim, öğrenim açısından okullar ve diğer, özellikle kadınlarımızın ve çocuklarımızın yarınlarını kurgularken de bu veriler çok ciddî anlamda önemli.

İfade ettiğimiz gibi, bu hizmetin kalitesinin yükseltilebilmesi için, temel anlamda, birincisi buradaki çalışan teşkilatın üvey evlat muamelesi görmeden; çünkü, kamu hizmeti yapılırken, burada, maalesef, çok sıradan bir meslek grubu olarak algılanmakta ve oradaki çalışanlara yeteri kadar değer verilmemekte; gerek teknik imkân ve gerek ekonomik anlamda da, maalesef, eksik bir değerlendirmeyle baş başa kalmaktalar.

Tasarının gerekçe kısımlarında birçok nedenler geniş bir şekilde kapsamakla birlikte, tespitler yapılmakla beraber; ama, yasa hükmüne geldiğimiz zaman, maalesef, eksiklerini görüyoruz.

Biz, nüfus kayıtları ve işlemlerimizi sağlıklı işleyen bir hale getiremezsek, elde ettiğimiz hiçbir istatistikî verinin, maalesef, kıymetini bilemeyiz. Bu doğrultuda da, kısaca, medenî olmanın, hukuk devleti olmanın, normale ulaşmanın, dış ülkelerdeki saygınlığımızın temel esası bu kanunun çağdaş bir yapıya ve işleyişine bağlıdır.

Bir misal vermek gerekirse, bugün, özellikle de üç yıldır uygulanmakta olan MERNİS Projesinin başarısı da bu kanuna bağlıdır.

Bizim temel anlamda tespitlerimizin de, aşağıda sıralayacağımız 7 maddeye uygun olarak bunların düzeltilmesinin uygun olacağı görüşündeyiz.

Tasarıda, özellikle kırsal kesimdeki doğum, ölüm, evlenmeyle ilgili olarak köy muhtarlıkları görevlendirilmiş ve geniş sorumluluk verilmiştir. Hepimizin de bildiği gibi, bugün muhtarlarımızın sorunları çok büyük. Bu muhtarlıklarımıza görev verilirken, maalesef, bugün, gerek sekreteryası ve gerekse özlük hakları konusunda dahi muhtarlarımız isyan ederken, bugün Sosyal Güvenlik Kanunu geçmiş gibi kabul ediliyor; ama, düne kadar Bağ-Kurlarını dahi ödeyemeyen muhtarlarımıza haksızlık yapıyoruz. Bunlara vereceğimiz imkânlar neler sekreterya olarak; bir düşündüğümüzde, en ufak bir katkı yok, sadece görev isteyeceğiz; yap yapabilirsen; yapılmayacağı belli. Buradaki özerklik açısından ve güven açısından, muhtarlarımıza sonuna kadar güveniyoruz; ama, görev isterken de gerekli katkıda bulunmak başta bizim görevimiz, sonra da onların görevlerini yapmalarını istemek, hepimizin hakkı ve bunun, ilçe nüfus müdürlükleriyle koordineli, muhtarlıklar bölgesinde, sürekli, verilerin sağlıklı bir şekilde alınması gerekiyor.

İkincisi: Nikâh işlemlerinin, mutlaka, ilçe nüfus idaresinde, yasaların öngördüğü koşullarda yapılması gerekir. Cumhuriyetimizin 80 inci yılında, geleneklerin etkisi altında, çocuk yaştaki, töreden kaynaklanan evliliklere bir ölçüde set çekilmiş olur, nikâhtaki aleniyet sağlanmış olur. Hepimizin yaşadığı sıkıntılar bunlar.

Üçüncüsü: Tasarıda, ikamet tespiti ile buna ilişkin tatbikata ait tarifler ve hedefler belirtilmemiştir. Her ne kadar, tasarıda "Adres Paylaşım Sistemi" başlığı altında belirtilen 45, 46, 47, 48, 49 ve 50 inci maddelerde geniş yer verilmişse de, ikametgâh tespitinde belirsizlikler vardır.

Dördüncüsü: Çifte vatandaşlığın tek taraflı uygulandığı ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın, evlenme, boşanma, ölüm, evlat edinmelerinde halen kargaşa yaşanmakta olup, tasarıda, bu kargaşayı giderici hükümler bulunmamaktadır. Örneğin, Almanya'da yaşayan ve çifte vatandaşlık hakkını hem Alman hem de Türk vatandaşı olarak kullanan yurttaşlarımız, Alman vatandaşlık kimliğiyle yaşadıkları yerlerde evlenebilmekte ve gerçekte, vatanına geldiğinde, buradaki kimlik kayıtlarında hâlâ bekâr göründüğü için -Alman makamları çifte vatandaşlığı tek taraflı vatandaşlık olarak kabul etmekte ve diğer ülke yetkili makamlarına kişiyle ilgili bu bilgileri, bu verileri resmî olarak bildirmemektedir ve ülkemizde de kaos yaşanmakta- burada evlilik yapabilmektedir. Bunun çıkaracağı sosyal ve ekonomik sonuçları değerlendirdiğimizde, ülkedeki kaosu ve bedelini, maalesef, ülkemizin yurttaşları yaşamaktadır.

Yukarıdaki konular her ne kadar Vatandaşlık Kanunu içindeyse de, nüfus kayıtları itibariyle kanun konusu içerisindedir. Vatandaşlık Kanununa göre, Türkiye vatandaşlığından çıkarılanlar ile bunları verilen pembe kart… Bunun altını çizmek istiyorum. Sayın Başbakanın, her yerde, övünç de duyduğu, paylaştığı pembe kart. Ama, maalesef, işlevsel açıdan yoksun ve Türkiye'de dahi, kamunun tanımadığı bir anlayış ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza, özellikle Almanya'da vatandaşlıktan çıkarılmış vatandaşlarımıza verilen -Türkiye'deki hakların korunması, medenî hukuk karşısında ve miras konusunda, her türlü hukuk karşısında- pembe kartı muhatap alacak resmî kurumların olmadığını görüyoruz.

Yani, kısaca, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çektikleri çilelere, zaten, gözümüzle de tanık olmaktayız. Bırakın ülkemizde ikinci, üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görmeyi, aynı şekilde, Avrupa'da da görmekte. Sizlerin, çok basit bu nüfus hizmetlerinin, aksamadan, konsolosluklardan yürütülürken görmenizi isteriz. Burada kuyruklar olduğu gibi, maalesef, Avrupa'nın -bugün içine girmek istediğimiz Avrupa Birliği süreci içerisinde de, Paris'te, Almanya'da- birçok konsolosluklarının önünde o kuyrukları görmenizi isterim; çok basit nüfus hizmetleri konusunda.

E-devlet diyoruz, günümüzün çağdaş konumundayız diyoruz; ama, çok basit kamu hizmetini verirken dahi, halkımıza, maalesef, bu konuda işkence etmekten, zulmetmekten sanki zevk alıyor gibiyiz. Biz de diyoruz ki, kamu hizmetinin kalitesini, vatandaşlarımıza, layık olduğu gibi… Dünyanın çağdaş normlarında, gereken hizmeti verebilmenin ayrıcalığını hissetmeli benim vatandaşım; ama, her yerde olduğu gibi, maalesef, yurt dışında da bu sıkıntılar had safhada.

Çözüm birkaç yerde yapılmış ve bunun emsal olarak algılanması gerekirken, maalesef, yaygınlaştırılmamış. Bugün, Avrupa Birliği standartlarına yaklaştığımızı, maalesef, şu ana kadar, kriter ve referans olarak, görmekte sıkıntı duymaktayız.

Biz, Türk yurttaşı olarak, birinci sınıf vatandaş muamelesi görmenin, her vatandaşın olduğu gibi, bizim de doğal hakkımız olduğuna inanıyoruz. Bırakın, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sıkıntılarının en önemli unsurlarından bir tanesi.

Evet, yakında da seçim görülüyor, hepiniz hazırlıyorsunuz; bu kürsülere gelip, böyle seçim propagandası yok diyorsunuz, ama, söylediğiniz tek bir şey var burada, seçim varmış gibi, halka, maalesef, politikalar yapmaya çalışıyorsunuz. Biz de, diyoruz ki, o vatandaşımızın, vatandaşlık bilinciyle oy kullanmasını sağlayalım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına, dünyanın neresinde olursa olsun, Türkiye'deki kamu yönetiminde, siyasal süreçte, kendi inisiyatifini kullanabileceği hakkı hep beraber tanıyalım.

E-devlet diyoruz; çok basit; dünyanın birçok ülkesi bunu başarmış; ama, biz vatandaşımıza, herhalde, sadece "gelin gümrük kapılarında oy kullanın" diyoruz ve bu konuda da, maalesef, sınıfta kalmaya devam ediyorsunuz. Dört yıldır, kamu hizmetinde, en ufak bir kalite yükselmediği gibi, bu konuda da görmemekteyiz.

Yedincisi: Temel verilerin toplanmasında en önemli kaynak, nüfus kütüğü çalışmaları; yani, kısaca MERNİS Projesi dediğimiz, bunun kalifikasyonu yüksek bir çalışmayı gerektirir. Cumhuriyetin en eski kurumu olan nüfus idaresi çalışanlarının kalitesinin, hizmetiçi eğitimle yükseltilmesi zarurîdir; ama, gördüğümüz kadar, tasarıdaki kadroların ihdasına yer verirken, hizmetiçi eğitim için ödenek ayrılmamış olması önemli bir noksanlıktır.

Evet, bu hizmeti sunarken, kamu görevlisine verilecek imkân, gerek özlük hakları gerek çalışma koşulları ve gerek hizmetiçi eğitim konusunda, bunlara, gereken değeri lütfen verelim.

Kamu hizmetinden hepimiz faydalanıyoruz bizler bunu ifade ederken, ama, kamu görevlisini de, tabiî ki, kontrol edeceğiz hatalar yapılırken. Nasıl, ceza verirken kanunlar işliyorsa, gereken değer verilirken de, kanunlar yaratılırken de, bunlara özlük hakları dahil olmak üzere... Bugün, Türkiye'nin birçok nüfus idaresine gidin, maalesef, kuyruklar had safhada. Bunun Mersin'de tanığı oluyoruz, Ankara'da oluyoruz, birçok yerde ve özellikle, nüfus kayıtlarının örneği veya en ufak bir nüfus hizmetlerinin sunumu alınırken; bedava da yapmıyoruz. Özellikle, yurt dışından, şu anda liste yanımda değil; ama, bu hizmetler alınırken, inanın, bedava yapılmıyor. Hepsinin karşılığında bir hizmet bedeli olarak en az 5-6 euronun alındığını, bırakın sadece bu bedel alınmasını, aynı zamanda da, zaman kaybının ve ekonomik değeri açısından baktığımızda ciddî bir kaybın olduğunu görüyoruz. Bu konuda kalitenin yükseltilmesi… Burada, biz milletvekili olarak verdiğimiz gerek eleştirileri ve gerekse önerilerimizi dikkate alın diyoruz; ama, almaya da niyetiniz yok, o da sizin bileceğiniz; ama, yine de bu halk faturayı ödemesin diyoruz.

Bugün ülkemizdeki yaşadığımız süreci göz önünde baktırdığımızda, özellikle Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu çıkarken… Biraz önce tartışmalara tanık olduk; Sayın Enerji Bakanı Hilmi Güler, bugün Sinop'un şanslı olduğunu söyledi ve "Mersin'den istiyorlar" dedi. Bir Mersin milletvekili olarak ikaz ettik; ama, burada, kamuoyunun duyması gerekiyor. Nükleer enerji santralı…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 20 Nisan 2006

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook