Vergi barışı kanun tasarısı
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 23. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Ocak 2003 · 738 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Salih Kapusuz (AK Parti), 16 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI); konuşma 738 kelime.
Salih Kapusuz (AK Parti, Ankara). “Vergi barışı kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 16 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/salih-kapusuz-22-2003-01-16-vergi-barisi-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA SALİH KAPUSUZ (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi, en derin saygı, sevgi ve hürmetlerimle selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz 19 sıra sayılı Vergi Barışı Kanunu Tasarısıyla ilgili konuşan arkadaşlarımızı başından beri dikkatle takip eden bir arkadaşınız olarak, son yapılan konuşmadan biraz üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. Öncelikle, şunu tavzih edip, düzeltmeye ihtiyaç var; sakın ha, biz, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerine ve Grubuna karşı bir yanlıştan yana değiliz, kendilerinin de böyle bir algılamadan yana olmamaları lazım; çünkü, bildiğiniz gibi, yasa çalışmaları, elbette ihtisas komisyonlarından süzülerek Genel Kurula getirilir; ancak, takdir edersiniz ki, Genel Kurulun tamamını, herhalde, sadece bir ihtisas komisyonunun kararına mahkûm etmek gibi bir anlayış da olamaz. Elbette, ihtisasa saygı gösteririz, elbette tasarıya saygı gösteririz, teklife saygı gösteririz; ama, İçtüzüğün vermiş olduğu, Anayasanın, yasanın bize tanımış olduğu düzeltme hakkını, değiştirme hakkını da Genel Kurulun elinden almaya ne hükümetimizin ne bir siyasî partimizin ne de bir grubun yetkisi olur. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ancak, şu eleştirinizi yerinde bulduğumu da ifade etmek isterim: Doğrudur; siz, birtakım değişiklikler konusunda farklı değerlendirmelerde bulunuyorsunuz, bu değerlendirmelerinizi de saygıyla karşılıyorum; ancak, bir husus var ki, bunu kamuoyuyla ve sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, burada yüzde 70, yüzde 80 gibi birtakım rakamları telaffuz ettik. Bunların kıstası, neye dayandığı, yüzde 80 dediğimize, niye yüzde 60 veyahut da yüzde 90 değil gibi bir yaklaşımda bulunma hakkını kendinizde bulabilirsiniz; niye yüzde 80'inden vazgeçiyorsunuz da yüzde 60'ından değil? Belki bunu, ihtiyarî olarak, bize ait bir ölçü gibi kabul edebilirsiniz; ancak, biz, bu düzenlemeyle, bundan sonraki yapılacak düzenlemeleri de şu esasa dayandırmaya gayret sarf ediyoruz.
Önergemizle, biliyorsunuz, TEFE esasını getirdik. Bu, aynı zamanda adaleti de bünyesinde taşımaktadır. Bazıları vergilerini zamanında ödemiş, bazıları da ödememiş. Dolayısıyla vergi affını doğru bulmadığınızı ifade ediyorsunuz. Buna kısmî olarak herkes katılır; ama, Türkiye'de yıllardan beri iktidarda bulunan siyasî partiler... Bürokraside görev yapmış ve daha sonra bu partilerde bulunmuş arkadaşlarımız şunu çok iyi bilirler ki; Türkiye'de, -milletin iradesinin dışında- büyük krizler yaşandı, büyük sıkıntılar ortaya çıktı. Değerli arkadaşlarımıza biraz önce de takdim ettim, Yargıtay'da 30 000'den fazla dava var. Bu davalardan birinde -gazetelerde örnek olarak yazıldığı için ifade etmek istiyorum- 30 000 000 dolarlık ihracat yapmış, Türkiye'ye döviz kazandırmış bir firmanın sahibi, sadece 150 000 000'luk bir yakıt faturasında yanlışlık yapıldığından hareketle, hapis yatıyorsa, elbette böyle bir düzenlemeye ihtiyaç var. Bunu siz de kabul ediyorsunuz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)Sayın Kapusuz, boşlukta bırakmayın, sınır koyun o zaman.
SALİH KAPUSUZ (Devamla)İşte bu noktada diyoruz ki, kriter olarak TEFE'yi getirelim. Bundan sonraki düzenlemelerin de TEFE'ye kaydırılmasını öncelikli olarak hükümetimizden bekliyoruz. Bu önergede imzası bulunan ben ve arkadaşlarım, oradaki gecikme zammı, gecikme faizi yüzdeleri ve indirimleri konusunda neyi koyalım orta yere, geçmişte A şahsı ödemiş; ama, B şahsı ödeyememiş. O halde, o ayda, üzerine toptan eşyada ne kadar bir fark binmişse, TEFE olarak, onu buraya ilave ediyoruz ve bunun tahsiline gidiyoruz. Bu, mükellefin aleyhine mi; hayır, bu da mükellefin aleyhine değil arkadaşlar.
Bakınız, bizim vermiş olduğumuz bir önceki metinle; yani, hükümetimizden gelen tasarı ile bunun birbirine çok yakın olduğunu ifade etmek isterim. Bir vatandaşımızın Ocak 1998 itibariyle 1 milyarlık vergi borcu olsa, mevcut kanuna göre, yürürlükteki yasalarımıza göre -ceza, gecikme zammı, gecikme faizi- ödemesi gerekli olan toplam 9 050 000 000'dur; bunun yüzde 20'sini, tahsil vesair bunları da üzerine koyduktan sonra... Yani, 9 milyar borcu olan bir vatandaşın 3 milyar olarak ödemesini, biz, bu TEFE esasına göre getiriyoruz.
Böyle olmasaydı, normal, yüzde 80 olarak düşünülmüş olsaydı 2,8 milyar olacaktı; yani, 9 milyar borcu olan, ödemesi gerekli olan tutar 9 milyar olan o vatandaşımız -eğer, bu değişikliği yapmamış olsaydık- 2,8 milyar olarak ödeyecekti, şu anda 3,1 milyar... Bu dönem için böyle, Ocak 1998 için; ama, Ocak 2002'ye geldiğinizde ise, normal olarak, kesinleşmiş, ödemesi gerekli olan borcu toplam olarak 1 880 000 000 olan bir mükellef, değişiklikten öncesi için 1,3 milyar ödeyecekken, şu anda 1,2 milyar ödeyecek; yani, burada, mükellefin aleyhine bir durum söz konusu değildir, aksine, bunu, bir kıstasa, bir esasa bağlamaya yönelik bir adım atılmıştır.
Bundan sonraki düzenlemelerde de, hükümetimizin, TEFE'yi esas almasını, dolayısıyla, ödeyen ile ödemeyen arasındaki dengeyi de sağlamak, bu adaleti de gerçekleştirmek için, böyle bir düzenlemenin doğru olacağını düşündük, bu önergeyi bu maksatla verdik. Orada, gecikme zammı, gecikme faizi gibi uygulamalardaki yüzdeleri sadece TEFE'ye yönelik bir değişiklik olarak getirdik. Dolayısıyla, bunda hakkaniyet olduğuna inanıyoruz. Genel Kurulumuzun da bunu doğru bulacağını kabul ediyoruz.
Arkadaşlarımızın da, bir hassasiyet göstererek, sakın ha, kendilerini incitmek için bir düzenleme olarak algılamamalarını istirham ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 16 Ocak 2003