İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 73. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)

Ali Kemal Deveciler

Balıkesir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 73. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mart 2006 · 1.038 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Kemal Deveciler (CHP), 9 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 1.038 kelime.

Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2006-03-09-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1103 sıra sayılı Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Eködeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarının genel gerekçesinde, kamu görevlilerinin, ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlarına ilişkin olarak taraflar arasında ilk kez mutabakat sağlandığı söylenmektedir. Bu ifade, kamu görevlileri sendikaları ile hükümetin yaptığı görüşmede taraflar arasında yüzde yüz uyumlu bir görüşmenin olduğunu çağrıştırmaktadır.

Nitekim, Türk Dil Kurumuna göre mutabakat, uyuşma, anlaşma, uzlaşma anlamına gelmektedir. Oysa, hükümet ile kamu sendikaları arasında, gerekçede söylendiği gibi, yüzde yüz bir anlaşma gerçekleşmemiştir. Bazı sendikalar karşı oy kullanmışlardır, mutabakat metnine muhalefet şerhi koymuşlardır.

Mutabakat metninin bir sureti elimde, bir sureti burada. Buradaki mutabakat metninde, açık ve net olarak, taraflar arasında tam bir anlaşma sağlanmadığı görülmektedir. Hükümetin, kamuoyunu yanıltacak bir şekilde, olmayan bir gerekçeye dayandırarak tasarıyı Parlamentoya göndermesi, siyasî etik açısından doğru bir uygulama değildir.

Tasarıda, kamu görevlilerine ödenmesi öngörülen 40 + 40 YTL'yle ilgili düzenleme taban aylıklarına yansıtılmadığından, çalışanların emeklilik aylıklarına da yansıyamayacaktır. Oysa -yapılmak istenen- bu eködemelerin çalışanların taban aylıklarına yansıtılarak emekli olduklarında emekli aylıklarına sirayet ettirilmesi gerekmektedir.

Yine, çalıştıkları kurumlarda dönersermayeleri bulunanların, 40 + 40 yapılan eködemeyi dönersermayeden almaları öngörülmektedir; ancak, bazı kurumlarda dönersermayenin bu ödemeyi yapmaya gücü yetmeyecektir. Bu durumda olan kurumlardaki bazı kamu çalışanları, dönersermaye yetersizliği neticesinde, 40 + 40 olan eködemeyi alamayacaklardır. Bu uygulamanın Meclisimizce düzeltilerek bu durumda olan kurum çalışanlarının mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir.

Tasarıyla yapılacak eködemeyle ilgili olarak bağlı bulunduğu bakanın onayına bağlanan düzenleme ve ödemeler bu tasarıyla değiştirilmekte, tüm onaylarda Maliye Bakanının uygun görüşü ve onayı gerekli hale getirilmektedir. Bunun anlamı, ilgili bakana verilen yetkinin, Maliye Bakanının uygunluğuna, onayına ve denetimine bağlanmasıdır. Değiştirilen bu uygulama, gerek devlet bürokrasisi gerekse siyasî etik açısından kesinlikle doğru bir uygulama değildir. Maliye Bakanının diğer bakanları denetlemesi anlamına gelen bu düzenlemenin, Meclisimizce, etik olarak, düzeltilmesi gerekir.

Tasarıda kabul edilen bir başka maddeyle, öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması halinde sözleşmeli öğretmen istihdamına olanak sağlayacak düzenleme, verilen bir önergeyle, Plan ve Bütçe Komisyonunda tasarıya ilave edilmiştir. Daha evvel Millî Eğitim Bakanlığının yapmış olduğu bu uygulama, Danıştayca durdurulmuştur. Danıştayın bu konuyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı olmasına rağmen aynı düzenlemenin tekrar yapılması, AKP İktidarının, hukuku açıkça gözardı ettiği anlamına gelmektedir.

Öğretmenlik mesleği aslî ve sürekli bir görevdir. Aslî ve sürekli kamu hizmetlerinin, ancak memur eliyle yapılacağı da kanunda açıktır. Bu gerçek bilinmesine rağmen aynı yanlışlıkta ısrar edilmesi, AKP İktidarının, millî eğitimi ciddiye almadığını, millî eğitime ne kadar önem verdiğini açıkça göstermektedir.

Görüştüğümüz bu yasayla, kamu emekçilerine, ocak ayında yüzde 2,5; temmuz ayında yüzde 2,5 olmak üzere, yüzde 5 civarında zam yapılması son derece yanlış ve kamu emekçilerini aşağılayıcı -sanki sadaka verir bir şekilde, hükümetin yapmış olduğu- bir uygulamadır. Şimdi, 2006 yılındaki enflasyon oranının yüzde 5 olacağı tahmin edildiğinden, kamu emekçilerine verilen zam da bu oranda artırılmaktadır. AKP İktidarı olarak "memurumuzu enflasyona ezdirmeyeceğiz" diyordunuz. En düşük devlet memurunun 550-600 milyon lira civarında aylık aldığını düşünürsek, yapılan zam 15 + 15=30 YTL'dir. Yapılan bu zam, çarşıda pazarda bir fileyi dahi dolduran bir zam değildir.

Memura bir yanda yüzde 5 zam yaptınız -şimdi de, fazla mesai almayan memura 40 000 000 lira zam yapıyorsunuz- diğer yandan ise bu insanların 2006 yılında ödeyecekleri Emlak Vergilerini, Motorlu Taşıt Vergilerini, damga ve harçları ise -yeniden değerleme oranı olan 2006'daki- 9,8 oranında neden artırıyorsunuz? Bir de, vergisini zamanında ödemediğinde, bu insanlardan, bu memurumuzdan, aylık yüzde 3, yıllık yüzde 36 gecikme zammı alıyorsunuz. Bu nasıl adalet?! AKP'nin adaletinin nasıl olduğu, her kesimde görüldüğü gibi, kamu emekçileri tarafından da artık görülmüştür. Ülkemizde açlık sınırı 600 YTL, yoksulluk sınırı ise 1 800 YTL civarında olduğu bir ülkede milyonlarca kamu emekçisi, AKP İktidarı döneminde, ne yazık ki, açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiştir.

AKP iktidara gelirken, kamu emekçilerine, asgarî ücretle çalışan insanlarımıza uygulanan özel indirim vardı. Bu indirimin az olduğunu ve bu indirimi artırarak AKP İktidarında asgarî ücret seviyesine getireceğinizi ve asgarî ücret seviyesinden vergi almayacağınızı söylemiştiniz; ama, ne yazık ki, iktidarınızın üçüncü yılında -şimdi dördüncü yıla girdik- üçüncü yılına girerken yaptığınız uygulamayla, bırakın o söz vermiş olduğunuz özel indirimi asgarî ücret seviyesine çıkarmayı, özel indirimi tamamen kaldırdınız.

Yine, geçtiğimiz ay Plan ve Bütçe Komisyonunda görüştüğümüz ve önümüzdeki hafta Büyük Millet Meclisinde görüşeceğimiz bir yasayla, vergi dilimlerinde ücretliler lehine olan yüzde 5'lik uygulanan indirimi tamamen siz yok ettiniz. Bununla da kalmayıp, 15 000 YTL ile 30 000 YTL arasında ücret gelirinden alınan yüzde 25'lik vergi kesintisi oranını, bu yasayla, yüzde 27'ye siz çıkardınız. Yani, bu katmanlarda maaş alan memurlarımıza yüzde 2 puan artış getirdiniz. Şimdi, daha fazla vergiyi o insanlardan alacaksınız. Önümüzdeki hafta bu uygulama geliyor.

Önümüzdeki günlerde, sıra, ücretlilerin vergi iadesine gelecektir. Nasıl emeklilerin vergi iadesine geldiyse, ücretlilerin de vergi iadesine gelecektir; çünkü, IMF'ye AKP İktidarı tarafından verilen iyi niyet mektubunda vermiş olduğu sözle, ücretlilerin almış olduğu vergi iadesi uygulamasının da kaldırılması gündeme gelecektir. Bunu, burada söylüyorum; yarınlarda, pek kısa zamanda, burada, bu konuyu da gündeme getirip yasalaştıracaksınız.

Sayın Bakan, hep garip gurebaya, fakir fukaraya vuruyorsunuz; çünkü, AKP İktidarı olarak, artık, gücünüz, ancak fakir fukaraya, garip gurebaya yetmektedir. Ama, bunun hesabı, sizden, seçim sandığında, fakir fukara, garip gureba ve kamu emekçileri tarafından er geç sorulacaktır; bundan kaçamayacaksınız.

Tasarıyla, ücretler arasında eşitsizlikler ve adaletsizlikler iyice pekiştirilmekte, kamu görevlileri arasında açıkça ayırımcılık yapılmaktadır.

Hükümet, Kasım 2002 tarihinde iktidara geldiğinde acil eylem planı adı altında, yapacaklarını deklare etmiş ve halka söz vermiştir. Bu söz verdiklerinden bir tanesi de, kamu personeli arasındaki ücret dengesizliğini giderme taahhüdüdür. Ancak, hükümet, halka verdiği… Hükümetiniz olarak, halka verdiğiniz diğer sözlerin hiçbirisini yerine getirmediğiniz gibi, kamu personeli arasındaki ücret dengesizliğini de, ne yazık ki getiremediniz; daha da makası açmak istiyorsunuz bu yasayla.

Bütün kamu personeli, ücret dengesizliğinin giderilmesini beklemektedir. Hükümet, kamudaki ücret dengesizliğini gidermek amacıyla hazırladığı ve Genel Kurula getirdiği, bugün de görüştüğümüz bu tasarıyla, daha büyük dengesizlikler haline gelecektir kamu emekçileri arasındaki... Örnek vermek gerekirse, imamlara ek zam verilirken… Onlara zam vermeyelim demiyoruz, hatta, az olduğunu da söyledik, artırılsın dedik; fakat, ne yazık ki, AKP'li arkadaşların oylarıyla reddedildi. Aynı şekilde, emniyete de verilen zammın az olduğunu söyledik; ama, AKP'li arkadaşlar, Plan Bütçe Komisyonunda bunu da reddettiler. Ama, şu var: Bir yandan imamlara zam veriyoruz, diğer yandan, Diyanet İşleri Başkanlığı personelinden 2 600 yardımcı hizmetliyi bu kapsam dışına çıkarıyoruz, bunlara zam vermiyoruz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 9 Mart 2006

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook