Vergi barışı kanun tasarısı
Genel Kurul, 23. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Ocak 2003 · 920 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Topuz (CHP), 16 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI); konuşma 920 kelime.
Ali Topuz (CHP, İstanbul). “Vergi barışı kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 16 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-topuz-22-2003-01-16-vergi-barisi-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının en tartışmalı ve en dikkat çekici maddesi 14 üncü maddedir. Bir başka deyişle, 14 üncü madde, bu tasarının asıl amacını saptırmaya dönük, olumsuz bir etki yapmaktan başka hiçbir olumlu içerik taşımamaktadır. Keşke, bu 14 üncü madde bu tasarının içinde olmasaydı. Bu, hem Parlamentomuz için hem milletvekillerimiz için hem toplumumuz için daha hayırlı bir iş olurdu.
Daha önceki maddelerin konuşulması sırasında bir arkadaşımızın burada yaptığı konuşma üzerine, Sayın Maliye Bakanı heyecanlanarak ve sinirlenerek kürsüye fırlayıp bir konuşmamış olsaydı, bu madde üzerinde yapacağım konuşmayı daha başka türlü yapacaktım. Sayın Maliye Bakanı bu kürsüye gelerek, bence, çok büyük hatalar işledi. Sayın Maliye Bakanımız, milletvekilliğinin ciddî bir iş olduğunu hatırladı; ama, bakanlığın da çok ciddî bir iş olduğunu unuttu. (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Maliye Bakanı, bu kürsünün bir iftira kürsüsü olmadığını söyledi; ama, bu kürsüden gerçekdışı ifadelerde bulunmayı yeğledi.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan, burada, ne hükümetin metninde ne de komisyondan Genel Kurula aktarılan metinde kendisinin aklanmasına dönük hiçbir hükmün bulunmadığını ifade etti. Sayın Bakan, zaten, bu konular ilk defa basına aktarıldığı zaman da, kendisiyle bu işin ilgisinin olmadığını, hayretler içerisinde "acaba ben de mi bundan yararlanıyormuşum, hele bir inceleyeyim" diyerek, bu konuda ne kadar samimiyetdışı bir davranış içerisinde olduğunu kanıtlamıştı.
Değerli arkadaşlarım, kanun tasarısının 14 üncü maddesiyle -hükümet metninin 12 nci maddesi, komisyonda aldığı numara 15- açıkça, Sayın Bakanı, yargılanmakta olduğu bir suç dolayısıyla, bu kanunun uygulayacağı hükümlerden muaf tutmuştur; yani, yargılandığı suç, bu kanun tasarısıyla suç olmaktan çıkarılmıştır, kasıt budur; hükümetin gönderdiği tasarının içeriği budur. Bunu hiç kimse başka türlü yorumlayamaz, başka yerlere çekemez. Zaten Sayın Bakan da bunun böyle olduğunu anladı, Adalet ve Kalkınma Partili sayın milletvekillerinin bir kısmı da bunun böyle olduğunu anladı, bizim orada yaptığımız konuşmadan sonra hemen Sayın Bakanın bu kanun tasarısı kapsamı dışına çıkarılmasıyla ilgili önerge vereceklerini söylediler; ama, sonra o önergeyi vermediler; başka bir önerge verdiler. (AK Parti sıralarından "kim" sesi)
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)Canikli...
ALİ TOPUZ (Devamla)Komisyon üyeleriniz bilir, kim olduğunu onlara sorun, o arkadaşlarınız size söyler.
Komisyonda düzenleme yapılırken, Sayın Bakanın konusunun bu kanun tasarısı kapsamı dışına çıkarılmasına dönük bir gayret sarf edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelen yeni metin -bir yoruma göre- Sayın Kemal Unakıtan'ın bu kapsam dışında kaldığını ifade ediyor; birkısım arkadaşlarımızın yorumu öyle, birkısım arkadaşlarımızın yorumu bu noktada onlarla mutabık değil. Şunu ifade etmek istiyorum: Ne olursa olsun, hükümetin iradesi, Bakanın iradesi, kendisini burada affettirmeye dönüktür; zorlandığı için bu aftan kurtulma çarelerini aramıştır; fakat, 14 üncü madde olarak Genel Kurulun gündemine gelen madde, hukukî bakımdan, anayasa hukuku bakımından ileride çok büyük sakıncalar doğuracak bir maddedir. Nitekim, şimdi ifade edeceğim, burada öylesine hükümler vardır ki, davalar ortadan kalksın diye çaba sarf edilirken yeni davaların açılmasına imkân doğacaktır ve birisinin birvesileyle Anayasa Mahkemesine başvurması halinde, sahte belge düzenleyenlerin, yani naylon fatura düzenleyenlerin, naylon fatura basanların ve naylon fatura kullananların tamamının affedilmesi Anayasanın eşitlik ilkesi dolayısıyla söz konusu olabilir. Zaten, belki de bu maddenin arkasında böylesine bir ince hesap da yatıyor diye düşünebiliriz.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Kemal Unakıtan'ın bu madde kapsamına giren suçu, halen görülmekte olan bir davayla ortaya çıkmıştır. Orhan Aslıtürk ve Muhammed Ciğer diye bilinen, hayalî ihracat konusunda artık Türkiye'de herkes tarafından tanınan kişilerin bazı firmalarla yaptığı ilişkilerde -ki, bu arada bu iddianamede de belirtildiği gibi- Albaraka Türk Özel Finans Kurumu yöneticisi sıfatıyla Sayın Kemal Unakıtan'ın, hiçbir ihracat yapmadan, hiçbir mal alım satımı yapmadan, ihracat yapmış gibi, mal alım satımı yapmış gibi sahte belgeler düzenlenerek işlemlerin yapıldığı tespit edilmiş murakıplar tarafından ve haklarında 359 uncu madde uyarınca dava açılmasına karar verilmiş, dava açılmış, görümektedir bu dava. Eğer dokunulmazlık dosyalarıyla ilgili işleyiş hızlı olsaydı, Sayın Unakıtan'la ilgili fezleke çoktan buraya gelmiş olacaktı ve biz de Sayın Unakıtan'ın gidip aklamasına imkân verecek bir oylamayı burada yapmış olacaktık.
Değerli arkadaşlarım, bu tasarının gerekçesinde gösterilen, ifade edilen durumla 15 inci maddenin birbiriyle hiçbir uyumu yoktur. Gerekçe, üst üste gelen iki kriz, deprem gibi önemli bir afetin yarattığı olumsuzluklar nedeniyle, zamanında vergisini ödeyemeyen, faizini ödeyemeyen ve bu nedenle borçlanmış olan, maliyeye karşı borçlu olan kişilerin affedilmesine, belli ölçüde faizlerinin indirilmesine, ödeme kolaylığı sağlanmasına ve bu dosyaların ortadan kaldırılmasına dönük, güncel koşullara göre olumlu sayılabilecek bir amaçla buraya gelmiştir; ama, 15 inci maddedeki konunun bununla hiç ilgisi yoktur. 15 inci madde, doğrudan doğruya sahte belge kullanmaya dönüktür, halk diliyle "naylon fatura" işlemlerine ilişkindir; hatta, sadece o değil, hayali ihracatı da içine alan bir alandır, hayali ihracat, sahte belge kullanma, hepsi bir arada oluşmuş bir suçtur. Biz, suçu ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisinin sayın sözcüleri her vesileyle diyorlar ki: "Biz, seçmenin önüne gittik, söz verdik; biz bunları kaldıracağız, vergi affı getireceğiz, vergi barışı getireceğiz dediniz, şimdi onun gereğini yapıyoruz."
Değerli arkadaşlarım, hanginiz seçmenin önüne gittiniz de, biz, naylon fatura suçlarını ortadan kaldıracağız dedik; bir taneniz kalkıp bunu söyleyebilir mi?! (CHP sıralarından alkışlar) Eğer, siz, naylon faturaları affedeceğiz deseydiniz, şuraya 363 kişiyle gelme imkânınız olabilir miydi... (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, siz, buradan çıkıp, halkın önüne gidip, "evet, biz naylon fatura verenlerin bir kısmını affettik" diyebilecek misiniz, diyebilecek misiniz? (AK Parti sıralarından "yok böyle bir şey" sesleri, gürültüler)
Değerli arkadaşlar, bakınız...
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Yok öyle bir şey!
ALİ TOPUZ (Devamla) -Sevgili Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri; lütfen, sadece, kendi yöneticilerinizin ve bakanlarınızın size söylediklerini doğru olarak kabul etmeyin; bizim söylediklerimizin de doğru olabileceğini düşünerek, bir kere, iki kere, üç kere düşünün, o zaman, göreceksiniz ki, siz, naylon fatura kullananlara af getiriyorsunuz. (AK Parti sıralarından "alakası yok" sesleri) Nasıl alakası yok efendim! Nasıl alakası yok, nasıl alakası yok!(AK Parti sıralarından gürültüler)Eğer, siz, bunu anlamakta güçlük çekiyorsanız...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 16 Ocak 2003
