Avrupa organ bağışı günü münasebetiyle
Genel Kurul, 7. Birleşim · 5. yasama yılı · 12 Ekim 2006 · 548 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Tunç (AK Parti), 12 Ekim 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVRUPA ORGAN BAĞIŞI GÜNÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 548 kelime.
Alim Tunç (AK Parti, Uşak). “Avrupa organ bağışı günü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-tunc-22-2006-10-12-avrupa-organ-bagisi-gunu-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİM TUNÇ (Uşak)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, ülkemizin gözden kaçan önemli sorunlarından birisine değinmek istiyorum. Organ nakli ve organ bağışından söz ediyorum. Pek çok insanımızın hayatına mal olan, ülkemiz ekonomisi için büyük yük oluşturan organ ve organ bağışı.
Ülkemizde, organ ve doku nakli hizmetleri, 1979 yılında 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkındaki Kanunla yürütülmektedir. 1 Haziran 2000 tarihinde de, Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde, şu anda, diyalize giren yaklaşık 40 bin hasta var ve bu sayı hızla artmaktadır. Karaciğer ve kalp bekleyen insanlarımız ise artık, binlerle ifade edilmektedir. Neredeyse her gün, kalp veya karaciğer bekleyen bir hastamızı kaybediyoruz; çünkü, onların bir diyaliz makinesine girme şansları da yok. İşin en acı tarafı, haftanın üç gününü makineye bağlı geçiren ve organ nakli yapılan birine göre daha az yaşayabilen bu böbrek hastalarımız ile diğer organ bekleyen hastalarımızın, bir organ bulunup takılması halinde herhangi birimiz kadar sağlıklı bir yaşama ve hayata geri dönme şanslarının olması. Başka bir deyişle, bu insanlarımızı göz göre göre kaybediyoruz. Yüzlerce, binlerce organ toprak altında çürürken, bu insanlar teker teker ölüyorlar.
Değerli arkadaşlar, diğer taraftan, her bir diyaliz hastasının devlete beş yıllık maliyeti 287 bin dolar civarında. Yani, bir kişi için yaklaşık 300 bin dolarlık bir maliyetten söz ediyorum. 40 bin hastanın beş yıllık maliyeti 10 milyon doları geçmektedir. Bu rakam, bugünkü dış borcumuzun onda 1’inden daha fazladır.
Değerli arkadaşlar, eğer bu hastalara organ bulup takabilirsek, yıllık 1,5 milyon dolar civarında kazancımız olacaktır. Üstelik, bu rakamlar sadece böbrek hastalarımız için geçerlidir. Karaciğer ve kalp bekleyen hastalarımız da, yeteri kadar fizibilite yapılmadığı için, bu rakamlara dahil değildir.
İşin diğer bir olumsuz yanı da bu kadar organ bekleyen hastanın olması ve kadavradan organ kullanamama nedeniyle, ülkemizde canlı vericili nakillerin oranının çok artmış olması. Batılı ülkelerde tüm nakillerin yüzde 25’ini aşmayan canlı organ verici nakilleri, ülkemizde yüzde 70 civarında. Bu durumda, hem daha çok insanımızın hayatını riske atıyoruz hem de organ mafyası söylentilerinin önünü alamıyoruz. Her ne kadar, bu ithamlar hak etmediğimiz boyutlarda ise de, canlı vericili nakil oranının yüksekliği şaibe altında bırakmaktadır.
Tüm bu sorunlardan kurtulmak, yeni kurtarılacak hayatları kurtarmak, ülke ekonomisini rahatlatmak ve ülkemizi şaibeden kurtarmak için kadavra organı bulmak zorundayız. Yeni organları toprakta çürütmek yerine, dünya malını dünyada kullanmaya devam etmeliyiz ve insanımıza yepyeni bir hayat sunabilmenin yollarını aramalıyız. Çözüm çok zor değil, hatta, bazı ülkelere daha kolay bile sayılır, yeter ki, yapılması gerekenleri bilelim ve yapalım.
Konuyla ilgili bir araştırma yaptığımda açıkça gördüm ki, önümüzdeki problemler beklediğimden çok farklı. Her şeyden önce, halkımızın bu konuda eğitimsizliği, dinî bakış açılarının olumsuz etkileri gibi masalların aslı olmadığı açık bir şekilde ortada. Yapılmış çalışmalarda, ülkemizde organ bağış oranı yüzde 35 ile 45 oranında, yer yer yüzde 60’lara çıkabildiği görülmektedir. Bu oranlar, Batılı ülkelerin altında değil, hatta yer yer üzerindedir.
Bu kadar güvensizlik ortamı içinde bile insanlarımızın bu denli yüksek oranda organ bağışlıyor olması, zannedildiğinin tersine, kültürümüz ve dinimizin olumlu etkilerinin göstergeleridir. Değerli arkadaşlar, çünkü “Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibi olur, kim de onu yaşatırsa, tüm insanlığı yaşatmış gibi olur.” Maide Suresi 32’nci ayet ve diğer taraftan “insanı yaşat ki devlet yaşasın” felsefesiyle… Bu nedenle de, bizim halkımız, organ bağışında gelişmiş ülkelerden geri değil, bilakis onlardan daha fazladır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ RIZA BODUR (İzmir) – Parlamentoda dinî referans verilir mi?!
BAŞKAN – Buyurun efendim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 12 Ekim 2006
