İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

14.04.2005 tarih ve 5333 sayılı gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunun cumhurbaşkanlığınca birdaha görüşülmek üzere gönderilen tezkeresi (s.s. 888)

Ali Kemal Kumkumoğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 95. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Mayıs 2005 · 1.304 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 5 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 14.04.2005 TARİH VE 5333 SAYILI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNUN CUMHURBAŞKANLIĞINCA BİRDAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GÖNDERİLEN TEZKERESİ (S.S. 888)); konuşma 1.304 kelime.

Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “14.04.2005 tarih ve 5333 sayılı gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunun cumhurbaşkanlığınca birdaha görüşülmek üzere gönderilen tezkeresi (s.s. 888)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2005-05-05-14-04-2005-tarih-ve-5333-sayili-gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-v (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Cumhurbaşkanı tarafından bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderilen 28 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, aslında çok sık karşılaştığımız bir durum, bir tartışma. Cumhurbaşkanımız, ek maddeleriyle birlikte 44 maddeden oluşan bir tasarıyı, sadece 1 maddesi nedeniyle, yeniden görüşülmek üzere, Meclise geri göndermiştir; ama, ne hikmetse, bu 1 maddelik geri gönderme gerekçeleri üzerinde sisteme dönük tartışmaların yapıldığı bir süreç yaşandı dün. Bugün, basında buna dönük çok sayıda haber var. Dün akşam televizyonların tamamına yakınında bu 1 maddelik geri gönderme gerekçesiyle ilgili olarak tartışmalar yaşandı, tartışmalar yapıldı.

Şimdi, bence, gerçekten ne yapılmak istendiğini hepimizin sorgulaması lazım. Anayasa Mahkemesi Başkanının söylediği bir iki sözün veya bir değerlendirmenin üzerinden Anayasa Mahkemesini tartışma konusu yapmak; Cumhurbaşkanının, bir kez daha görüşülebilsin, görüşülsün diye geri gönderdiği bir madde üzerinden Cumhurbaşkanlığı makamını ve onun yetkilerini tartışmak hangi amaca dönüktür?.. Kaç AKP'li arkadaşım, şu süreçte, Meclis Başkanından, Sayın Bakandan kaynaklanan, en temel kurumlarımıza dönük bu eleştirilerin hangi amaca, hangi hedefe dönük olarak bu tartışmaların yaratıldığını biliyor?... Kaç AKP'li arkadaşım, bu tartışmaların hedefinin, bu tartışmalardan amaçlanan şeyin ne olduğunu biliyor?.. Birileri bir şey...

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)Biz biliyoruz!

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Olabilir, ben arkadaşlarımızın bilemediğini düşünüyorum; arkadaşlarımız biliyorlarsa, aslında, daha sıkıntılı bir durumla karşı karşıyayız demektir.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)Allah allah!

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Değerli arkadaşlarım, şimdi, maddeye bakalım. 44 maddeden oluşuyor kanun.

Gerekçesi, güçlü ve özerk bir Gelir İdaresi Başkanlığı oluşturmak. Peki, böyle bir Gelir İdaresi Başkanlığı kurulabilmiş midir; hayır. Kurum çalışanları dahil, konuyla ilgili olan milletvekilleri dahil, geçmişte bu sorumluluğu, bu görevi üstlenmiş, bu görevlerde bulunmuş olan uzman kişiler dahil, herkes, böyle, amaçlandığı biçimiyle güçlü bir Gelir İdaresi Başkanlığı oluşturulamadığı konusunda bir mutabakat içerisindedir. Aslında, burada, amacına uygun bir düzenleme yapılamadığı için, Cumhurbaşkanının...

Mesela, bizim, Cumhurbaşkanının, bu amaca uygun; yani, güçlü bir Gelir İdaresi oluşturma amacına uygun bir düzenleme yapılamadığı için, amacına uygun olmayan bu düzenlemeyi, tümüyle, yeniden görüşülmek üzere geri gönderilmesi biçiminde bir beklentimiz vardı.

ASIM AYKAN (Trabzon)O, hükümetin işi, o icraat...

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Bizim böyle bir beklentimiz var; o, ayrı bir değerlendirme.

Bizim böyle bir beklentimiz vardı; ama, olmadı. Sayın Cumhurbaşkanı, bir başka madde nedeniyle bunu geri gönderdi. Cumhurbaşkanı, bunu, bu madde nedeniyle geri gönderince kıyametler koptu. Cumhurbaşkanlığı kurumu, bu sebeple, olağanüstü biçimde tartışma konusu haline getirildi.

Şimdi, bakın, değerli arkadaşlarım, Cumhurbaşkanının bu tür değerlendirmeler yapıp yapamama noktasında yetkisinin varlığını konuşuyoruz.

Anayasanın 8 inci maddesi, Cumhurbaşkanına, Bakanlar Kuruluyla birlikte yürütme yetkisini ortak paylaşma sorumluluğu veriyor.

89 uncu madde -maddelerden okuyalım- "Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen kanunları onbeş gün içinde yayımlar. Yayımlanmasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları, -kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları, herhangi bir şeye bağlı olarak değil, şahsen uygun bulmadığı kanunları, ifade o- bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir."

Sayın Cumhurbaşkanı, bir daha görüşülmek üzere, böyle bir düzenlemeyi, arkasına 5 sayfalık gerekçe koyarak... Gerekçesinin içerisinde tartışılabilecek bazı noktalar vardır, olabilir; yani, Cumhurbaşkanının yaptığı her şey mutlak anlamda doğrudur demek başka bir şeydir; ama, bu sebeple, Cumhurbaşkanlığı kurumunu, onun yetkilerini, onun, sistem içerisindeki yerini tartışma konusu haline dönüştürmek, en azından, böyle bir maddeden yola çıkarak, böyle bir maddeyi gerekçe yaparak, bu kadar önemli bir konuyu Türkiye'nin gündemine taşımaya çalışmak, siyaseten doğru bir yaklaşım biçimi değildir. Daha ileri şeyler söylemiyorum. Bir şeyi söyleyeceksek, bir şeyi yapmak niyeti içerisindeysek, neyse, hele bu kadar önemli bir konuda söylemek istediğimiz şey neyse, onu, doğrudan, kendisiyle ilgili düzenlemeler yaparak, kendisine söylemek zorundayız. Bunların arkasından, bunların üzerinden dolaşarak bir şey yapmayalım; yapamayız da.

Şimdi, şu anda, bu düzenlemeyi görüşüyoruz. Şimdi, İçtüzüğün 52 nci maddesi ne diyor; "Genel Kurula sevk edilen bir komisyon raporu veya herhangi bir metin, aksine karar alınmadıkça dağıtımı tarihinden itibaren kırksekiz saat geçmeden görüşülemez." Şimdi, Cumhurbaşkanının, sadece şahsî değerlendirmelerine bırakılmış bir sorumluluğu ve ona dönük bir değerlendirmesini eleştiren arkadaşlarımızın şu yaptığı nedir? Yani, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye kullandığımız halk ifadesine, şundan daha denk düşen, şundan daha uygun bir yaklaşım biçimi olabilir mi değerli arkadaşlar? Cumhurbaşkanının o tavrını eleştiriyorsunuz; aynı anda, aynı düzenlemeyle ilgili, kendimizin, bizi, en az Anayasa kadar bağlayan İçtüzük konusunda ortaya koyduğumuz tavır da bu.

Şimdi, bakın, Cumhurbaşkanına verdiğimiz yetkiler içerisinde, bu kararnamelerle, üçlü kararnamelerle yapılması gereken atamalar konusunda verdiğimiz yetkiler içerisinde, 2451 sayılı Yasanın verdiği yetkiler içerisinde neler var: Müsteşar ve yardımcıları, genel müdür ve yardımcıları, TÜBİTAK üyeleri ve genel sekreteri -dün onu da bir şekilde çözdünüz, hallettiniz- bakanlıklardaki kurul başkanları ve üyeleri, bakanlık müfettişleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri, bakanlık müşavirleri, 1 inci hukuk müşavirleri, il idare şube başkanları, bölge müdürleri ve başmüdürleri.

Peki, niye başkan yardımcıları yok; çünkü, 2451 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinde bu tür özerk kuruluşlar söz konusu değildi "başkan yardımcılıkları" biçimindeki bir statü de o gün tam anlamıyla oluşmuş değildi. Peki, biz, hiyerarşi içerisinde başkan yardımcılıklarını nereye koyuyoruz; genel müdür ile müsteşar yardımcısı arasında bir yerde.

Şimdi, biz, genel müdür ve müsteşar yardımcısı arasındaki bir yerdeki atamayı bakanın onayıyla gerçekleştireceğiz; ama, aynı kurumda görev yapan 1 inci hukuk müşavirini üçlü kararnameyle atayacağız. Böyle bir düzenleme olabilir mi değerli arkadaşlar?! Bir kurumdaki başkan yardımcısını bakan atayacak, aynı kurumdaki 1 inci hukuk müşavirini üçlü kararnameyle atayacağız!.. Yaptığımız düzenleme böyle bir hilkat garibesidir ve Cumhurbaşkanının buna dönük itirazını da olağanüstü sert yöntemlerle, üsluplarla tartışma konusu yapıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Cumhurbaşkanının eleştirilerinde kısmen siyaset kurumuna dönük birtakım, belki amacını aşan, çok dikkatli olduğunu düşündüğümüzde Sayın Cumhurbaşkanının, çok rahat kabul edilmemesi gereken yaklaşımları olduğu gerçeği doğrudur; ama, şimdi, şöyle de bir gerçekle karşı karşıyayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Sayın Başkanım, birkaç dakika daha rica ediyorum.

BAŞKANBuyurun, Sayın Kumkumoğlu.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Teşekkür ederim.

Fiilî durum şu: Şimdi, deniliyor ki: "Efendim, başka kurumlarda da bu tür atamalar var ve bu atamaları, işte, bu üst kurullarda, kurullarda başkan yardımcılıklarını, bunların atamalarını bakanlar ve Bakanlar Kurulu veya başbakan veya ilgili bakan veya başkan, ilgili kurumun başkanı yapar."

Peki, kanunlarında, kanununda üçlü kararnameyle atanması gereken kaç üst düzey yönetici şu anda görev yapıyor değerli arkadaşlarım? 300'ün üzerinde üst düzey yönetici, şu anda, üçlü kararnameyle atanması gereken 300'ün üzerinde üst düzey yönetici vekâleten görev yapıyor. Niye? Dün, çok büyük bir heyecanla, TÜBİTAK'ın üyeleriyle ilgili yapılabilecek atamalar konusunda Sayın Cumhurbaşkanını tamamen devredışı bıraktık. Niye? Yani, bu eleştirilerden, acaba, siyaset kurumunun da alması gereken birtakım değerler olması gerekmez mi?

Şimdi, biz, her vesileyle, sistemin bir şekilde üstüne kurulduğu bütün kurumları... Bunu, burada, ben, son on gün içerisinde, bir milletvekili olarak, ikinci defa tekrar etmek durumunda kalıyorum ve bundan hiçbir şekilde mutlu değilim; ama, eğer, biz, bu konuda ısrarlı bir tavrın içerisinde olursak, yani, sistemin üzerine kurulduğu bütün yapıları, her şeyi gerekçe yaparak, olur olmaz, sabah akşam, her vesileyle tartışma konusu yaparsak, bu kurumları her vesileyle yıpratmaya, her vesileyle bu kurumları devredışı bırakmaya çalışırsak, her kanunla ilgili yaptığımız düzenlemede -daha dün, TÜBİTAK'ta olduğu gibi- illâ bu kurumları, cumhuriyetin, sistemin üzerine kurgulandığı bu kurumları değişik vesilelerle devredışı bırakmaya çalışırsak, hele, bunu yapan parti, bir de 365 milletvekiliyle iktidarda bulunan ve bu kurumlarla uyumlu bir çalışma yaparak, Türkiye'nin içerisinden geçmekte olduğu bu sıkıntılı süreçte, Türkiye'nin içerideki ve dışarıdaki problemlerinin sistemin üzerine kurgulandığı, üzerine oturtulduğu, mesela yürütme görevini birlikte yapmak zorunda olduğu Sayın Cumhurbaşkanıyla bir uyum içerisinde olmak gibi bir sorumluluktan kaçıp, bütün bu kurumları devredışı bırakmaya çalışırsa, değerli arkadaşlarım, korkarım, bu tartışmalar giderek daha da sertleşir, daha da uzar, daha da yoğunlaşır. Bundan, içerisinden geçmekte olduğumuz dönemin hassasiyetleri dikkate alındığında, hiç kimsenin, Türkiye'nin de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de hiçbir faydası yoktur. Hele, İktidar Partisinin bundan hiçbir şekilde bir fayda görmesi mümkün değildir.

Ben, İktidar Partisinin, bu anlayışından, bu yaklaşımından, devletin kurumlarını yıpratmaya dönük bu tavrından bir an önce vazgeçmesi gerektiğini umuyorum, diliyorum; bu anlayışla hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 5 Mayıs 2005

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook