Avrupa Birliği Uyum Komisyonu toplantısındaki konuşma
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Avrupa Birliği Uyum Komisyonu · 5. yasama yılı · 13 Ekim 2026 · 1.039 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Meryem Göka (AK Parti), 13 Ekim 2026 tarihinde TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.039 kelime.
Meryem Göka (AK Parti, Konya). “Avrupa Birliği Uyum Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu tutanağı, 13 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/meryem-goka-2026-10-13-tutanak-metni (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90363
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MERYEM GÖKA (Konya)Teşekkür ediyorum Başkanım.
Çok kıymetli Bakanım, teşekkür ediyorum size de.
Ben biraz bir genel bir değerlendirme yapmak istiyorum şu ana kadar konuşulanlarla ilgili. Kendi aramızda her bir şeyi açık konuşmamız bence çok kıymetli olması gereken bir şey ve bunu zaten yapıyoruz. Ben özellikle hem Başkanımıza hem heyetimize teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten yurt dışında çok güzel bir birliktelik, beraberlik sergiliyoruz, bu çok kıymetli, çok da önemli ama ne yazık ki ben başka yerlerde de zaman zaman yer alıyorum ve bunu her yerde aynı şekilde göremeyebiliyoruz ne yazık ki. Bu da bazen bizi zor durumda bırakabiliyor.
Şimdi, tabii, Avrupa Birliğinin çifte standartlarına değindik, önyargı veya öteki yani "other" "the other" konularına girmelerine dolayısıyla siz belki... Otomotiv sektörünü ben çok net hatırlıyorum, VW Türkiye'ye gelecekti, fabrika açacaktı ama bizdeki o dönemki, özellikle Suriye'nin kuzeyindeki operasyonlar nedeniyle bunu yapmak istemediler. Şu anda VW ilk rakamlara göre 4 bin işçi çıkaracak, birçok şeyi kapatıyor, "filiale" dediğimiz yani küçük şirketlerini kapatacak, fabrikalarını kapatacak ve bu şekilde de kendilerine başka bir şey arıyorlar.
Rusya Ukrayna savaşına baktığımızda, şu anda Ukrayna'nın Avrupa Birliğine alınmasıyla ilgili görüşmeler veya bu konuda fikirler, çok fazla bir konu ve "debate" var. Dolayısıyla aslında Ukrayna'nın henüz hazır olmadığı kriterler açısından ama bunu da hızlandırmak istediklerini çok net bir şekilde biz görebiliyoruz. Avrupa'yı biraz daha geniş bir bakış açısından belki değerlendirmek şöyle önemli olabilir, tabii ki biz kendi ev ödevlerimizi de yapalım ama orada da çok büyük bir sınamalarla karşı karşıyız; bütün dünya, transatlantik ilişki çok önemli. Bu anlamda Avrupa'nın kendine yeni bir yol araması çok önemli -siz de söylediniz- stratejik otonomi açısından da ama mesela şu anda Almanya'da -yani Almanya'yı örnek veriyorum ama başka yerlerde de- "wehrdienst" dediğimiz şey yani yeniden askere alma konusu gündeme getirildi, bununla ilgili bir kanun hazırlandı ve bütün gençler -şu anda burada çok fazla yansıması olmuyor ama- periyodik olarak sokakta ve hiçbir şekilde bundan sonrası için daha önce kaldırılan askerî hizmetin geri getirilmemesi konusunda protestolarını sürdürüyorlar. Strazburg'da Avrupa Konseyine gittiğimizde de Fransa'da gençler de bambaşka bir şey yüzünden sokakta, özellikle okulların, gençler ve üniversitelerin durumuyla ilgili. Avrupa kendi içerisinde -benim katıldığım bir başka toplantıda- Federalizm mi, ulusal egemenlik mi yani "national sovereignty"e doğru mu gidiyoruz, gitmeliyiz Avrupa olarak, kendi içerisinde bir tartışma da götürüyor. Başka bir tartışma kendi aralarında yani biraz konjonktürün çok değiştiğine ve biz uzun bir yoldayız sonuçta. Bir sürü bizimde yapmamız gereken ama bizimle ilgili de ön yargılar olduğu için bu uzun vadeli bir süreç onu demek istiyorum çünkü bizim için Avrupa Birliği üyeliği her zaman stratejik önem olarak duruyor.
Şimdi, Almanya'da yine özellikle... Biz Fransa'da da görüyoruz Le Pen'in çok hızlı bir şekilde yol almasını, ilerleyişini görüyoruz. Aşırı sağı siz de bahsetmiştiniz ama Almanya'da şu anda bir siyasi deprem yaşanıyor, çok yakın takip edenler bilirler. Şu anda üç tane eyalet seçimi yapıldı, bir tanesi Saksonya-Anhalt, bir tanesi Mecklenburg-Vorpommern, bunların iki tanesi eski Doğu Almanya eyaletleri. İkisinde de aşırı sağ yani Saksonya-Anhalt'da AfD yüzde 44 aldı artı yüzde 23'lük bir artış. CDU yani Başbakanın bulunduğu, Friedrich Merz'in olduğu parti CDU ise yüzde 17 aldı, eksi yüzde 19 bir düşüşle. Şimdi üç sandalye daha olsaydı tek başına Saksonya-Anhalt'da ilk defa Başbakan çıkaracaklardı. Şu anda koalisyon görüşmelerini nasıl yapacaklarına bakıyorlar. Bu arada, Meclis Başkanı AfD'den seçildi. Mecklenburg-Vorpommern'da da görüşmeler devam ediyor. Berlin'de de Elif Eralp diye bir Türk Hanımefendi seçildi Die Linke'den, soldan ama ona da daha önce Gazze konularında çok aktif oldukları için -hem sol parti zaten genelde her yerde öyle- Elif Eralp'in de kendi partisinin içerisinde şu anda antisemitizm suçlamasından dolayı bir medya kampanyası yürütülüyor. Onun dışında, farklı koalisyon seçeneklerinin gündeme gelmesi, AfD'nin yükselmesi veya aşırı sağın genel olarak yükselmesi, önümüzdeki süreçte daha farklı değerlendirmelerin bence de olması gerekiyor. Almanya'da bunun için "brandmauer" dedikleri, "fire wall" yani hiç kimse onlarla ilişki kurmayacak yani kendi aralarında aslında koalisyon kurmuyorlar, kendi eyaletlerinde veya genel meclislerinde de asla başkan vekilliğini mesela vermiyorlar yani tamamıyla bir izolasyon uyguluyorlar. Bunun hiçbir işe yaramadığını, şu anda biz bununla nasıl bir ilişki kuracağız içerisinde ve aşırı sağ genel olarak, bu seçilenler "remigration"ı çok açık bir şekilde ve net bir şekilde ifade ettikleri için orada da konuşulan ve bizim de konseyde, Göç Komisyonununda bu konular da gündeme geliyor. Çünkü "Remigration" tamamen dışarı tekrar geri gönderme. Ki mesela Almanya için yine söylersek senede 400 bin kalifiye elemana da ihtiyaç olan bir dönem. Dolayısıyla, ICJ'yle ilgili yani Uluslararası Adalet Divanıyla ilgili yaptırımları; işte Avrupa Birliğinden de yine dün ya da evvelsi gün bir açıklama geldi: "Biz Amerika'nın bu politikasına katılmıyoruz, onu mutlaka korumak durumundayız." Birçok yerde, birçok farklı kırılma noktalarının olduğunu görmemiz gerekiyor ve Türkiye'nin de Avrupa Birliği yolculuğunun... Ya bizim tabii ki mutlaka konuşmamız gereken konular var ve yapmamız gereken konular var ama yani böyle şey olarak da kendinizi çok farklı bir noktada da hissetmemize hiç gerek yok çünkü o taraflarda da çok fazla açık var. Ben bu açık veya kapalı şeyi karşılaştırmıyorum. Ya, onlar öyle yapıyorsa biz de böyle yapabiliriz değil ama "political will" yani siyasi irade neyi nasıl şekillendirmek istiyorsa, mesela Ukrayna konusunda şimdi daha hızlandırılması ya da bizimle ilgili, tamamen içeride olup biten ve yaşanan şeyler; ister aşırı sağ olsun, ister federalizm ve ulusal egemenlik konularını, farklı konularda da farklı kırılmalar... Zaten Fransa'yla ilişkinin farklı bir yöne evrilmesi ve güvenlik boyutunda çok başka bir noktaya geldikleri için şu anda Türkiye'yle alakalı gerçekten bizim gittiğimiz çok farklı komisyonlarda, farklı ülke ziyaretlerinde eskisi kadar böyle bir tamamen yani Türkiye işte yani hiç bizim gündemimizde değilin tam tersine çok daha farklı. Biz, parti, siyasi ve gruplarla görüştüğümüzde Avrupa Birliği de bildiğiniz gibi çok farklı partilerden ve gruplardan oluşuyor. Dolayısıyla bize direkt söylenen -tırnak içinde- her kafadan bir ses çıkıyor, dolayısıyla biz de artık orada daha mantıklı olarak hareket etmek isteyen ve belki ön yargıyla, klasik ön yargılarıyla hareket edenler arasında da görüş ayrılıklarının olduğunu bizim görmemiz gerekiyor. Antisemitizm kartı bir yerde her türlü, çok rahatlıkla ortaya çıkarılabiliyor, özellikle Gazze veya Batı Şeria’yı Gazzeleştirme konularında. Dolayısıyla orada zor yer alıyorlar. Siz çok güzel bir tespit… Çünkü dış politikada gerçekten aynı yönde hareket edemiyorlar, onu görüyorlar ve bizimle ilgili de o yüzden farklı görüşler var. Bunların çok önemli olduğunu, diyalog kapılarının açık olması gerektiğini ve yine, bizim her zamanki gibi birebir görüşmeler yapmamız gerektiğini düşünüyorum ki zaten öyle yapıyoruz.
Tekrar ben hem size hem Başkanımıza, bütün heyete teşekkür ediyorum, sağ olun.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
11 konuşma daha · 13 Ekim 2026