İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 64. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sağlık hizmetleri temel kanunu, sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair (s.s.1247)

Alim Tunç

Uşak Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 64. Birleşim · 5. yasama yılı · 15 Şubat 2007 · 5.401 kelime · yaklaşık 27 dakikalık okuma

Kaynak göster

Alim Tunç (AK Parti), 15 Şubat 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU, SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR (S.S.1247)); konuşma 5.401 kelime.

Alim Tunç (AK Parti, Uşak). “Sağlık hizmetleri temel kanunu, sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair (s.s.1247)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 15 Şubat 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-tunc-22-2007-02-15-saglik-hizmetleri-temel-kanunu-saglik-personelinin-tazminat-ve-calism (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİM TUNÇ (Uşak)Ben bi­li­rim.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Yok­tu. Çün­kü, il ge­nel mec­lis­le­rin­de bun­lar ha­zır­la­nır, pro­je­si, prog­ra­mı, öde­ne­ği ora­ya ko­nur ve o yol­lar ya­pı­lır­dı.

Şim­di, şim­di bir de KÖY­DES pro­je­sin­den bah­se­di­li­yor. Şim­di, Tür­ki­ye'de yıl­lar­dan be­ri bu hiz­met­ler köy­le­re git­miş­tir. Bu­nun ak­si­ni söy­le­ye­cek bir kim­se çı­kar­sa…

ALİM TUNÇ (Uşak)Kaç ki­lo­met­re git­miş­tir? Kaç ki­lo­met­re git­miş­tir?

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Şim­di ge­le­ce­ğim Sa­yın Tunç. Şim­di ge­le­ce­ğim, me­rak et­me, bak, ra­kam­lar elim­de. Şim­di ge­le­ce­ğim, şim­di ge­le­ce­ğim.

Şim­di, bun­lar, bir isim bul­du­lar: KÖY­DES pro­je­si. Es­ki­den, bu, za­ten ya­pı­lan hiz­met­ler­di. İs­mi­ni de­ğiş­tir­di­ler…(AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

ALİM TUNÇ (Uşak)İn­sa­fın ku­ru­sun!

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Evet, ge­li­yo­rum şim­di, ge­li­yo­rum. Ace­le et­me­yin. Ba­kın, ba­kın, ra­kam­lar elim­de.

CA­HİT CAN (Si­nop) - Üm­met, hiç ala­ka­sı yok!

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Şim­di, şim­di, ta­rım…

ALİM TUNÇ (Uşak)İn­sa­fın ku­ru­sun be, in­sa­fın ku­ru­sun!

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Evet, ve­ri­yo­rum ra­kam­la­rı.

ALİM TUNÇ (Uşak)İn­sa­fın ku­ru­sun!

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Ta­rım ve Kö­yiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı­nın 2003 yı­lın­da, ba­kı­nız, si­zin ik­ti­da­rı­nız ol­du­ğu, si­zin ik­ti­da­rı­nız dö­ne­min­de ya­yın­la­dı­ğı ki­tap var elim­de.

ALİM TUNÇ (Uşak)Böy­le söy­le­dik­ten son­ra…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Si­zin ik­ti­da­rı­nız baş­la­mış, si­zin ik­ti­da­rı­nız dö­ne­min­de ya­yın­la­nan ra­kam­lar. Ba­kın, oku­yo­rum; bu ra­kam­la­rı si­zin dö­ne­mi­niz­de­ki Ta­rım Ba­kan­lı­ğı­nın ki­ta­bın­dan al­dım.

Tür­ki­ye'de siz gel­di­ği­niz­de, ba­kı­nız, çok açık bir ra­kam: 875 kö­yün su­yu yok. Tür­ki­ye'de kaç bin köy var? 35 bin köy var. Geç­miş hükûmet­ler dö­ne­min­de, o köy­ler­den sa­de­ce 875'inin su­yu yok Sa­yın Tunç. İş­te, ra­kam­lar bu­ra­da. Ak­si­ni id­dia eden var­sa, AK Par­ti mil­let­ve­kil­le­ri, kür­sü si­zin, ge­lin. İş­te bun­lar resmî ra­kam­lar de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri. Mil­le­ti kan­dır­ma­yın!

İS­MA­İL Bİ­LEN (Ma­ni­sa) - Mil­le­ti sen kan­dı­rı­yor­sun!

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Ba­kı­nız, ra­kam ve­re­yim: Top­lam yol, siz ik­ti­da­ra gel­di­ği­niz gü­ne ka­dar 291 bin ki­lo­met­re bu ül­ke­de yol ya­pıl­mış, 291 bin ki­lo­met­re ve bun­la­rın 90 bin ki­lo­met­re­si as­falt. 90 bin ki­lo­met­re, siz ik­ti­da­ra ge­lin­ce­ye ka­dar bu ül­ke­de as­falt yol ya­pıl­mış.

ALİM TUNÇ (Uşak)90 bin mi bü­yük, 191 bin mi bü­yük? 191 bi­ni de biz ya­pı­yo­ruz şim­di.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Şim­di, ba­kı­nız, ge­li­niz o ra­kam­la­rı bu­ra­dan, kür­sü­den söy­le­yi­niz.

ALİM TUNÇ (Uşak)Cum­hu­ri­yet dö­ne­min­de kim yap­mış?

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Bu ra­kam­lar iş­te elim­de: 875 köy su­suz. 34 bin kü­sur kö­ye su git­miş. Na­sıl git­miş bu su­lar? 291 bin ki­lo­met­re yol ya­pıl­mış. Na­sıl ya­pıl­mış bu yol­lar? Na­sıl ya­pıl­mış?

İş­te, ara­mız­da va­li var, Sa­yın Ak­bu­lut bu­ra­da. Şim­di, Sa­yın Ak­bu­lut'a so­ra­lım: Ken­di dö­ne­min­de, va­li­lik dö­ne­min­de, geç­miş dö­nem­ler­de, ken­di imkânla­rı­nı da kul­la­na­rak, va­tan­daş­la­rın imkânla­rı­nı da se­fer­ber ede­rek kaç yüz ki­lo­met­re yol yap­mış­tır? İş­te bu­ra­da ken­di­si. Çık­sın, de­sin ki, "yap­ma­dım" de­sin Sa­yın Ak­bu­lut, bu­ra­da, va­li.

ALİM TUNÇ (Uşak)O za­man ne ka­dar ya­pıl­mış, şim­di ne ka­dar ya­pıl­mış?

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Geç­miş dö­nem­ler­de va­li­lik ya­pan Sa­yın Ak­bu­lut bu­ra­da. Onun için, her şe­yi ken­di dö­ne­mi­niz­den baş­la­tır­sa­nız, bu mil­le­te en bü­yük nan­kör­lü­ğü yap­mış olur­su­nuz. Bu mil­let kim ken­di­ne hiz­met yap­mış­sa, onu baş ta­cı ya­par. Si­zin dö­ne­mi­niz­de de ya­pı­lan ça­lış­ma­lar var, el­bet­te ola­cak­tır, mil­let on­la­rı da tak­dir eder, te­şek­kür eder; ama, sa­de­ce Tür­ki­ye'yi 2002 yı­lın­dan baş­la­tır­sa­nız yan­lış olur.

İS­MA­İL Bİ­LEN (Ma­ni­sa) - Rü­yan­da gör­dün mü sen onu?

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Sa­yın Ma­ni­sa Mil­let­ve­ki­li Bi­len, bak, ben Ma­ni­sa Göl­mar­ma­ra'da kay­ma­kam­lık yap­tım. Kay­ma­kam­lık yap­tı­ğım dö­nem 1992…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Kan­do­ğan, lüt­fen to­par­la­yı­nız.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Kay­ma­kam­lık yap­tı­ğım dö­nem 1992-95.

İS­MA­İL Bİ­LEN (Ma­ni­sa) - Hâlâ ora­da kal­dın, mil­let­ve­ki­li ola­ma­dın bir tür­lü!

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Ka­yıt­la­ra ba­ka­bi­lir­sin. 1992-95 yıl­la­rı ara­sın­da, Göl­mar­ma­ra il­çe­sin­de, ma­hallî imkânla­rı da se­fer­ber eden bir kay­ma­kam ola­rak ne ka­dar as­falt yap­tı­ğı­mı, Sa­yın Ma­ni­sa Va­li­si Çe­tin­ka­ya'ya, o dö­ne­min va­li­si, mil­let­ve­ki­li­niz, Ge­nel Baş­kan Yar­dım­cı­nı­za so­run. Sa­yın Çe­tin­ka­ya, be­nim o ça­lış­ma­la­rım­dan do­la­yı, köy­le­re gi­den hiz­met­ler­den do­la­yı ba­na bir tak­dir­na­me gön­der­miş­tir.

İS­MA­İL Bİ­LEN (Ma­ni­sa) - Da­ha hâlâ ora­da­sın!

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­vam­la) - Onun için, ben, Sa­yın Çe­tin­ka­ya'ya da te­şek­kür edi­yo­rum, köy­le­re gi­den hiz­met­ler­de ha­ki­ka­ten gay­ret­li ça­lış­mış­tır, onun da hak­kı­nı ye­me­ye­yim, te­şek­kür edi­yo­rum.

De­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri, muh­tar­la­rı­mı­zın hak­kı­na, hu­ku­ku­na lüt­fen sa­hip çı­ka­lım. Bu ka­nun tek­li­fi­nin, 24'ün­cü sı­ra­da olan bu ka­nun tek­li­fi­nin 4'ün­cü sı­ra­ya alın­ma­sıy­la il­gi­li öne­ri­yi des­tek­li­yo­rum ve siz­le­rin de des­te­ği­ni bek­li­yor, muh­tar­la­rı­mı­za da say­gı­lar, sev­gi­ler su­nu­yo­rum.

İS­MA­İL Bİ­LEN (Ma­ni­sa) - O za­man ak­lı­nız ne­re­dey­di? İk­ti­da­rı­nız dö­ne­min­de ni­ye ha­tır­la­ma­dı­nız bu­nu?

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Kan­do­ğan.

EYÜP FAT­SA (Or­du) - Sa­yın Baş­kan…

BAŞ­KAN - Bu­yu­run Sa­yın Fat­sa.

EYÜP FAT­SA (Or­du) - Sa­yın Ko­nuş­ma­cı, sü­rek­li is­mi­mi zik­re­de­rek Ge­nel Ku­rul­da bu­lun­ma­dı­ğım, ken­di­si­nin ko­nuş­ma­sı­na ta­ham­mül ede­me­di­ğim ve­ya bir­ta­kım ve­ri­len söz­le­ri ye­ri­ne ge­ti­re­me­di­ğim nok­ta­la­rın­da şah­sı­mı he­def alan it­ham­lar­da bu­lun­muş­tur. Ben, mü­sa­ade eder­se­niz, İç Tü­zük'ün ba­na ver­di­ği yet­ki­yi kul­la­na­rak bu id­di­ala­ra ce­vap ver­mek is­ti­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

ALİ RI­ZA BO­DUR (İz­mir) - Sa­taş­ma de­ğil ki o Sa­yın Baş­kan.

BAŞ­KAN - Bir sa­ni­ye sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, siz ka­rar ve­re­cek de­ğil­si­niz.

ALİ RI­ZA BO­DUR (İz­mir) - Biz de ot de­ği­liz herhâlde!

BAŞ­KAN - Sa­yın Fat­sa, söy­le­dik­le­ri­niz tu­ta­nak­la­ra ge­çi­ril­di, si­zin de Ge­nel Ku­rul­da ol­du­ğu­nu­zu tüm sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri bi­li­yor­lar.

Te­şek­kür ede­rim.

EYÜP FAT­SA (Or­du) - Sa­yın Baş­kan…

BAŞ­KAN - Öner­ge­yi oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum…

K. KE­MAL ANA­DOL (İz­mir) - Ka­rar ye­ter sa­yı­sı…

BAŞ­KAN - Ara­ya­ca­ğım Sa­yın Ana­dol.

Ka­bul eden­ler…

FE­RİT MEV­LÜT AS­LA­NOĞ­LU (Ma­lat­ya) - Sa­yın Baş­kan, bu tu­ta­nak Eyüp Bey'in söy­le­di­ği de­ğil mi?

BAŞ­KAN - Sa­yın As­la­noğ­lu, lüt­fen otu­rur mu­su­nuz.

Ka­bul et­me­yen­ler…

HÜ­SE­YİN BA­YIN­DIR (Kır­şe­hir) - Muh­tar­lar gö­rü­yor si­zi, muh­tar­lar! Kal­dır­ma­yın eli­ni­zi! Her şe­ye el kal­dı­rı­yor­su­nuz. Ya­zık, ya­zık, çok ya­zık!

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, ka­rar ye­ter sa­yı­sı yok­tur.

Bir­le­şi­me on da­ki­ka ara ve­ri­yo­rum.

Ka­pan­ma Sa­ati: 15.36

ÜÇÜN­CÜ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 15.50

BAŞ­KAN : Baş­kan Ve­ki­li Sa­dık YA­KUT

KÂTİP ÜYE­LER: Ah­met Gök­han SA­RI­ÇAM (Kırk­la­re­li), Ya­şar TÜ­ZÜN (Bi­le­cik)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 64'ün­cü Bir­le­şi­mi'nin Üçün­cü Otu­ru­mu'nu açı­yo­rum.

Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Grup öne­ri­si­nin oy­lan­ma­sın­da ka­rar ye­ter sa­yı­sı bu­lu­na­ma­mış­tı.

Şim­di öne­ri­yi tek­rar oy­la­rı­nı­za su­nup ka­rar ye­ter sa­yı­sı ara­ya­ca­ğım.

Ka­bul eden­ler... Ka­bul et­me­yen­ler... Ka­rar ye­ter sa­yı­sı var­dır, öne­ri red­de­dil­miş­tir.

Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu­nun İç Tü­zük'ün 19'un­cu mad­de­si­ne gö­re ve­ril­miş bir öne­ri­si var­dır, oku­tup oy­la­rı­nı­za su­na­ca­ğım.

2.-1260 sıra sayılı (10/81, 10/234, 10/286) esas numaralı Meclis araştırması komisyonu raporunun Genel Kurulun 20/2/2007 Salı günkü birleşiminde görüşülmesine ilişkin Anavatan Partisi Grubu önerisi

15.02.2007

Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Baş­kan­lı­ğı­na

Da­nış­ma Ku­ru­lu­nun 15.02.2007 Per­şem­be gü­nü (bu­gün) yap­tı­ğı top­lan­tı­da, si­ya­si par­ti grup­la­rı ara­sın­da oy­bir­li­ği sağ­la­na­ma­dı­ğın­dan, Gru­bu­mu­zun aşa­ğı­da­ki öne­ri­si­nin İç­tü­zü­ğün 19 un­cu mad­de­si uya­rın­ca Ge­nel Ku­ru­lun ona­yı­na su­nul­ma­sı­nı arz ede­riz.

Say­gı­la­rı­mız­la.

Prof. Dr. Ömer Abu­şoğ­lu

Grup Baş­kan­ve­ki­li

Öne­ri:

Ge­nel Ku­rul gün­de­mi­nin "Ge­nel Gö­rüş­me ve Mec­lis Araş­tır­ma­sı Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ön­gö­rüş­me­ler" kıs­mı­nın 1260 sı­ra sa­yı­lı 10/81, 10/234, 10/286 Esas Nu­ma­ra­lı yaş seb­ze mey­ve ve kes­me çi­çek ile na­ren­ci­ye üre­ti­min­de­ki ve ih­ra­ca­tın­da­ki so­run­la­rın araş­tı­rı­la­rak alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ama­cıy­la açı­lan Mec­lis Araş­tır­ma­sı Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru­nun Ge­nel Ku­ru­lun 20.02.2007 Sa­lı gün­kü bir­le­şi­min­de gö­rü­şül­me­si öne­ril­miş­tir.

BAŞ­KAN - Ana­va­tan Par­ti­si Grup öne­ri­si le­hin­de söz is­te­yen Ömer Abu­şoğ­lu, Ana­va­tan Par­ti­si Ga­zi­an­tep Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Abu­şoğ­lu.

ÖMER ABU­ŞOĞ­LU (Ga­zi­an­tep) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; şah­sım ve Gru­bum adı­na he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Bu­gün, Ana­va­tan Par­ti­si ola­rak biz, Mec­lis Ge­nel Ku­rul gün­de­mi­ne çok önem­li bir ko­nu­nun alı­nıp, bu ko­nu­nun mü­za­ke­re edil­me­si tek­li­fiy­le gel­dik, ama, ma­ale­sef, bu tek­li­fi­miz Da­nış­ma Ku­ru­lun­da ka­bul edil­me­di İk­ti­dar Par­ti­si Grup Baş­kan Ve­ki­li ta­ra­fın­dan.

Ge­tir­di­ği­miz öne­ri şuy­du: Da­ha ön­ce, ge­rek AK Par­ti mil­let­ve­kil­le­ri ve ge­rek­se mu­ha­le­fet par­ti­si mil­let­ve­kil­le­ri, ko­nu­nun öne­mi­ne bi­na­en, üze­rin­de Mec­lis araş­tır­ma­sı açıl­ma­sı ve araş­tır­ma ko­mis­yo­nu ku­rul­ma­sıy­la il­gi­li ta­lep üze­ri­ne, Mec­li­sin, bu ta­le­bi uy­gun gö­re­rek kur­muş ol­du­ğu bir ko­mis­yon var­dı, yaş mey­ve, seb­ze, na­ren­ci­ye üre­tim ve ih­ra­ca­tıy­la il­gi­li so­run­la­rın araş­tı­rıl­ma­sı­na yö­ne­lik bir ko­mis­yon. Bu Ko­mis­yo­na her üç par­ti de üye ver­di ve Ko­mis­yon uzun bir ça­lış­ma dö­ne­min­den son­ra ça­lış­ma­la­rı­nı ta­mam­la­dı ve ger­çek­ten ko­nu üze­rin­de, ge­rek ko­nu­nun yet­ki­li­si ki­şi­le­re, Ta­rım Ba­kan­lı­ğı­na, ko­nuy­la il­gi­li di­ğer tüm ka­mu­oyu­na yan­sı­tıl­mak ve sa­de­ce yan­sı­tıl­mak üze­re de de­ğil, bun­la­rın dik­ka­te alı­na­rak ko­nuy­la il­gi­li prob­lem­le­rin çö­zü­mün­de kul­la­nıl­ma­sı­na yö­ne­lik ola­rak cid­di bir ça­lış­ma yap­tı ve bu ça­lış­ma­sı­nı da ra­por hâli­ne ge­tir­di. Ama, uzun bir ta­rih­ten be­ri bu ra­por ol­du­ğu yer­de du­ru­yor, toz­lu raf­lar­da bek­le­ti­li­yor.

Her­han­gi bir ko­mis­yo­nun ku­rul­ma­sı, araş­tır­ma­nın ya­pıl­ma­sı, ra­po­run ya­zıl­ma­sı tek ba­şı­na bir iş ol­ma­sı­na rağ­men, ne­ti­ce ola­rak faz­la fay­da­sı ol­ma­yan, ka­mu­oyu­na faz­la bir ifa­de­si ol­ma­yan ve ya­pı­lan ça­lış­ma­la­rın bir yer­de atıl hâlde bek­le­til­me­sin­den öte bir ye­re git­me­yen bir so­nuç mey­da­na ge­ti­ri­yor, eğer bu ra­por­lar raf­ta ye­ri­ni mu­ha­fa­za eder­se.

Bi­zim gön­lü­müz bu­na ra­zı ol­ma­dı; ya­pı­lan bun­ca mas­raf, çe­ki­len bun­ca zah­me­te ve ve­ri­len bun­ca eme­ğe kar­şı­lık, bu ra­po­run Mec­lis Ge­nel Ku­ru­lun­da gö­rü­şül­me­si, ge­rek­le­ri­nin ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si, ka­mu­oyu­na ve il­gi­li­le­re açık­lan­ma­sı ve dek­la­re edil­me­siy­le il­gi­li son bir gö­re­vi­mi­zi de ye­ri­ne ge­ti­re­lim di­ye, sa­lı gün­kü -de­ne­tim gü­nü ol­ma­sı ha­se­biy­le- Mec­lis Ge­nel Ku­rul gün­de­mi­ne alın­ma­sıy­la il­gi­li bir öner­ge ver­dik.

Bu­ra­dan ama­cı­mız, çift­çi­le­ri­mi­zin hâli bel­li, çift­çi­le­ri­mi­zin çek­ti­ği sı­kın­tı­lar bel­li. Özel­lik­le ko­nu­nun kap­sa­mı iti­ba­rıy­la, yaş mey­ve, seb­ze, na­ren­ci­ye, bu­nun­la il­gi­li üre­tim ve bu­nun­la il­gi­li ih­ra­ca­tın so­run­la­rı­nı içe­ren çok kap­sam­lı bir ko­nu­ya sa­hip. Mev­zu iti­ba­rıy­la top­lu­mu­mu­zun, çift­çi­mi­zin bü­yük bir ke­si­mi­ni il­gi­len­di­ri­yor. Coğ­ra­fi böl­ge iti­ba­rıy­la bak­tı­ğı­mız­da, ge­rek Mar­ma­ra Böl­ge­si ge­rek Ege Böl­ge­si ge­rek Çu­ku­ro­va, hat­ta Ana­do­lu'nun iç­le­rin­de da­hi ko­nuy­la doğ­ru­dan ala­ka­lı bir­ta­kım böl­ge­le­ri­miz ve bu ürün­ler­le il­gi­li, ya­kın­dan il­gi­li çift­çi­le­ri­miz var. Ko­nu­nun bu ge­niş­le­me­si­ne ve top­lu­mu­mu­zun ve ta­rım ke­si­mi­nin ge­niş öl­çü­de et­ki­len­me­si­ni de dik­ka­te ala­rak, biz, bu ko­nu­nun üze­rin­de Mec­li­sin ne ka­dar has­sa­si­yet­le dur­du­ğu­nu vur­gu­la­mak ve ko­nuy­la il­gi­li ki­şi­le­rin de bu has­sa­si­ye­ti dik­ka­te ala­rak, ge­rek sek­tö­rün ve ge­rek­se de çift­çi­le­ri­mi­zin prob­lem­le­ri­ni çö­ze­cek ye­ni adım­lar at­ma nok­ta­sın­da ge­rek­li has­sa­si­ye­ti, ge­rek­li du­yar­lı­lı­ğı aca­ba gös­te­rir­ler mi di­ye, bu ko­nu­yu Mec­lis gün­de­mi­ne ge­tir­dik, ama, ma­ale­sef İk­ti­dar Par­ti­si Grup Baş­kan­ve­ki­li, Da­nış­ma Ku­ru­lun­da ve­ya ik­ti­dar par­ti­si adı­na Da­nış­ma Ku­ru­lun­da bu­lu­nan üye, bu ko­nu­ya sı­cak bak­ma­dık­la­rı­nı, bu ko­nu­nun Mec­lis­te gö­rü­şül­me­si­nin ge­rek­me­di­ği nok­ta­sın­da bir tez­den ha­re­ket ede­rek, gün­de­me alın­ma­sı­nı red­det­ti­ler.

Biz de, Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu ola­rak, bu­nu tek­rar, bir ke­re da­ha, sa­yın he­ye­tin, sa­yın Ge­nel Ku­ru­lun gün­de­mi­ne ge­ti­ri­yo­ruz ki, bu ko­nu önem­li­dir, bu ko­nu­nun öne­mi­ne bi­na­en, Par­ti Gru­bu­mu­zun tek­li­fi­ni gün­de­me ala­lım ve sa­lı gü­nü bu ra­po­ru mü­za­ke­re ede­lim.

Böy­le­lik­le, AK Par­ti mil­let­ve­kil­le­ri­nin ve AK Par­ti Gru­bu­nun ta­rım ke­si­mi­ne ve çift­çi­ye yö­ne­lik bu­gü­ne ka­dar tu­tun­duk­la­rı, tu­tu­mu aca­ba te­la­fi et­mek gi­bi bir dav­ra­nış içe­ri­si­ne gi­rer­ler mi? Çift­çi­ye yap­tık­la­rı­nı ve çift­çi­ye ver­dik­le­ri zah­me­ti aca­ba af­fet­ti­re­cek her­han­gi bir adı­mı at­mak gi­bi bir ça­ba içe­ri­si­ne gi­rer­ler mi? Bu­gün bu­nu test ede­ce­ğiz, bu­gün bu­nu de­ne­ye­ce­ğiz; ama, bun­dan ön­ce CHP Grup öne­ri­si na­sıl red­de­dil­diy­se, muh­te­me­len, bi­zim bu öne­ri­miz de si­zin Gru­bu­nuz­ca red­de­di­le­cek ve çift­çi­miz de, köy­lü­müz de, ko­nuy­la il­gi­li sa­de­ce üre­ti­ci çift­çi de­ğil, ay­nı za­man­da, ko­nu­nun ti­ca­re­tiy­le uğ­ra­şan ge­niş bir kit­le de si­zin bu yön­de­ki ter­cih­le­ri­ni­zin ne ol­du­ğu­nu net ve açık bir şe­kil­de gö­re­cek.

Ger­çek­ten, AK Par­ti, çift­çi­ye hiz­met et­mek nok­ta­sın­da, top­lu­mu­mu­zun üre­ti­ci her ke­si­mi­ne hiz­met et­mek nok­ta­sın­da çok cid­di ve­ril­miş söz­ler ve va­at­ler­le iş­ba­şı­na gel­di. Ama, ne ya­zık ki, bu­gü­ne ka­dar çift­çi, ar­tık, Türk si­ya­se­ti­ne bir te­ker­le­me hâli­ne gi­ren ifa­de­ler­le Baş­ba­kan ta­ra­fın­dan azar­lan­dı. Çift­çi­nin AK Par­ti kar­şı­sın­da­ki öne­mi­ni ve de­ğe­ri­ni çift­çi ga­yet ya­kın­dan bi­li­yor; ama, biz is­ti­yo­ruz ki, "za­man ge­çi­ril­me­den çift­çi­nin prob­lem­le­ri­ne eği­le­cek bir yet­ki­li aca­ba or­ta­ya çı­kar mı, yet­ki­li­ler aca­ba ha­re­ke­te ge­çi­ri­le­bi­lir mi" nok­ta­sın­da bir son ça­ba ve gay­ret içe­ri­si­ne gi­re­rek bu Ko­mis­yon Ra­po­ru'nun Ge­nel Ku­rul gün­de­mi­ne alı­nıp gö­rü­şül­me­si­ni is­ti­yo­ruz. Böy­le­lik­le, azar­la­nan, ye­ri gel­di­ğin­de ağır ha­ka­ret­le­re uğ­ra­yan çift­çi­nin, bı­ra­kı­nız gön­lü­nün alın­ma­sı, aca­ba prob­lem­le­ri­ne ça­re bu Mec­lis­ten bir şe­kil­de çı­ka­rı­la­bi­lir mi; biz bu­nun pe­şin­de­yiz.

Bi­lin­di­ği gi­bi, sa­de­ce yaş mey­ve seb­ze­de de­ğil, ay­nı za­man­da, ta­ze mey­ve­de de, yaş mey­ve­de de üre­ti­ci­nin cid­di sı­kın­tı­la­rı var. Bi­raz ön­ce ko­nu edil­di: AK Par­ti İk­ti­da­rı dö­ne­min­de ge­ti­ri­len ta­rı­ma yö­ne­lik si­gor­ta, çift­çi­nin ta­ma­mı­nın prob­lem­le­ri­ni çöz­mek­te ye­ter­li de­ğil, bu­ra­da cid­di ek­sik­lik­ler var. Böy­le­lik­le, çift­çi­nin, ürü­nü da­lın­da gör­me­si­ne rağ­men içi­nin ra­hat et­me­di­ği bir­çok üre­tim da­lı var. Na­ren­ci­ye­yi ör­nek ve­re­lim: Mey­ve tu­tar, çift­çi, da­lın­da mey­ve­yi gö­rür, ama, bir ge­ce­lik, bir sa­at­lik bir don, çift­çi­nin bir yıl­lık ça­lış­ma­sı­nı ve ça­ba­sı­nı bir an­da alır gö­tü­rür. Ay­nı şe­kil­de, ba­har ay­la­rın­da bir­çok mey­ve çi­çek açar, fa­kat, bir an­lık, bir sa­at­lik don, tüm mey­ve­yi, âde­ta böl­ge­nin tü­müy­le sı­fı­ra er­me­si nok­ta­sın­da cid­di za­rar­la­ra se­bep olur.

Bu doğ­rul­tu­da alın­ma­sı ge­re­ken çok cid­di ted­bir­ler var. Ay­rı­ca, sa­de­ce me­se­le bu­nun­la bit­mi­yor. Çift­çi ma­lı­nı pa­za­ra in­di­rir, çift­çi ma­lı­nı ha­le in­di­rir, bin bir prob­lem­le kar­şı kar­şı­ya ka­lır. Bı­ra­kı­nız, ma­lı­nın pa­ra edip et­me­di­ği­nin üze­rin­de dur­mu­yo­ruz. Ma­lı pa­ra edi­yor ol­sa bi­le, bu ko­nu­da cid­di mağ­du­ri­yet­ler söz ko­nu­su olur, ama, bu­gün, ne ya­zık ki, bir­çok üre­tim ala­nın­da, özel­lik­le ta­rı­mı ge­niş bir böl­ge­de ya­pı­lan na­ren­ci­ye gi­bi ürün­ler­de çift­çi­nin çok cid­di sı­kın­tı­la­rı var­dır. Na­ren­ci­ye, da­lın­da âde­ta top­la­mak için ya­pı­la­cak mas­raf­la­rı kar­şı­la­ya­ma­ya­cak bir fi­yat­tan pi­ya­sa­ya in­di­ri­le­bil­mek­te­dir. Böy­le­lik­le çift­çi, ila­ve ma­li­yet­le­re kat­la­na­rak ma­lı­nı pa­za­ra in­dir­mek ye­ri­ne, bah­çe­sin­de top­la­ma­dan, öy­le­ce bı­rak­mak­ta­dır. Bu ba­kım­dan, çift­çi­nin ger­çek­ten bu ko­nu­da­ki mağ­du­ri­yet­le­ri­nin çok cid­di bir göz­le, çok cid­di bir ba­kış açı­sıy­la araş­tı­rıl­ma­sı, ki, Mec­lis araş­tır­ma­sı ko­mis­yo­nu­muz bu va­zi­fe­yi ger­çek­ten ye­ri­ne ge­tir­di, bi­hak­kın ye­ri­ne ge­tir­di, ama, ra­por­da, sa­de­ce ya­zı­da kal­ma­ma­sı, bun­la­rın yet­ki­li­le­re de du­yu­rul­ma­sı, ko­nuy­la il­gi­li ted­bir al­ma­sı ge­re­ken ke­sim­le­rin de bu ra­po­run içe­ri­ğin­den is­ti­fa­de ede­cek tarz­da bir so­rum­lu­luk duy­gu­su içe­ri­sin­de ha­re­ket et­me­le­ri ge­rek­mek­te­dir.

Bu­nun için de yet­ki­li­le­ri ha­re­ke­te ge­çir­mek nok­ta­sın­da sa­yın Mec­li­sin Ge­nel Ku­ru­lu­nun ala­ca­ğı ta­vır, tu­tu­na­ca­ğı ta­kım ve bu ra­po­run sa­lı gü­nü gün­de­me alı­na­rak gö­rü­şül­me­si de çok önem­li bir aşa­ma­sı­dır bu işin. Ge­lin, bu işi hep bir­lik­te ya­pa­lım. Çift­çi­nin mağ­du­ri­ye­ti­ni bir neb­ze ol­sun gi­de­re­cek ted­bir­ler aca­ba ney­miş, en azın­dan il­gi­li mes­lek ku­ru­luş­la­rı, il­gi­li bi­rim­ler, çift­çi biz­zat ken­di­si öğ­ren­sin, ken­di­si duy­sun. Me­se­le­le­ri­nin ve prob­lem­le­ri­nin, biz­zat ken­di eliy­le se­çip gön­der­di­ği -bı­ra­kı­nız Ta­rım Ba­kan­lı­ğı­nın ve­ya il­gi­li ku­ru­luş­la­rın bü­rok­rat­la­rı­nın de­ğil- biz­zat ken­di tem­sil­ci­le­ri ta­ra­fın­dan prob­lem­le­ri­nin has­sa­si­yet­le ve cid­di­yet­le ta­kip edil­di­ği­nin gö­rül­me­siy­le kal­bi bi­raz fe­rah­la­ya­bil­sin…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Abu­şoğ­lu, lüt­fen to­par­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run.

ÖMER ABU­ŞOĞ­LU (De­vam­la) - Bi­ti­ri­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

Ama, ne ya­zık ki siz sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri­nin bu has­sa­si­ye­ti gös­te­re­ce­ğin­den faz­la emin de­ği­lim. Ni­te­kim, her bu­na ben­zer öner­ge­de gös­ter­di­ği­niz ta­vır gi­bi, mu­ha­le­fet­ten ge­len her­han­gi bir tek­li­fi red­det­mek­ten baş­ka bu­gü­ne ka­dar her­han­gi bir şey yap­ma­dı­nız. Muh­te­me­len bun­da da ay­nı şe­kil­de dav­ra­na­cak­sı­nız. Eğer, dav­ra­nı­şı­nı­zı de­ğiş­ti­re­cek olur­sa­nız Türk çift­çi­si ve köy­lü­sü adı­na çok önem­li bir adım at­mış ola­cak­sı­nız. Bu so­rum­lu­luk duy­gu­su içe­ri­sin­de ha­re­ket ede­ce­ği­ni­zi bek­li­yor, he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Abu­şoğ­lu.

Grup öne­ri­si le­hin­de söz is­te­yen Hü­se­yin Gü­ler, Mer­sin Mil­let­ve­ki­li. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (Mer­sin) - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

De­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­lar, Grup öne­ri­si le­hin­de söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. He­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

As­lın­da gü­zel, ti­pik bir söz var Tür­ki­ye'de. Bir işi hal­let­mek is­te­mi­yor­sa­nız, çö­züm­len­me­si­ni is­te­mi­yor­sa­nız ko­mis­yon­la­ra ha­va­le ede­cek­sin. İş­te ti­pik ör­nek ve bu ko­mis­yon ra­po­ru­nu da is­te­yen Mer­sin Mil­let­ve­ki­li­miz Mus­ta­fa Eyi­ce­oğ­lu ve 23 mil­let­ve­ki­li -ne­re­de­ler ken­di­le­ri, on­la­rı da bil­mi­yo­rum- ve Muğ­la Mil­let­ve­ki­li Ali Ars­lan ve 48 mil­let­ve­ki­li, An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li Os­man Kap­tan ve ar­ka­daş­la­rı. Bi­raz ma­ce­ra­sı­na, ge­ri­ye dö­nük bir bak­tı­ğı­mız­da, bu ola­yın ne­re­den çık­tı­ğı­nı, 30 Ma­yıs 2005 ta­ri­hin­de Rus­ya'nın Tür­ki­ye'de­ki yaş seb­ze ve çi­çek­le­rin it­ha­la­tı­na ya­sak koy­ma­sın­dan iti­ba­ren bir şey­ler ya­pa­lım di­ye yo­la çı­kı­lan bir sü­reç ve bak­tı­ğı­mız­da da ko­mis­yon ku­rul­ma ka­ra­rı 15 Mart 2006 ve ra­por 10'un­cu ayın 11'i 2006. Şu ana ka­dar ne­den ya­yın­lan­maz?

De­riz ya, par­la­men­te­rin gö­re­vi sa­de­ce bu­ra­da "Ka­bul eden­ler… Et­me­yen­ler…" mi? Ne­re­de de­ne­tim, ne­re­de araş­tır­ma, ne­re­de çö­züm öne­ri­le­ri? Ama, gö­rü­yo­ruz ki, na­ren­ci­ye­nin so­run­la­rı si­zi pek il­gi­len­dir­mi­yor, ya­ni, na­ren­ci­ye so­ru­nu mu var di­ye­cek­si­niz? Bi­raz ön­ce bir ar­ka­da­şı­mız öy­le söy­le­di "biz, o so­run­la­rı çok­tan çöz­dük" de­di. Doğ­ru ya, çö­züm şek­li­niz de bel­li, ala­na al gö­tür de­di­niz. Çö­züm an­la­yı­şı­nız bu. Siz­le­ri bu ko­nu­da kut­lu­yo­ruz, ama, ken­di­ni­ze ge­lin ar­ka­daş­lar, na­ren­ci­ye, ya­ni ta­rım çift­çi­si, es­na­fı, köy­lü­sü bu ül­ke­de bit­ti, bit­mek üze­re. Da­ha na­sıl is­ya­nı­nı di­le ge­ti­re­cek ve tek bek­len­ti­si var, bu ül­ke­de çö­züm bul­mak, par­la­men­ter re­jim içe­ri­sin­de çö­züm bul­mak. Si­zin ise yap­tı­ğı­nız tek şey var, ma­ze­ret üret­me­ye de­vam et­ti­niz. Ön­ce­li­ği­niz­de yok, çün­kü, ne­den yok ön­ce­li­ği­niz­de? Çün­kü, si­ze böy­le bir IMF ta­ra­fın­dan gö­rev ve­ril­me­di­ği için, si­zi ka­le ve­ya si­zin için böy­le bir so­run il­gi­len­dir­mi­yor gö­rü­nü­yor.

Biz de di­yo­ruz ki, Tür­ki­ye'nin yüz­de 35 nü­fu­su­nu et­ki­le­yen bir ta­rım çift­çi­si­nin hâli pe­ri­şan ve yaş seb­ze ve özel­lik­le, ben, na­ren­ci­ye­den bah­se­de­ce­ğim bu­gün ve yak­la­şık 200 bin ai­le, en az 5 ki­şiy­le çar­par­sa­nız, 1 mil­yon in­sa­nın ge­çi­mi­ni sağ­la­dı­ğı na­ren­ci­ye ve bü­yük bir kıs­mı da be­nim Mer­sin çift­çi­min, Mer­sin na­ren­ci­ye üre­ti­ci­min so­run­la­rı.

As­lın­da, Mer­sin­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım iyi bi­lir, Ko­mis­yon Baş­ka­nı da Sa­yın Ali Er -ne­re­de bi­le­mi­yo­rum- ni­ye ta­kip­çi­si ol­maz bu işin? Ge­nel Baş­kan Yar­dım­cı­nız Sa­yın Den­gir Mir Fı­rat der ki za­man za­man: "Ben de na­ren­ci­ye üre­ti­ci­si­yim, ya ben de za­rar et­tim, ne ya­pa­yım?"

Ar­ka­daş­lar, gü­nah çı­kar­mak de­ğil, ma­ze­ret üret­mek de­ğil. Sen za­rar ede­bi­lir­sin, ama, bu ül­ke­nin çift­çi­si­ne za­rar et­tir­me­ye hak­kı­nız yok; çün­kü, siz ik­ti­dar­sı­nız, ken­di­ni­ze ge­lin ve bu ik­ti­da­rın ge­rek­le­ri­ni ye­ri­ne ge­ti­rin. Çift­çi­yi yok say­dı­nız, köy­lü­yü yok say­dı­nız, ya­ni, ka­de­riy­le baş ba­şa bı­rak­tı­nız. Ne de­di­ler si­ze Av­ru­pa Bir­li­ği sü­re­ci içe­ri­sin­de? Yüz­de 35 ta­rım­la ge­çi­nen çift­çi nü­fus ora­nı çok yük­sek. Ee, ne ya­pa­lım o za­man? Yüz­de 15'e in­di­re­cek­si­niz. Pe­ki, hay­hay, em­re­der­si­niz de­di­niz ve yap­tı­ğı­nız tek şey var, ka­de­riy­le baş ba­şa bı­rak­tı­nız ve her ge­çen gün, özel­lik­le na­ren­ci­ye üre­ti­ci­le­ri­nin -Mer­sin'de gö­rü­yo­ruz, sü­rek­li iç içe­yiz- sü­rek­li kan ağ­la­dık­la­rı­nı bi­li­yo­ruz, so­run­la­rı­nın hiç­bir şe­kil­de çö­züm­len­me­di­ği­ni de bi­li­yo­ruz.

2004 yı­lı ka­yıp yı­lı na­ren­ci­ye üre­ti­ci­si için, 2005 yı­lı ka­yıp yı­lı, 2006 yı­lı ge­ne ka­yıp yı­lı, bel­ki bu yıl, de­dik de, bu so­ru­na bir de­re­ce se­çim dö­ne­min­de ya­ra­ya mer­hem olur mu­su­nuz di­ye, si­ze ha­tır­lat­mak is­ti­yo­ruz.

Bu öne­ri siz­le­rin ar­ka­daş­lar, ken­di öne­ri­ni­ze sa­hip çı­kın, ama, böy­le bir der­di­niz de yok. Bi­raz­dan ve­re­ce­ği­niz oy­lar­la red­de­de­cek­si­niz. Ni­ye? Çün­kü Hükûmet­ten öy­le bir ta­li­mat yok. Bu ka­dar, yü­rüt­me­nin ya­sa­ma üze­rin­de­ki ipo­te­ği­ne evet mi di­ye­cek­si­niz? Hiç mi ini­si­ya­tif kul­lan­ma­ya­cak­sı­nız, ken­di da­va­nı­za da­hi sa­hip çı­ka­ma­ya­cak­sı­nız? Ama, bu çift­çi ya­pa­ca­ğı­nı da bi­li­yor, si­ze na­sıl ders ve­re­ce­ği­ni de iyi bi­li­yor. San­dık­ta he­sap so­ra­cak siz­den. Ya­pa­ca­ğı tek şey o. Hep ka­de­riy­le bı­ra­kıl­mış.

Es­ki­den, bi­zim o Çu­ku­ro­va'nın gü­zel bir de­yi­mi var­dı, Çu­ku­ro­va. "Pa­muk ağa­sı" di­ye, ya­ni, zen­gin­li­ğin sem­bo­lüy­dü, bu­gün ise yok­sul­lu­ğun ad­re­si ol­du Çu­ku­ro­va. Be­re­ket fış­kı­ran yer­ler­de yok­sul­luk fış­kı­rı­yor bu­gün. Bu da si­zin sa­ye­niz­de. Ül­ke­nin ya­şa­dı­ğı, san­ki ka­der­miş gi­bi al­gı­la­nan, her ge­çen gün yok­sul­luk, se­fa­let, ye­şil kart ba­ğım­lı­sı ya da ia­şe­ye ba­ğım­lı kit­le­ler. Övün­dü­ğü­nüz nok­ta­lar bun­lar ve bu sü­rek­li bu sa­yı­lar mil­yon­la­rın üze­rin­de, mil­yon­la­rın.

He­pi­miz iyi bi­li­yo­ruz ki, her yıl çift­çi, na­ren­ci­ye üre­ti­ci­si özel­lik­le son­ba­har­da ço­cuk­la­rı­nın mü­rüv­ve­ti, ya­ni, ha­yal­le­ri olan o gü­zel dün­ya­sı­na ço­cuk­la­rı­nın mü­rüv­ve­ti­ni gör­mek is­ter, bu yıl gö­re­me­di, ge­çen yıl da gö­re­me­di. Ha, bun­dan son­ra da gö­re­me­ye­cek. Ni­ye? Tar­la­sı­nı sa­tar hâle gel­di.

Pe­ki, Sa­yın Ta­rım Ba­ka­nı -yok bu­ra­da ken­di­si- za­man za­man şu­nu söy­ler: "Ne ya­pa­lım, ka­li­te­li üret­se­ler." Pe­ki, Sa­yın Ta­rım Ba­ka­nı, siz ora­da ne iş ya­par­sı­nız, söy­ler mi­si­niz? Bir ta­rım çift­çi­si sa­de­ce ken­di bil­gi­siy­le mi üre­te­cek? Üs­te­lik de üre­ti­yor. Üret­mi­yor gi­bi so­run yok. Bu ül­ke­de üret­mek so­run ol­du. Bu ül­ke­de, ta­bii ki üret­me­nin, alın te­ri­nin kar­şı­lı­ğı­nı al­mak is­te­mek suç ol­du. Bu­gün ül­ke­de ya­pıl­ma­sı ge­re­ken tek şey var: Üre­ti­min, alın te­ri­nin kar­şı­lı­ğı­nı ver­me­niz. Bir ta­raf­tan gir­di­le­re ba­kı­yor­su­nuz, dün­ya stan­dart­la­rı­nın ola­ğa­nüs­tü üs­tün­de, ma­zot, güb­re, ilaç, bir sü­rü, su­la­ma dâhil ol­mak üze­re, kul­lan­dı­ğı elek­trik dâhil ol­mak üze­re ola­ğa­nüs­tü yük­sek ve dün­ya­da en pa­ha­lı kul­la­nı­lan un­sur­ken, ar­ka­sın­dan bir de dö­viz­de­ki çift­çi pa­yı de­di­ği­miz, dö­vi­zin sü­rek­li dü­şük tu­tu­la­rak dün­ya ti­ca­re­tin­de re­ka­bet… Ka­de­riy­le baş ba­şa!

Bun­la­rın, bi­li­yor­su­nuz ki, ba­şar­ma­sı müm­kün de­ğil. Bu bir dev­let po­li­ti­ka­sı­dır. Bu çift­çi­ler, bu­gün ül­ke­nin te­mel di­rek­le­ri, ül­ke­nin ya­rın­la­rı­nın te­me­li ve te­mi­na­tı. Ama, he­pi­miz bi­li­yo­ruz ki, aç in­sa­nın, va­ta­nı, mil­le­ti, di­ni, di­li ol­maz. Her ge­çen gün, kay­gı ve kor­ku­lar­la ya­şa­mı­nı ida­me eden bir çift­çi­le­ri­miz, sa­de­ce çift­çi­le­ri­miz mi, dev­let me­mu­ru, sa­ya­ca­ğı­mız bir sü­rü un­sur­lar… Ni­ha­ye­tin­de, Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı Ame­ri­ka'da ses­li dü­şün­me­ye baş­la­dı. Tür­ki­ye'de her­kes­te bir kay­gı ve kor­ku. Ye­ter ar­tık! Si­zin ba­şar­dı­ğı­nız tek bir şey var, top­lu­ma kay­gı ya­rat­mak ve kor­ku da­yat­mak, ke­mik ili­ği­ne ka­dar sin­di­ril­mek. Bu yüz­den, top­lum her ge­çen gün gü­nü­bir­lik ya­şar hâle gel­di. Biz de di­yo­ruz ki, ge­lin, bu ka­der bi­zim de­ğil, bi­zim ka­de­ri­miz acı de­ğil, yok­sul­luk de­ğil, se­fa­let de­ğil. Bu Ana­do­lu'mda her dö­nem ba­şa­rı­lan, be­re­ke­tin ad­re­si olan Ana­do­lu'mdan, Tür­ki­ye'mden in­san man­za­ra­la­rı­na bak­tı­ğı­mız­da, on bir ya­şı­na ka­dar uyuş­tu­ru­cu alış­kan­lık­la­rı, on üç ya­şı­na ka­dar fu­huş, bil­mem bir sü­rü olum­suz fak­tör­ler ve bu top­lum sü­rek­li suç üre­ti­yor ve top­lu­mun te­mel di­re­ği olan bu ta­rım­la ge­çi­mi­ni sağ­la­yan, baş­ta na­ren­ci­ye üre­ti­ci­le­ri­ni ka­de­riy­le baş ba­şa bı­rak­ma­yın. Ken­di­niz öner­di­ği­niz araş­tır­ma öner­ge­si­ne sa­hip çı­kın. Çift­çi bu­ra­da ta­kip edi­yor. Biz de, za­ten, kay­gı­mız, si­ze an­lat­mak de­ğil, bu­ra­da se­si­mi­zi ulaş­tı­ra­bil­di­ği­miz ka­dar na­ren­ci­ye üre­ti­ci­si­ne, ta­rım­la ge­çi­mi­ni sağ­la­yan, alın te­ri­nin kar­şı­lı­ğı­nı is­te­yen çift­çi­le­ri­mi­ze ses­le­ni­yo­ruz. Ta­bii ki, bu­ra­da sa­de­ce is­yan et­mek de­ğil, çö­züm var. Çö­züm öne­ri­le­ri, kıs­men de ol­sa al­tı­na im­za ata­ca­ğı­mız, ko­mis­yo­nun araş­tır­ma öne­ri­le­ri var, des­tek ve­re­ce­ğiz, hat­ta ken­di olum­lu kat­kı­la­rı­mı­zı da su­na­ca­ğız. Bi­zim de öne­ri­le­ri­miz var. Ni­ha­ye­tin­de, Mer­sin'de, Sa­yın Ba­ka­nın za­man za­man tek­rar­la­dı­ğı, iş­te, ya ace­le et­me­yin, ton ba­şı­na 100 do­lar ve­re­bi­le­ce­ği­miz na­ren­ci­ye üre­ti­ci­le­ri­ne bu­ra­dan sor­mak is­ti­yo­rum: Ha­yal­le­ri­ni­zi sö­mür­mek­ten baş­ka ne yap­tı­lar? 100 do­lar ne­re­de? Üre­ti­ci­yi teş­vik ne­re­de? Ye­şil ma­zot ne­re­de?

MEH­MET ER­GÜN DAĞ­CI­OĞ­LU (To­kat) - Yüz­de 35 des­tek ver­dik.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Ha­ni bun­lar hep si­zin pro­je­le­ri­niz­di? Ama, gör­dü­ğüm ka­dar ken­di da­va­nı­za da­hi, ver­di­ği­niz söz­le­re da­hi sa­hip çık­ma­mak­ta­sı­nız. Ee, ta­bii, bu­nu da çift­çi unut­ma­ya­cak. Çift­çi unut­ma­ya­cak ya­pı­lan­la­rı. Ge­lir da­ğı­lı­mın­da­ki bo­zuk­luk her ge­çen gün had saf­ha­da. Eği­tim ora­nı yüz­de 4 de­di­ği­miz, ya­ni il­köğ­re­tim dör­dün­cü sı­nıf de­di­ği­miz bir sü­reç­te olan ül­kem­de na­ren­ci­ye üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı da çö­züm­len­me­ye­cek. Kos­ko­ca bir beş yıl, bu ül­ke için ka­yıp yıl­la­rı ol­du. Ma­ale­sef, şans­sız bir si­ya­si ta­ri­he ta­nık ol­du bu ül­ke. Eğer, AKP, bu­gün Ana­ya­sa'yı de­ğiş­ti­re­cek ço­ğun­lu­ğa sa­hip­ken, ba­kı­yo­rum, ka­rar ye­ter sa­yı­sı­nı bu­la­mı­yor­su­nuz. Övün­dü­ğü­nüz beş yıl­lık sü­reç içe­ri­sin­de bu­ra­da ka­rar ye­ter sa­yı­sı­nı bu­la­mı­yor­su­nuz. Ne yap­tı­nız? He­ye­ca­nı­nı­zı yi­tir­di­niz. Am­pul pat­la­dı herhâlde ya da ay­dın­lat­tı­ğı­nız, mum ka­dar, ken­di di­bi­niz ol­du. Ama, ya­rın­la­rın bi­rey­sel kor­ku­la­rı­nı ya­şa­ma­yın. Bu­ra­da, hal­kın so­run­la­rı­na ge­lin çö­züm bu­lun. Bi­zim öne­ri­miz açık ve net. Bu, sa­lı gü­nü tar­tı­şıl­sın. Biz, çö­züm öne­ri­le­ri­mi­zi Ana­va­tan Gru­bu ola­rak ver­me­ye ha­zı­rız, çün­kü, çö­züm çok ba­sit. Ta­rı­mın top­lu­laş­tı­rıl­ma­sı ve mi­ras ka­nu­nu­nun ye­ni­den ele alın­ma­sı, zi­rai ta­rı­mın ye­ni­den ya­pı­lan­dı­rıl­ma­sı ve üre­ti­min teş­vik edil­di­ği, plan­lı ve dün­ya ti­ca­re­ti­ne, ya­ni ta­le­be gö­re de plan­lı ya­pı­lan­ma de­di­ği­miz bir sü­re­ce kat­kı­mız…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Bu­yu­run Sa­yın Gü­ler.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

Bi­zim çö­züm öne­ri­le­ri­miz ha­zır, ama, eğer bu­nu ka­bul eder­se­niz, ina­nı­yo­rum ki, çift­çi bu olum­lu adı­mı gö­re­cek, ama, ha­yır der­se­niz, çift­çi bu­nu da gö­re­cek, unut­ma­ya­cak. Zan­ne­di­yor mu­su­nuz ki, na­sıl fın­dık üre­ti­ci­si­nin kar­şı­sı­na çı­ka­ma­dı­ğı­nız gi­bi, na­ren­ci­ye üre­ti­ci­le­ri­nin de kar­şı­sı­na çı­ka­ma­ya­cak­sı­nız. Yaş seb­ze, mey­ve üre­ten çift­çi­le­ri­mi­zin kar­şı­sı­na da çı­ka­ma­ya­cak­sı­nız. Çık­tı­ğı­nız bu se­çim dö­ne­mi, yı­lın­da, bu ül­ke­nin ka­der yı­lı as­lın­da bu yıl. Ben bu­ra­da hal­kı­ma ses­len­mek is­ti­yo­rum: 2007 yı­lı bu Tür­ki­ye'nin ka­der yı­lı ve lüt­fen, oy­la­rı­nı­za sa­hip çı­kın. AKP'nin yap­tı­ğı ve da­ha doğ­ru­su ya­pa­ma­dı­ğı, be­ce­re­me­di­ği; sa­de­ce be­cer­di­ği ma­ze­ret üret­mek­ten baş­ka bir şey yap­ma­dı­ğı, bir beş yı­lın he­sa­bı­nı lüt­fen so­run. Biz Ana­va­tan ola­rak, çö­züm öne­ri­le­ri­miz­le ve bu ül­ke­nin sağ­du­yu­nun, ak­lın, man­tı­ğın öne çı­ka­ra­ca­ğı bir si­ya­si ira­dey­le Tür­ki­ye'nin so­run­la­rı­nı çö­ze­bi­le­ce­ği inan­cıy­la he­pi­ni­ze sev­gi­ler, say­gı­lar su­nu­yo­rum. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Gü­ler.

Ana­va­tan Par­ti­si Grup öne­ri­si aley­hin­de söz is­te­yen Gü­rol Er­gin, Muğ­la Mil­let­ve­ki­li.

Sa­yın Er­gin, bu­yu­run. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

GÜ­ROL ER­GİN (Muğ­la) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu­nun, bu Mec­li­sin da­ha ön­ce oluş­tur­du­ğu na­ren­ci­ye ve yaş seb­ze, mey­ve üre­ti­ci­le­ri­nin so­run­la­rı­na iliş­kin Mec­lis araş­tır­ma ko­mis­yo­nu ra­po­ru­nun gö­rü­şül­me­si hak­kın­da ver­miş ol­du­ğu öne­ri ko­nu­sun­da söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Söz­le­ri­me baş­lar­ken, Sa­yın Baş­ka­nı, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri­ni ve yü­ce Türk ulu­su­nu say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, geç­ti­ği­miz gün­ler­de ya­pı­lan bir top­lan­tı­da Sa­yın Baş­ba­kan "ta­rı­mı kal­kın­dır­ma­dan Tür­ki­ye'yi kal­kın­dı­ra­ma­yız" de­di, son de­re­ce doğ­ru bir sap­ta­may­dı. O top­lan­tı­ya, da­ha ön­ce ben bu kür­sü­den yi­ne söy­le­miş­tim, ma­ale­sef, in­san­lar zor­la­may­la top­la­na­rak ge­ti­ril­di, bas­kıy­la top­la­na­rak ge­ti­ril­di. Bü­tün üre­ti­ci ko­ope­ra­tif­le­ri­ne bas­kı ya­pıl­dı, Ta­rım Ba­kan­lı­ğı­nın tüm ör­gü­tü­ne bas­kı ya­pıl­dı ve o in­san­lar ora­ya zor­la­may­la gö­tü­rül­dü ve ora­da Sa­yın Baş­ba­kan, bel­ki de ya­şa­mı­nın en doğ­ru ta­nım­la­rın­dan bi­ri­ni ya­pa­rak "ta­rı­mı kal­kın­dır­ma­dan Tür­ki­ye'yi kal­kın­dı­ra­ma­yız" de­di. Ee, şim­di, ta­rım bat­tı­ğı­na gö­re, Tür­ki­ye'nin du­ru­mu­nu han­gi söz­cük­le ni­te­len­di­re­ce­ğiz de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım? Kal­kın­ma kav­ra­mıy­la açık­la­ya­ma­ya­ca­ğı­mı­za gö­re, Tür­ki­ye'nin du­ru­mu­nu han­gi söz­cük­le açık­la­ya­ca­ğız? Bu­nu siz­le­re sor­mak is­ti­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu­nu söy­le­yen Baş­ba­kan ve onun Hükûme­ti, ma­ale­sef, ya­sa­da "ta­rım des­te­ği­nin gay­ri­sa­fi millî ge­li­ri­nin yüz­de 1'in­den az ol­ma­ma­sı" şek­lin­de bir ka­rar ol­ma­sı­na kar­şın, bu des­te­ği yüz­de 1'in al­tın­da ve­re­rek ya­sa­ya da ay­kı­rı bir tu­tu­mun içe­ri­sin­de ol­muş­tur. Bu Hükûmet dö­ne­min­de baş­lı­ca dört yön­tem kul­la­nı­la­rak Türk ta­rı­mı, söz­cü­ğün tam an­la­mıy­la ba­tı­rıl­mış­tır. Ne­dir bu yön­tem­ler? Bi­rin­ci­si, ko­ta yön­te­mi.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ko­ta yön­te­mi ge­ti­ri­le­rek Türk çift­çi­si tü­tün ve şe­ker pan­ca­rı­nı eke­mez du­ru­ma ge­ti­ril­miş­tir. Ama, o in­san­la­rın ney­le ge­çi­ne­ce­ği dü­şü­nü­le­me­miş­tir.

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - Bu Hükûmet mi ge­tir­di?

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Sa­yın Grup Baş­kan Ve­ki­li kar­şım­da, AKP Grup Baş­kan Ve­ki­li "Da­ha ön­ce­ki hükûmet za­ma­nın­day­dı" di­yor. Ni­ye sür­dü­rü­yor­su­nuz? Mey­dan­lar­da söz ver­di­niz, "Tü­tün ko­ta­sı­nı kal­dı­ra­ca­ğız" de­di­niz, "pan­car ko­ta­sı­nı kal­dı­ra­ca­ğız" de­di­niz, si­zin için ve­ri­len sö­zün hiç mi öne­mi yok­tu?

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu, bir ko­ta ola­yı.

İki: Dü­şük fi­yat ve­re­rek bu se­fer buğ­day ve hu­bu­bat üre­ti­ci­si­ni pe­ri­şan et­ti­niz. Bu­nun­la da ye­tin­me­di­niz, buğ­day üre­ti­ci­si­nin, ar­pa üre­ti­ci­si­nin ürü­nü­nü al­ma­mak için bin bir yön­tem uy­gu­la­dı­nız, Ofi­si ça­lış­tır­ma­dı­nız, Ofi­sin bir­çok bü­ro­su­nu ka­pat­tı­nız, ka­pan­ma­yan­la­rın önün­de de kam­yon­la­rı yı­ğın yı­ğın bek­let­ti­niz. Baş­ka ne yap­tı­nız? Bir kı­sım ürün­ler­de de özel­lik­le dü­şük prim ve­re­rek, ay­çi­çe­ğin­de, pa­muk­ta, zey­tin­ya­ğın­da dü­şük prim ve­re­rek o ürü­nü üre­ten­le­ri pe­ri­şan et­ti­niz. Bu­gün, Tür­ki­ye'de in­san­lar pa­muk ek­mi­yor. Tür­ki­ye, üret­ti­ği pa­muk ka­dar pa­mu­ğu -si­zin za­ma­nı­nız­da- dı­şa­rı­dan alır hâle gel­di. Zey­tin­de ye­ni bir yön­tem uy­gu­lu­yor­su­nuz. Onun­la da, Tür­ki­ye'de zey­tin üre­ti­ci­le­ri bü­yük pe­ri­şan­lık ya­şa­ya­cak. Bir yıl ön­ce zey­tin­ya­ğı pa­ra et­ti di­ye 250 bin li­ra olan pri­mi 100 bin li­ra­ya dü­şür­dü­nüz. Bu se­ne fi­yat ya­rı ya­rı­ya düş­tü -6 mil­yon­dan 3 mil­yo­na düş­tü- siz ge­tir­di­niz 100 li­ra­lık pri­mi, çift­çiy­le alay eder gi­bi, 110 bin li­ra ola­rak be­lir­le­di­niz ve çift­çi ne de­di -bir ön­ce­ki ko­nuş­mam­da bu­ra­da yi­ne söy­le­dim- çift­çi, bu se­fer, Sa­yın Baş­ba­ka­na "Al pri­mi­ni git." de­di.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ay­nı şe­yi çay­da da yap­tı­nız.

Ay­rı­ca bir baş­ka yön­te­mi­niz var -ka­bul edi­le­mez bir yön­tem- ka­ça­ğa göz yum­ma yön­te­mi. Şe­ker pan­ca­rı­nı ek­tir­mi­yor­su­nuz; yıl­lık 2 mil­yon ton şe­ker üre­ten Tür­ki­ye'ye 1 mil­yon ton şe­ke­rin ka­çak gir­me­si­ne res­men göz yu­mu­yor­su­nuz. 200 bin ton çay üre­ten Tür­ki­ye'de 50 bin ton ça­yın sı­nır­lar­dan ka­çak gir­me­si­ne göz yu­mu­yor­su­nuz. Beş se­ne ön­ce 9 mil­yon li­ra­ya ke­si­len hay­van bu­gün 8,5 mil­yon li­ra­ya ke­si­li­yor ve siz, özel­lik­le İran üze­rin­den has­ta­lık­lı hay­van­la­rın bu ül­ke­ye gir­me­si­ne göz yu­mu­yor­su­nuz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu dört yön­tem­le Türk ta­rı­mı­nı, Türk çift­çi­si­ni pe­ri­şan et­ti­niz. On­dan son­ra da Sa­yın Baş­ba­kan kal­kı­yor "Ta­rı­mı kal­kın­dır­ma­dan Tür­ki­ye'yi kal­kın­dı­ra­ma­yız" di­yor. Val­la­hi ma­şal­lah! Çok iyi bi­li­yor, ya­ni ger­çek­ten doğ­ru söy­lü­yor, bu ka­dar olur­muş ve çok gü­zel bir söy­le­mi­niz var: "Ne­re­den ne­re­ye gel­dik." Evet, ar­ka­daş­lar, köy­lü ne­re­den ne­re­ye gel­di! Köy­lü, evin­den kah­ve­ye çı­ka­maz hâle gel­di. Köy­lü, kö­yün­den ka­sa­ba­ya ine­mez hâle gel­di. Köy­lü, bir dos­tu­na se­lam ve­re­mez hâle gel­di. Ni­ye? Bel­ki se­lam ve­rir­se ona bir ye­mek ye­dir­me­si, hiç ol­maz­sa bir çay içir­me­si ge­re­kir, ama, ney­le? Çift­çi bu­nu dü­şü­ne­cek hâle gel­miş­tir.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, "çift­çi­le­rin bor­cu­nun fa­izi­ni si­li­yo­ruz" de­di­ği­niz­de de­dik ki: "Siz hal­kı al­da­tı­yor­su­nuz, fa­iz fa­lan sil­di­ği­niz yok." Siz "Fa­izi si­li­yo­ruz" der­ken, ta­rım­sal TE­FE ora­nın­da o fa­izi iş­let­ti­niz. Şim­di ge­li­nen nok­ta­da ne­yi gö­rü­yo­ruz? Tür­ki­ye'nin dört bir ya­nın­da bü­tün çift­çi­ler ic­ra­lık.

Yal­nız­ca su­la­ma ko­ope­ra­tif­le­ri­nin TE­DAŞ'a bor­cu, de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, 1 mil­yar 100 mil­yon ye­ni Türk li­ra­sı, ya­ni 1 kat­ril­yon 100 tril­yon. Ney­le öde­ye­cek­ler? Bir ki­şi, üret­ti­ğiy­le ge­çi­mi­ni bi­le sağ­la­ya­ma­ya­cak du­ru­ma düş­müş­se, geç­miş­ten ge­len bor­cu­nu, üs­te­lik fai­ziy­le na­sıl öde­ye­cek? De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu ko­nu­da da ye­ni dü­zen­le­me­le­re ke­sin­lik­le ge­rek ol­du­ğu­nu ifa­de et­mek is­ti­yo­rum.

Bi­raz ön­ce bu­ra­da Ana­va­tan Par­ti­si söz­cü­sü ko­nu­şur­ken bir ar­ka­da­şım "yüz­de 35 ma­zot des­te­ği ver­dik" de­di. 2006 yı­lın­da bir tek ku­ruş ma­zot des­te­ği ve­ril­me­miş­tir, güb­re des­te­ği ve­ril­me­miş­tir.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bun­la­rı ve­re­ce­ğiz di­ye, siz, o çift­çi­nin tar­la pa­ra­sı de­di­ği dö­nü­me 16 mil­yo­nu 10 mil­yo­na dü­şür­dü­nüz. Ney­miş? "Güb­re, ma­zot des­te­ği ve­re­ce­ğiz." Onu da ver­me­di­niz, onu da yap­tı­nız. Ama, siz bir şe­yi iyi bi­li­yor­su­nuz: İn­san­la­rı bir­bi­ri­ne dü­şür­mek için eli­niz­den ge­len gay­re­ti gös­te­ri­yor­su­nuz. Şim­di, Arı Ye­tiş­ti­ri­ci­le­ri Bir­li­ği, Hükûme­ti des­tek­le­mi­yor di­ye "Bal Üre­ti­ci­le­ri Bir­li­ği" di­ye bir şey uy­dur­du­nuz, onun ba­şı­na da bir AKP il­çe baş­ka­nı­nı ge­tir­di­niz ve­ya ge­ti­ri­yor­su­nuz ve bu­nun­la arı ye­tiş­ti­ri­ci­le­ri­ni sin­dir­mek is­ti­yor­su­nuz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bal üre­ti­mi­ni ar­tır­ma­ya ba­kın. Sah­te bal de­di­ği­miz o imi­tas­yon ba­lı or­ta­dan kal­dır­ma­ya ba­kın. Çin'den Tür­ki­ye'ye ka­çak bal gi­ri­şi­ni ön­le­me­ye ba­kın ve be­nim bal­la­rı­mın yurt dı­şı­na git­tik­ten son­ra yurt içi­ne ge­ri dön­me­si­ni ön­le­me­ye ba­kın. Siz bun­la­rı ya­pın, in­san­la­rı bir­bi­ri­ne dü­şür­me­yin.

Ko­ope­ra­tif­ler kar­şı­sı­na bir­lik­le­ri çı­kar­dı­nız, uy­du­ruk bir­lik­ler kur­du­nuz. Şim­di, o ku­ru­lan bü­tün bir­lik­ler şu­nu söy­lü­yor: "Biz, bir­li­ği kur­duk da ne ya­pa­ca­ğız? Hiç­bir yet­ki­miz yok." Bir­lik ku­ru­yor­su­nuz sa­tış yap­ma yet­ki­si, hak­kı yok, ama siz di­yor­su­nuz ki: "Se­ni ver­gi­den mu­af tut­tuk." Sa­tış ya­pa­ma­ya­nın ver­gi­den mu­afi­ye­ti ne olur­muş de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım? Bü­tün bu ko­nu­lar­da ta­ma­men gös­ter­me­lik ça­lış­ma­lar içe­ri­sin­de­si­niz. De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, na­ren­ci­ye­de, özel­lik­le Ak­de­niz mey­ve si­ne­ğiy­le hâlâ cid­di bir mü­ca­de­le ya­pıl­mı­yor bu Tür­ki­ye'de. Bu­nun, yo­lu, yön­te­mi var, ama, ma­ale­sef, uy­gu­la­ma ye­te­ne­ği­niz yok.

İh­ra­cat prim­le­ri­ni, söy­le­dik, söy­le­dik, son za­man­da ar­tır­dı­nız, ama öy­le bir ar­tır­ma yap­tı­nız ki, bu­ra­da, mey­ve cins­le­ri ara­sın­da bir ayı­rım yap­ma­dı­ğı­nız için, sa­tı­lan, sa­tıl­ma­yan bü­tün mey­ve­ye ay­nı ih­ra­cat des­te­ği­ni ge­tir­di­niz ve siz, Do­ku­zun­cu Kal­kın­ma Pla­nın­da, ÇAY­KUR'un çay fab­ri­ka­la­rı­nı, Te­kel'in si­ga­ra fab­ri­ka­la­rı­nı, TÜRK­ŞE­KER'in şe­ker fab­ri­ka­la­rı­nı özel­leş­ti­re­ce­ği­ni­zi söy­lü­yor­su­nuz.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, Te­kel'in iç­ki fab­ri­ka­la­rı­nı özel­leş­tir­di­niz, ne ol­du? 290 mil­yon do­la­ra özel­leş­tir­di­niz, adam 900 mil­yon do­la­ra ya­ban­cı­ya sat­tı. Ya­ni, in­san­da Al­lah kor­ku­su ol­maz mı ar­ka­daş­lar, bu mil­le­tin ma­lı be­da­va­ya ve­ri­lir mi? (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Er­gin lüt­fen to­par­la­yı­nız.

Bu­yu­run.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Baş­ka­nım.

Şim­di, yet­me­di, Zi­ra­at Ban­ka­sı­nı da özel­leş­ti­re­ce­ğiz. On­dan son­ra da, "ta­rı­mı kal­kın­dır­ma­dan Tür­ki­ye kal­kın­maz" di­ye­cek­si­niz ve bu halk da o ka­dar saf ve si­ze ina­na­cak, bu­nu bek­le­ye­cek­si­niz! Hay­ret edi­le­cek bir du­ru­mu­nuz var. Şe­ker Şir­ke­ti­nin şe­ker fab­ri­ka­la­rı­nı özel­leş­ti­ri­yor­su­nuz, ÇAY­KUR'un çay fab­ri­ka­la­rı­nı özel­leş­ti­ri­yor­su­nuz. Ar­ka­daş­lar, o fab­ri­ka­la­rın, o mil­le­tin ma­lı­nın si­ze ne za­ra­rı var? Ne kârı­nız ola­cak, ne kârı­nız? Ne kârı­nız ola­cak?

NUS­RET BAY­RAK­TAR (İs­tan­bul) - Özel­leş­me yok.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Özel­leş­me yok olur mu, Do­ku­zun­cu Kal­kın­ma Pla­nı'nı oku­yun. En kı­sa za­man­da, bu, hem TÜRK­ŞE­KER'in hem ÇAY­KUR'un hem Te­kel'in özel­leş­ti­ril­me­miş fab­ri­ka­la­rı özel­leş­ti­ri­le­cek di­yen siz­si­niz. Lüt­fen oku­yun. Zi­ra­at Ban­ka­sı özel­leş­ti­ril­me­si hak­kın­da ya­sa, sü­re­nin uza­tıl­ma ya­sa­sı, da­ha çok kı­sa bir sü­re ön­ce bu­ra­dan geç­ti.

Söz­le­ri­mi to­par­lı­yo­rum. Ne söy­ler­se­niz söy­le­yin, hal­kı bir ye­re ka­dar kan­dı­ra­bi­lir­si­niz.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Er­gin.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Bir te­şek­kür ede­yim Sa­yın Baş­kan.

BAŞ­KAN - Lüt­fen Sa­yın Er­gin, baş­tan söy­le­dim.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Bir te­şek­kür ede­yim.

BAŞ­KAN - Ha­yır, ben du­yu­ru­yu yap­tım. Lüt­fen Sa­yın Er­gin…

Te­şek­kür edi­yo­rum.

ALİ ARS­LAN (Muğ­la) - Ya bir te­şek­kür et­sin, ne ola­cak?

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - Bir tek te­şek­kür cüm­le­si Sa­yın Baş­kan.

MEH­MET UĞUR NEŞ­ŞAR (De­niz­li) - Çok yan­lış Sa­yın Baş­kan.

GÜ­ROL ER­GİN (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, be­ni din­le­di­ği­niz için he­pi­ni­ze te­şek­kür edi­yo­rum. Si­zi ve yü­ce Türk ulu­su­nu bir kez da­ha say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (CHP ve Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Si­ze de te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Baş­kan.

BAŞ­KAN - Grup öne­ri­si aley­hin­de söz is­te­yen İs­ma­il Soy­lu, Ha­tay Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Soy­lu. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

İS­MA­İL SOY­LU (Ha­tay) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; ANAP Gru­bu­nun gö­rü­şü hak­kın­da şah­sım adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. He­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (Mer­sin) - Aleyh­te de di­ye­lim ama!

ÖMER ABU­ŞOĞ­LU (Ga­zi­an­tep) - Aleyh­te ol­du­ğu­nu­zu be­lir­tin.

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - De­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, ben­den ön­ce çı­kan ANAP Grup Baş­kan­ve­ki­li Ömer Abu­şoğ­lu "çift­çi­yi re­zil eden Baş­ba­kan" di­ye söy­le­di. "Çift­çi­yi re­zil eden Baş­ba­kan" di­ye söy­le­nen ar­ka­daş, Mer­sin­li Ke­mal di­ye bir ar­ka­daş. Bu ar­ka­da­şı­mız, biz, ya­zın, Ada­na'da Na­ren­ci­ye Bir­li­ğiy­le il­gi­li bir top­lan­tı yap­tık, o top­lan­tı­da da olay çı­ka­rıp ge­zen bir va­tan­daş bu va­tan­daş. Ya­ni rast­ge­le bir adam de­ğil, bu adam git­ti­ği yer­de olay çı­ka­ran bir adam ve çift­çi bir­li­ği top­lan­tı­sın­da bu ada­mı, çift­çi bir­li­ği top­lan­tı­sın­dan, Ada­na'da­ki çift­çi bir­lik­le­ri dı­şa­rı­ya çı­kar­dı­lar. Bu­nu da şu­ra­da si­ze be­lir­te­yim.

Ve ANAP Mil­let­ve­ki­li Hü­se­yin Gü­ler ar­ka­da­şı­mız de­di ki, na­ren­ci­ye­ye 100 do­lar teş­vik ver­me­di­niz, söz ver­di­niz de­di, ve­ril­me­di de­di. Ama, Hü­se­yin Gü­ler, zan­ne­di­yo­rum, bu­nu ez­be­re ko­nu­şu­yor ve­ya bil­me­den ko­nu­şu­yor. Şu an­da eğer Mer­sin'de­ki ih­ra­cat­çı­la­ra Hü­se­yin Gü­ler so­rar­sa, na­ren­ci­ye­nin ton ba­şı­na kaç do­lar ve­ril­di­ği­ni ken­di­si­ne çok gü­zel söy­le­ye­cek­ler ve­ya…

MUS­TA­FA ÖZ­YÜ­REK (Mer­sin) - Ama ne za­man ver­di­niz?

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Mil­le­tin elin­de na­ren­ci­ye mi kal­dı?

MUS­TA­FA ÖZ­YÜ­REK (Mer­sin) - Ne za­man ver­di­niz?

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (Mer­sin) - Bak, bak, üre­ti­ci­ye de­dim, üre­ti­ci­ye. Na­ren­ci­ye ki­min elin­de şu an­da?

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Şim­di, ar­ka­daş­lar, ben…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Na­ren­ci­ye mi kal­dı?

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Ben hem na­ren­ci­ye üre­ti­ci­si­yim hem na­ren­ci­ye alım sa­tı­cı­sı­yım hem na­ren­ci­ye sa­na­yi­ci­si­yim, ben bu­nun için­den ge­len, ya­ni ço­cuk­lu­ğum bu­nun için­de geç­ti, bu­nu ben­den iyi bi­le­mez­sin Sa­yın Üm­met Kan­do­ğan.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Tüc­car ola­rak ko­nu­şu­yor­sun o za­man.

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Sa­yın Üm­met Kan­do­ğan...

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Tüc­car ola­rak ko­nuş o za­man.

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Bak, şim­di Sa­yın Üm­met Kan­do­ğan…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Ne za­man 100 do­lar ol­du?

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Ben…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Ne za­man 100 do­lar ol­du?

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - …12'nci ayın 15'in­den iti­ba­ren…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Kal­dı mı va­tan­daş­ta na­ren­ci­ye?

BAŞ­KAN - Sa­yın Soy­lu, lüt­fen Ge­nel Ku­ru­la hi­tap edin.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Na­ren­ci­ye mi kal­dı va­tan­daş­ta?

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Üm­met Kan­do­ğan, Üm­met Kan­do­ğan, ben, bu araş­tır­ma ko­mis­yo­nu­nun da için­dey­dim ve ben bu­ra­ya gel­me­den ön­ce…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - 2003'te ver­miş­si­niz, 2003'te. Ne­re­de dört yıl­dır…

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Bak, din­le, ben, araş­tır­ma ko­mis­yo­nu­nun da için­dey­dim, na­ren­ci­ye araş­tır­ma ko­mis­yo­nu­nun.

Sa­yın Üm­met Kan­do­ğan…

BAŞ­KAN - Sa­yın Soy­lu, lüt­fen, siz Ge­nel Ku­ru­la hi­tap edin.

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - …ben se­ni sa­bır­la din­le­dim, sen de be­ni sa­bır­la din­le ya.

Eğer yok­sa be­nim ko­nuş­tuk­la­rım, bil­gi­yi, bel­ge­yi al, kar­şı­ma çık.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Dört yıl ön­ce ve­ril­miş bu ra­por.

BAŞ­KAN - Sa­yın Kan­do­ğan…

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Dört yıl ön­ce de­ğil. Bak, dört yıl ön­ce­ki ve­ri­len­den çok faz­la ver­dik, se­nin ha­be­rin yok ki. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Se­nin ha­be­rin yok ki.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - 2003'te ve­ril­miş bu ra­por.

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Ba­kın, o ve­ril­me­di.

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Araş­tır­ma ko­mis­yo­nu 2003'te…

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Eğer onu ve­ril­di di­ye…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Ko­mis­yon ku­ra­lım de­miş­si­niz 2003'te

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Ba­kın…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Al­tın­da se­nin de im­zan var. Al­lah Al­lah!

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Üm­met Bey, din­le şim­di. Bi­zim İk­ti­da­rı­mız, 2002'den çok faz­la ih­ra­cat­çı­la­ra des­tek­le­me ver­miş­tir yaş seb­ze ve mey­ve­ye. Alın bu­nu şey­ler…

ÜM­MET KAN­DO­ĞAN (De­niz­li) - Bu mil­let ni­ye ağ­lı­yor o za­man?

BAŞ­KAN - Sa­yın Kan­do­ğan, lüt­fen ha­ti­bi din­ler mi­si­niz.

İS­MA­İL SOY­LU (De­vam­la) - Ba­kın, din­le­yin. Ben, bu­nu, bu­ra­ya gel­me­den ön­ce, ih­ra­cat­çı bir­lik­le­rin­den de do­kü­man­la­rı al­dım da gel­dim bu­ra­ya. Ge­lir­ken, bu­ra­ya boş gel­me­dim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

48 konuşma daha · 15 Şubat 2007

48 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook