İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunu, yükseköğretim kanunu, kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu, telsiz kanunu hakkında (s.s. 1276)

Alim Tunç

Uşak Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 48. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Ocak 2007 · 11.307 kelime · yaklaşık 57 dakikalık okuma

Kaynak göster

Alim Tunç (AK Parti), 10 Ocak 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU, YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU, KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU, TELSİZ KANUNU HAKKINDA (S.S. 1276)); konuşma 11.307 kelime.

Alim Tunç (AK Parti, Uşak). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunu, yükseköğretim kanunu, kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu, telsiz kanunu hakkında (s.s. 1276)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 10 Ocak 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-tunc-22-2007-01-10-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-yuksekogretim-kanunu-kamu-m (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİM TUNÇ (Uşak)Var, var, ho­ca­mız var.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - 4 ta­ne ho­ca­nız var.

K. KE­MAL ANA­DOL (İz­mir) - Üni­ver­si­te kur­mak tur­şu kur­ma­ya ben­ze­mez.

MEH­MET S. TE­KE­Lİ­OĞ­LU (İz­mir) - Ku­ru­lan üni­ver­si­te­le­rin rek­tör­le­ri­ni şim­di­ye ka­dar kim atı­yor­du ki, söy­ler mi­si­niz?

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - De­ğer­li ar­ka­daş­lar, lüt­fen bil­di­ği­niz şey­le­ri söy­le­yin. Üni­ver­si­te, rek­tör­le­ri­ni, üni­ver­si­te öğ­re­tim üye­le­ri­ni ken­di­si se­çer, on­dan son­ra Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­na gi­der ve onu da cum­hur­baş­ka­nı atar. Ana­ya­sa mad­de­si ay­nen şöy­le der.

MEH­MET S. TE­KE­Lİ­OĞ­LU (İz­mir) - O, es­ki üni­ver­si­te­ler için, ye­ni­ler için böy­le bir şey yok.

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Ho­cam, sen an­lat, bi­len de ko­nu­şu­yor, bil­me­yen de ko­nu­şu­yor.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Efen­dim, üni­ver­si­te­nin ye­ni­si, es­ki­si ol­maz, üni­ver­si­te üni­ver­si­te­dir.

TEV­HİT KA­RA­KA­YA (Er­zin­can) - Ha­yır, bu çok açık.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Hiç öy­le de­ğil. Ana­ya­sa'nın hiç­bir mad­de­sin­de ye­ni üni­ver­si­te­de şöy­le rek­tör se­çi­lir, es­ki­sin­de böy­le se­çi­lir di­ye bir mad­de yok.

TEV­HİT KA­RA­KA­YA (Er­zin­can) - Ku­ru­cu rek­tö­rü ko­nu­şu­yo­ruz Ho­cam.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Siz, ca­nı­nı­zın is­te­di­ği­ni yap­mak is­ti­yor­su­nuz, key­fi­ni­zin is­te­di­ği gi­bi...

TEV­HİT KA­RA­KA­YA (Er­zin­can) - Rek­tö­rün na­sıl ata­na­ca­ğı­nı ko­nu­şu­yo­ruz.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - ...is­te­di­ği­ni­zi yap­mak is­ti­yor­su­nuz. İs­te­di­ği­niz ka­dar söy­le­yin, kad­ro­laş­mak is­ti­yor­su­nuz, ku­şat­mak is­ti­yor­su­nuz, üni­ver­si­te­le­ri ku­şat­mak is­ti­yor­su­nuz.

TEV­HİT KA­RA­KA­YA (Er­zin­can) - Ha­yır, ha­yır...

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Çün­kü, üni­ver­si­te rek­tö­rü ben­den olur­sa be­nim is­te­di­ği­mi ya­par, be­nim is­te­di­ğim ge­nel sek­re­te­ri atar, be­nim is­te­di­ğim kad­ro­laş­ma­yı ya­par di­yor­su­nuz. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler)

TEV­HİT KA­RA­KA­YA (Er­zin­can) - Ha­yır.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Ge­lin, şun­dan vaz­ge­çin, hiç de­ğil­se üni­ver­si­te­yi ser­best bı­ra­kın, üni­ver­si­te özerk bir ku­rum­dur. Ya­rın, öbür gün bun­la­rı önü­nü­ze ge­ti­rir­ler, ko­yar­lar.

SE­RA­CET­TİN KA­RA­YA­ĞIZ (Muş) - Özerk­leş­tir­mek is­ti­yo­ruz.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Ay­rı­ca, şu­nu söy­le­ye­yim: Ben bir es­ki üni­ver­si­te öğ­re­tim üye­si­yim. Herhâlde, şu ya­şa­dı­ğı­mız, 4 de­fa­dır kar­şı­mı­za ge­len şu­nu, ya­rın, öbür gün, üni­ver­si­te an­la­tı­lır­ken ve­ya par­la­men­to ta­ri­hi an­la­tı­lır­ken söy­le­ye­cek­ler, di­ye­cek­ler ki: "AKP İk­ti­da­rı dö­ne­min­de, bir ta­sa­rı, bir tek­lif, iki ke­li­me öne, iki ke­li­me ar­ka­ya alı­na­rak, ar­ka­daş­lar, 4 ke­re Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin hu­zu­ru­na ge­ti­ril­miş­tir."

TEV­HİT KA­RA­KA­YA (Er­zin­can) - Baş­ka ne­yi söy­le­ye­cek­ler Ho­cam?

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Bu­nun­la övü­ne­bi­lir­si­niz, bu­nun­la övü­nün.

TEV­HİT KA­RA­KA­YA (Er­zin­can) - Baş­ka bir şey da­ha söy­le­ne­cek.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Bu ka­dar fu­zu­li iş­gal et­ti­ği­niz­le, bu ka­dar fu­zu­li bir ik­ti­dar ol­du­ğu­nuz­la övü­ne­bi­lir­si­niz.

TEV­HİT KA­RA­KA­YA (Er­zin­can) - Ho­cam, baş­ka bir şey da­ha söy­le­ye­cek­ler.

SE­RA­CET­TİN KA­RA­YA­ĞIZ (Muş) - Mu­ha­le­fe­tin, ne ka­dar…

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Mü­sa­ade eder­se­niz, kür­sü bu­ra­sı, ca­nı­nız çek­ti­ği za­man, kal­kar, ge­lir ko­nu­şur­su­nuz. Ben is­te­di­ği­mi söy­le­rim bu­ra­da.

SE­RA­CET­TİN KA­RA­YA­ĞIZ (Muş) - Kür­sü­den doğ­ru­la­rı söy­le­yin, doğ­ru­la­rı. Doğ­ru­la­rı ko­nu­şun kür­sü­den, biz din­le­riz si­zi. Çar­pıt­ma­yın her şe­yi. Her şe­yi çar­pı­tı­yor­su­nuz.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Hiç­bir şe­yi çar­pıt­mı­yo­rum ar­ka­daş­lar, hiç­bir şe­yi çar­pıt­mı­yo­rum. Söy­le­ye­yim…

BAŞ­KAN - Sa­yın Öz­yurt…

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Kas­ta­mo­nu: Ba­kın ar­ka­daş­lar, 7.089 öğ­ren­ci­si var, 4 fa­kül­te­si var, 14 bö­lü­mü var, 3 mes­lek yük­se­ko­ku­lu var; 2 ta­ne pro­fe­sö­rü var, 2… Rek­tör ve rek­tör yar­dım­cı­sı ata­ya­ma­ya­cak­sı­nız, 2 ta­ne pro­fe­sö­rü var.

Ri­ze: 5.426 öğ­ren­ci, 5 fa­kül­te, 14 bö­lüm, 1 yük­se­ko­kul, 3 mes­lek yük­se­ko­ku­lu, 2 pro­fe­sör, 4 ta­ne do­çent. Bu­nun­la mı üni­ver­si­te ya­pa­cak­sı­nız? Bu mu üni­ver­si­te şe­yi­niz?

İçi­niz­de üni­ver­si­te oku­yan­lar var­dır, ço­ğun­lu­ğu­nuz… Bir ana bi­lim da­lın­da, ya­ni, es­ki de­yim­le, bir kür­sü­de en az 3-4 ta­ne pro­fe­sör olur. Bir pro­fe­sör iz­ne git­se ye­ri­ne ko­ya­ca­ğı­nız adam yok. Sa­yın Millî Eği­tim Ba­ka­nı, bu­na da, kalk­sa, de­sey­di ki şu­ra­da: "Ben şu ka­dar kad­ro ver­dim, iş­te, bu ka­dar alt­ya­pı aç­tım, üni­ver­si­te­ye şu ka­dar pa­ra tah­sis et­tim, ama, üni­ver­si­te aça­ma­dım." Bu­nu söy­le­ye­bi­lir ve ger­çek­ten, üni­ver­si­te açıl­ma­mış­tır. Kas­ta­mo­nu'da­ki Or­man Fa­kül­te­si­nin ta­be­la­sı sö­kül­müş, üze­ri­ne "Kas­ta­mo­nu Üni­ver­si­te­si" ya­zıl­mış­tır. Bu­nun­la üni­ver­si­te ol­maz. Yap­ma­yın ar­ka­daş­lar, ko­mik olu­yo­ruz!

AGÂH KAF­KAS (Ço­rum) - He­lal ol­sun, bir se­ne­dir en­gel­le­di­niz!

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Ha, en­gel­le­yen siz­si­niz, biz en­gel­le­me­dik.

AGÂH KAF­KAS (Ço­rum) - Bir se­ne­dir en­gel­le­di­niz.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Ha­yır… Biz, ya­sal yo­lu seç­tik ve bu­nun­la övü­nü­yo­ruz. Biz, ya­sal, ana­ya­sal hak­kı­mız ney­se onu kul­la­nı­yo­ruz. Siz, eğer, siz ik­ti­dar ol­say­dı­nız ve ger­çek­ten üni­ver­si­te açıl­ma­sı­na ta­raf­tar ol­say­dı­nız, ge­lir­di­niz, bi­zim­le be­ra­ber bu işi çö­zer­dik. Hiç bu­nun için inat­laş­ma­nı­za ge­rek yok.

SE­RA­CET­TİN KA­RA­YA­ĞIZ (Muş) - İş­te, el kal­dı­rı­yo­ruz.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Bu­nu, ben de­ğil ar­ka­daş­lar, Tür­ki­ye'nin en çok sa­tan ga­ze­te­si­nin baş ya­za­rı söy­le­di. Bu bir inat­laş­ma de­ğil, bu bir kö­tü ni­yet. Yü­zü­nü­ze kar­şı söy­le­di, is­ter­se­niz ve­ri­rim. Bu bir inat­laş­ma de­ğil, bu bir kö­tü ni­yet, bu bir sa­mi­mi­yet­siz­lik. Üni­ver­si­tey­le oyun oy­nu­yor­su­nuz, üni­ver­si­tey­le alay edi­yor­su­nuz "Böy­le üni­ver­si­te kur­duk." di­ye.

Ba­kın, bun­lar, bir gün önü­nü­ze ko­nur. Bir gün bun­la­rı an­la­tır­lar, der­ler ki… AKP İk­ti­da­rı­nın yap­mış ol­du­ğu bu ta­sa­rı­nın, bu tek­li­fin 4 ke­re bu­ra­ya gel­me­si, ba­na gö­re zül­dür, ayıp­tır. Bu­nu çö­zer­dik ar­ka­daş­lar ve de­di­ğim gi­bi, şu say­dı­ğım 15 üni­ver­si­te­de oku­yan öğ­ren­ci­ler, ai­le­le­ri ve o şe­hir­de­ki­ler siz­den çö­züm bek­li­yor. Siz çö­züm üret­mi­yor­su­nuz. Siz tı­ka­nık­lık ya­ra­tı­yor­su­nuz. İşi çöz­mü­yor­su­nuz, hep so­run ya­ra­tı­yor­su­nuz ar­ka­daş­lar…

BAY­RAM ÖZ­ÇE­LİK (Bur­dur) - CHP'li ge­nel sek­re­ter ata­nın­ca olu­yor de­ğil mi!

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Ar­ka­daş­lar, CHP'li ge­nel sek­re­ter atı­yor di­ye bu­ra­dan laf at­mak ko­lay. CHP'li ge­nel sek­re­ter de­mi­yo­rum ben si­ze, üni­ver­si­te rek­tö­rü ata­yın di­yo­rum. Eğer, üni­ver­si­te rek­tö­rü ile üni­ver­si­te ge­nel sek­re­te­ri­ni ka­rış­tı­rı­yor­sa­nız, si­ze söy­le­ye­cek bir şe­yim yok. Üni­ver­si­te ge­nel sek­re­te­ri ay­rı­dır, üni­ver­si­te rek­tö­rü ay­rı­dır.

ZÜL­FÜ DE­MİR­BAĞ (Elâzığ) - Bil­mi­yor­duk, iyi ki, söy­le­di­niz!

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Afe­rin, öğ­ren­di­ği­niz için kut­lu­yo­rum si­zi, teb­rik edi­yo­rum, hiç de­ğil­se bu­nu yap­mı­şım. Si­ze bu­nu öğ­re­te­bil­diy­sem ne mut­lu ba­na. Yıl­lar­dır, hiç de­ğil­se, ders an­lat­mak­tan bık­mış­tım, şu­ra­da, bir­kaç ke­li­mey­le si­ze bir şey öğ­ret­tim. Ken­di­mi kut­lu­yo­rum bu ba­kım­dan, teb­rik edi­yo­rum!

ZÜL­FÜ DE­MİR­BAĞ (Elâzığ) - Üni­ver­si­te me­zu­nu ol­ma­dı­ğı­mız için bil­mi­yo­ruz!

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Ar­ka­daş­lar, ge­lin, bu işi po­le­mi­ğe dök­me­yin. Ba­kın, de­di­ğim gi­bi, bu işi po­le­mi­ğe dök­me­yin. Ger­çek­ten sa­mi­mi ol­sa­nız, çöz­mek is­te­se­niz çö­zer­si­niz.

Ba­kın, Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu 4 ta­ne üni­ver­si­te­nin rek­tö­rü­nü Cum­hur­baş­ka­nı­na sun­du: Or­du, Te­kir­dağ, Düz­ce ve Uşak ve bu­gün­ler­de, öğ­ren­di­ğim ka­da­rıy­la -bu­gün ve­ya dün- Bur­dur Meh­met Âkif Üni­ver­si­te­si­nin rek­tör ada­yı da Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lun­dan Cum­hur­baş­ka­nı­nın ona­yı­na su­nul­muş­tur.

Ba­kın, ya­vaş ya­vaş bu yol­da yü­rü­yor.

BE­KİR BOZ­DAĞ (Yoz­gat) - Ana­ya­sa'yı çiğ­ni­yor.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Ana­ya­sa'ya fa­lan ay­kı­rı de­ğil ar­ka­daş­lar. Cum­hur­baş­ka­nı…

BE­KİR BOZ­DAĞ (Yoz­gat) - Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Ha­yır, efen­dim, Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı de­ğil­dir. Cum­hur­baş­ka­nı­nın yet­ki­si, üni­ver­si­te rek­tö­rü­nü seç­mek ve ata­mak­tır. Yal­nız­ca ata­mak de­ğil, yan­lış dü­şü­nü­yor­su­nuz. Ana­ya­sa'yı açın, öy­le ya­zar: "Üni­ver­si­te rek­tö­rü­nü se­çer ve atar." Onun için, Cum­hur­baş­ka­nı­nın önü­ne 2 ta­ne aday ge­ti­re­mez­si­niz. Cum­hur­baş­ka­nı­nın seç­me hak­kı var­dır, on­la­rın ara­sın­dan bi­ri­ni se­çe­cek­tir ve ata­ya­cak­tır. O ba­kım­dan…

FİK­RET BA­DAZ­LI (An­tal­ya) - En az oy ala­nı…

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Ve bu­ra­da ar­ka­daş­lar, ge­ti­rip si­ya­si ik­ti­da­rın il­le bu­nun içi­ne gir­me­sin­den ne amaç gü­dü­yor­su­nuz, onu an­la­mı­yo­rum.

SE­RA­CET­TİN KA­RA­YA­ĞIZ (Muş) - Siz ni­ye gi­ri­yor­su­nuz?

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Ar­ka­daş­lar, ba­kın, biz, 1946'da üni­ver­si­te özerk­li­ği gel­di­ğin­den be­ri, her za­man, üni­ver­si­te ho­ca­la­rı­mız se­çim­le gel­miş­tir. Bir tek, 12 Ey­lül­den son­ra ge­len dö­nem­de bir ke­sin­ti ol­muş­tur ve onun ar­ka­sın­dan he­men ge­len dö­nem­de hep se­çim­le gel­miş­tir.

ZÜL­FÜ DE­MİR­BAĞ (Elâzığ) - En az oy alan­lar gel­miş­tir.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - En az oy alır, en çok oy alır, o ay­rı; o, Cum­hur­baş­ka­nı­nın hak­kı­dır, ona kim­se bir şey söy­le­ye­mez, o, dev­le­tin ba­şı­dır, en az ola­nı se­çer ve­ya en çok ala­nı se­çer. Seç­me ve ata­ma yet­ki­si onun­dur.

ZÜL­FÜ DE­MİR­BAĞ (Elâzığ) - Se­çim yap­ma­dan ata­sın o za­man.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - İs­ter se­çer is­ter seç­mez, ama, de­di­ğim gi­bi, ma­dem ya­sa ona bu hak­kı ver­miş, o da bu­nu kul­la­na­cak­tır de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Bi­ti­ri­yo­rum Sa­yın Baş­ka­nım.

BAŞ­KAN - Sa­yın Öz­yurt, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız.

Bu­yu­run efen­dim.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (De­vam­la) - Sa­yın Baş­ka­nım, ku­su­ra bak­ma­yın, ar­ka­daş­lar çok faz­la po­le­mi­ğe gir­dik­le­ri için, ben de on­la­rı, bi­raz bil­gi­le­ri art­sın is­te­dim, bu ko­nu­da ek­sik­le­ri­ni ta­mam­la­ma­la­rı­nı is­te­dim.

O ba­kım­dan, ama, şu ka­da­rı­nı söy­le­ye­yim: Bu git­ti­ği­niz yol yan­lış bir yol­dur, er ve­ya geç, bu, Ana­ya­sa Mah­ke­me­sin­den dö­ne­cek­tir. Tek­rar, bu­nu, bu­ra­da gö­rü­şe­ce­ğiz. O za­man da eğer Sa­yın Grup Baş­ka­nım ba­na izin ve­rir­se, bu­nu, be­şin­ci de­fa kar­şı­nı­za gel­di­ğim­de söy­le­ye­cek­le­ri­mi söy­le­rim.

Be­ni sa­bır­la din­le­di­ği­niz için he­pi­ni­ze te­şek­kür edi­yo­rum, sağ olun. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

K. KE­MAL ANA­DOL (İz­mir) - Ver­dik git­ti.

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (Bur­sa) - Ders bit­ti.

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim.

AK Par­ti Gru­bu adı­na Trab­zon Mil­let­ve­ki­li Ay­dın Du­ma­noğ­lu.

Sa­yın Du­ma­noğ­lu, bu­yu­run efen­dim. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

AK PAR­Tİ GRU­BU ADI­NA ALİ AY­DIN DU­MA­NOĞ­LU (Trab­zon) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si Ge­nel Ku­ru­lun­ca 15/11/2006 gü­nü ka­bul edi­len 5556 Sa­yı­lı Yük­se­köğ­re­tim Ku­rum­la­rı Teş­ki­la­tı Ka­nu­nu, Yük­se­köğ­re­tim Ka­nu­nu, Ka­mu Ma­li Yö­ne­ti­mi ve Kon­trol Ka­nu­nu, Tel­siz Ka­nu­nu ile 78 ve 190 Sa­yı­lı Ka­nun Hük­mün­de Ka­rar­na­me­ler­de De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun ve Ana­ya­sa'nın 89 ve 104'ün­cü mad­de­le­ri uya­rın­ca Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ma­ka­mın­ca bir da­ha gö­rü­şül­mek üze­re Mec­li­se gön­de­ri­len Ya­sa hak­kın­da söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. He­pi­ni­zi sev­gi ve say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Çok de­ğer­li ar­ka­daş­lar, Tür­ki­ye'de mut­la­ka üni­ver­si­te­ler ku­rul­ma­sı ge­re­kir. Bun­dan son­ra da ye­ni ye­ni üni­ver­si­te­ler ku­ru­la­cak­tır. Şu an­da, ye­ni ku­ru­lan üni­ver­si­te­ler­le ül­ke­miz­de 68 ta­ne üni­ver­si­te mev­cut­tur.

YA­KUP KE­PE­NEK (An­ka­ra) - Dev­let üni­ver­si­te­si.

ALİ AY­DIN DU­MA­NOĞ­LU (De­vam­la) - Nü­fu­su­mu­zun 73 mil­yon ol­du­ğu­nu dü­şü­nür­sek 1 mil­yon­dan faz­la in­sa­na, ül­ke­miz­de, 1 üni­ver­si­te düş­mek­te­dir. Hâlbu­ki dün­ya or­ta­la­ma­sı­na bak­tı­ğı­mız za­man, dün­ya­da her 500 bin ki­şi­ye or­ta­la­ma 1 üni­ver­si­te düş­mek­te­dir. Av­ru­pa Bir­li­ği­nin or­ta­la­ma­sı­na bak­tı­ğı­mız za­man ise, or­ta­la­ma ola­rak her 250 bin nü­fu­sa 1 üni­ver­si­te düş­mek­te­dir. Ama­cı­mız, Av­ru­pa Bir­li­ği stan­dart­la­rı­na ulaş­mak ol­du­ğu­na gö­re, de­mek ki, ül­ke­miz­de, Av­ru­pa Bir­li­ği stan­dart­la­rı için da­ha 300'e ula­şan sa­yı­da üni­ver­si­te­le­rin açıl­ma­sı mut­la­ka ge­rek­li­dir. Bi­raz son­ra, bun­la­rın ne­den açıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­la­ya­ca­ğım, ya­sa­la­rın içe­ri­si­ne gir­me­den ön­ce.

Tür­ki­ye'de, gö­rül­dü­ğü gi­bi, 1 mil­yon­dan faz­la in­sa­na 1 üni­ver­si­te dü­şen üni­ver­si­te­ler sa­ye­sin­de bi­zim üni­ver­si­te­leş­me ora­nı­mız­da da, ge­rek Av­ru­pa Bir­li­ği açı­sın­dan ge­rek­se aka­de­mik ya­yın­lar açı­sın­dan dün­ya stan­dart­la­rı ba­kı­mın­dan ge­ri­lik­ler var­dır.

Ba­kın, Av­ru­pa Bir­li­ğin­de, Tür­ki­ye'de­ki üni­ver­si­te ya­şın­da olan 5 mil­yon­dan faz­la in­sa­nı­mız var­dır. Hâlbu­ki, bu nü­fu­sun ise sa­de­ce ve sa­de­ce 1 mil­yon 900 bin ki­şi­si üni­ver­si­te­ler­de oku­mak­ta­dır. Do­la­yı­sıy­la, bu oran ise yüz­de 28'ler­de­dir ör­gün eği­tim­de. Hâlbu­ki, çağ­daş dün­ya norm­la­rı­na bak­tı­ğı­mız za­man, Ame­ri­ka'da bu ra­kam yüz­de 82, Av­ru­pa Bir­li­ği ül­ke­le­rin­de ise yüz­de 55'in üze­rin­de­dir. Bir top­lum­da üni­ver­si­te­leş­me ora­nı, o top­lum için­de­ki di­na­mik­le­rin ha­re­ke­te ge­çi­ril­di­ği bir nok­ta ola­rak ka­bul edil­mek­te­dir. Onun için de, Tür­ki­ye'de­ki üni­ver­si­te­le­rin sa­yı­sı­nın da mut­la­ka, mut­lak su­ret­te ar­tı­rıl­ma­sı ge­rek­mek­te­dir.

Di­ğer yan­dan, ye­ni ku­ru­lan üni­ver­si­te­le­rin uy­gun bir eği­tim bi­çi­min­de yö­ne­til­me­si dün­ya­nın her ta­ra­fın­da da tar­tı­şıl­mak­ta­dır. Şu­nu açık­ça gör­mek­te­yiz: Dün­ya­da ku­rul­muş olan üni­ver­si­te­le­rin rek­tör­le­ri ve yö­ne­ti­mi ata­ma bi­çi­mi, da­ha doğ­ru­su bi­zim de ka­nu­nu­mu­zun esa­sın­da olu­şan bu sis­tem, dün­ya açı­sın­dan il­gi­len­di­ği­miz za­man, Ang­lo­sak­son sis­tem­le­rin­de, üni­ver­si­te rek­tör­le­ri­nin, ge­nel­lik­le ata­may­la gel­di­ği­ni de gör­mek­te­yiz. Hat­ta, dün­ya­nın sa­yı­lı ilk 200 üni­ver­si­te­si­ni de­ğer­len­dir­di­ği­miz za­man, bu üni­ver­si­te­le­rin tü­mü­ne, rek­tör­le­ri­nin, ata­ma yo­luy­la gel­di­ği­ni de gör­mek­te­yiz.

Üni­ver­si­te­le­rin gö­rev­le­rin­den bir ta­ne­si, top­lu­mun bi­lim­sel ya­pı­sı­nı ge­liş­ti­re­rek dün­ya stan­dart­la­rı­na ulaş­mak ol­du­ğu­na gö­re, ül­ke­miz açı­sın­dan da bir de­ğer­len­dir­me ya­par­sak şu­nu gör­mek­te­yiz: 15 bin ci­va­rın­da olan se­ne­lik ya­yın, da­ha doğ­ru­su 7.500 ci­va­rın­da olan se­ne­lik ya­yın son dört se­ne içe­ri­sin­de ar­ta­rak 15 bin ci­va­rı­na ulaş­tı­ğı için de, Tür­ki­ye'de­ki eği­tim, üni­ver­si­te­le­ri­mi­zin dü­ze­yi, dün­ya stan­dart­la­rı açı­sın­dan, 25'ler­den 19'un­cu sı­ra­la­ra in­miş­tir. Bu da, son dört yıl içe­ri­sin­de­ki, bu ik­ti­da­rın, bel­ki araş­tır­ma ve ge­liş­tir­me­ye yap­mış ol­du­ğu ya­tı­rım­la­rın, 2002'ye gö­re tam 30 kat da­ha ar­tı­rıl­ma­sın­dan kay­nak­lan­mış ol­du­ğu­nu açık ola­rak ifa­de ede­bi­li­riz.

Şim­di, üni­ver­si­te­ler ye­ni ku­ru­la­ca­ğı­na gö­re, sis­tem­le­rin de açık ola­rak be­lir­til­me­si la­zım. 1982'de çı­ka­rıl­mış olan 2547 sa­yı­lı Ya­sa'da, üni­ver­si­te­le­rin rek­tör­le­ri­nin atan­ma­sı ta­ma­men Cum­hur­baş­ka­nı­na bı­ra­kıl­mış­tır ve 1982 Ana­ya­sa­sı'nda da ve 1982'de çık­mış olan 2547 sa­yı­lı Ya­sa'da da, YÖK'e, hiç­bir za­man yer ve­ril­me­miş­tir. Do­la­yı­sıy­la, üni­ver­si­te rek­tör­le­ri­nin atan­ma­sı, 1982'den 1992'ye ka­dar, ül­ke­miz­de, ta­ma­men Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan ya­pıl­mış­tır; da­ha doğ­ru­su, ata­may­la ya­pıl­mış­tır. Bu, Ana­ya­sa'nın da amir em­ri­dir.

Şim­di, 1992'de çı­kar­tıl­mış olan ye­ni bir dü­zen­le­mey­le -da­ha doğ­ru­su o gün, o se­ne ku­rul­muş olan 21 ta­ne üni­ver­si­te, ilk de­fa ku­rul­muş olan üni­ver­si­te­ler­dir- o yıl çı­kar­tı­lan, 1992'de çı­kar­tıl­mış olan 3826 sa­yı­lı Ya­sa'yla, Üni­ver­si­te Ya­sa­sı'nda bir de­ği­şik­lik ya­pı­la­rak, üni­ver­si­te rek­tör­le­ri­nin, ku­rul­muş olan üni­ver­si­te rek­tör­le­ri­nin, mev­cut rek­tö­rün da­ve­ti üze­ri­ne, üni­ver­si­te­de­ki pro­fe­sör­ler ara­sın­dan, üni­ver­si­te­de­ki üye­le­rin, üni­ver­si­te öğ­re­tim üye­le­ri­nin, en çok oy alan 6 ki­şi YÖK'e gön­de­ril­miş, YÖK bu­nu 3'e in­dir­miş, bu 3 ki­şi de Cum­hur­baş­ka­nı­na gi­de­rek, bun­la­rın ara­sın­dan, Cum­hur­baş­ka­nı, Ana­ya­sa'nın 130'un­cu mad­de­si­ne gö­re, 3 ta­ne rek­tör ada­yın­dan 1 ta­ne­si­ni se­çe­rek, ata­mış­tır. Ye­ni ku­ru­lan üni­ver­si­te­ler için bir dü­zen­le­me ya­pı­la­rak... Çün­kü, bu ku­ral, mev­cut ve ge­li­şi­mi­ni ta­mam­la­mış olan üni­ver­si­te­ler için doğ­ruy­du; an­cak, ge­liş­me­si­ni ta­mam­la­ma­mış olan üni­ver­si­te­ler için ya­pı­la­cak olan iş­lem şuy­du: Millî Eği­tim Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan­ca se­çil­miş olan 3 ta­ne aday Cum­hur­baş­ka­nı­na gi­di­yor ve bun­lar­dan 1 ta­ne­si­ni de Cum­hur­baş­ka­nı atı­yor­du. Do­la­yı­sıy­la bu iş­lem, 1992 yı­lın­dan iti­ba­ren gü­nü­mü­ze ka­dar uy­gu­lan­mış olan bir sis­tem­dir ve hiç­bir za­man, bu Ya­sa'nın Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı­lı­ğı da tar­tı­şıl­ma­mış­tır. Bu Ya­sa'yla, bu­gün Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı ol­du­ğu söy­le­nen bu Ya­sa'yla, o gün 21 ta­ne üni­ver­si­te, da­ha son­ra 2 ta­ne da­ha, ye­ni ku­rul­muş olan Ga­zi­os­man­pa­şa Üni­ver­si­te­si ve Sa­kar­ya Üni­ver­si­te­le­ri­nin de rek­tör­le­ri ay­nı sis­tem­le atan­mış­tır. Do­la­yı­sıy­la, 23 ta­ne üni­ver­si­te rek­tö­rü Millî Eği­tim Ba­ka­nı ve Baş­ba­ka­nın öne­ri­si üze­ri­ne, 3 aday ara­sın­dan Cum­hur­baş­ka­nı ta­ra­fın­dan se­çi­le­rek atan­mış­tır ve bu üni­ver­si­te­ler bu­gün ge­liş­miş­ler, hat­ta bu­gün ku­ra­cak ol­du­ğu­muz bu 15 ta­ne üni­ver­si­te­den ba­zı­la­rı o ge­liş­miş olan üni­ver­si­te­le­rin, o gün ku­ru­lan, 1992'de ku­rul­muş olan üni­ver­si­te­le­rin ba­zı fa­kül­te­le­ri­ni de içe­ri­si­ne ala­cak şe­kil­de ku­rul­mak­ta­dır. Da­ha doğ­ru­su, bun­la­rın do­ğur­du­ğu ye­ni üni­ver­si­te­ler içe­ri­sin­de­dir.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, üni­ver­si­te­ler için bir ger­çe­ği iyi bil­mek la­zım; o da şu: Üni­ver­si­te­ler ku­rul­du­ğu se­ne ge­li­şe­mez­ler, ge­liş­me­si de müm­kün de­ğil­dir. Tür­ki­ye'de ilk de­fa 1933'te İs­tan­bul Üni­ver­si­te­si, 1946'da An­ka­ra Üni­ver­si­te­si ve 1948'de de İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si ku­rul­muş­tur. 1955'te de Ka­ra­de­niz Tek­nik Üni­ver­si­te­si ku­rul­muş­tur.

Ba­kın, 1955'te Ka­ra­de­niz Tek­nik Üni­ver­si­te­si ku­ru­lur­ken, bir ta­ne bi­le öğ­re­tim üye­si yok­tu. İs­tan­bul Üni­ver­si­te­sin­den, İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­sin­den ge­ti­ri­len bi­ri üni­ver­si­te­de rek­tör­lük yap­mış­tır, 9 ta­ne de ida­ri per­so­ne­li var­dı. İki sı­nıf­lı bir il­ko­kul­da 90 ta­ne öğ­ren­ci­siy­le baş­la­mış­tır ve bu­gün gel­di­ği nok­ta­da 3 ta­ne üni­ver­si­te do­ğur­muş ve öğ­ren­ci sa­yı­sı 47 bi­ne ulaş­mış­tır. O gün, da­ha son­ra ku­rul­muş olan Ha­cet­te­pe ve Or­ta Do­ğu Tek­nik Üni­ver­si­te­le­ri­ne, he­pi­miz, bu ül­ke­de "ba­ra­ka üni­ver­si­te­le­ri" den­di­ği­ni de bi­li­yo­ruz. Ama, o üni­ver­si­te­le­rin ho­ca­la­rı da ek­sik­ti, bi­na­la­rı da ek­sik­ti, öğ­re­tim üye­le­ri de ek­sik­ti. Ama, ne ya­zık ki, bu­gün, gün­de­mi­miz­de… Her 2 üni­ver­si­te de ül­ke­mi­zin pır­lan­ta mü­es­se­se­le­rin­den bi­rer ta­ne­si­dir. Onun için, üni­ver­si­te­le­rin ge­liş­me­si ak­şam­dan sa­ba­ha olan bir ge­liş­me de­ğil­dir, en az iki nes­lin üni­ver­si­te üze­rin­den geç­me­si la­zım ki, aka­de­mik ha­yat, aka­de­mik erk­lik ve gö­rüş­ler, aka­de­mik ya­pı ol­gun­lu­ğa ulaş­sın ve sis­te­mi­ne ka­vuş­sun.

Ba­kın, 1955'te ku­rul­muş olan bu Ka­ra­de­niz Tek­nik Üni­ver­si­te­sin­de şu an­da 700'e ya­kın kad­ro var­dır, ama, 1.000'den faz­la öğ­re­tim üye­si ye­ti­şe­rek baş­ka üni­ver­si­te­le­re git­miş­tir. Bu, üni­ver­si­te­le­rin aka­de­mik ele­man ye­tiş­tir­mek için fonk­si­yon­la­rı­nı ne şe­kil­de gör­dü­ğü­ne de ti­pik bir ör­nek­tir. Da­ha son­ra, he­men aka­bin­de ku­rul­muş olan Ata­türk Üni­ver­si­te­sin­de de ay­nı ya­pı­nın ol­du­ğu­nu gör­mek­te­yiz. Bin­ler­ce öğ­re­tim üye­si Ata­türk Üni­ver­si­te­sin­den ay­rı­la­rak çe­şit­li üni­ver­si­te­ler­de ho­ca ol­muş­lar­dır.

Ba­kın, baş­ka bir ti­pik ör­nek da­ha si­ze ver­mek is­ti­yo­rum. 1992 yı­lın­da ku­rul­muş olan üni­ver­si­te­ler­de 7 ta­ne or­man fa­kül­te­si var­dı, 7 ye­ni or­man fa­kül­te­si ve Tür­ki­ye'de de sa­de­ce 2 ta­ne or­man fa­kül­te­si var­dı, bi­ri­si İs­tan­bul Üni­ver­si­te­sin­de, bir ta­ne­si de Ka­ra­de­niz Tek­nik Üni­ver­si­te­sin­de. Bü­tün bu 7 ta­ne fa­kül­te­nin de­kan­la­rı ve di­ğer öğ­re­tim üye­le­ri, bu 2 ta­ne fa­kül­te­miz­den ay­rı­la­rak o üni­ver­si­te­le­re git­miş­ler­dir. Mem­le­ke­tin bir kö­şe­sin­de­ki hiz­met öte­ki kö­şe­sin­de­ki ka­dar kut­sal ol­du­ğu­na ina­nıl­dı­ğı için, bu ar­ka­daş­la­rı­mız bu üni­ver­si­te­le­re git­miş­tir.

Do­la­yı­sıy­la, üni­ver­si­te­le­rin ku­rul­ma­sı hâlin­de he­men ol­gun­lu­ğa ka­vu­şa­cak di­ye bir dü­şün­ce­yi bes­le­mek fev­ka­la­de yan­lış­tır. Bun­dan son­ra da, Tür­ki­ye'de, de­di­ğim gi­bi, hiç de­ğil­se Av­ru­pa norm­la­rı için 300'e ula­şan bir üni­ver­si­te kur­ma­mız la­zım.

Ba­kın, şu­nu göz ar­dı ede­me­yiz: De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu­gün, ül­ke­miz­de, evet, 68 ta­ne ye­ni üni­ver­si­te var­dır ve dev­le­ti­mi­zin bun­la­ra ayır­mış ol­du­ğu büt­çe­den pay 6,6 mil­yar ye­ni Türk li­ra­sı­dır.

Ba­zı­la­rı­mız şu­nu di­yor: Üni­ver­si­te­le­ri­mi­zin imkânı yok. Ama, ge­ri­ye dö­nüp şöy­le bir de­ğer­len­dir­me ya­pa­lım. Üni­ver­si­te­ler­de ye­te­rin­ce yer ol­ma­dı­ğı için, he­men he­men her­kes ço­cu­ğu­nu üni­ver­si­te­ye gön­der­me­den ön­ce kurs­la­ra gön­der­mek­te­dir. Aca­ba, bu kurs­la­ra, üni­ver­si­te­ler­de az yer var di­ye, bu üni­ver­si­te sı­nav­la­rı­nı ka­zan­mak için hal­kın öde­di­ği pa­ra ne ka­dar­dır bi­li­yor mu­su­nuz ar­ka­daş­lar? Tam 8 mil­yar ye­ni Türk li­ra­sı, mak­si­mum ola­rak. Mi­ni­mum baz­da, bu 2,5 mil­yar ye­ni Türk li­ra­sı­dır. Or­ta­la­ma­sı­nı al­sak 5 mil­yar ye­ni Türk li­ra­sı eder ki, bu da, şu an­da dev­le­ti­mi­zin üni­ver­si­te­le­re ayır­mış ol­du­ğu pa­ra­ya he­men he­men denk­tir.

Bun­la­rın da öte­sin­de, 70 bi­ne ya­kın Türk gen­ci baş­ka ül­ke­ler­de eği­tim öğ­re­tim al­mak­ta­dır. Bun­la­rın da her bi­ri­nin or­ta­la­ma ola­rak, eğer 20 bin do­lar har­ca­dı­ğı­nı mi­ni­mum ola­rak dü­şü­nür­sek, bu da 1,4 mil­yar do­lar ya­par ve 2,2 mil­yar ye­ni Türk li­ra­sı­dır bu ve bun­la­rın her iki­si­ni top­lar­sak, gör­dü­ğü­nüz gi­bi, 7,5 mil­yar ye­ni Türk li­ra­sı bir öde­me bu mem­le­ket­ten, va­tan­daş­lar­dan üni­ver­si­te­de­ki ço­cuk­la­rı­na eği­tim öğ­re­tim yap­tır­mak için har­can­mak­ta­dır. Bu pa­ra, şu an­da dev­le­ti­mi­zin üni­ver­si­te­le­re har­ca­mış ol­du­ğu pa­ra­dan da­ha faz­la­dır. Bu­nu gü­zel de­ğer­len­dir­di­ği za­man, mut­la­ka, üni­ver­si­te­le­rin sa­yı­sı­nın ar­tı­rıl­ma­sı için de bü­yük bir kay­nak oluş­tu­ra­ca­ğı da mu­hak­kak­tır.

Di­ğer yan­dan de­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, aca­ba, mev­cut olan Ya­sa doğ­ru mu­dur yan­lış mı­dır tar­tış­ma­sı sü­rüp gi­di­yor. Ba­kın, biz, bu ola­ya çö­züm ge­tir­mek için da­ha ön­ce­den kul­la­nıl­mış olan, kul­la­nı­la­ge­len, tam on dört yıl­dır kul­la­nı­la­ge­len bir ya­say­la iş­lem­le­ri­mi­zi yü­rüt­mek is­te­dik, mev­cut olan üni­ver­si­te­le­re rek­tör ata­mak is­te­dik. Ne ya­zık ki, Ana­ya­sa Mah­ke­me­sin­den "bu, Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı­dır" di­ye dön­dü. Ge­rek­çe­si de, üni­ver­si­te­le­rin plan­lan­ma­sın­da esas gö­re­vi yük­len­miş olan YÖK'ün bu iş­lem içe­ri­si­ne dâhil ol­ma­ma­sı­dır.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, dün­ya stan­dart­la­rı­nı bi­lir­sek so­run­la­rın çö­zül­me­si çok ba­sit. Söy­le­miş ol­du­ğum gi­bi, Ang­lo­sak­son sis­te­min­de se­çim­le üni­ver­si­te rek­tör­le­ri atan­ma­mak­ta­dır. Bu üni­ver­si­te­ler­de özerk­lik yüz­de yüz du­ru­mun­da­dır, kı­ta Av­ru­pa'sın­da­ki üni­ver­si­te­le­re na­za­ran. Ya­ni, se­çim­le rek­tör ge­tir­miş olan üni­ver­si­te­ler kar­şı­laş­tı­rıl­dı­ğı za­man, Ang­lo­sak­son üni­ver­si­te­le­ri, ki, üni­ver­si­te rek­tö­rü ata­may­la gel­mek­te­dir, özerk­lik yüz­de yüz ola­rak ka­bul edil­mek­te­dir.

Do­la­yı­sıy­la, bu­ra­da se­çim sis­te­mi, evet, de­mok­ra­si­de bir sis­tem­dir, ama mut­la­ka da doğ­ru yol de­ğil­dir. Eğer se­çim mut­la­ka doğ­ru ol­say­dı, o za­man, ge­nel mü­dür­le­rin, ge­nel mü­dür­lük­ler­de ça­lı­şan iş­çi­ler ta­ra­fın­dan atan­ma­sı söz ko­nu­su ola­bi­lir­di, ama öy­le bir sis­tem yok­tur. Önem­li olan, se­çi­ci olan ku­ru­lun et­kin ola­rak gö­rev yap­ma­sı­dır.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bi­zim bu­ra­da ge­tir­miş ol­du­ğu­muz dü­zen­le­me şu­dur: Ye­ni ku­ru­lan üni­ver­si­te­le­rin rek­tör­le­ri­ni, aday­la­rı­nı, 6 ada­yı YÖK be­lir­le­ye­cek -yal­nız, bu­nu be­lir­ler­ken dört­te 3 ço­ğun­luk ge­re­ki­yor- bir ay içe­ri­sin­de bu aday­la­rı be­lir­le­ye­cek. YÖK'ün be­lir­le­miş ol­du­ğu 6 ta­ne aday ara­sın­dan, Millî Eği­tim Ba­ka­nı bun­la­rı 3'e in­di­re­cek ve bu 3 aday Cum­hur­baş­ka­nı­na gi­dip, Cum­hur­baş­ka­nı ta­ra­fın­dan, 3 ta­ne­den 1 ta­ne­si se­çi­le­rek ata­na­cak.

Bu­ra­da iti­raz edi­len ko­nu şu: Dört­te 3 ço­ğun­luk ya­sa­la­ra ay­kı­rı­dır. Han­gi ya­sa­ya ay­kı­rı­dır? Ba­kın, 2547 sa­yı­lı Ya­sa'nın 6'ncı mad­de­sin­de, YÖK'ün top­lan­ma­sı için 14 ta­ne üye­nin mev­cut ol­ma­sı ge­re­ki­yor, 21 ta­ne üye­den 14 ta­ne­si. Za­ten, YÖK'ün ya­pı­sın­da, he­pi­ni­zin bil­di­ği gi­bi, 7 ta­ne üye­yi Cum­hur­baş­ka­nı, 7 ta­ne üye­yi Üni­ver­si­te­le­ra­ra­sı Ku­rul, 7 ta­ne üye­yi de hükûmet ata­mak­ta­dır. An­cak, eğer Cum­hur­baş­ka­nı­nın 7 ta­ne ata­dı­ğı üni­ver­si­te rek­tör­lük­le­ri, Üni­ver­si­te­le­ra­ra­sı Ku­ru­la üni­ver­si­te rek­tö­rü­nün öner­di­ği ada­yı seç­ti­ği­ne gö­re, de­mek ki, Üni­ver­si­te­le­ra­ra­sı Ku­rul­da se­çil­miş olan 14 ta­ne aday üze­rin­de de Cum­hur­baş­ka­nı­nın et­ki­si var de­mek­tir. Do­la­yı­sıy­la, 7-7-7'den olu­şan bu yö­ne­ti­min, de­mek ki si­ya­si ik­ti­dar bu­ra­da söz ko­nu­su ol­ma­sın­dan ötü­rü, de­mek ki, üni­ver­si­te­le­rin yö­ne­ti­min­de mut­la­ka si­ya­si oto­ri­te et­ki­si­ni gös­ter­me­si de­mek­tir. Bi­zim ge­tir­miş ol­du­ğu­muz sis­tem­de, YÖK 16 ta­ne üyey­le ka­rar ver­me­si ge­re­ki­yor.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, eğer bu yan­lış­sa, ne­den biz, sa­de­ce ve sa­de­ce ba­sit ço­ğun­lu­ğa ta­bi ola­rak, da­ya­na­rak se­çim­le­ri­mi­zi yap­mı­yo­ruz, ata­ma­la­rı yap­mı­yo­ruz ve­ya­hut da ka­rar­la­rı ver­mi­yo­ruz? Bi­li­yor­su­nuz, bu Mec­lis­te, sa­de­ce salt ço­ğun­lu­ğun dı­şın­da, üç­te 2 ço­ğun­luk­la da ya­pı­la­cak olan iş­ler var­dır. İş­le­rin öne­mi bu­nu ge­rek­ti­rir. Me­se­la, Cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi gi­bi; ba­zı du­rum­lar­da 330 mil­let­ve­ki­li ge­rek­li. De­mek, iş­le­rin öne­mi ne­de­niy­le bu mik­tar­lar ar­tı­rı­la­bi­li­yor.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, di­ğer bir ko­nu, üni­ver­si­te rek­tör­le­ri. Ba­kın, is­te­nen üni­ver­si­te rek­tör­le­ri­nin şu an­da­ki ge­liş­miş olan, ku­ru­lu­şu­nu ta­mam­la­mış olan sis­tem­ler üni­ver­si­te­ler­de­ki gi­bi seç­mek­tir. Bu­nun da doğ­ru­lu­ğu çok tar­tı­şı­la­bi­lir. De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ba­kın, üni­ver­si­te rek­tör­le­ri se­çi­mi ol­du­ğu za­man bü­tün öğ­re­tim üye­le­ri­ni do­la­şır­lar. Üni­ver­si­te­ler­de, nor­mal bü­yük­lük­te­ki bir üni­ver­si­te­de 130 ta­ne ma­kam var­dır. Ço­ğu ke­re bu ma­kam­lar bu se­çim­ler­de söz ko­nu­su olur ve ba­zı­la­rı da üni­ver­si­te rek­tör­le­ri­ni aday be­lir­le­me iş­le­min­de, ba­zı­la­rı, ba­kar­sı­nız, 4 ta­ne, 3 ta­ne aday oy­la­rı al­mış, ge­ri­ye ka­lan 6 ta­ne aday ol­ma­sı la­zım, 3 ta­ne de bi­rer oy al­mış… Bun­la­rın ara­sın­dan ku­ra­lar çe­ki­lir, 3 ta­ne bi­rer oy al­mış aday da YÖK'e gi­der. YÖK, is­ter­se, bu 1 ta­ne oy al­mış olan ki­şi­yi, Cum­hur­baş­ka­nı­na, atan­mak ve se­çil­mek üze­re gön­de­re­bi­lir. Bu­nun de­mok­ra­tik yan­la, ka­tı­lım­cı­lık­la ne iliş­ki­si var, ne il­gi­si var? Bu­nu ka­bul et­mek bi­le, ben­ce, bir üni­ver­si­te sis­te­mi için fev­ka­la­de yan­lış­tır.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu sis­tem çık­tı­ğı za­man 2547 sa­yı­lı Ya­sa'nın ya­zıl­ma­sın­da çok et­ki­li olan aka­de­mis­yen­ler ve yö­ne­ti­ci­le­rin bir kıs­mı üni­ver­si­te­ler­de­ki gö­re­vin­den ve YÖK'te­ki gö­re­vin­den ay­rıl­mış­lar­dı, bu­nu pro­tes­to et­mek için. Bu, fev­ka­la­de yan­lış bir yol­dur. Se­çim ya üni­ver­si­te­de baş­lar ve bi­ter ve­ya­hut da bit­mez, ata­ma ya­pı­lır. Dün­ya­nın hiç­bir ta­ra­fın­da üni­ver­si­te rek­tör­lük se­çi­mi di­ye 6 ta­ne ada­yın üni­ver­si­te öğ­re­tim üye­le­ri ta­ra­fın­dan be­lir­le­nip YÖK'e gön­de­ril­di­ği hiç­bir sis­tem yok­tur. Ya ata­may­la gel­miş­tir ya­hut da se­çim ora­da bit­miş­tir. Onun için, do­la­yı­sıy­la, bu sis­te­mi be­nim­se­mek fev­ka­la­de yan­lış­tır.

Di­ğer bir ku­rul, YÖK'te­ki aday­lar…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Du­ma­noğ­lu, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run lüt­fen.

ALİ AY­DIN DU­MA­NOĞ­LU (De­vam­la) - …YÖK Yö­ne­tim Ku­ru­lu­nu oluş­tur­muş olan ki­şi­ler dev­let ta­ra­fın­dan se­çil­miş olan, ge­rek Cum­hur­baş­ka­nı ge­rek Üni­ver­si­te­le­ra­ra­sı Ku­rul ge­rek­se de Hükûmet ta­ra­fın­dan se­çil­miş olan ki­şi­ler. Bun­la­rın gö­re­vi YÖK Yö­ne­tim Ku­ru­lu top­lan­tı­la­rı­na ka­tıl­mak­tır. Ben, bun­la­rı… Da­ha az in­san­la ka­tıl­ma yap­mak fev­ka­la­de yan­lış­tır. Bu­nun gö­re­vi bu­dur, gö­rev­li­le­ri­ne bu ve­ril­miş­tir. Do­la­yı­sıy­la, da­ha az adam­la top­lan­tı ya­pıl­sın… 14 ki­şiy­le top­lan­tı ya­pı­lıp 7 ki­şi­nin oyuy­la ka­rar­la­rın ve­ril­me­si ka­dar yan­lış bir şey yok­tur. Bu yan­lış ol­du­ğu için de, ba­kın, 22 ta­ne üni­ver­si­te rek­tö­rü­nün -eğer ga­ze­te­de­ki bil­gi­ler yan­lış de­ğil­se, dü­zen­len­me­miş­se- ulus­la­ra­ra­sı dü­zey­de bir tek bi­le ya­yı­nı ol­ma­yan ki­şi­ler rek­tör ola­rak atan­mış­tır. Bi­lim üre­ten ku­rum­la­rın ba­şı­na sı­fır ya­yı­nı olan ki­şi­ler ata­na­maz, atan­ma­ma­lı­dır.

He­pi­ni­zi say­gıy­la ve sev­giy­le se­lam­lı­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim.

Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na, Iğ­dır Mil­let­ve­ki­li Dur­sun Ak­de­mir.

Sa­yın Ak­de­mir, bu­yu­run efen­dim. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

ANA­VA­TAN PAR­Tİ­Sİ GRU­BU ADI­NA DUR­SUN AK­DE­MİR (Iğ­dır) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; gö­rü­şül­mek­te olan 1276 sı­ra sa­yı­lı 15/11/2006 Ta­rih­li ve 5556 Sa­yı­lı Ka­nun­da De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı­na Da­ir Ka­nun ve Ana­ya­sa­nın 89 un­cu ve 104 ün­cü Mad­de­le­ri Ge­re­ğin­ce Cum­hur­baş­ka­nın­ca Bir Da­ha Gö­rü­şül­mek Üze­re Ge­ri Gön­der­me Tez­ke­re­si ile Millî Eği­tim, Kül­tür, Genç­lik ve Spor Ko­mis­yo­nu Ra­po­ru üze­rin­de Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Bu ve­si­ley­le, yü­ce he­ye­ti­ni­zi ve mil­le­ti­mi­zi şah­sım ve Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na say­gı­la­rım­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, ön­ce­lik­le, bu­gün bu­ra­da gö­rüş­tü­ğü­müz ya­sa ne­dir, bir hikâye­si­ne dö­ne­cek olur­sak; bir yıl­dan faz­la bir za­ma­nı 15 ye­ni ku­ru­lan üni­ver­si­te­ye rek­tör ata­mak üze­re bu Mec­lis har­ca­dı, Cum­hur­baş­kan­lı­ğı me­sai har­ca­dı, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si me­sai har­ca­dı, ko­mis­yon­lar­da bu ka­dar za­man har­can­dı. Aca­ba bu ya­sa ney­di?

30/12/2005 ta­ri­hin­de ve 5447 sa­yı ile 15 ye­ni üni­ver­si­te ku­rul­ma­sıy­la il­gi­li Ka­nun'un 1'in­ci ge­çi­ci mad­de­sin­de ku­ru­cu rek­tör ata­ma­sı­nın Millî Eği­tim Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan ta­ra­fın­dan Cum­hur­baş­ka­nı­na öne­ril­me­si ve 1 öğ­re­tim üye­si­nin, pro­fe­sö­rün rek­tör ata­ma­sı ko­nu­su idi. 3 ki­şi­den 1'ini Cum­hur­baş­ka­nı se­çe­cek­ti. Bu ya­sa bu şe­kil­de ge­ti­ri­lin­ce, baş­tan kar­şı olun­muş mu­ha­le­fet ola­rak, bu­nun böy­le ge­ti­ril­me­si­nin so­nuç ver­me­ye­ce­ği söy­len­miş­ti ve ni­te­kim tam on üç ay ol­du, bu ko­nu­yu çö­ze­me­dik.

Bir kez da­ha gö­rü­şül­mek üze­re Cum­hur­baş­ka­nı­mız ge­ri­ye gön­der­di Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­ne. Ka­nu­nun, üni­ver­si­te rek­tör­le­ri­nin hükûmet ta­ra­fın­dan be­lir­le­ne­cek aday­lar ara­sın­dan Cum­hur­baş­ka­nın­ca atan­ma­sı­nı dü­zen­le­yen ge­çi­ci 1'in­ci mad­de­si­ni, Cum­hur­baş­ka­nı­mız Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı bul­du ve Mec­li­se ge­ri gön­der­di. Yü­ce Mec­lis de AK Par­ti­nin ço­ğun­lu­ğuy­la, ik­ti­dar gü­cü­ne gü­ve­ne­rek Ana­ya­sa'yı, Cum­hur­baş­ka­nı­nı ve mu­ha­le­fe­ti dik­ka­te al­ma­dan ay­nen ge­ri gön­der­di, 1/3/2006 ta­ri­hin­de ge­ri gön­der­miş ol­du.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu ka­dar uya­rı var, Cum­hur­baş­ka­nı uya­rı­yor ve "Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı" di­yor. Cum­hur­baş­ka­nı­mız, bah­se ko­nu dü­zen­le­me­de Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı­lı­ğı açık­ça gör­dü­ğü için Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­ne da­va aç­tı ve açı­lan da­va üze­ri­ne Ana­ya­sa Mah­ke­me­si de 17/5/2006 ta­ri­hin­de ip­tal et­ti. Biz, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­nin bu ya­sa­yı ip­tal ede­ce­ği­ni dü­şün­dü­ğü­müz, bil­di­ği­miz için ve da­ha ön­ce Cum­hur­baş­ka­nı­nın ge­ri­ye gön­der­di­ği sı­ra­da, Mec­lis­te gö­rü­şül­dü­ğü sı­ra­da öne­ri­de bu­lun­duk ve o za­man öner­di­ği­miz an rek­tör ata­ma­sıy­la il­gi­li ko­nu şuy­du: YÖK, 6 pro­fe­sör tes­pit eder, Millî Eği­tim Ba­ka­nı­na bil­di­rir, Baş­ba­kan ya da Millî Eği­tim Ba­ka­nı 3 ta­ne­si­ni se­çer -ki, hükûmet­tir, Millî Eği­tim Ba­ka­nı da se­çe­bi­lir Baş­ba­kan adı­na- Cum­hur­baş­ka­nı­na bil­di­rir ve Cum­hur­baş­ka­nı da bu 3 ki­şi­den bi­ri­si­ni atar­dı. Biz, bu­nu, taa bir yıl ön­ce, on bir ay ön­ce söy­le­dik, fa­kat, dik­ka­te alın­ma­dı. Ana­ya­sa Mah­ke­me­si ip­tal et­me­den ön­ce, ben, bir ka­nun tek­li­fi ver­dim 05/04/2006'da -bu de­min an­lat­ma­ya ça­lış­tı­ğım ka­nun tek­li­fi­ni de, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si ip­tal ede­cek- Hükûme­ti uyar­mak ve bir çö­züm ge­tir­mek için­di. Ma­ale­sef, dik­ka­te alın­ma­dı, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si ip­tal et­ti, Hükûme­tin inat­laş­ma­sı de­vam et­ti. Bu inat­laş­ma so­nu­cun­da, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­nin ver­miş ol­du­ğu bu ka­ra­rın so­nu­cun­da, 05/11/2006 ta­ri­hin­de ve 5556 sa­yıy­la bir ya­sa çı­ka­rıl­dı, ya­ni, yak­la­şık ola­rak iki bu­çuk ay ka­dar ön­ce.

Bu Ka­nun'da ge­ti­ri­len du­rum ney­di? Ay­nen şöy­le, mad­de­den: "Bu Ka­nun­la ku­ru­lan üni­ver­si­te­le­rin ku­ru­cu rek­tör­le­ri, iki yıl­lı­ğı­na Yük­se­köğ­re­tim Ge­nel Ku­ru­lu ta­ra­fın­dan, bu Ka­nu­nun yü­rür­lü­ğe gir­di­ği ta­rih­ten iti­ba­ren bir ay için­de üye tam sa­yı­sı­nın ¾ ço­ğun­lu­ğuy­la be­lir­le­ne­cek pro­fe­sör aday­dan; Millî Eği­tim Ba­ka­nın­ca on­beş gün için­de se­çi­le­rek Cum­hur­baş­ka­nı­na üç aday bil­di­ri­lir ve Cum­hur­baş­ka­nın­ca bun­lar ara­sın­dan bi­ri­si se­çi­lir. Yük­se­köğ­re­tim Ge­nel Ku­ru­lun­ca aday be­lir­le­me iş­le­mi bir ay için­de so­nuç­lan­dı­rı­la­ma­dı­ğı tak­dir­de Millî Eği­tim Ba­ka­nı ta­ra­fın­dan be­lir­le­ne­cek üç ku­ru­cu rek­tör ada­yı Cum­hur­baş­ka­nı­na su­nu­lur."

İş­te, tam bu­ra­da sı­kın­tı var. Bir ay içe­ri­sin­de bu­nun ger­çek­leş­ti­ri­le­me­ye­ce­ği ke­sin, da­ha ön­ce söy­len­miş­ti ve do­la­yı­sıy­la, ger­çek­leş­me­ye­cek bir şe­yin üze­rin­de ıs­rar edil­di, ge­çil­di. Hat­ta, ben, o za­man­ki ko­nuş­mam­da, Sa­yın Ko­mis­yon Baş­ka­nı Tay­yar Al­tı­ku­laç'a ha­tır­lat­mış­tım ve Millî Eği­tim Ba­ka­nı­mı­za ha­tır­lat­mış­tım.

Ver­di­ği­miz ka­nun tek­li­fin­de 6 üye­yi, biz, za­ten o za­man öner­miş­tik; ne­den dik­ka­te al­ma­dı­nız? Ve o za­man Ka­nun gö­rü­şü­lür­ken, şu an­da bi­le gö­rü­şü­lür­ken çö­züm ge­ti­re­cek bir ka­nun tek­li­fi üze­rin­de du­rul­mu­yor. Yi­ne, ay­nı şe­kil­de hiç­bir de­ği­şik­lik ya­pıl­ma­dan ko­mis­yon­dan ge­çi­ril­di ve önü­mü­ze ge­ti­ril­di.

Bu de­ği­şik­lik­le biz ne­le­ri dü­şün­müş­tük? Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­nun tes­pit ede­ce­ği 6 aday ara­sın­dan Millî Eği­tim Ba­ka­nı ve Baş­ba­ka­nın uy­gun bul­du­ğu 3 ta­ne­si se­çi­li­yor ve bu­nun bi­ri­si Cum­hur­baş­ka­nın­ca rek­tör ya­pı­lı­yor­du ku­ru­cu rek­tör ola­rak. Bu, Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu ta­ra­fın­dan be­lir­le­nen aday se­çi­min­de, da­ha ön­ce ka­mu­oyun­da ya da üni­ver­si­te­ler­de keyfîlik­le aday tes­pi­ti ya­pı­lı­yor şek­lin­de­ki ten­kit­le­ri or­ta­dan kal­dır­mak ve ta­raf­sız bir yak­la­şı­mı hâkim kıl­mak için­di bu öne­ri­miz. Ye­ni ku­ru­lan üni­ver­si­te­le­rin olu­şu­mun­da özel­lik­le eme­ği bu­lu­nan ve il­gi­li bi­rim­le­ri ye­te­rin­ce ta­nı­yan ku­ru­cu üni­ver­si­te­nin kad­ro­lu öğ­re­tim üye­le­ri ara­sın­dan se­çil­me­si öne­ril­miş­ti.

Bu­ra­da­ki amaç şuy­du: Ku­ru­cu üni­ver­si­te­ler eğer ye­ni ku­ru­lan bir üni­ver­si­te­nin fa­kül­te, yük­se­ko­kul ya da ens­ti­tü­le­ri­ni kur­muş­sa, ku­ru­cu üni­ver­si­te­nin öğ­re­tim üye­le­ri­nin rek­tör ol­muş ol­ma­sı, ku­ru­mu da­ha iyi ta­nı­dı­ğın­dan, kı­sa sü­re­de bu üni­ver­si­te­nin ge­li­şi­mi ger­çek­le­şir ve ek­sik­le­ri ta­mam­la­nır şek­lin­de ka­nun tek­li­fi­miz­de ge­rek­çe­le­riy­le var­dı.

De­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, ka­nım­ca, ye­ni ku­ru­lan üni­ver­si­te­ler ile top­lum­da eko­no­mik, sos­yal, kül­tü­rel hak­la­rın ge­li­şi­mi­ni amaç edi­nen ve bu­nun ger­çek­leş­ti­ril­me­si ba­kı­mın­dan top­lu­ma kar­şı so­rum­lu olan si­ya­se­tin -ik­ti­da­rı bu­ra­da kas­tet­mek is­ti­yo­rum- ku­ru­cu rek­tör­le­rin be­lir­len­me­sin­de dev­re dı­şı bı­ra­kıl­ma­sı doğ­ru de­ğil­dir.

De­ğer­li ar­ka­daş­la­rım, bu cüm­le­me dik­kat eder­se­niz, bu­ra­dan şu­nu vur­gu­la­mak is­ti­yo­rum: De­mok­ra­tik bir sis­tem içe­ri­sin­de se­çim­le ba­şa ge­len bir hükûme­tin hak­kı ol­ma­lı. İş­te, hak­kı ol­ma­lı ne­re­de? O ne­den­le, mu­ha­le­fet mil­let­ve­ki­li ola­rak be­nim öner­di­ğim ya­sa­da di­yor­dum ki: YÖK tes­pit eder, Millî Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­na bil­di­rir. YÖK'ün tes­pit et­me­si, ya ken­di­si tes­pit eder ya da ku­ru­cu üni­ver­si­te öğ­re­tim üye­le­ri ara­sın­dan o üni­ver­si­te tes­pit eder. İş­te, bu­ra­da Millî Eği­tim Ba­ka­nı­na bil­dir­me­si, üni­ver­si­te­nin tes­pit et­ti­ği 6 aday­dan 3'ünü Millî Eği­tim Ba­ka­nı­nın seç­me­si uy­gun ol­maz mı? Ne­den ken­di kur­du­ğu­muz, şim­di­ye ka­dar bu­gün­le­re ge­len üni­ver­si­te­le­ri­mi­zin se­çe­ce­ği aday­la­rı Millî Eği­tim Ba­ka­nı ka­bul et­me­sin? Biz, bun­dan ya­na­yız. Ana­va­tan Par­ti­si ola­rak gö­rü­şü­müz, si­ya­se­tin, so­rum­lu­luk al­tı­na gi­ri­yor­sa, üni­ver­si­te­le­rin rek­tör­le­ri­nin ata­ma­sın­da bu şe­kil­de dev­re dı­şı­na bı­ra­kıl­ma­ma­sı, dev­re içi­ne alın­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­la­mak üze­re bu ör­ne­ği bu­ra­da ver­dim.

Ama, Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; şim­di­ye ka­dar, bu ku­ru­lan 15 üni­ver­si­te­ye rek­tör ata­ma ko­nu­sun­da gör­düm ki, ik­ti­dar ka­fa­sı­na koy­du­ğu bir şe­yi yap­ma­ya ça­lı­şı­yor. Doğ­ru ya da yan­lış ola­rak de­ğil, yan­lış olan şey­de de ıs­rar edi­yor, çün­kü da­ha ön­ce ken­di­si tek­lif et­miş­ti, ilk ka­nun­da di­yor­du ki: Baş­ba­kan, Millî Eği­tim Ba­ka­nı, 3 ta­ne­si­ni YÖK'e bil­di­rir. YÖK Cum­hur­baş­ka­nı­na bil­di­rir, ora­dan ata­nır. Öy­le bir tek­lif ge­ti­ril­miş­ti, ge­ri çe­kil­di. Öner­gey­le Sa­yın Tay­yar Al­tı­ku­laç'ın ge­tir­miş ol­du­ğu, şu an­da tar­tış­tı­ğı­mız ka­nun gel­di, o ge­ti­ri­len tek­li­fi de­ğiş­tir­di. Do­la­yı­sıy­la, si­ya­set ge­ne ken­di eli­niz­de dev­re dı­şı edi­li­yor­du. Hal­bu­ki de­mok­ra­tik ül­ke­ler­de si­ya­set so­rum­lu­luk al­tın­da ise, her­han­gi bir ku­ru­ma büt­çe­sin­den ayır­dı­ğı bir ma­li kay­na­ğın o ku­rum­lar ka­na­lıy­la ya da ik­ti­dar ka­na­lıy­la ya da dev­le­tin her­han­gi bir ku­ru­lu ka­na­lıy­la de­net­len­me­si ge­re­kir. Ve­ri­len pa­ra­lar ne­re­ye git­ti? Ama­ca uy­gun kul­la­nıl­dı mı? Ül­ke­nin ge­le­ce­ği­ne bir ge­le­cek ya­tı­rı­mı ol­du mu?

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bi­raz ön­ce ko­nu­şan AKP söz­cü­sü De­ğer­li Ho­ca­mız da bu­ra­da üni­ver­si­te sa­yı­la­rı­nın ye­ter­siz ol­du­ğun­dan söz et­ti­ler. Ben da­ha ön­ce­ki ko­nuş­mam­da ay­nı şe­kil­de söz et­miş, bu­gün Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri'ni göz önün­de bu­lun­dur­sa­nız 3 bin ila 4 bin üni­ver­si­te ol­du­ğu­nu söy­le­miş­tik ve Tür­ki­ye'nin de bu ra­kam­lar göz önün­de bu­lun­du­ru­la­cak olur­sa 300 ila 400 üni­ver­si­te­ye sa­hip ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­la­mış­tık, ama ne­re­de! Dört yıl­dır ik­ti­dar­da­sı­nız, üni­ver­si­te öğ­re­tim üye­si sa­yı­sı­nı ar­tır­mak için han­gi gay­re­ti gös­ter­di­niz? Gös­te­ril­me­di.

Bu­gün 30 bi­nin üze­rin­de, Tür­ki­ye'de, öğ­re­tim üye­si var. 2010 yı­lın­da ih­ti­ya­cı­mız tam 50 bi­nin üze­rin­de­dir. 2015 yı­lın­da bu ih­ti­yaç 75 bi­ne yak­la­şı­yor. Eğer Av­ru­pa Bir­li­ği­ne gi­re­cek ve Av­ru­pa Bir­li­ği dü­ze­yin­de ül­ke­nin üni­ver­si­ter ya­pı­sı­nı ge­liş­ti­re­cek­sek, bu sa­yı­ya ih­ti­ya­cı­mız var.

Şu an­da aca­ba genç kad­ro kaç ta­ne­dir? Do­çent ve­ya pro­fe­sör ada­yı ya da yar­dım­cı do­çent ada­yı kaç ta­ne dok­to­ra­lı üni­ver­si­te öğ­re­tim üye­si ada­yı var? Sa­yı ye­ter­li de­ğil­dir. Ta­bii, bu sa­yı­la­rın bir an ön­ce kar­şı­lan­ma­sı ge­re­kir, ama, bu­na rağ­men 15 üni­ver­si­te­nin ku­ru­lu­şun­da biz de mu­ha­le­fet ola­rak des­tek ver­dik. Hat­ta, ku­rul­muş olan bu 15 üni­ver­si­te­nin 2'si be­nim ver­di­ğim ka­nun tek­li­fiy­le ku­rul­muş­tur, ama, siz ik­ti­dar ola­rak, bir yıl­da 15 rek­tö­rü ata­ya­ma­dı­nız ve ata­ya­cak ya­sa­yı çı­ka­ra­ma­dı­nız. Bu ne­den­le, bu­ra­dan, Türk mil­le­ti­ne AKP'yi şikâyet edi­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu bi­lim­sel özerk­lik ko­nu­su -Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­nin ge­rek­çe­sin­de ile­ri sür­dü­ğü- ger­çek­ten üze­rin­de du­rul­ma­sı ge­re­ken bir ko­nu­dur. Üni­ver­si­te, ger­çek an­lam­da fi­kir­le­rin hür ve ser­best­çe tar­tı­şıl­dı­ğı, hat­ta, ay­kı­rı fi­kir­le­rin or­ta­ya atı­la­rak, doğ­ru­la­rı bul­mak üze­re fi­kir ça­tış­ma­la­rı­nın ya­ra­tıl­ma­sı ge­re­ken, fi­kir fır­tı­na­la­rı­nın ya­ra­tıl­ma­sı ge­re­ken or­tam­dır, ama, bu­gün üni­ver­si­te­ler­de emir ko­mu­ta zin­ci­ri içe­ri­sin­de ba­zı iş­ler gi­di­yor.

YÖK Ya­sa­sı'nın ten­kit edi­le­cek ya­nı çok­tur ve de­ğiş­ti­ril­me­si için AK Par­ti ola­rak siz se­çim mey­dan­la­rın­da söz ver­miş­ti­niz, YÖK'te re­form ya­pa­cak­tı­nız. Ama, ma­ale­sef, gel­di­niz, ça­lış­ma­ya baş­la­dı­nız, ara­dan dört yıl geç­ti, de­ğil üni­ver­si­te­de re­form yap­mak, ye­ni üni­ver­si­te -ya­sa­sı- ku­ra­bil­mek, 15 üni­ver­si­te­ye rek­tör ata­ma ko­nu­sun­da tı­kan­dı­nız. Bu­nu, ka­mu­oyu­na, hal­ka na­sıl an­la­tır­sı­nız?

O ne­den­le, mu­ha­le­fe­tin de si­vil top­lum ör­güt­le­ri­nin de, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti­nin Ana­ya­sa'sı­nı da ve Cum­hur­baş­ka­nı­nın da uya­rı­la­rı­nı dik­ka­te al­mak ve yan­lış­ta ıs­rar et­me­mek ge­re­ki­yor. Bu­gün, bu­ra­da, sa­yı­sal ço­ğun­lu­ğu­nuz­la, baş­tan be­ri yan­lış ola­rak üze­rin­de ıs­rar et­ti­ği­niz gö­rüş­te ıs­rar et­me­ni­zin an­la­mı yok­tur. Ge­lin, dört­te 3 ço­ğun­lu­ğu bu­ra­dan kal­dır­dı­ğı­nız an­da, be­nim de ver­miş ol­du­ğum ka­nun tek­li­fi de he­men he­men eş an­lam­da­dır, sa­de­ce, ben, dört yıl­lık bir sü­re öner­miş olu­yo­rum. Bu­ra­da­ki dört yıl­lık sü­re­yi öner­miş ol­ma­mın ne­de­ni de şu­dur: Ku­rul­mak­ta olan bir ku­rum, ge­li­şi­mi­ni ta­mam­la­ya­bil­mek için, yö­ne­ti­ci­si­nin sü­rek­li ol­ma­sı ge­re­kir. İki yıl sü­re içe­ri­sin­de, ek­sik bı­ra­ka­rak ay­rıl­mak du­ru­mun­da ka­la­cak bir rek­tör, o dört yıl­lık sü­re­yi de ek­le­ye­lim, dört­te 3 ora­nın­da­ki ço­ğun­lu­ğu or­ta­dan kal­dı­ra­lım ve ku­ru­cu üni­ver­si­te­le­rin öğ­re­tim üye­le­ri ara­sın­dan da aday­lar be­lir­le­ye­rek bu rek­tör­le­rin ata­ma­sı­nı sağ­la­ya­lım.

Ya­ni, zin­cir, hal­ka gü­zel ku­rul­muş olu­yor, üni­ver­si­te dev­re­ye gi­ri­yor, ku­ran üni­ver­si­te. Hükûmet, si­ya­si so­rum­lu­luk al­mış, eko­no­mik des­tek ve­ri­yor, üni­ver­si­te­le­rin sa­yı­sı­nı ço­ğalt­mak zo­run­da, öğ­re­tim üye­le­ri­nin sa­yı­sı­nı ye­tiş­tir­mek üze­re üni­ver­si­te­le­re imkân, kay­nak ayır­mak zo­run­da. Bu­ra­da, so­rum­lu­luk alan hükûme­te de YÖK'ün tes­pit et­ti­ği 6 aday­dan 3 ta­ne seç­me hak­kı­nı ver­mek, yi­ği­din hak­kı­nı ver­mek­tir, hükûme­tin hak­kı da o ol­sun. Ama, Cum­hur­baş­ka­nı­mız da bu se­çi­len 3 pro­fe­sö­rün ara­sın­dan 1 ta­ne­si­ni de ku­ru­cu rek­tör ola­rak seç­sin ve dört yıl kal­sın baş­ta. Böy­le olun­ca, ku­rul­mak­ta olan üni­ver­si­te­ler ge­li­şi­mi­ni ta­mam­la­ya­cak­tır ve tek­rar­lı­yo­rum, inat­ta fay­da yok­tur, inat­ta faz­la di­ren­me­nin bu ül­ke­ye fay­da ge­tir­me­ye­ce­ği ke­sin­dir.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bu­ra­da, bi­lin­di­ği gi­bi, bu tek­lif­te, ku­ru­lan 15 üni­ver­si­te­nin ku­ru­cu rek­tör­le­ri­nin -YÖK dâhil edil­miş ol­sa da- ka­rar al­ma­sı­nı zor­laş­tı­ra­cak dü­zen­le­me­ler var için­de; bu dört­te 3 ora­nın­da­ki oran. Sa­yın Ho­cam 3/4'ü sa­vun­du; az ka­tı­lım ola­rak se­çim sağ­lan­mış ola­cak, ama, bu­ra­da, di­ğer ta­raf­tan, mu­ha­le­fet ola­rak ben de di­yo­rum ki, Hükûmet, YÖK teş­ki­lat­lan­ma­sın­da, sa­yı­sıy­la ağır­lık den­ge ku­ra­rak ata­ma­yı en­gel­le­ye­cek­tir, do­la­yı­sıy­la iş as­kı­da ka­la­cak ve Millî Eği­tim Ba­ka­nı­na dö­ne­cek, Millî Eği­tim Ba­ka­nı­nın ka­ra­rıy­la atan­mış ola­cak. Ee, bu­ra­da da hak­ka­ni­yet ol­mu­yor. O za­man, si­ya­set tam an­la­mıy­la üni­ver­si­te­ye hâkim ol­du­ğun­da üni­ver­si­te­de o özerk tar­tış­ma, hür tar­tış­ma, bi­lim­sel araş­tır­ma­yı or­ta­ya çı­kar­ma öz­gür­lü­ğü, ser­best­li­ği ve ce­sa­re­ti or­ta­dan kalk­mış olu­yor. O ne­den­le, bu öne­ri­nin dik­ka­te alın­ma­sı­nı ben tek­lif et­mek is­ti­yo­rum.

Ay­rı­ca, da­ha önem­li­si, da­ha ön­ce ver­di­ğim bir tek­lif­ten açık­ça ya­rar­lan­dı­ğı hâlde Hükûmet, Millî Eği­tim Ba­ka­nı çı­kıp bu kür­sü­den açık­ça de­me­li ki, böy­le bir tek­lif var­dı, Ko­mis­yon Baş­ka­nı bi­ze gön­der­di, ama, biz bun­dan fay­da­lan­dık ya da fay­da­lan­ma­dık. Bu ko­nuş­mam­da bir ce­vap bek­li­yo­rum Millî Eği­tim Ba­ka­nın­dan.

Za­man aşı­rı de­re­ce­de kay­bol­muş­tur. Hükûmet ola­rak, dört yıl­lık ik­ti­da­rı­nız dö­ne­min­de za­ma­nı iyi yö­ne­te­me­di­niz. Za­ma­nın iyi yö­ne­ti­le­me­me­si, ül­ke­nin ge­le­ce­ği­ne ha­zır­lık yap­ma­sı ge­re­ken genç nes­lin ye­tiş­ti­ril­me­sin­de bü­yük ek­sik­li­ği­niz ne­de­niy­le, öğ­re­tim üye­si açı­ğı­nın… Ye­ni ku­rul­mak­ta olan üni­ver­si­te­le­re yet­me­ye­ce­ği gi­bi, bun­dan son­ra ku­rul­ma­sı ge­re­ken, gi­de­rek sa­yı­la­rı ar­tı­rı­la­rak ku­rul­ma­sı ge­re­ken üni­ver­si­te­le­re de ha­zır­lık ya­pıl­ma­dı­ğın­dan, bu ek­sik­lik içe­ri­sin­de, Hükûmet ola­rak ba­şı­nı­zı eli­ni­zin ara­sı­na ko­yup dü­şün­me­niz ge­re­ki­yor.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, Av­ru­pa Bir­li­ği­ne gi­rer­ken önem­li bir so­run ola­rak önü­müz­de du­ru­yor. Yük­se­köğ­re­tim ku­rum­la­rı­nın özerk­li­ği ve aka­de­mik öz­gür­lük hak­kın­da­ki Li­ma Bil­dir­ge­si'ni bu­ra­da tek­rar ha­tır­lat­mak is­ti­yo­rum. İn­san Hak­la­rı Ev­ren­sel Be­yan­na­me­si'nin 40'ın­cı yıl­dö­nü­mün­de Dün­ya Üni­ver­si­te Ser­vi­si bir açık­la­ma yap­tı. Bu açık­la­ma­da üni­ver­si­te ve aka­de­mik ku­ru­luş­lar o ül­ke in­san­la­rı­nın eko­no­mik, sos­yal, kül­tü­rel, te­mel ve po­li­tik hak­la­rı­nın ya­şa­ma ge­çi­ril­me­si­ni ta­kip et­mek­le yü­küm­lü kı­lın­mış­tır. Do­la­yı­sıy­la, bu ko­nu­nun çö­zü­me ka­vuş­tu­ru­la­bil­me­si için bir an ön­ce, söy­le­di­ğim an­lam­da ge­tir­di­ği­miz ka­nun tek­li­fi­nin dik­ka­te alın­ma­sı… Çün­kü, Cum­hur­baş­ka­nı­na gi­der­se tek­rar Mec­li­se ge­ri gön­de­ri­le­cek ve za­man yi­ne he­ba ola­cak­tır.

O ne­den­le, ge­tir­miş ol­du­ğum ka­nun tek­li­fi­min de Yü­ce Mec­lis ta­ra­fın­dan bu ya­sa tek­li­fiy­le be­ra­ber de­ğer­len­di­ri­le­rek ye­ni­den göz­den ge­çi­ril­me­si ve za­man kay­bı­nın en­gel­len­me­si adı­na, ka­nun tek­li­fi­min des­tek­len­me­si­ni yü­ce he­ye­ti­niz­den bek­li­yor, Türk mil­le­ti­ni ve yü­ce Mec­li­si, siz de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri­ni say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Ak­de­mir.

Şah­sı adı­na Kü­tah­ya Mil­let­ve­ki­li Ala­et­tin Gü­ven.

Sa­yın Gü­ven, bu­yu­run. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

ALA­ET­TİN GÜ­VEN (Kü­tah­ya) - Sa­yın Baş­ka­nım, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; 1276 sı­ra sa­yı­lı, Cum­hur­baş­ka­nın­ca bir da­ha gö­rü­şül­mek üze­re ge­ri gön­de­ri­len Yük­se­köğ­re­tim Ku­rum­la­rı Teş­ki­lat Ka­nu­nu ve Yük­se­köğ­re­tim Ka­nu­nu üze­ri­ne şah­si gö­rüş­le­ri­mi açık­la­mak üze­re söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. He­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Sa­yın Baş­ka­nım, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; üni­ver­si­te­ler, Or­ta Çağ­da, Do­ğu ve İs­lam dün­ya­sın­da, da­ha son­ra Ba­tı'da top­lum­sal ge­liş­me­nin, me­de­ni­ye­tin ve kül­tü­rün ge­liş­me­sin­de önem­li gö­rev­ler üst­le­nen ku­rum­lar ola­gel­miş­tir. Üni­ver­si­te­ler, ku­rul­ma­sıy­la, hem Do­ğu hem de Ba­tı'da sos­yal, eko­no­mik ge­liş­me­ler­le be­ra­ber ye­ni tek­no­lo­ji­le­rin or­ta­ya çık­ma­sı­nı, bel­li bir re­fah dü­ze­yi­ne ula­şıl­ma­sı­nı, ke­şif­le­ri ve bi­lim­sel dev­rim­le­ri do­ğur­muş­tur.

Ül­ke­miz­de var olan üni­ver­si­te­le­re ila­ve ola­rak ye­ni üni­ver­si­te­ler ku­rul­ma­sı, bi­lim­sel ve tek­no­lo­jik ge­liş­me için zo­run­lu­luk­tur. Ye­ni bir eği­tim yu­va­sı açıl­ma­sı, bu ala­na ya­tı­rım ya­pıl­ma­sı ge­le­ce­ğe ya­pı­la­cak en önem­li ya­tı­rım­dır.

Ül­ke­miz­de ye­ni üni­ver­si­te­le­rin ku­rul­ma­sı ko­nu­sun­da her­kes -ik­ti­da­rıy­la mu­ha­le­fe­tiy­le- ama her­kes hem­fi­kir­dir; Tür­ki­ye'de mev­cut üni­ver­si­te sa­yı­sı­nın az ol­du­ğu ve mut­lak su­ret­te ye­ni üni­ver­si­te­ler açıl­ma­sı ko­nu­sun­da da bir­lik ve be­ra­ber­lik için­de ça­lış­mak­ta­dır.

Ül­ke­miz­de 2006-2007 eği­tim-öğ­re­tim yı­lın­da 68'i dev­let, 25'i va­kıf ol­mak üze­re 93 üni­ver­si­te bu­lun­mak­ta­dır. Üni­ver­si­te­le­ri­miz­de 12 bi­ne yak­la­şan pro­fe­sör, 6 bi­ne yak­la­şan do­çent, 15 bi­ne yak­la­şan yar­dım­cı do­çent ol­mak üze­re 32 bin öğ­re­tim üye­si gö­rev yap­mak­ta­dır.

Yi­ne ül­ke­miz­de, 2006 yı­lın­da ÖSS sı­na­vı­na gi­ren 1 mil­yon 730 bin 850 gen­ci­mi­zin 1 mil­yon 327 bin 980'i açık­ta kal­mış­tır. Ya­ni, her 100 öğ­ren­ci­den sa­de­ce 4'ü üni­ver­si­te­li ola­bil­miş. Üni­ver­si­te ka­pı­la­rın­da yı­ğıl­ma­yı or­ta­dan kal­dı­ra­bil­mek için ye­ni üni­ver­si­te­le­rin ku­rul­ma­sı ka­çı­nıl­maz ol­muş­tur.

Sa­yın Baş­ka­nım, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; üni­ver­si­te, top­lu­mun te­mel taş­la­rın­dan bi­ri­dir, en önem­li­le­rin­den­dir. İn­san için be­yin ney­se, top­lum için üni­ver­si­te odur. Top­lu­mun ha­fı­za­sı, id­ra­ki, mu­ha­ke­me­si ve esa­sı üni­ver­si­te­de do­ğar, üni­ver­si­te­de ge­li­şir, ora­da bü­yür ve ora­da bes­le­ne­rek ya­şar.

Zihnî ha­ya­tın bi­ri­cik kay­na­ğı olan üni­ver­si­te­ler, dü­şün­ce­nin yu­va­lan­dı­ğı mekânlar­dır. Bi­lim ola­rak üni­ver­si­te­de do­ğan zi­hin ve­ri­le­ri, top­lu­mun bü­tün kat­man­la­rı­na dü­şün­ce ola­rak ya­yı­lır. Üni­ver­si­te, top­lum­da mey­da­na ge­len dü­şün­ce­le­ri bi­li­min ge­liş­me­si için kül­tür ala­nı ola­rak ka­bul eder. Dü­şü­nür­ler, top­lu­mu aşan, üni­ver­si­te­nin de aşı­rı çe­kin­gen­li­ği ve ku­ral­cı­lı­ğıy­la hür ufuk­la­rı­nı bağ­la­ma­yan bü­yük ye­te­nek­ler­dir. Üni­ver­si­te, ih­ti­sas­la ki­şi­li­ğin, ah­lak ve ide­aliz­min, dün­ya­yı bi­lip an­la­ma­nın ve yö­net­me­nin yol­la­rı­nı ara­yan­la­rın oda­ğı ol­du­ğu gi­bi, geç­miş­ten ge­lip ge­le­ce­ğe gi­den bin yıl­lık bi­lim oca­ğı ol­ma bi­lin­ci­nin ma­ya­lan­dı­ğı bir yer ol­ma özel­li­ğin­de­dir de, hep öy­le ol­muş­tur.

Üni­ver­si­te­nin iç hür­ri­ye­ti­ni kay­bet­me­me­si ve yoz­laş­ma­ma­sı için li­ya­kat­li ve eh­li­yet­li öğ­re­tim gö­rev­li­le­ri­ne ih­ti­yaç var­dır. Bel­ki, bu­gün, üni­ver­si­te­nin en bü­yük aç­maz­la­rın­dan bi­ri in­san un­su­ru­na da­ya­lı ka­li­te yok­sul­lu­ğu ol­sa ge­rek. Üni­ver­si­te­ler, her şey­den ön­ce ama­cı­nı iyi tes­pit et­me­li­dir. Bu­nun için bir yan­dan dev­le­tin ve top­lu­mun ih­ti­ya­cı olan uz­man ki­şi­le­ri ye­tiş­ti­rir­ken, bir yan­dan da ye­tiş­ti­ren­le­ri ye­tiş­tir­mek, öbür yan­dan da bi­lim yap­mak üni­ver­si­te­le­ri­mi­zin üç esas­lı gö­re­vi­dir.

Sa­yın Baş­ka­nım, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım; Tür­ki­ye, ül­ke­miz genç ve di­na­mik bir nü­fu­sa sa­hip­tir. Okul ön­ce­si ilk, or­ta, yük­sek ve yay­gın eği­tim­de 19 mil­yo­na ya­kın öğ­ren­ci­miz var. AK Par­ti­nin ik­ti­da­rı bo­yun­ca en ön­ce­lik­li me­se­le­si hep eği­tim ol­muş­tur, öy­le ol­ma­ya de­vam ede­cek­tir, çün­kü, ada­le­tin, kal­kın­ma­nın ve ge­liş­me­nin te­me­lin­de eği­tim; hak­sız­lı­ğın, ge­ri kal­mış­lı­ğın te­me­lin­de ise ce­ha­let ve yan­lış eği­tim var­dır. AK Par­ti İk­ti­da­rı­nın te­mel he­def­le­ri ara­sın­da olan in­san mer­kez­li, top­lu­mun ih­ti­yaç­la­rı­na ve çağ­daş uy­gar­lık ge­rek­le­ri­ne uy­gun eği­tim sis­te­mi­nin ger­çek­leş­me­si yo­lun­da bü­yük iler­le­me­ler kay­de­dil­miş­tir. AK Par­ti, ik­ti­da­rı bo­yun­ca ge­nel büt­çe­den en bü­yük pa­yı Millî Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­na ayır­mış­tır. 2007 yı­lın­da büt­çe­den Millî Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­na 21 mil­yar YTL, YÖK'e -Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­mu­na- 6 mil­yar YTL öde­nek ay­rıl­mış­tır. 1961-62 öğ­re­tim yı­lın­da 1.700 öğ­ren­ci­ye öğ­re­nim kre­di­si ver­mek­tey­ken, bu­gün bu sa­yı 800 bi­ne ulaş­mış­tır. Ay­rı­ca öğ­ren­ci­le­ri­mi­zin ia­şe­le­ri­ni ve ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­la­mak üze­re, 2002 yı­lın­da 45 YTL olan burs ve öğ­re­nim kre­di­si ay­lık mik­ta­rı, 2007 yı­lın­da 150 YTL'ye yük­sel­ti­le­rek yüz­de 233'lük bir ar­tış sağ­lan­mış­tır ve ye­ni ku­ru­la­cak üni­ver­si­te­le­re bu ka­nun­la be­lir­le­nen şart­lar­da yö­ne­ti­ci­le­rin atan­ma­sıy­la eği­tim ve öğ­re­ti­me bü­yük kat­kı sağ­la­na­cak ka­na­at­le­ri­mi siz­ler­le pay­la­şır­ken, say­gı ve se­lam­la­rı­mı ile­ti­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Gü­ven.

Şah­sı adı­na ikin­ci ko­nuş­ma­cı Yoz­gat Mil­let­ve­ki­li Be­kir Boz­dağ.

Sa­yın Boz­dağ, bu­yu­run. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BE­KİR BOZ­DAĞ (Yoz­gat) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; söz­le­ri­me baş­lar­ken he­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Gö­rüş­mek­te ol­du­ğu­muz Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı­nın ge­ri gön­der­me tez­ke­re­si ve esa­sın­da da bu tez­ke­re­nin müs­te­ni­di olan Ana­ya­sa Mah­ke­me­si ka­ra­rı üze­rin­de şah­si gö­rüş­le­ri­mi açık­la­mak üze­re söz al­dım.

Şim­di, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si ka­ra­rı ve Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı­mı­zın ge­ri gön­der­me ge­rek­çe­le­ri bir­lik­te in­ce­len­di­ği tak­dir­de, or­ta­da Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı bir yo­ru­mun, Ana­ya­sa'ya rağ­men ya­pıl­mış bir de­ğer­len­dir­me­nin ol­du­ğu tar­tış­ma­sız­dır ben­ce. Ne­den?

Bir: Ye­ni ku­ru­lan üni­ver­si­te­le­rin ku­ru­cu rek­tör­le­ri­nin atan­ma­sıy­la il­gi­li Ana­ya­sa'da hiç­bir hü­küm yok­tur, hiç­bir hü­küm yok­tur. Pe­ki, 2547 sa­yı­lı Ya­sa'da bir hü­küm var mı­dır? Ora­da da her­han­gi bir hü­küm yok­tur. Ana­ya­sa'da ol­ma­yan bir hük­me müs­te­ni­den böy­le­si bir de­ğer­len­dir­me­yi Cum­hur­baş­kan­lı­ğı­nın yap­ma­sı ve­ya Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­nin de­ğer­len­dir­me­sin­de esas al­ma­sı, Ana­ya­sa'nın 153'ün­cü mad­de­si­ne ay­kı­rı­lık da teş­kil eder, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si açı­sın­dan.

Ba­kın, Ana­ya­sa'nın 130'un­cu mad­de­si di­yor ki: "Yük­se­köğ­re­tim ku­rum­la­rı­nın ku­ru­luş ve or­gan­la­rı ile iş­le­yiş­le­ri, bun­la­rın atan­ma­la­rı esas ve usul­le­ri ka­nun­la dü­zen­le­nir." Ana­ya­sa bu­nu söy­le­miş mi? Ar­ka­sın­dan, bu­nun­la kal­ma­mış Ana­ya­sa Mah­ke­me­si, ba­kın, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si de di­yor ki: "Ye­ni ku­ru­lan üni­ver­si­te­ler­de gö­rev­de bu­lu­nan rek­tö­rün söz ko­nu­su ol­ma­ma­sı ve 2547 sa­yı­lı Ya­sa'nın 13'ün­cü mad­de­sin­de yer alan ku­ral­lar çer­çe­ve­sin­de rek­tör aday­la­rın­da ara­na­cak şart­lar ve ben­ze­ri ko­nu­lar­da mad­di ve hu­ku­ki imkânsız­lık ne­de­niy­le, bu ko­nu­da Mec­lis dü­zen­le­me ya­pa­bi­lir ise de…" di­yor ve bu boş­lu­ğu dol­dur­mak için Mec­li­sin dü­zen­le­me ya­pa­bi­le­ce­ği­ni Ana­ya­sa Mah­ke­me­si ip­tal ka­ra­rın­da ka­bul et­miş. Pe­ki, Ana­ya­sa'ya ba­kı­yor­su­nuz, Cum­hur­baş­ka­nı­nın üni­ver­si­te­nin rek­tör­le­ri­ni seç­me ve ata­ma yet­ki­si­ni dü­zen­le­yen hük­mü­ne bak­tı­ğı­nız­da ve di­ğer­le­riy­le be­ra­ber de­ğer­len­dir­di­ği­niz­de ne çı­kı­yor or­ta­ya? Cum­hur­baş­ka­nı­nın seç­me ve ata­ma­sı dı­şın­da, Ana­ya­sa'da, rek­tör­le­rin, hem ku­rul­muş hem de ye­ni ku­ru­lan üni­ver­si­te­le­rin ata­ma­sıy­la il­gi­li hiç­bir hü­küm yok. Sa­de­ce 2547 sa­yı­lı Ya­sa var, ora­nın da 13'ün­cü mad­de­si var. Pe­ki, Ana­ya­sa ne di­yor? Ana­ya­sa'nın il­gi­li mad­de­si di­yor ki: "Ka­nun­la be­lir­ti­len usul ve esas­lar çer­çe­ve­sin­de ata­ma iş­le­mi­ni… Cum­hur­baş­ka­nı se­çer ve ger­çek­leş­ti­rir." Pe­ki, bu­nun ara­sın­da, YÖK'ün dev­re­de ol­du­ğu ve­ya baş­ka bi­ri­le­ri­nin dev­re­de ol­du­ğu bir sis­tem­den Ana­ya­sa bah­se­di­yor mu? Bah­set­mi­yor. Ana­ya­sa Mah­ke­me­si bah­se­di­yor mu? Bah­set­mi­yor. Bu alan ki­me ait? Ya­sa ko­yu­cu­ya ait. Ya­sa ko­yu­cu bu tak­dir hak­kı­nı kul­lan­mış mı? Kul­lan­mış ve ya­sa­yı dü­zen­le­miş. Cum­hur­baş­ka­nı­nın se­çe­ce­ği rek­tör aday­la­rı­nın na­sıl be­lir­le­ne­ce­ği­ni dü­zen­le­miş mi? Dü­zen­le­miş. Bu­ra­da Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı­lık var mı? Yok. Ne var? Ana­ya­sa'ya uyum var.

Pe­ki, bu­ra­da ikin­ci bir so­ru so­ru­yo­rum, o da şu: YÖK'ün dev­re­de ol­ma­sı­nı dü­zen­le­yen açık bir hü­küm Ana­ya­sa'da var mı? Zi­ra, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si di­yor ki: "Bu boş­lu­ğu dol­dur­mak ya­sa ko­yu­cu­nun gö­re­vi­dir. An­cak bu boş­lu­ğu dol­du­rur­ken rek­tör­le­rin atan­ma­sıy­la il­gi­li ko­nu­da YÖK'ün dev­re dı­şı bı­ra­kıl­ma­sı Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı­dır." di­yor, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­nin ka­ra­rı.

Ben şim­di Ana­ya­sa'yı oku­dum, il­gi­li bö­lüm­le­ri. Arı­yo­rum, arı­yo­rum, ne­re­de bu ya­zı­yor? Han­gi mad­de­de ya­zı­yor? Ne­re­sin­de ya­zı­yor? Ku­ru­cu rek­tör­le­rin ata­ma­sın­da YÖK'ün dev­re­de ol­ma­sı­nı ön­gö­ren bir dü­zen­le­me var mı?

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (Bur­sa) - Var.

BE­KİR BOZ­DAĞ (De­vam­la) - Yok. Ba­kın, onu sa­de­ce ben söy­le­mi­yo­rum, bu, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si ka­ra­rın­da da söy­le­ni­yor. Ana­ya­sa Mah­ke­me­si di­yor ki: "Bu ko­nu­da her ne ka­dar Ana­ya­sa'da bir hü­küm yok­sa da ya­sa ko­yu­cu­nun rek­tör ata­ma­sın­da YÖK'ü dev­re dı­şı bı­rak­ma­sı Ana­ya­sa'yla bağ­daş­maz." Ne­re­den çı­kar­dık bu­nu? Bu yo­ru­mu ne­re­den çı­kar­dık? Ona ba­kı­yo­ruz, o yo­rum ne­re­den çı­kı­yor? Ana­ya­sa'nın bi­lim­sel özerk­lik­le il­gi­li dü­zen­le­me­si­nin içe­ri­sin­den çı­ka­rı­lı­yor. Di­yor ki Ana­ya­sa: "Üni­ver­si­te­ler ka­mu tü­zel ki­şi­li­ği­ne ve bi­lim­sel özerk­li­ğe sa­hip­tir." Bu bi­lim­sel özerk­li­ğin içe­ri­sin­de de ne var­dır di­yor Ana­ya­sa Mah­ke­me­si? Rek­tör­le­rin ata­ma­sın­da YÖK'ün dev­re­de ol­ma­sı var­dır di­yor. Ne­den? Çün­kü bu bu­nun ge­re­ği­dir di­yor.

Ben şim­di ba­kı­yo­rum, ne­re­den çı­ka­rı­lı­yor bu­ra­da? Bi­lim­sel özerk­lik… Ana­ya­sa Mah­ke­me­si on­dan bah­se­di­yor ama ida­ri özerk­lik­ten bah­set­mi­yor. Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı­nın yo­ru­mun­da da, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­nin yo­ru­mun­da da ida­ri özerk­lik var. Ge­rek­çe­yi oku­yo­rum 1982 Ana­ya­sa­sı'nın, ora­da yok. Mad­de­ye ba­kı­yo­rum, Ana­ya­sa mad­de­le­ri­ne, ora­da da yok. Şim­di, ba­kı­yo­rum, bu­ra­dan özerk­lik çı­ka­rı­lı­yor. Na­sıl çı­ka­rı­lı­yor, ben onu an­la­ma­dım.

1961 Ana­ya­sa­sı'nın 120'nci mad­de­sin­de ida­ri özerk­lik var, 1982 Ana­ya­sa­sı'nda yok. Unu­tul­muş mu? De­ğil, ha­yır. Ya­sa ko­yu­cu böy­le ter­cih et­miş. Ar­ka­sın­dan yi­ne Ana­ya­sa'nın il­gi­li mad­de­sin­de di­yor ki: "Üni­ver­si­te­ler dev­le­tin gö­ze­tim ve de­ne­ti­mi al­tın­da fa­ali­yet­te bu­lu­nur." Hem Ana­ya­sa bu­nu söy­le­ye­cek hem de siz, bu­ra­dan, kal­kıp ida­ri özerk­lik çı­ka­ra­cak­sı­nız; çık­maz bu. Ha, ben ida­ri özerk­lik­ten ya­na­yım; ama, yo­rum­la, zor­la­may­la, Ana­ya­sa'yı ter­sin­den oku­may­la bu­ra­dan ida­ri özerk­lik çık­maz.

Bi­lim­sel özerk­li­ğe bak­mak la­zım. Ana­ya­sa'da bi­lim­sel özerk­lik de yok. Ne var? Bi­lim­sel özerk­li­ğin adı var. Ken­di var mı? Ken­di ta­til­de, yok. Şu an­da da yok. Ne­den yok? Ba­kın, Ana­ya­sa ne yap­mış: Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­nu kur­muş, üni­ver­si­te­le­ri zap­tu­rapt al­tı­na al­ma­yı ona gö­rev ver­miş. Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu ka­rar ve­ri­yor; şu­ra­da ne ola­cak, bu­ra­da ne ola­cak, kim na­sıl ge­le­cek, kim na­sıl gi­de­cek, han­gi ki­tap­lar, han­gi müf­re­dat­lar na­sıl oku­tu­la­cak, na­sıl ses­len­di­ri­le­cek, bun­la­rın dü­ze­ni­ni ya­pı­yor. Bir de­fa, hür ve gür bir or­tam­da bi­lim­sel özerk­li­ğin üni­ver­si­te­ler­de ya­şa­dı­ğı­nı söy­le­me­nin imkânı yok. Da­ha ge­çen­ler­de, bir üni­ver­si­te­miz­de, bir pro­fe­sör, ka­na­ati­ni açık­la­dı di­ye işin­den ol­du. Siz, in­san­la­rın aka­de­mik ge­le­cek­le­ri­ni ön ka­bul­ler­le ön­ler­se­niz, sen be­nim ar­zu et­ti­ğim gi­bi de­ğil­dir di­ye en­gel­ler­se­niz, gü­ven­mez­se­niz, önü­nü tı­kar­sa­nız, bi­lim­sel özerk­li­ği kat­le­der­si­niz. Bu­gün, bi­zim ge­lip bu­nu tar­tış­ma­mız la­zım. Bi­lim­sel özerk­li­ği üni­ver­si­te­le­re ve­re­cek sis­te­mi biz na­sıl ku­ra­rız, bu­nun üze­rin­de dur­ma­mız la­zım. Ama, biz, he­nüz Ana­ya­sa bi­lim­sel özerk­li­ği tam ver­me­miş, ida­ri özerk­lik yok; hem onun ya­nı­na ida­ri özerk­li­ği ko­yu­yo­ruz, bi­lim­sel özerk­li­ğin içe­ri­sin­de de bu­nu çı­ka­rı­yo­ruz. Ön­ce, bir, bi­lim­sel özerk­li­ği ge­ti­rip ko­ya­lım.

Pe­ki, ne var? Ora­da bir il­ginç hu­sus da­ha var, o da şu: De­ni­li­yor ki: "Üni­ver­si­te­nin, Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­nun se­çe­ce­ği rek­tör aday­la­rı­nı dört­te 3 ço­ğun­luk­la ata­ma­sı Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı. Bu, işi güç­leş­ti­rir, zor­laş­tı­rır, imkânsız­laş­tı­rır." Ar­ka­sın­dan, Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı da di­yor ki: "Bu ko­nu­da­ki ka­rar ye­ter sa­yı­sı­nı be­lir­le­mek her ne ka­dar ya­sa ko­yu­cu­nun tak­di­rin­de ise…" Ana­ya­sa'da yer al­ma­yan bir­ta­kım ge­nel hu­ku­ki kri­ter­ler ko­ya­rak, ya­sa ko­yu­cu­nun tak­dir yet­ki­si­ne mü­da­ha­le edi­yor. "Sen bu­nu tak­dir ede­mez­sin." Ya, biz şim­di­ye ka­dar ne di­yo­ruz? Di­yo­ruz ki, bun­la­rı, da­ha faz­la in­san­lar bir ara­ya gel­sin, seç­sin, uz­laş­sın, kay­naş­sın, kö­tü mü olur? Şim­di, Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­nun üye­le­ri­ni kim atı­yor? Ta­ma­mı­nı Cum­hur­baş­ka­nı atı­yor, ta­ma­mı­nı. Ba­kan­lar Ku­ru­lu­nun seç­ti­ği üye­le­ri de Cum­hur­baş­ka­nı onay­la­maz­sa ata­mı­yor. Ora­da bu­lu­nan üye­le­rin ta­ma­mı bu ül­ke­nin üni­ver­si­te­le­rin­de ka­ri­yer yap­mış, bü­tün sı­nav­la­rı aşa aşa gel­miş, al­nı­nın te­riy­le pro­fe­sör­lü­ğü, ora­yı hak et­miş in­san­lar. Siz, on­la­rın bir kıs­mı­na gü­ve­ne­cek­si­niz, bir baş­ka­sı­na gü­ven­me­ye­cek­si­niz. "Ben sa­na gü­ven­mi­yo­rum…" "Biz ve öte­ki­ler…" Bu ba­kı­şı, bi­zim, Ana­ya­sa yo­ru­mu­na yan­sıt­ma­mız, ana­ya­sal de­ğer­len­dir­me­nin içi­ne koy­ma­mız yan­lış. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Öte yan­dan, ba­kın, bir baş­ka ga­ra­bet: "Efen­dim, Ba­ka­nın dev­re­de ol­ma­sı yan­lış…"

Ya­hu, bu Ba­kan kim? Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti dev­le­ti­nin ba­ka­nı de­ğil mi Millî Eği­tim Ba­ka­nı?

İ. SA­Mİ TAN­DOĞ­DU (Or­du) - Öbü­rü kim? Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti dev­le­ti­nin Baş­ka­nı.

BE­KİR BOZ­DAĞ (De­vam­la) - Ara­da ol­ma­sı­nın ne sa­kın­ca­sı var? Di­yor ki: "Böy­le olur­sa üni­ver­si­te­ler si­ya­se­te terk edil­miş olur."

Pe­ki, de­ğer­li dost­la­rım, de­ğer­li ar­ka­daş­lar, ben, yi­ne, Ana­ya­sa'ya ba­kı­yo­rum, dön­düm oku­yo­rum. He­pi­mi­zin oku­ma­sı la­zım. Di­yor ki… Ba­kan­lar Ku­ru­lu Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­na üye atar di­yor mu? Di­yor. 2547 sa­yı­lı Ya­sa da bu­nun na­sıl ola­ca­ğı­nı dü­zen­li­yor mu? Dü­zen­li­yor. Ba­kan­lar Ku­ru­lu si­ya­si bir or­ga­ni­zas­yo­nun so­mut şek­li de­ğil mi? Evet. O za­man Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­na üye atar­ken si­ya­set ka­rış­mı­yor mu? Ka­rı­şı­yor. Pe­ki, ne­den bi­lim­sel özerk­lik, ida­ri özerk­lik ze­de­len­mi­yor?

Öte yan­dan, ben, yi­ne an­la­ma­dım. Bu Ana­ya­sa yi­ne bu­ra­da du­ru­yor, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si yi­ne ora­da du­ru­yor, Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı­mız yi­ne ay­nı…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

İ. SA­Mİ TAN­DOĞ­DU (Or­du) - Bir da­ha oku… Bir da­ha oku…

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Bir da­ha oku… Bir da­ha oku…

BAŞ­KAN - Sa­yın Boz­dağ, mik­ro­fon ka­pan­dı, 1 da­ki­ka­lık sü­re ve­ri­yo­rum, ko­nuş­ma­nı­zı ta­mam­la­yı­nız lüt­fen, te­şek­kür edi­niz.

BE­KİR BOZ­DAĞ (De­vam­la) - 1992 yı­lın­da 22 üni­ver­si­te, 1995'te de baş­ka üni­ver­si­te­ler ku­rul­du. O za­man DYP-SHP Hükûme­ti var­dı. O za­man on­la­rı Millî Eği­tim Ba­ka­nı, Baş­ba­ka­nın öne­ri­siy­le Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı bu ata­ma­yı yap­tı­ğın­da bi­lim­sel özerk­lik, ida­ri özerk­lik ta­til­de miy­di? Ana­ya­sa te­da­vül­den mi kalk­mış­tı? (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar) Cum­hur­baş­ka­nı­nın ve­to yet­ki­si yok muy­du? Ne­den on­lar atar­ken mü­bah, AK Par­ti böy­le bir ta­sar­ruf yap­tı­ğı za­man mü­bah de­ğil?

MUS­TA­FA ÖZ­YURT (Bur­sa) - Zih­ni­yet far­kı var.

BE­KİR BOZ­DAĞ (De­vam­la) - Ba­kın, bu­ra­da bir hu­su­sun al­tı­nı çi­zip, hu­zur­la­rı­nız­dan ay­rıl­mak is­ti­yo­rum. O da şu: Ana­ya­sa Mah­ke­me­si bu ko­nu­da ka­rar ve­rir­ken, ver­di­ği ka­rar­da… Ka­ra­rı eleş­tir­me hak­kım var. Di­yor ki Ana­ya­sa'nın 153'ün­cü mad­de­si: Ana­ya­sa Mah­ke­me­si ka­rar­la­rı Resmî Ga­ze­te'de he­men ya­yım­la­nır, her­ke­si bağ­lar. Ya­sa­ma, yü­rüt­me, yar­gı, her­ke­si bağ­lar, amen­na. Ama, Ana­ya­sa'nın 153'ün­cü mad­de­si­nin ikin­ci fık­ra­sı bir baş­ka hü­küm da­ha söy­lü­yor, di­yor ki: "Ana­ya­sa Mah­ke­me­si bir ka­nun ve­ya ka­nun hük­mün­de ka­rar­na­me­nin ta­ma­mı­nı ve­ya bir hük­mü­nü ip­tal eder­ken…"

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­bul edil­di)

BAŞ­KAN - Sa­yın Boz­dağ…

BE­KİR BOZ­DAĞ (De­vam­la) - Bir cüm­le Sa­yın Baş­ka­nım, son cüm­lem.

BAŞ­KAN - Bu­yu­run, bir cüm­le.

BE­KİR BOZ­DAĞ (De­vam­la) - An­la­şıl­sın di­ye, uy­gun gö­rür­se­niz.

"…ka­nun ko­yu­cu gi­bi ha­re­ket­le, ye­ni bir uy­gu­la­ma­ya yol aça­cak bi­çim­de hü­küm te­sis ede­mez."

Bu ka­rar, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si­nin ka­ra­rı, ka­nun ko­yu­cu gi­bi ha­re­ket­le, Ana­ya­sa'da, rek­tör ata­ma­sın­da YÖK'ün dev­re­de ol­ma­ma­sı­na rağ­men YÖK'ü dev­re­ye so­ka­rak ye­ni bir uy­gu­la­ma­ya esas teş­kil ede­cek şe­kil­de ve­ril­miş bir ka­rar­dır, Ana­ya­sa'nın 153'ün­cü mad­de­sin­de­ki be­lir­le­me­ye ve sı­nır­la­ma­ya da ay­kı­rı­dır.

BAŞ­KAN - Sa­yın Boz­dağ, te­şek­kür ede­bi­lir mi­yim si­ze.

BE­KİR BOZ­DAĞ (De­vam­la) - Ya­pı­lan dü­zen­le­me Ana­ya­sa'ya uy­gun­dur.

Ha­yır­lı ol­ma­sı­nı di­li­yor, he­pi­ni­ze say­gı­lar su­nu­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Sa­yın Boz­dağ, te­şek­kür ede­rim.

Say­gı­de­ğer mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­la­rım, bir­le­şi­me beş da­ki­ka ara ve­ri­yo­rum.

Ka­pan­ma Sa­ati: 19.01

DÖR­DÜN­CÜ OTU­RUM

Açıl­ma Sa­ati: 19.06

BAŞ­KAN: Baş­kan Ve­ki­li Sa­dık YA­KUT

KÂTİP ÜYE­LER: Ha­run TÜ­FEK­Cİ (Kon­ya), Ah­met KÜ­ÇÜK (Ça­nak­ka­le)

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, Tür­ki­ye Bü­yük Mil­let Mec­li­si­nin 48'in­ci Bir­le­şi­mi'nin Dör­dün­cü Otu­ru­mu'nu açı­yo­rum.

1276 sı­ra sa­yı­lı Ka­nun'un gö­rüş­me­le­ri­ne kal­dı­ğı­mız yer­den de­vam ede­ce­ğiz.

Ko­mis­yon ve Hükûmet ye­rin­de.

Şim­di Ka­nun'un tü­mü üze­rin­de so­ru-ce­vap iş­le­mi ya­pa­ca­ğız.

Sa­yın Ateş? Yok.

Ka­nun'un tü­mü üze­rin­de­ki gö­rüş­me­ler ta­mam­lan­mış­tır. Mad­de­le­ri­ne ge­çil­me­si­ni oy­la­rı­nı­za su­nu­yo­rum: Ka­bul eden­ler… Ka­bul et­me­yen­ler… Ka­bul edil­miş­tir.

1'in­ci mad­de­yi oku­tu­yo­rum:

YÜK­SE­KÖĞ­RE­TİM KU­RUM­LA­RI TEŞ­Kİ­LA­TI KA­NU­NU, YÜK­SE­KÖĞ­RE­TİM KA­NU­NU,

KA­MU MALÎ YÖ­NE­Tİ­Mİ VE KON­TROL KA­NU­NU, TEL­SİZ KA­NU­NU İLE 78 VE 190

SA­YI­LI KA­NUN HÜK­MÜN­DE KA­RAR­NA­ME­LER­DE DE­Ğİ­ŞİK­LİK YA­PIL­MA­SI

HAK­KIN­DA KA­NUN­DA DE­Ğİ­ŞİK­LİK YA­PIL­MA­SI­NA DA­İR KA­NUN

Ka­nun No. 5556 Ka­bul Ta­ri­hi: 15/11/2006

MAD­DE 1- 1/3/2006 ta­rih­li ve 5467 sa­yı­lı Yük­se­köğ­re­tim Ku­rum­la­rı Teş­ki­la­tı Ka­nu­nu, Yük­se­köğ­re­tim Ka­nu­nu, Ka­mu Malî Yö­ne­ti­mi ve Kon­trol Ka­nu­nu, Tel­siz Ka­nu­nu ile 78 ve 190 sa­yı­lı Ka­nun Hük­mün­de Ka­rar­na­me­ler­de De­ği­şik­lik Ya­pıl­ma­sı Hak­kın­da Ka­nu­nun ge­çi­ci 1 in­ci mad­de­si aşa­ğı­da­ki şe­kil­de ye­ni­den dü­zen­len­miş­tir.

"GE­Çİ­Cİ MAD­DE 1- Bu Ka­nun­la ku­ru­lan üni­ver­si­te­le­rin ku­ru­cu rek­tör­le­ri, iki yıl­lı­ğı­na Yük­se­köğ­re­tim Ge­nel Ku­ru­lu ta­ra­fın­dan, bu Ka­nu­nun yü­rür­lü­ğe gir­di­ği ta­rih­ten iti­ba­ren bir ay için­de üye tam sa­yı­sı­nın ¾ ço­ğun­lu­ğuy­la be­lir­le­ne­cek al­tı pro­fe­sör aday­dan; Millî Eği­tim Ba­ka­nın­ca on­beş gün için­de se­çi­le­rek Cum­hur­baş­ka­nı­na su­nu­lan üç aday ara­sın­dan Cum­hur­baş­ka­nın­ca se­çi­lir ve ata­nır. Yük­se­köğ­re­tim Ge­nel Ku­ru­lun­ca aday be­lir­le­me iş­le­mi bir ay için­de so­nuç­lan­dı­rı­la­ma­dı­ğı tak­dir­de Millî Eği­tim Ba­ka­nı ta­ra­fın­dan be­lir­le­ne­cek üç ku­ru­cu rek­tör ada­yı Cum­hur­baş­ka­nı­na su­nu­lur."

BAŞ­KAN - Mad­de üze­rin­de, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gru­bu adı­na söz is­te­yen En­gin Al­tay, Si­nop Mil­let­ve­ki­li.

Sa­yın Al­tay, bu­yu­run.

Sa­yın Al­tay, sü­re­niz on da­ki­ka­dır.

CHP GRU­BU ADI­NA EN­GİN AL­TAY (Si­nop) - Te­şek­kür ede­rim Sa­yın Baş­kan.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

Ön­ce­lik­le, bu­gün, ça­lı­şan ga­ze­te­ci­le­ri­mi­zin gü­nü ve bay­ra­mı. Bü­tün ça­lı­şan ga­ze­te­ci­le­ri­mi­zin, bu an­lam­lı gü­nü­nü kut­lu­yor, ba­şa­rı­lar di­li­yo­rum.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; ne acı­dır ki, cum­hu­ri­ye­tin Par­la­men­to­sun­da, Ata­türk'ün kur­du­ğu, Ulu­sal Kur­tu­luş Sa­va­şı'mı­zı yö­ne­ten Par­la­men­to­da Ata­türk'e ha­ka­re­te "ka­na­at açık­la­ma­sı­dır" di­ye­bi­len bir par­la­men­ter­le gö­rev ya­pı­yo­ruz. Bun­dan üzün­tü du­yu­yo­rum, hi­cap du­yu­yo­rum. Bu­nu, yü­ce he­ye­ti­mi­ze üzün­tüy­le bil­di­ri­yo­rum. Bu mem­le­ket­te Ata­türk'e ha­ka­ret et­mek "ka­na­at açık­la­ma­sı­dır" di­ye ge­çiş­ti­ri­le­mez. Bu­nu, bu Par­la­men­to­nun bir üye­si ya­pı­yor­sa, ona da bu­nu hiç ya­kış­tı­ra­mı­yo­rum.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; yı­lan hikâye­si­ne dö­nen bir ka­nu­nu gö­rü­şü­yo­ruz. Ka­nu­nu gö­rüş­me­den ön­ce, Hükûme­ti­ni­zin ve Par­ti­ni­zin ıs­rar­la inat­laş­tı­ğı, ar­tık bir­bir­le­ri­ni ta­nı­ma­ma nok­ta­sı­na ge­tir­di­ği Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­luy­la il­gi­li de ben de bir iki şey söy­le­mek is­ti­yo­rum. He­pi­mi­zin bil­di­ği gi­bi Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu, 12 Ey­lül cun­ta­sı­nın ge­tir­di­ği Ana­ya­sa'nın bir ürü­nü­dür. Bir va­kı­adır, doğ­ru­dur. Üni­ver­si­te­le­ri­mi­zin bi­lim­sel, aka­de­mik, yö­net­sel özerk­li­ği­nin önün­de bir bü­yük sı­kın­tı­dır, doğ­ru­dur ve o gü­nün şart­la­rın­da, 12 Ey­lül şart­la­rın­da, ci­ci ço­cuk­lar ye­tiş­tir­mek üze­re, tek tip, pro­to­tip in­san ye­tiş­tir­mek üze­re te­sis edil­miş bir ku­rum­dur, doğ­ru­dur. Sa­yın Doğ­ra­ma­cı ve Sağ­lam dö­nem­le­rin­de bu ik­li­mi da­ha ağır his­se­di­len Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu, Gü­rüz ve Te­ziç dö­nem­le­rin­de bu ik­lim­den her ne ka­dar bir par­ça kur­tul­ma­ya ça­lış­mış­sa da, bu 12 Ey­lül ik­li­min­den Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­nun bü­tü­nüy­le kur­tul­du­ğu­nu söy­le­mek müm­kün de­ğil­dir.

Ki­şi­sel ola­rak şu­nu da söy­le­ye­yim, bu cüm­lem ki­şi­sel­dir, Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­nun An­ka­ra Üni­ver­si­te­siy­le ara­sın­da ya­şa­nan­la­rı ben, bir eği­tim­ci ola­rak ka­bul ede­mi­yo­rum, doğ­ru bul­mu­yo­rum. An­ka­ra Üni­ver­si­te­si Tıp Fa­kül­te­si, An­ka­ra'nın ve Tür­ki­ye'nin re­fe­ran­sı­dır, bir gü­zi­de ku­ru­luş­tur. An­ka­ra Üni­ver­si­te­si Tıp Fa­kül­te­si De­kan­lı­ğı­na, ge­le­nek­le­re ve ku­ral­la­ra ay­kı­rı ola­rak ya­pı­lan ata­ma ka­bul edi­le­mez. Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­nun An­ka­ra Üni­ver­si­te­si­nin ve onun Tıp Fa­kül­te­si­nin uyum­lu ik­li­mi­ni boz­ma­ya yet­ki­si ola­bi­lir, ama hak­kı yok­tur. YÖK'ün tu­tu­mu kar­şı­sın­da üni­ver­si­te ca­mi­ası­nın, yüz­ler­ce üni­ver­si­te öğ­re­tim üye­si­nin du­yar­lı tep­ki­si­ni, YÖK üye­le­ri­nin bir an ön­ce dik­ka­te al­ma­sı­nı te­men­ni edi­yo­rum.

Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; Mec­li­si­miz 30 Ara­lık 2005'te, bu­ra­da, 15 ili­mi­ze ye­ni üni­ver­si­te ka­zan­dır­ma­ya yö­ne­lik bir ka­nun çı­kar­dı. 30 Ara­lık 2005, bu­gün 10 Ocak 2007. "De­mir­bank ha­yır­lı iş­ler di­ler." di­ye bir rek­lam var­dı, si­ze de ha­yır­lı iş­ler! Bir yıl on ay geç­ti ve bu yü­ce Par­la­men­to ve onun için­den çık­mış Hükûmet, si­ya­si ira­de, 15 ye­ni üni­ver­si­te­ye rek­tör ata­mak için hu­ku­ki bir sü­reç ve yol bu­la­ma­dı. Sü­reç ve yol bul­mak şöy­le dur­sun, bu Hükûmet ve AKP Gru­bu, Ana­ya­sa'yla, ana­ya­sal ku­rum­lar­la inat­laş­ma­yı ve di­diş­me­yi sür­dür­dü. Bu üni­ver­si­te­le­ri ku­rar­ken ge­tir­di­ği­niz şe­kil­de "Hükûme­tin öne­re­ce­ği 3 aday ara­sın­dan 1'ini Cum­hur­baş­ka­nı ata­sın." de­di­niz, si­ze de­dik ki: Ol­maz, yan­lış­tır, doğ­ru de­ğil­dir. Cum­hur­baş­ka­nı ge­ri gön­der­di. İna­dı­nız­da ıs­rar et­ti­niz. Ola­yı bir ha­tır­la­ya­lım, unu­tan ar­ka­daş­la­rı­mız var, bir yı­lı aş­kın bir ola­yı ko­nu­şu­yo­ruz. Ye­ni­den ıs­rar et­ti­niz, ge­ne ol­maz de­dik, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si du­va­rı­na çarp­tı­nız ve hu­kuk­suz­lu­ğu­nu­zu ken­di­niz tes­cil et­ti­niz.

Da­ha son­ra… Bu yap­tık­la­rı­nız üni­ver­si­te­le­rin bi­lim­sel ve yö­net­sel özerk­li­ği­ne ay­kı­rıy­dı. Ana­ya­sa'da YÖK'le il­gi­li bir ta­nım­la­ma var. Bi­raz ön­ce bir ar­ka­da­şı­mız Ana­ya­sa'yı öy­le bir yo­rum­la­dı ki, ben­ce ters­ten oku­du. Ana­ya­sa böy­le yo­rum­lan­maz. Ve ina­dı­nı­zı ıs­rar­la sür­dür­dü­nüz. Bir ka­nun tek­li­fi ge­tir­di­niz. Ka­nun tek­li­fi­ni, bu­ra­da yan­lış­lı­ğı­nı gö­rüp, apar to­par bir öner­gey­le de­ğiş­tir­di­niz ve bu ge­tir­di­ği­niz ilk ka­nun tek­li­fi dev­let pro­to­ko­lü­ne uy­maz de­dik, ne­re­dey­se Millî Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­nı YÖK'e bağ­lı­yor­du­nuz. Ay­nı otu­rum için­de bu tra­jik yan­lış­tan dön­dü­nüz ve bu de­fa, çok etik ol­ma­yan, çok ah­la­ki ol­ma­yan bir tek­lif­le Mec­li­sin hu­zu­ru­na gel­di­niz: YÖK 6 ada­yı be­lir­le­ye­cek dört­te 3 ço­ğun­luk­la ve Millî Eği­tim bu­nu 3'e in­di­rip Köşk'e gön­de­re­cek. Hiç uy­maz de­dik, bu­nun adı şark kur­naz­lı­ğı­dır de­dik, ge­ne din­le­me­di­niz, ge­ne git­ti ve bu da Köşk'ten ge­ri dön­dü.

Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, 2547 sa­yı­lı Yük­se­köğ­re­tim Ya­sa­sı'nın 6'ncı mad­de­si­nin (b) fık­ra­sı­nın son ben­di ge­nel ku­rul top­lan­tı ye­ter sa­yı­sı­nın 14, ka­rar­la­rın da ka­tı­lan­la­rın oy çok­lu­ğuy­la alı­na­ca­ğı­nı ka­ra­ra bağ­la­mış­ken, siz bu­ra­da -bir sü­rü de içi­niz­de ana­ya­sa­cı var, hu­kuk­çu var- ka­nu­na ay­kı­rı ka­nun ya­pı­yor­su­nuz. Bu ge­tir­di­ği­ni­zin tam adı bu­dur. Bu, ka­nu­na ay­kı­rı ka­nun­dur. Böy­le bir şey ol­maz. Bu yan­lış­tır.

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - Ka­nu­na ay­kı­rı ka­nun ol­maz.

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Şim­di, ka­nun­suz ka­nun­la önü­mü­ze gel­di­niz.

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Ka­nun­lar Ana­ya­sa'ya ay­kı­rı ol­maz.

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Dört­te 3 ço­ğun­luk­la Yük­se­köğ­re­tim Ku­ru­lu­nun aday be­lir­le­me­si­nin müm­kün ol­ma­dı­ğı bir re­ali­te. Bu­nu, hiç­bir şey ol­maz­sa ora­da­ki üye da­ğı­lı­mı bel­li­dir. YÖK'ü tı­ka­ya­cak­sı­nız, bir ay sü­re. Teh­dit: İşi­ne ge­li­yor­sa 16 ki­şiy­le uz­laş, an­laş. Ee, yok­sa? Ben hal­le­de­rim. Dev­let yö­ne­ti­min­de böy­le bir şey ola­bi­lir mi? Dün­ya­nın han­gi ül­ke­sin­de ana­ya­sal ku­ru­luş­lar ara­sın­da böy­le til­ki kur­naz­lı­ğıy­la iş gö­rü­lür, iş gö­tü­rü­lür? Bu ayıp­tır, ayıp! Bu ayıp­tır!

ME­TİN KA­ŞI­KOĞ­LU (Düz­ce) - Sa­bih Ka­na­doğ­lu'na so­ra­cak­sın onu!

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Şim­di, Tür­ki­ye'nin han­gi yük­sek ku­ru­lun­da, han­gi özerk ku­ru­lun­da dört­te 3 şar­tı var. Bu Ka­nun ge­çen gö­rü­şü­lür­ken söy­le­dim. Şim­di, bu Par­la­men­to salt ço­ğun­luk­la Cum­hur­baş­ka­nı se­çe­cek ve bu­nu ıs­rar­la, inat­la sa­vu­nu­yor­su­nuz. So­nuç­la­rı ay­rı.

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Bu inat de­ğil, azim!

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - So­nuç­la­rı ay­rı. Bi­li­yo­ruz az­mi­ni­zi! Ni­ye­ti­ni­zi de bi­li­yo­ruz, me­rak et­me­yin! So­nuç­la­rı ay­rı.

MEH­MET BE­ŞİR HA­Mİ­Dİ (Mar­din) - Ni­yet oku­yu­cu­su mu­sun?

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Şim­di, bu Par­la­men­to­da…

Kim o "Ni­yet oku­yu­cu­su mu­sun?" di­yen? Kim o?

BAŞ­KAN - Sa­yın Al­tay, lüt­fen…

MEH­MET BE­ŞİR HA­Mİ­Dİ (Mar­din) - Ben, ben.

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Oku­ya­yım mı şun­la­rı, oku­ya­yım mı?

BAŞ­KAN - Sa­yın Al­tay, lüt­fen… Sa­yın Al­tay… Sa­yın Al­tay…

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Oku­ya­yım mı? (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan "oku, oku." ses­le­ri)

BAŞ­KAN - Lüt­fen sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri…

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Şim­di, bu Par­la­men­to­da Tür­ki­ye'nin ye­di yı­lı­na dam­ga­sı­nı vu­ra­cak Cum­hur­baş­ka­nı­nı salt ço­ğun­luk­la se­çe­cek­si­niz, YÖK'e de di­ye­cek­si­niz ki: Dört­te 3'le se­çi­yor­san seç. İna­nın ah­la­ki de­ğil­dir. Edep sı­nır­la­rı­nın üze­rin­de­dir bu tek­lif bu şek­liy­le.

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Edep der­si mi ve­re­cek­sin bu­ra­da!

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Evet, öy­le­dir! Öy­le­dir! Öy­le­dir!

Biz, bu­ra­da, çok do­ğal ola­rak art ni­yet arı­yo­ruz.

BAŞ­KAN - Sa­yın Al­tay, bir sa­ni­ye.

Sa­yın Al­tay, si­zi Tü­zük ge­re­ği te­miz bir dil­le ko­nuş­ma­ya da­vet edi­yo­rum. Lüt­fen…

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Sa­yın Baş­ka­nım, bu­ra­sı Mec­li­sin kür­sü­sü. El­bet­te te­miz bir dil­le ko­nuş­tu­ğu­mu ben zan­ne­di­yo­rum. Bu Ka­nun etik de­ğil di­yo­rum.

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Se­nin ko­nuş­man da etik de­ğil.

FAT­MA ŞA­HİN (Ga­zi­an­tep) - Ha­ka­ret edi­yor­sun sen de!

BAŞ­KAN - Sa­yın Al­tay, Mec­lis kür­sü­sün­de ha­ka­ret et­me hak­kı yok hiç­bir sa­yın mil­let­ve­ki­li­nin.

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Ben bu Ka­nun'un etik ol­ma­dı­ğı­nı söy­lü­yo­rum Sa­yın Baş­kan. Bu be­nim dü­şün­cem. Ben bu­nu bu­ra­da söy­le­ye­me­ye­cek­sem, Si­nop hal­kı be­ni bu­ra­ya ni­ye gön­der­di? (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan gü­rül­tü­ler) Böy­le şey olur mu?

Şim­di, ba­kın, hu­kuk­çu ol­ma­ya ge­rek yok…

BAŞ­KAN - Sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri, lüt­fen…

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - …bu Ka­nun'u bu­ra­dan ge­çi­re­cek­si­niz ve Ana­ya­sa Mah­ke­me­sin­den dö­ne­cek.

Ge­çen, Sa­yın Ko­mis­yon Baş­ka­nım açık­la­mış, Mec­li­sin da­ki­ka­sı şu ka­dar li­ra di­ye, Sa­yın Al­tı­ku­laç. Ya­zık de­ğil mi? Bir yıl on ay­dır, bir yıl on ay­dır bu cum­hu­ri­yet, bu dev­let, bu Hükûmet, bu Par­la­men­to kur­du­ğu 15 ta­ne üni­ver­si­te­ye rek­tör ata­ma­nın şek­li­ni or­ta­ya ko­ya­ma­dı. Bu, Par­la­men­to­nun bir ek­sik­li­ği de­ğil mi­dir? Çı­kar ka­nu­nu, git hu­kuk du­va­rı­na çarp, dön ge­ri, inat, bir da­ha… Bu, doğ­ru de­ğil­dir. De­mok­ra­si, bir uz­la­şı re­ji­mi­dir, bir uz­la­şı kül­tü­rü­dür. Bu­nun te­sis et­me­si la­zım. Bu inat ni­ye­dir! Ya­ni, se­kiz ya­şın­da­ki ço­cu­ğa bu ta­sa­rı­yı gös­ter­se­niz "hoş de­ğil" der. Dört­te 3 ço­ğun­luk­lar, bil­mem ne­ler, bir ay­lık sü­re tah­dit­le­ri… Ee, olay bu. Ge­tir­di­ği­niz bu­dur. Bi­zim de bu­nu ye­me­mi­zi mi bek­li­yor­su­nuz? Ya­ni, bu ül­ke­de hâlâ… Çok şü­kür, bu ül­ke hâlâ hu­kuk dev­le­ti­dir. Bu dev­le­tin ni­te­lik­le­ri, ya­pı­sı, cum­hu­ri­ye­tin ku­rul­du­ğu gün onu ku­ran­la­rın dü­şün­dü­ğü gi­bi­dir ve şüp­he­siz, öy­le de ka­la­cak­tır. Ama ben di­yo­rum ki, ben di­yo­rum ki: Bu ina­da ge­rek yok. Bu işin doğ­ru­su var.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Al­tay, lüt­fen to­par­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run.

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Bu işin doğ­ru­su bel­li­dir. Bu ina­da ge­rek yok­tur. Ya Ana­ya­sa'nın 130 ve 131'in­ci mad­de­le­ri­ni de­ğiş­ti­rir­si­niz ve is­te­di­ği­niz gi­bi bu işi di­zayn eder­si­niz ya da bu Ana­ya­sa'ya uya­cak­sı­nız. Bu iki­si­nin dı­şın­da baş­ka bir se­çe­ne­ği­niz yok, baş­ka bir yo­lu­nuz yok. Kos­ko­ca par­ti­nin, ik­ti­dar par­ti­si­nin say­gı­de­ğer mil­let­ve­kil­le­ri­si­niz ve 15 il, üni­ver­si­te ku­rul­du di­ye Ara­lık 2005'te se­vinç na­ra­la­rı atan 15 il hal­kı da siz­den hu­ku­ka uy­gun bir iş ya­pa­rak bu işi dü­zelt­me­ni­zi is­ti­yor. Siz, gü­ya 2005'te 15 üni­ver­si­te kur­du­nuz, 2006'da da be­nim se­çim böl­gem Si­nop'un da dâhil ol­du­ğu 10 il­de da­ha üni­ver­si­te ku­ra­cak­tı­nız. 2006 bit­ti, 2007'den bir ayı bi­tir­dik, siz kur­duk­la­rı­nı­za rek­tör ata­ya­ma­dı­nız. Bu doğ­ru de­ğil­dir.

AH­MET YE­Nİ (Sam­sun) - Ata­ya­ca­ğız.

EN­GİN AL­TAY (De­vam­la) - Si­zi sağ­du­yu­ya da­vet edi­yo­rum, ak­lı­nı­zı ba­şı­nı­za alın.

Say­gı­lar su­nu­yo­rum. (CHP sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Al­tay.

Mad­de üze­rin­de Ana­va­tan Par­ti­si Gru­bu adı­na söz is­te­yen Hü­se­yin Gü­ler, Mer­sin Mil­let­ve­ki­li.

Sa­yın Gü­ler, bu­yu­run.

ANA­VA­TAN PAR­Tİ­Sİ GRU­BU ADI­NA HÜ­SE­YİN GÜ­LER (Mer­sin) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­ki­li ar­ka­daş­lar; Ka­nun üze­ri­ne Ana­va­tan Gru­bu adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. He­pi­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

As­lın­da, ko­nu­şu­lan şe­ye çok ge­rek de yok. Yak­la­şık bir yıl bir ay be­ce­re­me­di­ği­niz bir YÖK Ka­nu­nu'nun bir par­ça­sı olan 15 üni­ver­si­te­ye rek­tör ata­ma­sı­nın, ma­ale­sef, sı­kın­tı­sı­nı ya­şı­yo­ruz. Şim­di, eğer bu ül­ke­de 1,5 mil­yo­nun üze­rin­de, yak­la­şık 1 mil­yon 800 bin öğ­ren­ci­nin ya­şa­dı­ğı sı­kın­tı da üni­ver­si­te­ler ka­pı­la­rın­da du­rur­ken, 15 üni­ver­si­tey­le ha­yal­le­ri­ni kur­dur­du­ğu­nuz o öğ­ren­ci­le­re da­yat­tı­ğı­nız bu sı­kın­tı­yı an­la­mak­ta zor­luk çek­mi­yo­ruz, çün­kü, ina­dı­nız inat.

Biz de di­yo­ruz ki: Bu ül­ke­nin te­mel so­ru­nu bu 15 üni­ver­si­te­nin rek­tö­rü­nü ata­mak de­ğil. Asıl so­run, YÖK so­ru­nu. Siz de şikâyet et­ti­niz, ama, ne adım at­tı­nız? Ora­da dur. İşin şov kıs­mı­na ge­lin­ce, işin gös­te­riş kıs­mı­na ge­lin­ce "va­rız" di­yor­su­nuz. Bu ül­ke­nin te­mel so­ru­nu, YÖK so­ru­nu­nun, tek­rar, çağ­daş ül­ke­le­re ya­kı­şa­cak, de­mok­ra­tik bir üni­ver­si­te­nin alt ya­pı­sı­nı ya­ra­ta­cak ye­ni­den bir YÖK re­for­mu. Ama, YÖK'ün na­sıl kur­ban edil­di­ği­ni ta­rih unut­ma­ya­cak­tır. Bu yüz­den de, bi­lim­sel­lik­ten uzak, özerk­lik­ten uzak, ma­li ve ida­ri özerk­lik­ten uzak bir üni­ver­si­te ya­pı­sı­nın 15 rek­tö­rü­nü ata­sa­nız ne ola­cak, ne çö­züm­le­nir! Siz bu­ra­ya li­se aç­mı­yor­su­nuz, bu­ra­ya bak­kal dükkânı aç­mı­yor­su­nuz. Eğer bu ül­ke­de sis­tem­le ba­rı­şık ve sis­te­min ken­di özerk ya­pı­sı içe­ri­sin­de so­ru­nu çöz­mek ve uz­la­şı kül­tü­rü­nü da­yat­mak­sa, bu­na say­gı du­ya­rız, biz de "evet" de­riz Ana­va­tan ola­rak, ama, ni­ye­ti­niz, ama­cı­nız üzüm ye­mek de­ğil, bağ­cı­yı döv­mek. 15 üni­ver­si­te­de, ya­kın­da da se­çim sü­re­ci içe­ri­sin­de, o git­ti­ği­niz böl­ge­ler­de üni­ver­si­te­le­ri­ni biz kur­duk di­ye övü­ne­cek­si­niz. Ama, rek­tör­le­rin atan­ma­ma­sı­nın he­sa­bı­nı na­sıl ve­re­cek­si­niz? Ta­bii ki, bu ül­ke­de an­la­ta­ca­ğı­nız çok şey de yok as­lın­da. Sa­de­ce kul­la­na­ca­ğı­nız iki üç un­sur var.

MEV­LÜT AK­GÜN (Ka­ra­man) - Ora­lar da…

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - İna­nın yok. Soh­be­ti­ni ya­pa­rız hep be­ra­ber, ku­lis­te de ya­pa­rız. Bu ül­ke, he­sa­bı­nı da siz­den so­ra­cak. Eğer YÖK re­for­mu­nu bu ül­ke­ye… Ana­ya­sa'yı de­ğiş­ti­re­cek bir ço­ğun­luk­ta ol­ma­nı­za rağ­men bu ko­nu­da bir ta­ne sa­mi­mi adı­mı­nı­zı gör­me­di bu top­lum. Bun­la­rın unu­tu­la­ca­ğı­nı mı zan­ne­di­yor­su­nuz?

Ta­bii ki ni­ye­ti­niz, üni­ver­si­te­ler­de, sa­de­ce, sı­ra­dan, sor­gu­la­ma­yan, üret­me­yen ve da­ha çok bi­at eden bir üni­ver­si­te ya­pı­sı­na sa­de­ce hiz­met et­mek. Ne ola­cak 15 üni­ver­si­te­nin rek­tö­rü­nü ata­mak­la? Kad­ro­la­şa­ca­ğı­nı­zı mı zan­ne­di­yor­su­nuz? 15 üni­ver­si­te­de, ta­bii ki, bu­gün sis­tem içe­ri­sin­de ni­ye­ti­niz kad­ro­laş­mak. Hat­ta, ba­zen bu işin do­zu­nu da aş­mış, par­ti dev­le­ti­ne doğ­ru yö­nel­di­ği­ni­zin de gös­ter­ge­si or­ta­da. Dı­şiş­le­ri Ko­mis­yo­nu…

BAY­RAM ÖZ­ÇE­LİK (Bur­dur) - Hiç ya­kış­mı­yor val­la­hi si­ze.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Ha­tır­la­yın. Yok ca­nım, ha­tır­la­ta­ca­ğım si­ze. Ha­yır, ha­tır­la­ta­lım. Av­ru­pa Bir­li­ği­nin sü­re­ci­ni siz ken­di par­ti bi­na­nız­da, ge­nel mer­ke­zi­niz­de yap­ma­dı­nız mı? Ne­ye ni­yet? "Biz ik­ti­dar par­ti­si­yiz, is­te­di­ği­miz yer­de ya­pa­rız." Ni­yet o.

Kı­sa­ca, sis­te­mi ger­me­ye ni­ye­ti­niz ol­ma­ma­lı. Bu ül­ke­nin uz­la­şı­ya, sağ­du­yu­ya ih­ti­yaç ol­du­ğu bir dö­nem. Önü­müz­de Cum­hur­baş­kan­lı­ğı gi­bi bir se­çim sü­re­cin­de si­zin kar­şı­nız­da da da­yat­ma­lar var. Üç­te 2 ço­ğun­luk… Bu ne per­hiz, bu ne la­ha­na tur­şu­su. Sa­mi­mi­ye­te da­vet edi­yo­ruz. Bir ta­raf­ta öy­le, öbür ta­raf­ta "ha­yır, biz se­çe­riz" der­se­niz, bu çe­liş­ki­ni­zi kim­se­ye an­la­ta­maz­sı­nız. O za­man dü­ze­nin ger­gin­leş­me­si­ne bir ve­si­le olur­su­nuz. Bu ül­ke­nin kay­be­de­ce­ği ne za­ma­nı ne de mad­di imkânı var. İş­te, her şey or­ta­da. Ya­pa­bil­di­ği­niz sü­reç bel­li. Üni­ver­si­te­le­re, mad­di an­lam­da, ola­nak dı­şı ko­şul­lar içe­ri­sin­de, sa­de­ce li­se ba­zın­da eği­tim sü­re­ci­ne kat­kı­da bu­lu­na­cak­sı­nız, on­dan son­ra üni­ver­si­te de­yip işin ha­va­sı­nı ata­cak­sı­nız. Yap­ma­yın.

Bu­gün dün­ya­da­ki ilk 500 üni­ver­si­te içe­ri­sin­de bir ta­ne Türk üni­ver­si­te­si­nin ol­ma­dı­ğı­nı bi­li­yor mu­su­nuz?

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Biz bi­li­yo­ruz.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Beş yıl­dır ik­ti­dar­da­sı­nız, bu ko­nu­da ne yap­tı­nız? Me­se­le ora­da. İşe ge­lin­ce, işin sor­gu­la­ma­sı­na… Ad­res, ik­ti­dar­sı­nız. Her alan­da ik­ti­dar­sı­nız. Bu­nu bi­ri­le­ri­nin ha­tır­lat­ma­sı ge­rek­mi­yor. Tür­ki­ye'de­ki özerk­li­ğin ya­pı­sı­nı çö­ze­cek­se­niz bu­yu­run, Ana­ya­sa'yı de­ğiş­ti­re­cek ço­ğun­lu­ğu ver­di bu halk. Ni­ye de­ğer­len­dir­me­di­niz? YÖK'ü kal­dı­rın, ye­ni­den bir re­form ya­pın… Ora­ya ge­lin­ce du­run. Çün­kü, kul­la­na­ca­ğı­nız bir ar­ka bah­çe var. Se­çim dö­ne­min­de de on­la­rı kul­la­na­cak­sı­nız.

Ta­bii ki, AK Par­ti­li yıl­lar ka­yıp yıl­la­rı. He­pi­miz bun­dan bi­lin­çal­tı­mı­za ka­zı­dık. Tür­ki­ye'nin ya­şa­dı­ğı ge­rek üni­ver­si­te so­run­la­rı açı­sın­dan ba­kı­yo­ruz. 150 YTL'ye çı­kart­tı­ğı­nız öğ­ren­ci burs­la­rı. Pe­ki harç­la­rı kaç pa­ra­ya çı­kart­tı­ğı­nı­zı ha­tır­la­tır mı­sı­nız? As­ga­ri üc­re­tin, yok­sul­lu­ğun, se­fa­le­tin ne ol­du­ğu­nu ben­den iyi bi­lir­si­niz.

ALİM TUNÇ (Uşak)Onun için de kre­di ve­ri­yo­ruz.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - 150 YTL'yle kaç öğ­ren­ci­ye kre­di ve­ri­yor­su­nuz Sa­yın Alim Tunç, açık­lar mı­sı­nız bu­ra­da?

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - İs­te­yen her öğ­ren­ci­ye harç kre­di­si ve­ri­yo­ruz.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Yap­ma­yın ya!

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Harç kre­di­si is­te­yen her­ke­se ve­ri­li­yor.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Ben si­ze, ba­na baş­vu­ran, üni­ver­si­te­de burs ala­ma­yan öğ­ren­ci­le­rin lis­te­si­ni ge­ti­ri­yo­rum, lüt­fen çö­zün. O za­man ben si­zi yü­rek­ten al­kış­la­ya­ca­ğım. Lis­te­ler var biz­de. Lis­te var.

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Her is­te­yen harç kre­di­si alı­yor.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Harç, ta­bii borç­lan­ma, harç. Türk'üm, doğ­ru­yum, borç­lu­yum. Üni­ver­si­te öğ­ren­ci­si­ni şim­di­den borç­lan­dı­rın, doğ­ru.

Amaç, ar­ka­daş­lar, sis­te­mi tü­mün­den ak­sa­yan yön­le­riy­le… Ta­bii ki üni­ver­si­te­ler de bun­dan pa­yı­nı al­mak­ta. Üni­ver­si­te ge­rek sa­na­yi ve ge­rek­se top­lum­sal sü­re­cin için­de bir ko­puk­luk dö­ne­mi­ni ya­şı­yor. He­pi­miz hem­fi­ki­riz. Ama, bu ko­nu­da si­zi sağ­du­yu­ya, sa­mi­mi­ye­te da­vet et­tik. Beş yıl bo­yun­ca hiç­bir adım, so­mut bir adım ko­nu­sun­da at­ma­dı­nız. Bu­ra­da, has­sas olan ko­nu­lar dâhil ol­mak üze­re, en ufak bir sağ­lık­lı, ül­ke­yi hu­zu­ra ka­vu­şa… Ve ak­lın ve bi­li­me hiz­met ede­cek bir ze­min ya­rat­ma­dı­nız. Ha, ta­bii ki 15 ta­ne üni­ver­si­te­nin rek­tö­rü… Bu dör­dün­cü ko­nuş­ma­mız, dör­dün­cü. Ge­ne ge­le­cek, o za­man da sü­re­niz yet­me­ye­cek ar­ka­daş­lar, sü­re­niz. Bir da­ha bu ya­sa­yı çı­kar­ma­ya sü­re­niz yet­me­ye­cek.

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Siz ol­ma­ya­cak­sı­nız, ama mil­let­ve­kil­le­ri ola­cak.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Evet, biz Ana­va­tan ola­rak, üni­ver­si­te öğ­ren­ci­le­ri baş­ta ol­mak üze­re YÖK'ün re­for­mun­dan ya­na­yız.

İkin­ci­si: Üni­ver­si­te­nin te­mel olan so­run­la­rın­dan bi­ri üni­ver­si­te­de sı­nav­lar­da ve özel­lik­le üni­ver­si­te­de­ki ÖSS sı­na­vı­nın kal­dı­rıl­ma­sın­dan ya­na­yız. Eği­tim­de eşit­lik, re­ka­bet ve ve­rim­li­li­ğin önü­nü aç­mak için va­rız Ana­va­tan ola­rak. Ama, bu ko­nu­da da siz­ler AKP ola­rak üni­ver­si­te genç­li­ği­ne ver­di­ği­niz de­ğer or­ta­da. Bu ko­nu­da net bir, so­mut bir adım at­ma­dı­nız. Yurt so­ru­nu had saf­ha­da, öğ­re­tim ele­ma­nı so­ru­nu had saf­ha­da. Al­lah aş­kı­na so­rar mı­sı­nız, göç yo­lun­da dü­ze­lir man­tı­ğın­dan ne za­man kur­tu­la­cak­sı­nız? Al­lah akıl ver­miş, fi­kir ver­miş, bi­ri­le­ri­nin tec­rü­be­le­rin­den ni­ye fay­da­lan­mı­yor­su­nuz? Göç yo­lun­da dü­ze­lir, kla­sik bir man­tık, ama sağ­lık­lı bir man­tık de­ğil. Bu­na rağ­men yi­ne de ders al­mı­yor­su­nuz. Çün­kü, dör­dün­cü gö­rüş­me­miz. Bu ül­ke­de yar­gı­nın, bu ül­ke­de di­ğer ku­rum­la­rın var­lı­ğı­nı göz ar­dı et­ti­niz. "Biz Ana­ya­sa'yı de­ğiş­ti­re­cek ço­ğun­luk­ta­yız, biz bil­di­ği­mi­zi oku­ruz" ma­sa­lı­na herhâlde ken­di­niz de inan­dı­nız, ama gör­dük ki, bu ka­nun yi­ne du­va­ra tos­la­ya­cak, yi­ne tos­la­ya­cak.

İş­te, re­form di­ye sat­tı­ğı­nız ka­mu­oyu­na ge­nel sağ­lık si­gor­ta­sı ve özel­lik­le ge­nel sağ­lık si­gor­ta­sı ko­nu­sun­da yap­tı­ğı­nız or­ta­da yi­ne. Ne ol­du? İna­nın, yar­gı si­ze hiz­met edi­yor. Eğer o ak­sak­lık­lar or­ta­ya çık­sa, halk, tüm çıp­lak­lı­ğıy­la bu olum­suz­luk­la­rı da­ha net gö­re­cek­tir ve ge­nel sağ­lık si­gor­ta­sı­nı da iş­te 1 Tem­mu­za ka­dar er­te­le­di­niz, onu da er­te­le­ye­cek­si­niz tek­rar. Ya­ni, ya­sa­yı bi­le ya­par­ken, siz­le­re di­rek­tif­ler ve­ren­ler, siz­le­re gö­rev ve­ren­ler, özel­lik­le bü­rok­ra­si de dâhil ol­mak üze­re, IMF de dâhil ol­mak üze­re, bun­la­rı da­hi be­ce­re­me­di­niz.

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - "Be­ce­re­me­di­niz" de­ğil "ba­şa­ra­ma­dı­nız." Doğ­ru Türk­çe…

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Ha­yır, be­ce­re­me­di­niz. Ba­şa­rı, bir bil­gi is­ter, bir viz­yon is­ter, bir id­dia is­ter ve en­gel…

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Ba­şa­ra­ma­dı­nız…

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Ne var en­gel, ba­şa­ra­ma­ya­ca­ğı­nız en­gel? İk­ti­dar­sı­nız ar­ka­daş­lar, ik­ti­dar. Önü­nüz­de ya­sal en­gel­ler var­sa, bu­ra­da za­ten sağ­du­yuy­la ya­nı­nız­da­yız.

İkin­ci­si: Av­ru­pa Bir­li­ği, IMF ve dış güç­ler de dâhil ol­mak üze­re, hep ya­nı­nız­day­dı. Ne ol­du? Si­ze bu­ra­da bin­ler­ce ör­ne­ği­ni sa­ya­ca­ğı­mız bir sü­reç var, ama, şu üni­ver­si­te ko­nu­sun­da ya­pa­ma­dı­nız ya da bi­le­mi­yo­rum, yü­re­ği­niz mi yet­me­di, yok­sa bi­ri­le­ri ta­li­mat mı ver­me­di, yok­sa hiç mi ni­ye­ti­niz ol­ma­dı bu üni­ver­si­te re­for­mu ko­nu­sun­da, YÖK re­for­mu ko­nu­sun­da. Şu­ra­ya ge­lip dim­dik du­ruş gös­ter­sey­di­niz, biz de si­zin ya­nı­nız­da ol­say­dık Ana­va­tan ola­rak…

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Hep öy­le de­di­ği­niz­de, son­ra­dan bo­şa çı­kı­yor.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Evet, bir so­mut adım atın da… On­dan son­ra bu hal­kı ger­mek­ten uzak du­run. Ye­ni­den ku­rum­lar ara­sı bir ger­gin­lik, Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ger­gin­li­ği… Bu hal­kı ger­me­ye ne ih­ti­ya­cı­nız var ar­ka­daş­lar? Bu ül­ke­nin so­run­la­rı yet­mez mi? Av­ru­pa Bir­li­ği sü­re­cin­de du­va­ra tos­la­dı­nız, Kıb­rıs ko­nu­sun­da -Kıb­rıs bur­nu­muz di­bin­de- ve ka­der bir­lik­te­li­ği yap­tı­ğı­mız bir Kıb­rıs ko­nu­sun­da yi­ne du­va­ra tos­la­dı­nız. Irak…

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Han­gi du­va­ra tos­la­dık?

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - O du­var gö­rün­mez du­var de­ğil, o hal­kın du­va­rı; eni so­nu si­ze ha­tır­la­ta­cak, ken­di­ni­ze ge­lin di­ye­cek. O dört göz­le me­rak et­ti­ği se­çim san­dı­ğı­nı halk dört göz­le bek­li­yor.

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Ge­çen se­çim­de tos­la­dı­ğı­nız…

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Ge­ri­ye sa­yım baş­la­dı, ge­ri­ye sa­yım. Biz, Ana­va­tan ola­rak, net ola­rak söy­le­dik: Bu ül­ke­nin sağ­du­yu­ya, ak­la, man­tı­ğa hiz­met et­me­si ge­re­ken bir par­la­men­to­ya ih­ti­yaç var. Ge­re­kir­se öz­ve­riy­le uz­la­şıy­la, ge­re­kir­se sağ­du­yuy­la bu ül­ke­nin tüm te­mel so­run­la­rın­da, ina­nı­yo­ruz ki Ana­va­tan ola­rak biz üze­ri­mi­ze dü­şe­ni ya­pa­ca­ğız.

Te­mel bir nok­ta da, YÖK re­for­mu.

2) Üni­ver­si­te sı­nav­la­rı­nın kal­dı­rıl­ma­sı.

3) Eği­tim­de eşit­lik.

4) Re­ka­be­tin ve ve­rim­li­li­ğin ol­du­ğu bir eği­tim an­la­yı­şı.

So­ra­rım si­ze, Tür­ki­ye'de hâlâ üni­ver­si­te genç­li­ği­nin ya­rın­lar hak­kın­da ne­ler dü­şün­dü­ğü­nü hiç me­rak et­ti­niz mi? Tür­ki­ye'nin…

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Gü­ler, lüt­fen, to­par­lar mı­sı­nız.

Bu­yu­run.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Üni­ver­si­te genç­li­ği de­di­ği­miz bi­zim genç­li­ği­miz, en ve­rim­li, en avan­taj­lı ol­du­ğu­muz genç­lik bi­le, Tür­ki­ye için ya­rın­la­rın­da çok ke­re na­dir ve yi­ne dı­şa­rı be­yin gö­çü, yi­ne dı­şa­rı­da ha­yal­ler kur­ma ve siz AKP ola­rak bu ha­yal­le­ri ka­rart­tı­nız, ama, biz di­yo­ruz ki Ana­va­tan ola­rak, me­rak et­me­yin, ge­ri­ye sa­yım baş­la­dı, AKP'den kur­tu­luş yıl­la­rı, kur­tu­luş gü­nü az, az kal­dı. Bu doğ­rul­tu­da, bu he­ye­can ve inanç­la be­ra­ber hal­kın sağ­du­yu­su or­ta­da. İna­nı­yo­rum ki biz Ana­va­tan ola­rak ge­re­ke­ni ya­pa­ca­ğız, hal­kın tak­di­riy­le kar­şı kar­şı­ya ge­le­ce­ğiz, ama, siz AKP'nin yüz­de 70'i gel­me­ye­cek­si­niz. On­dan hem­fi­ki­rim, yüz­de 70'i; ama, biz Ana­va­tan ola­rak yüz­de yüz ge­le­ce­ğiz.

FEH­Mİ HÜS­REV KUT­LU (Adı­ya­man) - Si­zin git­ti­ği­niz ye­re gel­me­ye­ce­ğiz, bu ko­nu­da en­di­şe­niz ol­ma­sın.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - Ve bu ül­ke­de net ola­rak söy­lü­yo­ruz, ül­ke­nin so­run­la­rı­nın çö­zü­mü çok ko­lay ve çö­züm­süz de­ğil. Lüt­fen ül­ke­yi ger­me­yin ve bu ku­rum­lar ara­sı kav­ga­dan me­det um­ma­yın. Ül­ke­nin sağ­du­yu­ya ve hoş­gö­rü­ye ih­ti­yaç ol­du­ğu bir dö­nem­dir ve bu doğ­rul­tu­da, biz Ana­va­tan ola­rak, her tür­lü ya­sal ze­min­de ka­mu ya­ra­rı­na, ül­ke­min men­fa­ati doğ­rul­tu­sun­da hiz­met et­me­ye ha­zı­rız.

SA­LİH KA­PU­SUZ (An­ka­ra) - Rü­ya âle­min­de ko­nu­şu­yor­sun.

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (De­vam­la) - He­pi­ni­ze say­gı­lar su­na­rım. (Ana­va­tan Par­ti­si sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Gü­ler.

Mad­de üze­rin­de şah­sı adı­na söz is­te­yen Ha­san Ay­dın, Gi­re­sun Mil­let­ve­ki­li.

Sa­yın Ay­dın, bu­yu­run. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

Sü­re­niz beş da­ki­ka­dır.

HA­SAN AY­DIN (Gi­re­sun) - Sa­yın Baş­kan, de­ğer­li mil­let­ve­kil­le­ri; gö­rü­şül­mek­te olan ka­nun tek­li­fi üze­rin­de şah­sım adı­na söz al­mış bu­lu­nu­yo­rum. Yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, ko­nu üze­rin­de, ka­nun üze­rin­de, ka­nun tek­li­fi üze­rin­de eni­ne bo­yu­na ko­nu­şul­du, tar­tı­şıl­dı. Ben çok faz­la ko­nuş­mak is­te­mi­yo­rum, vak­ti­ni­zi de al­mak is­te­mi­yo­rum. An­cak, ilim­de üni­ver­si­te ku­rul­muş bir mil­let­ve­ki­li ola­rak Gi­re­sun so­kak­la­rın­da do­la­şır­ken va­tan­daş ba­na şu­nu so­ru­yor: "Mil­let­ve­ki­li, Ha­san Bey, 1992 yı­lın­da 24 ta­ne üni­ver­si­te ku­rul­muş, bu­nun rek­tör­le­ri­ni o za­ma­nın hükûme­ti ata­mış. Pe­ki, o za­man­dan bu ta­ra­fa Ana­ya­sa'da bir de­ği­şik­lik ol­du mu? Ka­nun­lar­da bir de­ği­şik­lik ol­du mu? Ana­ya­sa'nın 130 ve 131'in­de bir de­ği­şik­lik ol­du mu? Yok­sa, bu­nu, bi­ri­le­ri keyfî ola­rak en­gel­li­yor mu?" di­ye so­ru­yor. Ben de ce­vap ola­rak faz­la bir şey bu­la­mı­yo­rum ve di­yo­rum ki, bu işi en­gel­li­yen­le­rin ce­za­sı san­dık­ta ve­ri­le­cek­se san­dık­ta ve­ri­le­cek, vic­dan­lar­da ce­za­lan­dı­rı­la­cak­sa vic­dan­lar­da ce­za­lan­dı­rı­la­cak. Va­tan­daş bu de­ğer­len­dir­me­mi­ze de ka­tı­lı­yor.

K. KE­MAL ANA­DOL (İz­mir) - Gi­re­sun'da fın­dık so­ru­yor­lar­dır, fın­dık.

HA­SAN AY­DIN (De­vam­la) - Va­tan­daş bir baş­ka ko­nu da­ha so­ru­yor ba­na, di­yor ki: "Pe­ki, 6 ta­ne pro­fe­sör öne­ri­le­cek YÖK ta­ra­fın­dan. Bu pro­fe­sör­ler baş­ka ül­ke­ler­den mi ge­ti­ri­le­cek…"

MU­HAR­REM KI­LIÇ (Ma­lat­ya) - Ha­san Bey, köy­ler­de ne so­ru­yor­lar si­ze?

HA­SAN AY­DIN (De­vam­la) - "…yok­sa bu in­san­la­rın her­han­gi bir sa­kın­ca­sı mı var, yok­sa bu in­san­la­ra pro­fe­sör­lük ve­ril­miş de pe­ki bu işi hak et­me­miş­ler mi?" di­ye ba­na va­tan­daş so­ru­yor. Ben yi­ne bu­na ce­vap bu­la­mı­yo­rum (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan "Bra­vo" ses­le­ri, al­kış­lar) ve di­yo­rum ki: De­ğer­li va­tan­daş­la­rım, bu in­san­lar, bu ül­ke­nin üni­ver­si­te­le­rin­de eği­tim öğ­re­tim gör­müş­ler ve pro­fe­sör­lük un­va­nı­nı al­mış­lar, ama ba­zı ka­fa­lar­da ve­him­ler var, ba­zı ka­fa­la­rın ar­ka­sın­da art ni­yet­ler var. Do­la­yı­sıy­la bu­nun için en­gel­le­ni­yor, di­yo­rum va­tan­daş­la­rı­ma.

Ay­rı­ca, bi­raz ön­ce, Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si söz­cü­sü bu­ra­da ko­nu­şur­ken şu­nu söy­lü­yor: "Üni­ver­si­te ku­rul­ma­sı­nı AK Par­ti İk­ti­da­rı en­gel­li­yor, mil­let­ve­kil­le­ri en­gel­li­yor." Bu­nun ka­dar yan­lış bir de­ğer­len­dir­me ol­maz, çün­kü üni­ver­si­te­ler 16 Mart 2006 ta­ri­hin­de Resmî Ga­ze­te'de ya­yım­lan­dı, ku­rul­du. An­cak, rek­tör­le­rin atan­ma­dı­ğı­nı hep be­ra­ber gö­rü­yo­ruz, fa­kat, iş­lev­ler de­vam edi­yor, çün­kü -yi­ne YÖK'ün iş­gü­zar­lı­ğı di­ye­lim- ted­vi­ren bir gö­rev­len­dir­me ya­pıl­dı: 3 ta­ne üni­ver­si­te­ye 1 ta­ne rek­tör… Şim­di, işin ko­la­yı­nı bul­duk, bun­dan son­ra 3 ta­ne ile ya da 4 ta­ne ile 1 va­li ata­ya­lım, işi ko­lay­ca çö­züm­le­ye­lim, bu man­tık­la eğer bu ko­nu­ya yak­la­şır­sak de­ğer­li kar­deş­le­rim.

Yi­ne bir baş­ka de­ğer­len­dir­me: "Gi­re­sun Üni­ver­si­te­si­nin hiç pro­fe­sö­rü yok." De­ğer­li kar­deş­le­rim, doğ­ru de­ğil. 6 ta­ne pro­fe­sör Gi­re­sun Üni­ver­si­te­sin­de gö­rev ya­pı­yor ve bir ta­raf­tan -bi­raz ön­ce be­lir­til­di­ği gi­bi- 4 ta­ne üni­ver­si­te­nin rek­tö­rü gö­re­ve atan­dı­ğı gi­bi, bir ta­raf­tan da ye­ni rek­tör­le­ri gö­re­ve ata­may­la il­gi­li ça­lış­ma­lar da bir ta­raf­tan de­vam edi­yor. 6 ta­ne pro­fe­sör var Gi­re­sun Üni­ver­si­te­sin­de, 1 ta­ne do­çent dok­tor var, 32 ta­ne yar­dım­cı do­çent dok­tor var, 7 ta­ne ye­ni gö­re­ve baş­la­ya­cak yar­dım­cı do­çent ar­ka­da­şı­mız var, ay­rı­ca, önü­müz­de­ki gün­ler­de pro­fe­sör, do­çent, yar­dım­cı do­çent ata­ma­sıy­la il­gi­li ilan­la­ra da çı­kı­la­cak.

Bu­ra­da ek­sik olan bir şey var. Ne­dir o ek­sik olan şey? İş­ler bi­raz ağır ve ak­sak yü­rü­yor. İş­ler er­te­len­di ve bu­nun sı­kın­tı­sı­nı da üni­ver­si­te­ler ku­ru­lur­ken bay­ram ya­pan 15 il­de­ki in­san­la­rı­mız ya­şı­yor. Do­la­yı­sıy­la, bu iş­te bir en­gel ol­ma­dı­ğı­nı bü­tün ar­ka­daş­la­rı­mız izah et­ti­ği gi­bi, ben de ay­nı dü­şün­ce­ler içe­ri­sin­de­yim ve bi­zim yap­tı­ğı­mız şey Ana­ya­sa'ya uy­gun­dur ve bu­nun bir an ön­ce çö­züm­len­me­si ge­re­kir di­yo­rum.

(Mik­ro­fon oto­ma­tik ci­haz ta­ra­fın­dan ka­pa­tıl­dı)

BAŞ­KAN - Sa­yın Ay­dın, lüt­fen to­par­la­yın.

HA­SAN AY­DIN (De­vam­la) - Bu işin ge­cik­me­si­nin, ül­ke­miz üni­ver­si­te­le­ri­ne, 15 ta­ne ye­ni üni­ver­si­te­ye çok bü­yük sı­kın­tı­lar do­ğur­du­ğu­nu ifa­de et­mek is­ti­yo­rum…

MU­HAR­REM İN­CE (Ya­lo­va) - Ha­san Bey, fın­dık­çı­lar­la ko­nu­şa­bi­li­yor mu­sun?

HA­SAN AY­DIN (De­vam­la) - …ve in­şal­lah, kı­sa sü­re içe­ri­sin­de Sa­yın Cum­hur­baş­ka­nı­mız bu ka­nun tek­li­fi­ni onay­lar ve üni­ver­si­te­le­ri­miz iş­ler­li­ğe ka­vu­şur di­ye dü­şü­nü­yor, yü­ce he­ye­ti­ni­zi say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

BAŞ­KAN - Te­şek­kür edi­yo­rum Sa­yın Ay­dın.

Mad­de üze­rin­de şah­sı adı­na söz is­te­yen Alim Tunç, Uşak Mil­let­ve­ki­li.

Bu­yu­run Sa­yın Tunç. (AK Par­ti sı­ra­la­rın­dan al­kış­lar)

ALİM TUNÇ (Uşak)Sa­yın Baş­kan, sa­yın mil­let­ve­kil­le­ri; 5/11/2006 Ta­rih­li ve 5556 Sa­yı­lı Yük­se­köğ­re­tim Ku­rum­la­rı Ka­nu­nu'nun 1'in­ci mad­de­si üze­ri­ne, şah­sım adı­na söz al­mış bu­lun­mak­ta­yım. Yü­ce he­ye­ti say­gıy­la se­lam­lı­yo­rum.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, bir­çok ar­ka­da­şı­mız bu­ra­da gö­rüş­le­ri­ni ifa­de et­ti. Ben de ku­ru­lan 15 üni­ver­si­te­den bi­ri olan Uşak Üni­ver­si­te­si, Uşak ili­nin mil­let­ve­ki­li ola­rak, bu ko­nu­da şah­sım adı­na gö­rüş­le­ri­mi bil­dir­mek is­ti­yo­rum.

Üni­ver­si­te­ler, bir il­de ge­liş­me­yi, eği­ti­mi, kül­tü­rü ve sos­yal ya­şan­tı­yı ge­liş­ti­ren, gü­zel­leş­ti­ren ve il­le­rin ve ül­ke­nin ge­liş­me­sin­de önem­li yer tu­tan eği­tim öğ­re­tim ku­rum­la­rı­dır. Ta­bii ki, ba­zı ko­nuş­ma­cı­la­rın söy­le­di­ği gi­bi, ba­zı ül­ke­ler­de bu sa­yı­lar bin­ler­le ifa­de edi­lir­ken, bi­zim ül­ke­miz­de he­nüz da­ha yü­ze ula­şa­ma­ma­sı bü­yük üzün­tü ver­mek­te­dir. An­cak, bu­nun se­be­bi, şu an için 15 üni­ver­si­te­yi kur­muş ol­ma­mı­za rağ­men, rek­tö­rün­de bu ka­dar ça­ba sarf eder­ken, sü­re ge­çer­ken, 10 ye­ni üni­ver­si­te­nin ku­rul­ma­sıy­la il­gi­li, 15 Ka­sım­da ya­nıl­mı­yor­sam, Millî Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­nın YÖK'e yaz­dı­ğı ya­zı­ya hâlâ ce­vap ve­ril­me­me­si… Bu 10 ili­mi­zi de ben şöy­le bir ha­tır­lat­mak is­ti­yo­rum: Ka­ra­man, Ağ­rı, Si­nop, Si­irt, Nev­şe­hir, Ka­ra­bük, Ki­lis, Çan­kı­rı, Art­vin ve Bi­le­cik. 14 Ka­sım­da, bu­ra­lar­da üni­ver­si­te ku­rul­ma­sıy­la il­gi­li Millî Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­nın YÖK'e ya­zı­sı var, he­nüz da­ha bir ce­vap ve­ril­miş de­ğil.

Yi­ne, ba­zı üni­ver­si­te­le­ri­miz­de pro­fe­sör­ler, do­çent­ler, ye­te­ri ka­dar öğ­re­tim üye­si ol­ma­dı­ğı söy­le­ni­yor. Ben, bu­na da ka­tıl­mı­yo­rum, çün­kü, eğer amaç üzüm ye­mek ol­say­dı, şim­di­ye ka­dar, bu­ra­da, öğ­re­tim üye­le­ri ek­sik olan­lar çok ra­hat ta­mam­la­na­bi­lir­di. Uşak'ta 6 ta­ne pro­fe­sör var, 4 ta­ne do­çent dok­tor var, 52 ta­ne de yar­dım­cı do­çent var ve 90'ın üze­rin­de öğ­re­tim üye­si var. Bi­zim Uşak ili­miz bel­ki di­ğer il­le­re gö­re bi­raz da­ha şans­lı, ama, bü­tün 15 ta­ne üni­ver­si­te­miz as­lın­da bu şan­sa sa­hip ola­bi­lir, amaç üzüm ye­mek­se eğer. YÖK bu ko­nu­da ge­rek­li ça­lış­ma­la­rı, gi­ri­şim­le­ri ya­par­sa, çok ra­hat­lık­la bu­nun üs­te­sin­den ge­li­ne­ce­ği inan­cın­da­yım.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, yi­ne, üni­ver­si­te­ler­de ya­pı­lan -ben he­kim ol­du­ğum için- Tıp­ta Uz­man­lık Sı­na­vı di­ye bir sı­nav­la, bu­gü­ne ka­dar, öğ­re­tim üye­si ola­cak ar­ka­daş­lar, uz­man­lık ya­pa­cak ar­ka­daş­lar, aka­de­mis­yen ola­cak ar­ka­daş­lar çok ra­hat­lık­la, mer­kezî sı­nav­la, hiç­bir ada­let­siz du­rum ol­ma­dan, ra­hat­lık­la kad­ro­la­rı­nı al­mak­ta­dır. As­lın­da, tüm üni­ver­si­te­ler­de, tüm fa­kül­te­ler­de, tüm bi­rim­ler­de bu öne­ri­le­bi­lir ve hep­si mer­kezî sı­nav­la ya­pı­la­rak bu kad­ro­laş­ma­lar da ön­le­ne­bi­lir.

De­ğer­li ar­ka­daş­lar, yi­ne, bir söz­cü de­di ki "Ana­ya­sa'yı ters­ten oku­yor­su­nuz." Val­la­hi Ana­ya­sa'yı amu­da kal­ka­rak oku­yan bir baş­sav­cı­nın söz­le­ri­nin ar­ka­sı­na sa­rı­la­rak, onu sa­vu­na­rak ge­len ar­ka­daş­la­rı­mı­za, ben bu ifa­de­le­ri­ni ya­dır­ga­dı­ğı­mı söy­le­mek is­ti­yo­rum.

Yi­ne, bir ta­raf­tan "İh­ti­lal Ana­ya­sa­sı" di­ye­cek­si­niz, öbür ta­raf­tan da "Aman, bu YÖK Ya­sa­sı de­ğiş­me­sin" di­ye­rek ona sa­rı­la­cak­sı­nız! Ben bun­la­rı an­la­mak­ta zor­luk çe­ki­yo­rum, va­tan­da­şı­mız da zor­luk çe­ki­yor.

Yi­ne, YÖK Ya­sa­sı'nı siz ha­zır­la­yıp ge­ti­rin, biz des­tek çı­ka­lım de­dik, ona da "ha­yır" de­di­niz. Biz ha­zır­la­ya­lım, des­tek çı­kın; "Ha­yır, is­te­me­zük" fel­se­fe­si!

HÜ­SE­YİN GÜ­LER (Mer­sin) - Biz evet de­dik Alim­ci­ğim, ka­rış­tır­ma­ya­lım.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 10 Ocak 2007

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook