İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 112. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Genel Kurul konuşması

Ali Dinçer

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 112. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Temmuz 2004 · 921 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Dinçer (CHP), 8 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 921 kelime.

Ali Dinçer (CHP, Bursa). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-dincer-22-2004-07-08-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ DİNÇER (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygılarımı sunuyorum.

71 inci maddeyi, 69 ve 70 inci maddelerle birlikte geniş kapsamlı değerlendireceğim. Şimdi, burada, hep "amaç, konut sorununu çözmek" deniliyor; aslında, sadece konut sorununu çözmek değildir belediyelerin görevi; aynı zamanda, işyeri ihtiyacı olanların arsa sorununu da çözmektir; ikisini bir arada düşünmek gerekir; çünkü, ikisi birlikte, şehir planı içinde, ahenkle çözülmelidir. Mümkün olduğu kadar işyeri alanlarına yakın yerleşim alanları olmalı ki, o işyerlerinde çalışacak olan insanlar rahat gidip gelebilsinler. Fakat, bunu yaparken, bazı kolaycı çözümlere itibar ediyorlar belediyeler ve bu maddeler de -71 hariç- ona çanak tutuyor. Nedir; ben, o zaman, arsa sorununu çözmek için bir şirket kurarım diyor; konut sorununu çözmek için bir şirket kurarım diyor; yahut herhangi bir sorunu çözmek için bir şirket kurarım diyor; bunlar yanlış. Belediyelerin, hele büyükşehir belediyelerinin basım işleri çok, bir matbaa kurayım diyor. Bazıları da teşvik ediyor "kur bir matbaa" diyor, sonra, orada, ihtiyacın ötesinde eleman işe başlıyor, birsürü makine alınıyor. Bir bakıyorsunuz, çalışanlara çok miktarda, değişik kalitede giysi dağıtmak gerekiyor; haa, o zaman bunu halletmek için -kolay, kontrolü bende olsun- bir şirket kurayım... Kolaycı çözümler, her zaman şüpheyle karşılanması gereken çözümlerdir; genellikle de yanlış olurlar.

Biz, Haluk Beyle birlikte, Ankara'da esnafın toplantısına gittik; en çok onlar mutazarrır; çünkü, açık, net, biliyoruz, iş dünyasını yakından tanıyanlar bilir; bu tür şirketler, genellikle partizan atamalarla, en azından israf kaynağı oluyorlar, soygun, vurgun kaynağı da oluyorlar; işin ehli olmayanlar geliyor. Yapılması gereken, aslında, ihtiyaçları tespit edip, o ihtiyaçlar doğrultusunda ciddî şartnameler hazırlayıp, küçük ve orta boy işletmelerden, büyük ticaret erbabından -durumuna göre- sanayi erbabından ihtiyaçları karşılamaktır. Bu, esnafın, sanayiin, ticaretin gelişmesine de katkıda bulunur. Piyasa ekonomisi içinde, yarışmacı fiyatlar ortaya çıkar; ihtiyaçlar hem daha kaliteli hem daha ucuz karşılanır ve bunun denetimi de, rahatlıkla, halk tarafından seçilen belediye meclisleri tarafından yapılır.

Bunun, böyle olduğunu, size doğrudan gösteren bir haberi okuyacağım. Daha yakında, 6 Temmuz 2004'te "İstanbul'da özelleştirme şimdilik rafa kaldırıldı" diye bir haber gazetelerde. Ne deniliyor bu haberde: "İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şirketlerini önce ıslah edip düzeltecek, değeri artınca satışa çıkaracak." Bilgileri veren, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kaynak Geliştirme ve İştirakler Daire Başkanı Mihmail Mangan; tanıdığım, ciddî bir arkadaş: Aktif çalışan 18 belediye şirketini özelleştirmeyi şimdilik düşünmediklerini söylüyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu... Hem özelleştirme programda olacak hem de belediyelerde yeni BİT'ler oluşturacaksınız bu maddelerle. Mangan "biz, bu şirketleri, özelleştirmeden önce ıslah edelim, düzeltelim, değerlerini artıralım, herkesin peşinden koşacağı değer haline getirelim; ondan sonra, özelleştirmek kolay olur" diyor ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 25 şirketinden 18'inin aktif olarak çalıştığını ve bunlardan 6'sının 2003 yılı itibariyle, 31 trilyon zarar ettiğini, diğerlerinin kâr ettiğini söylüyor. Gazete haberindeki şu cümle çok önemli: "Belediye şirketlerinin bugüne kadar 400 000 000 dolar tutarında sermayeden yediğini kaydeden Mangan 'dolayısıyla, bu gidişe dur demenin zamanı gelmiştir' diye konuştu." Tamam, doğru söylüyor; ama, yanlış devam ediyor, atasözlerini hatırlatıyor; insana "karakolda doğru söyler mahkemede şaşar", "bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu", bir de "atma Recep, din kardeşiyiz" dedirtiyor. Kardeşim, eğer, sen "400 000 000 dolar sermayeden yemiş olan bu şirketleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin şirketlerini düzelteceğim" dersen, bu şirketlerde, ehil olmayan insanların elinde, israfa, soyguna, vurguna devam edilecek ve düzelteceğim derken, belki 400 000 000 dolar değil, 500 000 000 dolar daha gidecek.

Bunu böyle yapmak yerine, biraz önce söylediğim gibi, belediye ihtiyaçlarını... Türkiye'de, artık, özel sektör gelişmiştir, her alanda hizmet verebilir, üretim yapabilir durumdadır; bunların ehil olanlarını, yarışmacı ortamlarda, ihaleyle tespit edip, ihtiyaçları öyle karşılamak gerekir. Çağdaş olan, globalleşen dünya ekonomisinde doğru olan budur; bunun doğru olduğunu hep beraber söylüyoruz.

İşletmelerin önemi nerededir; etkin ve verimli olmalarındadır, sahipliğinde değildir. Ciddî patronajı olmayan, denetimi olmayan, sahipliği olmayan ve gelişigüzel, kolaycı olarak kurulan şirketler, hem esnafın, ticaret erbabının, sanayi erbabının elini kolunu bağlar hem de zarar eden, kamuya yük olan şirketler ortaya çıkar; bu, insafla kabil olmayan bir yaklaşım, çelişkilerle dolu bir yaklaşım.

Şimdi, IMF kısıtlamaları nedeniyle, artık, Türkiye'de öyle fazla israf olmuyor, soygun olmuyor diyebiliriz; çünkü, deniz bitmiş, ekonomi çok sıkı bir kriz ortamından geçmiş, iç ve dışborç sarmalından dolayı elde para da yok, maaşların ödenmesi bile zor; ama, burada, bu BİT'ler, belediye şirketleri, tek israf alanı olarak, soygun, vurgun alanı olarak, irrasyonel, akıldışı işletmeler olarak duruyor. Bunun yerine, aslında yapılması gereken, Türkiye'de geleneği oluşmuş olan işletmelerdir; İETT işletmesi gibi, İSKİ, ASKİ, EGO işletmeleri gibi. Böylesine işletmelerde, oturmuş bir kurumlaşmayla, belediye meclisleri, encümenler de yer alır; bunların üzerinde, belediye meclislerinin devamlı denetimi vardır; ayrıca, burada, belediye tarafından denetmenler görevlendirilir; bunların teftiş kurulları vardır, belli kuralları vardır. Buralar, daha az israfın olduğu, daha az soygunun, vurgunun olduğu yerlerdir; yani, belli bazı görevleri yapmak için, şirket kurmak yerine işletme açmak gerekir. Örneğin, asfaltla ilgili şirket kuracağınıza işletme açın, konkasör şantiyesi, işletmesi açın; çok daha ciddî olur bunlar.

Kaldı ki, mümkün olduğu kadar, işi piyasa kuralları içinde yapmak gerekir. Esnafın, küçük ve orta boy işletmelerin, büyük boy işletmelerin, sınai kuruluşların, ticarî kuruluşların ürünlerini yarışmacı ortamda almak gerekir. Sayın Gazalcı'nın "kör değneğini bellemiş" dediği gibi, doğalgaz sayaçlarını devamlı aynı şirketten almak anlamına gelmez bu. Yarışmacı ortamda işler çok daha rasyonel olur ve çok daha etkin ve verimli işler yapılır.

Arsayla ilgili konu da öyle. Arsa üretmek için dahi, şirket veya işletme kurmak, hatta belediye kadroları oluşturmak doğru değildir; yani, belediye kadrolarında, sözleşmeli kadroyla da olsa, devlet personel yasasıyla da olsa, istihdam edeceğiniz kişilerle harita yapmak, imar planı yapmak, arsa üretmek, kamulaştırma yapmak kolay iş değildir; bu işler oldukça çetrefil işlerdir ve ciddî, profesyonelleşmiş kadroların yapması gereken işlerdir. Piyasadaki proje gruplarını, haritacıları, plancıları, mühendisleri, onların proje firmalarını da desteklemek gerekiyor; onlar hem yurtiçinde iş yapıp, tecrübe sahibi olmalılar hem yurtdışında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 8 Temmuz 2004

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook