İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · SALI

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu toplantısındaki konuşma

Ali Şahin

Gaziantep Milletvekili · AK Parti

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu · 5. yasama yılı · 13 Ekim 2026 · 677 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Şahin (AK Parti), 13 Ekim 2026 tarihinde TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 677 kelime.

Ali Şahin (AK Parti, Gaziantep). “Avrupa Birliği Uyum Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu tutanağı, 13 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-sahin-2026-10-13-tutanak-metni (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90356

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ALİ ŞAHİN (Gaziantep)Sağ olun Sayın Başkanım.

Tekrar Sayın Bakanıma ve heyetine hoş geldiniz diyorum.

Biz Lütfü Bey'le 2011 yılından bu yana Avrupa Birliği sathında, semalarında, sınırlarında ülkemizi işte, oraya tam üye etmek adına millî bir duruşla da mücadelemizi çeşitli platformlarda devam ettirdik. Onun için Avrupa yakasında, bizim birlikte mücadele ettiğimiz bir kardeşimiz, bir ağabeyimizdi. Allah razı olsun, hep oradaki bütün duruşları da hep millî duruş oldu.

Ben üç yıl da Avrupa Birliği Bakan Yardımcılığı yaptım. O üç yıllık sürecimde de yoğun temaslarımız, yoğun ziyaretlerimiz, tabii, daha evvelden de yaptığımız okumalar, çalışmalar, komisyon üyeliklerimiz sürecinde gördüğüm hep bir şey vardı, onun altını rahatlıkla çizmek isterim: Türkiye'de hangi ideolojiden, hangi iktidar olursa olsun Avrupa Birliğine giriş sürecinde son derece samimi bir niyet ortaya koymuştur ve samimi bir çaba gösterilmiştir. Benim gözlemlediğim Avrupa Birliği ile ilgili süreçte Türkiye'nin Avrupa Birliğine üye olma sürecindeki samimiyetini Avrupa Birliği Türkiye'ye karşı hiçbir zaman kabul etme sürecinde göstermedi. Türkiye'ye karşı her zaman bir çifte standart uyguladı. İşte, Güney Kıbrıs Rum Kesimi Avrupa Birliğine giriş sürecinin hiçbir standardını, aslında çoğu standardını karşılayamazken, Doğu Bloku ülkelerinin birçoğu Avrupa Birliğine üyelik sürecinin birçok kriterini kapsayamazken Türkiye için olağanüstü engeller ortaya çıkarmaya çalıştılar, zaman zaman Kıbrıs'ı ortaya çıkarmaya çalıştıkları, zaman zaman -bugün Allah'ın izniyle başarıyla sonuçlandıracağımız- terörsüz Türkiye meselesini gündeme getirdiler ve ellerinde bunları Türkiye'yi Avrupa Birliğine üye yapmamak adına çeşitli bahaneler olarak kullandılar. Türkiye gibi biraz genetik ve kan uyumu bağlamında Avrupa Birliğine uyum sürecinde farklılık arz eden bir ülkeye karşı daha pozitif, kapsayıcı, kuşatıcı bir misyon üstlenmek yerine tam tersi dışlayıcı bir misyon üstlendiler. Kendilerini bir Hristiyan kulübü olarak her ne kadar kabul etmemiş olsalar da bütün reflekslerinde bu Hristiyan kulübü olmanın kodlarını biz her zaman karşımızda gördük açıkçası.

Demokrasi -işte, bugün Türkiye'nin önüne koydukları demokrasi- hukukun üstünlüğü, efendim, işte, ifade özgürlüğü, bireysel özgürlükler gibi konular Avrupa Birliği için her zaman helvadan yapılmış birer puttu. Kendileri için söz konusu olduğunda bu değerlere, bizim de inandığımız, şahsen benim de inandığım bu değerlere tapınırken başkaları için söz konusu olduğunda, mesela Mısır için söz konusu olduğunda, Suriye'nin çocukları için söz konusu olduğunda, Gazze'nin çocukları için söz konusu olduğunda tapındıkları bu putları helvadan yapılmış birer put gibi yediler. Helvadan put hikâyesini belki bir çoğumuz biliyoruzdur: Hazreti Ömer "Bir şey var ki hatırladığımda çok ağlarım, bir şey var ki hatırladığımda çok gülerim. Ağladığım şey, biz çocuklarımızı -kız çocuklarımızı- cahiliye döneminde, belli bir yaşa gelince diri diri gömüyorduk. Ben kendi evladımın mezarını kazarken kızım ise diyor benim sakalımdaki toprakları temizliyordu; bunu düşündükçe, hatırladıkça çok ağlarım. Güldüğüm şey ise bizim Lat, Menat, Uzza, gibi putlarımız vardı, bunlara tapınırdık ama uzun yolculuklara çıkacağımız zaman Lat, Menat, Uzza'nın helvadan putlarını yapardık, yol uzayınca da mesafe uzayınca da bunları yerdik; bunu hatırladıkça da gülerdim." diyor.

Bugün bakıldığında Avrupa Birliği için, Amerika Birleşik Devletleri için maalesef ki demokrasi dediğimiz konu -benim de gerçekten inandığım ruhuna- ondan sonra bireysel özgürlükler, ifade özgürlüğü gibi özgürlükler Batı'nın maalesef ki yeri geldiğinde tapındığı, başkaları için söz konusu olduğunda da bir helvadan put gibi birer değerler. O anlamda, Batı'yı iyi okumak, iyi anlamak lazım ama ben asla ülkemizin -hangi iktidar dönemi olursa olsun açıkçası- Avrupa Birliğine tam üye olma sürecindeki samimiyetinden hiçbir şüphe görmedim, bizatihi Avrupa Birliği Bakan Yardımcılığı yaptığım dönemde de bütün gücümüzle o coğrafyanın bir parçası olmaya çalıştık. Ve çeşitli toplantılarımızda hatta biri Daniel Hannan'la yaptığımız bir görüşmeydi: İşte bize biraz böyle Orta Doğulu, Asyalı muamelesi yapınca "Sayın Hannan, bize Asyalı, Orta Doğulu muamelesi yapmayın. Bakın, Türkiye'nin, bizim yakın çağ Avrupalılığımız 1381 yılında Selanik'in Osmanlı'ya tam üye olmasıyla başlar." dedim. Varna 1444 tarihinde Osmanlı'ya tam üye olmuştur. "Tam üye olma" ifadesini özellikle kullandım. "Kayseri bunlardan yüz yıl sonra Osmanlı'nın bir parçası olmuştur. Beni milattan sonra 370'li yıllara götürmeyin; milattan sonra 370l'i yıllarda benim dedem Attilla Avrupa'da Batı Hun İmparatorluğu'nu kurmuştu ve senin deden benim dedeme 'whip of the God' yani 'tanrının kırbacı' diyordu o yıllarda. Biz Avrupa'nın misafiri değiliz, Avrupa'nın asli sahiplerinden birisiyiz dediğimde "Siz tarihçi misiniz?" diye bir cevap vermişti. Bizim Avrupa Birliğinin karşısına her zaman, her iktidar döneminde bu özgüvenle oranın bir misafiri değil, oranın asli bir unsuru olarak ortaya bir politika koyduk diyor, teşekkür ediyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

11 konuşma daha · 13 Ekim 2026

Tümü →
11 konuşmanın tamamı →