Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 62. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Şubat 2011 · 493 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Öztürk (CHP), 9 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)); konuşma 493 kelime.
Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2011-02-09-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 11’inci maddesi üzerinde verdiğimiz önergeyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Belki de bu kanun tasarısının en tehlikeli yönlerinden birisi bu madde. Bu maddede, yargıçların yaptıkları kamu hizmeti ve yargılama faaliyetleriyle ilgili bile olmasa, kişisel kusur ve kastına bile davransa yargıçlar aleyhine dava açılamayacak. Dolayısıyla bu, yargılama sürecinde hâkimlere daha da fazla bir keyfîlik getirecek, dolayısıyla hâkimlerin görevlerini yaparken suç işlemelerinin önü daha da açılmış olacak. Yani hâkimleri Ali kıran baş kesen yapacak ama bundan daha da tehlikelisi, hiçbir yargısal faaliyeti bulunmayan, tamamen idari bir görevi ifa eden ve sadece ve sadece yargıçlar ile savcılar hakkında işlem yapma tekel ve gücüne sahip olan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Adalet Bakanlığı müfettişlerinin, yargıçlar ve savcıların yargısal faaliyetlerine münhasıran getirilen tazminatla doğrudan sorumlu tutulmama düzenlemesinden yararlandırılmasıdır. Bu düzenleme yargıyı idarenin baskısı, egemenliği, şiddeti altına alma istek ve iradesinin son adımlarından birisidir.
Değerli milletvekilleri, bu görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı çok açık bir anlatımla, Adalet Komisyonunun değil, keyfî biçimde bir araya gelmiş milletvekillerinin kabul ettiği bir tasarı durumundadır. Hepimiz biliyoruz ki, bu kanun tasarısı görüşülürken Komisyon Başkanının Meclis İç Tüzük ve Anayasa’da öngörülen kuralları bir kenara bırakarak tümüyle antidemokratik bir şekilde Komisyon çalışmalarını yürütmesi ve Komisyonda muhalefetin muhalefet etme hakkını engelleyerek elinden alması ve “hiç konuşmasanız da olur” anlayışına indirgemesi, “ben yaptım, oldu” tavrını göstermesi karşısında Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri bu Komisyondan çekilmişlerdir, istifa etmişlerdir. Buradaki bu tartışmadan sonra meseleyi hukuksal olarak açıklamak gerekirken Sayın Komisyon Başkanı bu uygulamanın tüm siyasal sorumluluğunu üstlendiğini açıklamıştır. Yani, bu açıklamayı doğrusu ben anlamadım. Sayın Komisyon Başkanı “Bu uygulamanın siyasal sorumluluğunu ben aldım.” demekle neyi kastetmektedir? Böyle bir davranışın siyasal sorumluğu olmaz, böyle bir davranışın hukuksal sorumluluğu olur. Acaba, Adalet Komisyonu Başkanı “Bunun siyasal sorumluluğu bana aittir.” demekle yeniden seçilememeyi mi kastetmiştir, yoksa tek seçicinin milletvekili aday listesine girmeyi garantilemeyi mi kastetmiştir?
Komisyon Başkanı “Hükûmetten gelen yasa tasarıları üzerine görüş bildiremezsiniz, değişiklik yapamazsınız, geciktiremezsiniz.” talimatını daha en başından almıştır.
1’inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin beş önergesi var, 2’nci madde üzerinde beş önergesi var komisyon sırasında ve diğer maddelerde ve 7’nci maddeye kadar hiçbir önergesi yok.
Değerli milletvekilleri, daha bunlar gelmeden Komisyon Başkanı, Başkan “Önergemiz olacaktır deniyor, önergelerimiz değil.” Yani bu işin daha, önergelerin olup olmayacağı belli değilken, bir milletvekili arkadaşımız “Önergelerimiz var.” deyince “Önergemiz olacaktır deniyor, önergelerimiz değil.” diyor. “Madde konusunda gerçekten Ali Rıza Bey’e katılmayabiliriz, ama maddenin içeriği hakkında hukuk ve yerindelik ekseninde veciz şekilde ortaya koydu.” diyor. Yani demek ki biz Sayın Başkanın söylediği gibi boşuna konuşmamışız. Kaldı ki “engelleme hakkının engellenmesi” diye bir tabir sadece İyimaya’nın hukukunda var. Objektif hukukta böyle bir şey yoktur.
Hakkın suistimali kapsamında açıklamak ise doğru değildir. Hakkın suistimali var ise, böylesine on beş maddeden ibaret bir kanun tasarısını temel kanun olarak komisyonlarda görüştürüp tartıştırmadan, kimsenin görüşünü almadan buraya getirmektir.
Sayın Başkan şimdi söyledi, Sayın Adalet Bakanı söyledi, az önce ihdas ettiğimiz madde hakkında Yargıtayın komisyon görüşmeleri sırasında bir talebinin olmadığını söyledi. Tabii ki talebi yoktur, çünkü görüşlerini almamışlardır.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
79 konuşma daha · 9 Şubat 2011