Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 74. Birleşim · 1. yasama yılı · 1 Mayıs 2003 · 1.087 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Cumhur Yaka (CHP), 1 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEVRE VE ORMAN BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ HK. (S.SAYI:127)); konuşma 1.087 kelime.
Ali Cumhur Yaka (CHP, Muğla). “Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 1 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-cumhur-yaka-22-2003-05-01-cevre-ve-orman-bakanliklarinin-birlestirilmesi-hk-s-sayi-127 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ CUMHUR YAKA (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle, bu sabaha karşı Bingöl'de meydana deprem felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, ölen vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı ve yaralı olan vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.
Bugün, yine, çalışanların bayramı; tüm çalışanların 1 Mayıs dayanışma ve mücadele gününü kutluyorum.
Değerli milletvekilleri, Çevre ve Orman Bakanlıklarının birleştirilmesiyle ilgili tasarının 31 inci maddesinde söz aldım, hepinizi saygıyla selamlarım.
Çevre konusu ve çevre duyarlılığı, günümüz dünyasında yükselen bir değerdir. Ben, Çevre Komisyonundaki ilk toplantımızda, 58 inci hükümetin Sayın Bakanıyla yaptığımız görüşmelerde şunu önermiştim. Ülkemizde halen çevre bilinci, çevre olgusu gelişmemiş ve yerleşmemiştir. Bir ilköğretim okulunun kapısından içeri girerseniz, çevre dediğiniz zaman iki şey akla gelir: Bir, çöp toplamak; iki, Türkiye'de kurulmuş hayvan koruma dernekleri. Bu nedenle, o gün şunu önermiştim, yine öneriyorum: Günümüz koşullarında, özellikle ilköğretim okullarında, haftada 1 saat, çevre dersinin mutlaka konulması çok önemli ve çok zarurî bir ihtiyaçtır.
Gelişmekte olan ülkeler, hem kendi çevresel sorunlarıyla hem de sanayileşmiş ülkelerin atıklarıyla uğraşmaktadır. Bu, günümüzde, ülkemizde çok önemli bir sorun haline gelmiştir. İşte, Sinop'taki variller sorunu, halen daha, çözülememiştir; ancak, ülkemizde, mutluluk verici bir olay vardır; hükümetlerimizden önce vatandaşlarımızda çevre bilinci gelişmiş, hükümetlerden bir adım daha öne çıkmıştır. Bugün, Samsun'da kurulan mobil santral, bundan bir sene önce Muğla'nın Dalaman İlçesine kurulmaya çalışılıyordu; ama, oradaki halk, oradaki çevre örgütleri, hep birlikte, tam bir ay mücadele ederek ve kurulacak alanı da işgal ederek, bu mobil santralı oraya kurdurtmadılar. Bugün Samsun'a kuruldu, oradaki vatandaşlar da mücadele ediyor ve oradaki vatandaşlar da buna karşı. Bu olay Meclisimizde de gündeme gelmiş, inceleme, araştırma komisyonu kurulmuştur. Meclisimizi de bu konudaki duyarlılığından dolayı kutluyorum. Demek ki, halkımız, çevre konusunda hükümetlerden biraz daha ileri olduğunu da bu olayla gündeme getirmiştir.
HALUK KOÇ (Samsun)Sayın Yaka, biz de direniyoruz.
ALİ CUMHUR YAKA (Devamla)Evet, Sayın Başkanvekilim.
Gelişmiş ülkelerde, çevre konusu, genellikle, apayrı bir uzmanlık ve koordinasyon denetim alanı olmuştur. Birçok ülkede, çevre, ayrı bir bakanlık olarak ya da bir üstkurul halinde, siyasetten arındırılmış bazı kurullarla yönetilmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi de, programında, bu gibi olaylarda, özellikle ülkemizde çevre üstkurulu oluşturulmasını önermiştir ve bu, bize göre, zorunlu, yapılması gereken bir çalışmadır.
Şu andaki yapısıyla Çevre Bakanlığının, gerçekten, bir kurumsal reforma ihtiyacı vardır. 1991 yılından bu yana, henüz kimliğini dahi ispat edememiştir; bu, doğrudur; ancak, bunlar var diye Çevre Bakanlığını Orman Bakanlığıyla birleştirmek de yapılan en büyük yanlıştır.
Ben, burada, şöyle bir benzetme yapacağım: Orman bünyesinde çalışan bir arkadaşımız ile Çevre Bakanlığı bünyesinde çalışan ve gönüllü çevre kuruluşlarında görev alan kişiler arasında ormana bakış açısı çok farklıdır. Ormanda çalışan bir arkadaşımız, bir ağaca baktığında "bu ağaçtan kaç metreküp kereste çıkar, ne kadar odunu vardır, bu ağaçtan ne kadar gelir elde edilir" diye bakar; ama, çevreci bir vatandaş, bu ağacın insanların akciğeri olduğunu bilerek, ne kadar uzun süre yaşamasının hesabını yapar; arada çok önemli bir çelişki vardır; bana göre, fark da budur.
Değerli arkadaşlarım, biz, 31 inci maddede bağlı kuruluşları konuşacağız. Bunlardan birincisi Orman Genel Müdürlüğüdür. Orman Genel Müdürlüğü, 1937'de kurulduktan sonra birinci görevi olan kadastro çalışmalarını bugüne kadar bitirememiştir. Bana göre, asıl görevini savsaklamış, gözardı etmiş, vatandaş ile orman idaresi ya da devlet arasındaki sürtüşmeyi sonlandıramamış, sonuçlandıramamıştır.
İkinci kuruluşumuz da, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğüdür. Bu genel müdürlüğümüz, dünya standartlarında yaptığı tüm tahminlerde, gerek halkımıza gerek çiftçimize gerekse Karayollarına doğru bilgi vermekle takdir toplamış bir genel müdürlüktür. Ben, bu birleşmeden sonra da bu genel müdürlüğün işlevinin aynı başarıyla devam etmesini diliyorum.
Bana göre, üçüncü ve çok önemli bir kurum da Özel Çevre Koruma Kuruludur. Bilmiyorum, aranızda Özel Çevre Koruma Kurulunun bulunduğu bölgelerden olan arkadaş var mı? Özel Çevre Koruma Kurulu, 1989 yılında özel bir yasayla ve Başbakanlığa bağlı olarak kurulmuştur; şu ana kadar 13 adet bölgeyi kontrol altında bulundurmaktadır. Bunların görevleri arasında, hem bölgedeki yapılaşmayı kontrol etmek hem de çevreyi korumak vardır; ancak, bugüne kadar yaptığı çalışmalarla, Özel Çevre Koruma Kurulu, bölgelerdeki koruma işlevini tam olarak yerine getirmiştir. Size birkaç örnek vermek istiyorum; çelişkinin de zaten buradan kaynaklandığını, orman ile çevre arasında bir çelişki olduğunu size örnekle izah etmek istiyorum:
Fethiye'nin Katrancı Koyu, günübirlik piknik alanı yeri idi. 1987 yılında Yazıcıoğlu Şirketler Grubuna tahsis edildi otel yapılması için. 1989 yılında Özel Çevre Koruma Kurulu kurulduktan sonra, buranın tahsisini iptal etti ve şu anda, halkımız, piknik alanı olarak hâlâ buradan yararlanmaktadır. Ayrıca, Dalyan İztuzu'nu da bugün holdinglere peşkeş çektirmeyen ve yapılan tahsisleri durduran Özel Çevre Koruma Kuruludur. İşte, Orman Genel Müdürlüğü tahsis yapar, Özel Çevre Koruma Kurulu da bunu iptal eder; çelişkilerden birisi de budur.
Ayrıca, Özel Çevre Koruma Kuruluna verilen en önemli yetkilerden birisi, kontrol ettiği alanlardaki tüm birimlerde imar planını yapmak, revizyon imar planlarını yapmak ve kontrol etmektir. İşte, arkadaşlar, burada bir aksama var; burada, uygulamalarda büyük aksaklıklar var.
Ülkemizin, Türkiye'nin 13 yerinde yaptığı çalışmalarla gerek katı atık gerek arıtma projeleriyle başarılı olan ve dikkat çeken bu kurum, maalesef, imar planları konusunda bir türlü başarılı olamamıştır, bu alanlar içerisindeki köylü ve kentli arkadaşlarımızı, yurttaşlarımızı tam ondört seneden beri mağdur etmektedir. Bu korumaların içerisinde aynı alanda iki farklı kurul olduğu için, koruma alanları ne yazık ki çıkmaza girmiştir ve vatandaşların içinden çıkamaz şekilde bir girdap içine girdiği bu alanlarda, vatandaşlar ıstırap çekmekte ve işkence görmektedir.
Bakın, size bu konuda birkaç örnek vereceğim: Fethiye'nin Kaya Köyü, dünya barış köyüdür. Oradaki insanlar, bugüne kadar Rumlardan kalan eski evleri korumuşlar; karşıdan baktığınızda canlı bir şehir görürsünüz, içi boş, canlı bir şehir, terk edilmiş. Bu köy üzerinde, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu bir koruma alanı belirlemiş, arkasından Özel Çevre Koruma Kurulu gelmiş bir koruma alanı belirlemiş ve insanlar ondört yıldan beri bu alanlarda ziraat bile yapamamaktadırlar.
Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri; çevreyi korumak, insanlara eziyet vermek, insanlara işkence çektirmek değildir. Birinci amaç olarak şunu söylemek istiyorum: İnsanı korumazsanız, çevreyi koruyamazsınız. İnsanı mutlu etmezseniz, insan çevreyi korumaz. Bu nedenle, insan eksenli, insan merkezli korumaktan yanayım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Yaka.
ALİ CUMHUR YAKA (Devamla)Hatta, 18 inci madde uygulanacak şekilde bir köy yerleşim merkezine imar planı yapılmaz arkadaşlar; bunun uygulaması yoktur, yapamazsınız. O nedenle, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun yaptığı doğayı koruma sit alanlarının tamamının Özel Çevre Koruma Kuruluna devredilerek bir elden yönetilmesi ve korumanın bir elden yapılmasından yanayız.
İkinci konu da, korunacak olan doğa, birinci, ikinci, üçüncü derece diye sınıflandırılmaz; korunacak yer bellidir, korunur. Bu nedenle, arkadaşlarım, Özel Çevre Koruma Kurulunun güçlendirilmesi... Çünkü, bu, yasayla kurulmuş bir kuruldur, bu kurulun güçlendirilmesi ve kontrol ettiği alanlarda da halkımızın bu eziyetten kurtarılması için -bu birleşmeden sonra da olabilir, bundan önce yapılamadı, bugüne kadar bu konuda çok uğraşıldı- yeni bir düzenlemeyle koruma kurullarının birleştirilmesi, korumanın tek elden yapılmasından yanayız.
Bu düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 1 Mayıs 2003