İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 90. BİRLEŞİM · SALI

Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

Ali İhsan Köktürk

Zonguldak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 90. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Nisan 2008 · 650 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali İhsan Köktürk (CHP), 15 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 650 kelime.

Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2008-04-15-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 119 sıra sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 69’uncu maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı Yasa’nın geçici 6’ncı maddesine önergemizdeki fıkranın eklenmesi amacıyla söz almış bulunuyorum. Öncelikle şahsım ve grubum adına yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, benden önceki konuşmacıların da ifade ettiği gibi, yaklaşık üç haftadan beri, sosyal güvenlik yasa tasarısı hakkında görüşmeler yapıyoruz. Bu görüşmeler sırasında, bizleri seçerek, temsilci olarak “vekil” sıfatıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderen asilimize karşı, yani halkımıza karşı son derece önemli bir sınavdan geçiyoruz. Ancak üzülerek belirtmeliyiz ki, tüm yasama çalışmalarında “Dediğim dedik.” ve “Benim yaptığım doğrudur.” anlayışını vurgulayan ve buna dayanak olarak da her 2 seçmenden 1’inin, yani halkımızın yarısına yakınının oyunu aldığını vurgulayan Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının halkımıza bakışını, gerçekte desteğini kimden aldığını ve ayrıca konuşmaları dinlemeyerek sadece oylamalar sırasında el kaldırarak salona girişlerini halkımızla birlikte üzülerek izliyoruz. Buna karşın, yine de emeklilerimizin büyük bir bölümü açısından açık bir adaletsizlik yaratan bir düzenlemenin ortadan kaldırılması ve adaletsizliğin giderilmesi amacıyla ve tüm parti gruplarınca destekleneceği umuduyla bu önergemizi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna sunmuş bulunuyoruz. Ayrıca, bu önergemizle doğuştan engelli olanlar ile sonradan engelli olanlar arasındaki adaletsizliklerin ve farkların da ortadan kaldırılmasını amaçlıyoruz.

Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre bağlanan aylık ve gelirlerin hesaplanmasında nazara alınan prime esas kazançlar ve aylık bağlama oranlarının tespitinde uygulanan yöntem günümüze kadar 6 defa değişikliğe uğramış ancak bu değişikliklerin hiçbirisi daha önce bağlanan gelir ve aylıklara yansıtılmamıştır. Bu uygulama, aynı yükümlülükleri yerine getirmesine karşın farklı tarihlerde emekli olan sigortalılar arasında büyük bir adaletsizliğin, büyük bir uçurumun oluşmasına neden olmuştur. Gelir ve aylıkların hesaplanmasına esas alınan prime esas kazançların güncellenmesinde TÜFE ve gelişme hızı oranları esas alınırken, bağlanmış bulunan gelir ve aylıklara yapılan zamların TÜFE oranlarıyla sınırlı tutulması bu farklılıkları daha da derinleştirmiştir. Yine, 1987 yılında çıkarılan süper emeklilik yasasına göre ekstra bir fark ödenerek bağlanan aylıklar dahi bugün bağlanan aylıkların çok gerisinde kalmıştır. İşte, bu nedenle, bu önergemizde bu farklılıkların, bu adaletsizliklerin giderilmesi amaçlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, açlık sınırının, yani 4 kişilik bir ailenin asgari gıda harcamalarının tutarının 775 YTL olduğu ülkemizde emeklilerimiz ortalama 600 YTL civarında maaş alıyorlar. Neredeyse tamamı yoksulluk sınırının altında, yüzde 83’ü de açlık sınırının altında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bir de bu yetmiyormuş gibi gerçek işsizlik rakamlarının yüzde 20’leri aştığı ülkemizde, işsiz olan çocuklarına ve hatta onların çocuklarına, yani torunlarına katkı sağlamak gibi bir gerçeklikle karşı karşıya bulunuyorlar. Zaman geçirmek amacıyla gittikleri kahvehanelerde, ailesinin rızkını harcıyormuş psikolojisiyle bir bardak çayı bile boğazlarına düğümlenerek içiyorlar.

Buna karşın, daha dün bursla okuttukları çocuklarına 3 milyon dolarlık gemi alanlar, emeklilerimize yüzde 2’lik maaş artışını reva gördükleri gibi, atadıkları bakanlar, ta Okyanus ötesinden, ta Amerika’dan emeklilere çok cömert davrandıklarını ve Türkiye'de emekli maaşlarının çok yüksek olduğunu, emeklilerimizin içinde bulundukları durumun ciddiyeti ve oturdukları koltuklarının konumuna bakmaksızın bu sözleri sarf edebiliyorlar.

Emeklilerin sorunlarına gözlerini kapayarak, çalıştığı dönemlerde tüm gücünü ulusun kalkınmasına harcayan emeklilerimizin tam ilgiye muhtaç oldukları bir dönemde insanca yaşama hakları ellerinden alınarak “Sen yaşama, öl.” diyorlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Devamla)…ancak bu anlayışa katkı sağlayanlar toplum vicdanında mahkûm olacak ve bu mahkûmiyet ebedî olarak kalacaktır.

Değerli milletvekilleri, konuşmamı, 13/08/1999 tarihli Meclis tutanağını Sayın Çalışma Bakanımıza bir kez daha hatırlatıp, birkaç soru sorarak bitirmek istiyorum.

Sayın Bakanım, 1999 tarihli görüşmelerde Sayın Abdullah Gül’le birlikte, Türkiye standartları nazara alındığında, elli sekiz, altmış yaş emekliliğinin çok yüksek olduğunu ve bu yaşların kadınlarda elli, erkeklerde elli beş yaş olduğunu belirterek, niye bu konuda dayattığını Sayın Bakana sormuşsunuz.

Ayrıca şunu söylüyorsunuz: “Bu altmış beş yaşa itiraz edenler, bu yasaya itiraz edenler siyaset yapıyor.” Ben de o zaman şimdi size soruyorum, o zaman sizin Bakana sorduğunuz gibi: Siz, o zaman bunları söylerken siyaset mi yapıyordunuz? İnanmadığınız şeyleri söyleyerek o zaman halkımızı mı kandırıyordunuz? Dün öyle bugün böyle söylemek, sizin de içinde bulunduğunuz siyaset anlayışının genel özelliği midir?

Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 15 Nisan 2008

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook