Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
Zonguldak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 88. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Nisan 2008 · 580 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali İhsan Köktürk (CHP), 9 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 580 kelime.
Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 9 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2008-04-09-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısının 53’üncü maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 89’uncu maddesinin ikinci fıkrasının önergemizdeki şekilde değiştirilmesi için Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının pek çok maddesi sosyal devlet anlayışı, Anayasa’mız ve temel hukuk ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi, üzerinde görüş belirttiğimiz madde metni de hukukun temel prensipleri ve Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarıyla çelişmektedir. Çünkü, 5510 sayılı Yasa’nın 89’uncu maddesinin ikinci fıkrasında: Bakanlar Kurulu, ilk üç ay için uygulanan gecikme cezası oranını 2 katına kadar artırmaya veya yüzde 1 oranına kadar düşürmeye, yeniden kanuni oranına getirmeye ve uygulama tarihini belirlemeye yetkili kılınmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin 29/11/1977 gün ve 1997/109 esas 131 karar sayılı kararında: “Anayasa’nın 61’inci maddesinin son fıkrasına göre vergi, resim ve harçlar ve benzeri mali yükümler ancak kanunla konulur. Anayasa koyucunun her çeşit mali yükümlerin kanunla koyulmasını buyururken, keyfi ve takdiri uygulamaları önleyecek ilkelerin kanunda yer alması ereğini güttüğünden kuşku yoktur. Kanun koyucunun yalnız konusunu belli ederek ya da tüzükle belli ettirerek bir mali yükümün ilgililerce yükletilmesine izin verilmesi, bunun kanunla koyulmuş sayılabilmesi için yeterli olamaz. Bir mali yüküm kanunla yeterince çerçevelenmemişse, kişilerin sosyal ve ekonomik durumlarını, hatta temel haklarını etkileyecek keyfi uygulamalara yol açılabilmesi olasıdır. Bu bakımdan yükümler belli başlı öğelerle de açıklanarak ve çerçeveleri de kesin çizgilerle belirtilerek kesinlikle Kanunla düzenlenmelidir.” şeklinde verginin yasallığı ilkesini net bir şekilde vurgulamıştır. Ayrıca Anayasa’nın 38’inci maddesinde de: Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulacağı ifade edilmiştir.
“İtiraz konusu kuralda düzenlenen vergi ziyaı cezası, vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülük taşımayan, ancak vergi ziyaı suçu işleyenlere öngörülen bir yaptırımdır. Bu durum gözetildiğinde cezanın hesaplanmasında esas alınacak oranların yasayla belirlenmesi kuşkusuzdur.”
Bu nedenle, 89’uncu maddenin ikinci fıkrası, Anayasa’nın 38’inci maddesine ve 2’nci maddesinde ifade olunan “hukuk devleti” ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından madde metninin önergemizdeki gibi değiştirilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Değerli milletvekilleri, ayrıca dün Danışma Meclisi önerisi konusunda söz alan ve konu dışına çıkarak mevcut düzenlemelerle ilgili beyanda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Bekir Bozdağ’ın bu beyanlarının gerçeği yansıtmadığını daha geçtiğimiz hafta seçim bölgemde yaşadığım ve son derece üzüldüğüm somut bir örnekle dile getirmek istiyorum. On dokuz ve yirmi iki yaşlarındaki kız çocuklarını BAĞ-KUR prim borçları ve ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle ameliyat ettiremeyen bir babanın çaresizliğini gördüm ve yaşadım.
Sayın Bozdağ dün Meclis Genel Kurulunda aynen şu cümleleri kullandı: "Sosyal devlet vatandaşı âcizse, muhtaçsa, tedaviyi gerektiren bir durum varsa tedavi etmeli dedik ve bütün sağlık giderlerini karşılamayı devlet üstlendi. Fakir ilk defa hastaneye gitti, bütün sağlığın imkânları kendisine açıldı. Eczaneye gidemezdi, eczanelere gitti, ilacını aldı, tedavisini oldu. İşte bu vatandaşa zulmetmek midir? İşte bu sosyal devlettir.”
Sayın Bozdağ, Adalet ve Kalkınma Partisinin sosyal devleti gerçekte bu mudur? Yoksa, Adalet ve Kalkınma Partisinin sosyal devlet anlayışı, yukarıda verdiğim somut örnekte olduğu gibi babaları BAĞ-KUR prim borçlarını ödeyemediği ve ekonomik durumu kötü olduğu için ameliyat olamayan kız çocuklarının ameliyatlarını gerçekleştirmeyerek buna seyirci kalmak, umursamamak mıdır? Bir de bu yetmiyormuş gibi bunun üstüne halkımızı yanıltarak siyaset yapmak mıdır? Ancak emin olun ki halkımız tüm çabalarınıza rağmen bu sefer yanılmayacak, sizin bu anlayışınıza seyirci kalmayacak ve seyirci olmayacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Köktürk.
ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Devamla)Sayın Bozdağ ve Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli milletvekilleri, son olarak şunu söylemek istiyorum: Halkımız yoksulluk ve açlık sınırında kıvranırken, parmağında 65 milyar liralık yüzük takanların sosyal devlet ilkesinden bahsetmeye hakkı yoktur.
Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
67 konuşma daha · 9 Nisan 2008