Bazı kanunlarda ve 178 sayılı khk'de değ.yap.hk.kan.tas.( ötv ) (ss.645)
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 116. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Temmuz 2004 · 950 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 15 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA VE 178 SAYILI KHK'DE DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.( ÖTV ) (SS.645)); konuşma 950 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Bazı kanunlarda ve 178 sayılı khk'de değ.yap.hk.kan.tas.( ötv ) (ss.645)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2004-07-15-bazi-kanunlarda-ve-178-sayili-khk-de-deg-yap-hk-kan-tas-otv-ss-64 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 37 nci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, konuşmamı yapmadan evvel, bir temel yanlışı, kanun yapma tekniğindeki bir temel yanlışı dile getirmek istiyorum. Bakıyoruz, 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde "çeşitli kanunlarda", "bazı kanunlarda değişiklik yapılması" adı altında yasal düzenlemeler yapılıyor. Böyle bir düzenleme, kanun yapma tekniğiyle bağdaşan bir düzenleme değil. Hangi kanunlarda ne tür düzenleme yapmak istiyorsanız, bunu belirli bir disiplin içerisinde, belirli bir takvim içerisinde uygularsınız; ama, böyle bir disiplini, böyle bir takvimi uygulamadığınız zaman, tamamen konjonktüre bağlı olarak, tamamen o günün şartlarına bağlı olarak bir düzenleme yapılması durumu doğuyor. Bunun uygulamada yarattığı sonuçları, en fazla o bürokratik kesimler, kademeler yaşıyor. Bu, uygulamada da ciddî sakıncalar ve zor durumlar yaratıyor. Bunlardan artık vazgeçilmesi gerekiyor. Daha sağlıklı bir düzenleme, yasal düzenleme takvimi içine girilmesi gerekiyor.
Sayın milletvekilleri, kadastrol faaliyet, devletin temel sorumluluklarının başında gelmektedir. Fennî esaslara uygun olarak yapılmış olan kadastrol çalışmalar, toplumsal ihtilafların karmaşık ve kompleks hale gelmeden çözümünü sağlar. Başka bir ifadeyle, kadastrol faaliyetin sağlıklı ve zamanında yapılması, sosyal barışa da ciddî bir katkı sağlar.
Değerli arkadaşlarım, kadastro faaliyetleri esnasında, devlet, ilgililerden, genellikle kayıtlı maliklerden veya zilyetlerden, bir defaya mahsus olmak üzere kadastro harcı almaktadır. Bunun yasal bir dayanağı vardır. Yapılmış olan kamu hizmetine, bir defaya mahsus olmak üzere, ilgili şahsın katkısı sağlanmaktadır; ancak, bu kamu hizmetinin teknik sebeplerle yetersiz kalması, uygulama niteliğini kaybetmesi veya zemindeki sınırların gerçeğe uygun olmadığının tespit edilmesi gibi hallerde, 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre, yenileme çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalar, ülkemizde 1983 yılından bu yana sürdürülmektedir.
2859 sayılı, yani, yenileme çalışmalarını düzenleyen bu Yasaya göre, harçlarla ilgili olarak herhangi bir düzenleme söz konusu değil. Esasen, devlet, bu konudaki harcını, biraz evvel de ifade ettiğim gibi, başlangıçta zaten almıştır. Kamu hizmetinin gereği gibi işlememesi sebebiyle vatandaştan yeni bir harç alınması, yeni bir harç alınmak istenilmesi, hukuk devleti kavramıyla da bağdaşmaz.
Değerli arkadaşlarım, ilginç ve düşündürücüdür; yürütme organı, yasal dayanağı olmamasına ve böyle bir yasa söz konusu olmamasına rağmen, 21.3.1995 tarihinde -yani, 58 ve 59 uncu hükümetlerden bağımsız olarak, daha önceden olan bir uygulamadan söz ediyorum- Resmî Gazetede yayımlanan yönetmeliğin 28 inci maddesiyle "yenileme yapılan taşınmaz mallar için kadastro harcı tahsil ettirilir" şeklinde bir düzenleme yapabilmiştir. Başka bir ifadeyle, yürütme organı, ancak, yasayla düzenlenebilecek olan bir konuda, yönetmelik düzenlemesiyle vergi sorumluluğu düzenlemesi getirmiştir. Böyle bir düzenlemenin hiçbir hukukî dayanağı yoktur. Böyle bir düzenleme, öncelikle Anayasanın 73 üncü maddesine açıkça aykırıdır. Öte yandan, bu vergiyi doğuran olayla ilgili olarak zaten kadastro faaliyetleri esnasında harç alınmış olmakla, yenileme çalışmaları esnasında ikinci bir defa harç alınmak istenilmesinin, yine, hukukla bağdaşır bir yönü olamaz. Zira, yenileme çalışmaları esnasında yeni bir kadastrol faaliyet yapılmamaktadır; zaten, birden fazla kadastro faaliyeti yapılması da teknik olarak mümkün değildir.
Bir taşınmazda ancak bir defa kadastrol faaliyet gösterilebilir. Yenileme çalışmaları ise, hatalı yapılan kamu hizmetinin düzeltilmesi amacına yöneliktir. Nitekim, 59 uncu hükümet de bütün bu aykırılıkları görmüş ve kabul etmiş olmalıdır ki, 1.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5035 sayılı Kanunun 36 ncı maddesiyle, kadastro yenileme işlemlerini harç kapsamı dışına çıkarmıştır. Bu düzenleme, esas itibariyle, doğru olan ve hukuka uygun olan bir düzenlemedir; ancak, yine, burada, uygulamada, 59 uncu hükümet döneminde yaşadığımız temel çelişkilerden birisinin somut örneğini görüyoruz.
Bu yasal düzenlemeyi yapan 59 uncu hükümet, bakıyoruz, 1.1.2004 tarihinden evvelki tahakkuk ve tahsiller için de mevcut olan hukukdışı uygulamayı bu maddeyle sürdürmek istiyor; kendi kabulü, kendi yasal düzenlemesinin aksine bir uygulama yapmak istiyor. Bunun hukukî bir açıklaması olamaz. Kabul ettiğiniz ve yasa hükmüne bağladığınız bir konuyu belli bir tarihten öncesi için uygulamamak, nazara almamak kabul edilebilir bir hal olamaz. Hukuksuz ve dayanaksız bir uygulama yapılmak istenilmektedir; hem Anayasaya aykırı olan hem de hukukî dayanağı ve konusu olmayan bir düzenleme söz konusudur. Kanun yoluyla, emrivaki, oldubitti ve dayatma yapılmak istenilmektedir. Böyle bir kamu yönetimi anlayışı kabul edilemez.
Değerli arkadaşlarım, nitekim, bütün bu gerekçelerledir ki, Danıştay 9. Dairesi 16 Haziran 2004 tarihinde vermiş olduğu 2003/3511 sayılı kararıyla, bu yöne ilişkin harcın yasal dayanağının bulunmadığını çok açık bir şekilde tespit etmiş ve yürütmenin durdurulması kararı vermiştir. Bu yargı kararına rağmen bu maddenin getirilmiş olması son derece düşündürücüdür. Yargı kararına rağmen, yeni harç ihdas edilmek istenilmesi hukuk devletinde kabul edilebilecek bir hal olamaz.
Bütün bu hukuksuzlukların üzerine, 37 nci maddede çarpıcı olan bir diğer husus da, madde metnindeki, madde içeriğindeki üsluptur değerli arkadaşlarım. Mükellefi, vergi sorumlusunu, dava açma hakkından âdeta tehditle vazgeçmeye zorlayan bir anlayışı kabul etmek mümkün değildir. Vatandaşın dava açma hakkını sulhen anlaşma gerekçesiyle ortadan kaldırmak baskıdan başka bir anlama gelmez. Hukuk devleti anlayışıyla böyle bir uygulama bağdaşmaz. Keyfî ve sorumsuzluk anlamına gelen bir düzenleme hali söz konusudur.
Bu sebeple, değerli arkadaşlarım, öncelikle ifade ediyorum, 1.1.2004 tarihinden evvel tahakkuk ettirilen ve tahsil edilen harçların yasal ve hukukî dayanağı olmadığından, kadastro yenilenmesi işlemlerinde harç alınması söz konusu olamayacağından, bu maddenin, hiç tartışmasız bir şekilde madde metninden çıkarılması gerekir.
Bakıyoruz, öylesine bir hukukdışı davranış söz konusu ki, yürütme organı bünyesinde görev yapan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tasarruf İşlemleri Dairesi Başkanlığı da 4 Mart 2004 tarih, 1097 sayılı cevabî yazısında yenileme harçlarının yasal dayanağının olmadığını açık bir şekilde ifade ediyor; ancak, kendine göre, bu uygulamayı, 1.1.2004 tarihinden itibaren başlatacağını ifade ediyor.
Sayın milletvekilleri, bu harcın yasal dayanağının bulunmadığı -biraz evvel ifade ettiğim gibi- Danıştay 9. Dairesinin çok yeni bir kararıyla, 16 Haziran 2004 tarihli kararıyla da açıklık kazanmıştır. Bu karara rağmen, 37 nci maddeyle harç tahsiline devam edilmek istenilmesi, hukukî dayanaktan yoksun olması sebebiyle, Anayasanın 73 üncü maddesine açıkça aykırı olduğu gibi, yargı kararının sonuçlarını da ortadan kaldırmaya yönelik olması sebebiyle, İdarî Yargılama Usulü Yasasının 28 ve Anayasanın 138 inci maddesine, yine, bu yönden de açıkça aykırıdır. Ortada, Anayasa ihlali mahiyetinde, hukuka aykırı bir uygulama söz konusudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 15 Temmuz 2004