Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 74. Birleşim · 1. yasama yılı · 1 Mayıs 2003 · 482 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tuncay Ercenk (CHP), 1 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEVRE VE ORMAN BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ HK. (S.SAYI:127)); konuşma 482 kelime.
Tuncay Ercenk (CHP, Antalya). “Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 1 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tuncay-ercenk-22-2003-05-01-cevre-ve-orman-bakanliklarinin-birlestirilmesi-hk-s-sayi-127 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TUNCAY ERCENK (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, çok önemli bir tasarıyı tartışıyoruz. 11 inci madde, ağaçlandırma ve erozyonla ilgili.
Öncelikle, erozyonun tarifini yapmak istiyorum. Erozyon, toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün insanlar tarafından yok edilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgârın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır.
Değerli arkadaşlarım, ormanların tahrip edilmesi ve yok edilmesi sonucunda toprak erozyonu meydana geliyor; ormanın kaybı, toprağın kaybı sonucunu doğruyor. Toprağın ve ormanın kaybı, su sorununu, sel, taşkın, heyelan, kuraklık ve sonuçta, açlık ve yoksulluk sorununu birlikte getiriyor.
Değerli arkadaşlarım, böylesine önemli bir konuyu, bakın, orman yüksek mühendisi Turhan Günay, duygusal bir sözle nasıl tanımlıyor: "Erozyon, nice kan ve gözyaşına mal olmuş ve şüphesiz bizlere ebedî vatan kılınmış bu toprakların gözyaşlarıdır."
Değerli arkadaşlarım, sürekli, çölleşmeden bahsederiz. Peki, bu çölleşme, durup dururken, kendiliğinden mi oluşuyor? Bunların baş müsebbibi bizleriz; insanlardır. İnsanların orman ve toprakla ilgili eğitimini önemli ölçüde sağlayabilirsek, öyle sanıyorum ki, ormanlarımızın yok edilmesinin ve erozyonun önlenmesinde o derece etkili olacaktır; çünkü, çölleşme ve ormansızlık, sadece bugünü değil, ülkenin geleceğini de, bütün nesilleri de yakından ilgilendirmektedir.
Değerli arkadaşlarım, ormanın yararlarını, yine, TEMA Vakfının çıkarmış olduğu bir kitaptan arz etmek istiyorum. "Bilim ve araştırmaya katkı yapan, suyu koruyan, toprağı koruyan, toplum sağlığıyla yakından ilgilenen, iklimi düzenleyen, dinlenceyi sağlayan bir orman. Bunlara gözümüz gibi sahip çıkmalıyız." Bunun önemini, bakın, Anayasa Mahkemesi, 1966 yılındaki bir kararında nasıl vurgulamış: "Ormanlar ulusal bir zenginliktir. Bunların, çeşitli yönlerden, yurdumuz için taşıdıkları büyük önem meydandadır. Ormanların sağladıkları birçok faydalar arasında, erozyonu da önledikleri ve bu yüzden tarıma elverişli yurt topraklarının yok olmasına engel oldukları gözönünde tutulursa, ülkenin geleceği ve hatta varlığıyla ilgili bir servet oldukları söylenebilir. Şu halde ormanları korumak, yetiştirmek ve genişletmek, ihmali caiz olmayan bir devlet ödevidir."
Değerli arkadaşlarım, biz, bu önemi, bu değeri, acaba ormanlarımıza gösterebiliyor muyuz? Büyük üstat, şair Cahit Külebi, bakın, ne diyor: "Önce gelincikleri yolduk, nar ağaçlarını tuttuk kurşuna; ardından andızları devirdik, aptallık, bilinçsizlik, bir hiç uğruna. Sonra sıra ormanlara geldi, yüzbinlerce dönüm ateş yaktık. Sıvas'a kadar gidip bulduk, dikili tek ağaç bırakmadık." Ve bunu tamamlayan Aşık Veysel'i unutmak da mümkün değil "Karnın yardım kazma ile bel ile/Yüzün yırttım tırnak ile el ile/ Yine beni karşıladı gül ile/ Benim sadık yarim kara topraktır" diyor. Bu kadar önemli bir soruna duyarsız kalmanın mümkün olmadığını düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, erozyonun öncelikle ormanların yok edilmesiyle meydana geldiğini düşünecek olursak, yapılacak ilk iş, ormanın varlığını, devamını ve geleceğini birinci planda düşünmek zorundayız. Ormanın işletilmesini ve ondan yararlanmayı ise, ikinci planda düşünmek zorundayız.
Şimdi, ben bu birleşmeye dikkatinizi çekmek istiyorum özellikle. Değerli arkadaşlarım, ormanın işletilmesini ve ormandan faydalanmayı ikinci plana alma anlayışı ortada dururken, acaba, 169 ve 170 inci maddelerde yapılmak istenen anayasa değişiklikleriyle bu sağlanabilir mi? Bunu özellikle sormak istiyorum. İktidar, bırakın orman varlığının birinci planda tutulmasını, yok edilmesi için elinden geleni yapıyor; ormanların satılmasına olanak tanıyan yasal değişiklikler yapılıyor.
ÜNAL KACIR (İstanbul)- Öyle değil.
TUNCAY ERCENK (Devamla)- Değerli arkadaşlarım, bu anlayışla erozyonu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 1 Mayıs 2003