İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 116. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

Kemal Sağ

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 116. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Temmuz 2004 · 1.307 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Sağ (CHP), 15 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.307 kelime.

Kemal Sağ (CHP, Adana). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2004-07-15-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının, Yüksek Denetleme Kurulunun kaldırılarak Sayıştay bünyesine alınmasını düzenleyen geçici 3 üncü maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; konuşmama başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, 24 Aralık 2003 tarihinde Meclisten geçerek yasalaşan 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda, kamu kaynaklarının denetimi için "içdenetim" ve "dışdenetim" yapılanması getirilmiş; içdenetimin kamu kurumlarında harcama öncesi ve sonrasında yerindelik denetimi yapacağı, dışdenetimin ise Sayıştay tarafından yerine getirileceği hüküm altına alınmıştır. Böylece, Sayıştayın bugünkü yaptığı yerindelik denetimi bağlamında iş yükü hafifletilmiş olmaktadır.

Bundan sonraki dönemde, Sayıştayın yerindelik denetiminden çok performans denetimine ağırlık vereceği anlaşılıyor. Nitekim, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısında, Sayıştaya tek dışdenetim kuruluşu olma misyonunun yüklendiğini görüyoruz; ancak, Sayıştayın, bu görevi yerine getirecek bir organizasyon yapısı ve bilgi birikimine sahip olmadığı açıktır. Bu bağlamda, altmışbeş yıllık performans denetimi tecrübesiyle Yüksek Denetleme Kurulunun Sayıştay bünyesine alınması olumlu görülebilir; ancak, bu birleşmeden beklenen sonuçların alınabilmesi için, Yüksek Denetleme Kurulunda altmışbeş yılda oluşan performans denetimi yöntem ve uygulamalarının Sayıştay bünyesine taşınması mutlaka sağlanmalıdır. Ne yazık ki, getirilen bu düzenlemede, buna yeterince özen gösterilmediği açıktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüksek Denetleme Kurulu tarafından Meclis adına yapılmakta olan denetim modelinde, KİT'ler malî, idarî, iktisadî, hukukî ve teknik yönden, sürekli olarak, idarî ve teknik denetçiler tarafından denetlenerek, kuruluşların kendilerine tahsis edilen kamu kaynaklarını, modern işletmecilik kurallarına göre, verimli, etkin ve tutumlu olarak kullanarak, kârlı bir şekilde çalışıp çalışmadıkları incelenmek suretiyle, ulaştıkları faaliyet sonuçları ve tespit edilen sorunlara ilişkin çözüm önerileri, geniş kapsamlı bir yıllık denetim raporu haline getirilerek Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmaktadır. Büyük Millet Meclisinde komisyon çalışmaları sırasında, denetlenen kuruluşların yöneticileri ve ilgili bulundukları bakanlık temsilcileri ile Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine Müsteşarlığı, Başbakanlık YDK yetkilileri bulunur ve dinlenilir. Aynı zamanda kamuya açık olarak yapılan bu denetim, Türkiye'deki yegâne şeffaf denetimi oluşturmaktadır. Raporlardan bir sonuç alınıp alınmaması ayrı bir konudur. Bu, bir siyaset sorunudur. Bunu hepimiz biliyoruz. Bunun sorumluluğunu, denetleyenlere yükleyemeyiz.

Anlaşılacağı üzere, son derece dinamik bir süreç olarak gerçekleşen bu denetim, tamamen kuruluşların performansını değerlendirmeye ve artırmaya yönelik bir denetim tarzıdır. Bu denetimdeki raporların Büyük Millet Meclisine sunuluş şekli, mevcut denetimin usul ve esasları ile şeffaflık uygulamalarının Sayıştaya taşınması gerekmektedir.

Anayasanın 160 ıncı maddesinde, Sayıştayın denetim alanı genel ve katma bütçeli idareler olarak sınırlandırılmıştır. 165 inci madde hükmüyle de KİT'lerin denetiminin Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılacağı hükme bağlanmış; maddenin gerekçesinde de, bu denetimin Yüksek Denetleme Kurulu raporları esas alınarak yapılacağı belirlenmiştir. Bu düzenleme, iktisadî kuruluşların ekonomik gereklere uygun olarak kârlılık ve verimlilik ilkelerine göre denetlenmeleri ihtiyacından dolayı yapılmıştır.

Sayıştay denetimi, genelde bir uygunluk denetimi olup, genel ve katma bütçeli idarelerin hesaplarının kesin hükme bağlanmasıyla sonuçlanmakta, idarenin amaçları doğrultusunda etkin, verimli ve tutumlu olarak çalışıp çalışmadığı üzerinde durulmamaktadır.

Bu yöntemle, iktisadî alanda ticarî esaslara göre çalışmak durumunda olan KİT'lerin denetlenmesi halinde, bu kuruluşların faaliyetlerinin aksaması kaçınılmaz olacağından, Anayasada KİT'lerin ayrı bir yöntemle denetlenmesi esası benimsenmiştir. Bu düzenlemeye rağmen, KİT'lerin denetiminin, Anayasada görev alanının sadece genel ve katma bütçeli kuruluşların denetimi olarak belirlenen Sayıştaya verilmesi Anayasaya uygun değildir.

Bu nedenle, maddede mevcut KİT denetim usul ve esaslarının korunması hem anayasal bir zorunluluk hem de şeffaflıkla yönetim ile denetimin sağlıklı iletişimi açısından bir gerekliliktir.

Faaliyetleri ve tabi oldukları mevzuatları farklılık arz eden kurumların denetimi uzmanlık gerektirdiğinden, Sayıştay bünyesinde bu farklılığı gözetecek ve Yüksek Denetleme Kurulu denetim modelinin olumlu yönlerinden yararlanılmasını sağlayacak şekilde, yeteri kadar daire oluşturulmalıdır. Ayrıca, Yüksek Denetleme Kurulunun, altmışbeş yıldır sürekli güncellenerek bugünkü şeklini alan denetim bilgi ve yöntemlerini Sayıştaya adapte etmeden, Sayıştayın, kendisine yüklenen bu misyonu götürmesi mümkün değildir.

Maddede, Yüksek Denetleme Kurulunun denetim sistemini düzenleyen 72 sayılı Kanun Hükmünden Kararname için "mülga" deniliyor. Devamında da, Sayıştay Kanununda yapılacak düzenlemeye kadar, 72 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren kuruluşların denetimlerinin, yine, bu kararname hükümlerine göre yapılacağı ve Sayıştay tarafından sonuçlandırılacağı hükme bağlanıyor. Siz, yukarıda "mülga" diyerek YDK Üyeler Kurulunu kaldırıp, bu kişileri başka bir işleme gerek kalmadan ve yürürlük tarihinde uzman denetçiliğe atayıp, yeniden görevlendiriyorsunuz. Bu hukukî sakınca mutlaka ortadan kaldırılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maddede yer alan başka bir yanlış da, Yüksek Denetleme Kurulu mensupları ile Sayıştay meslek mensuplarının kazanılmış haklar bakımından bir ayırıma tabi tutulmasıdır. Soruyorum size; hakkaniyete uymazsanız, bu insanları birlikte nasıl çalıştıracaksınız?!

Yüksek Denetleme Kurulunun Sayıştayla birleştirilmesinde, personelin özlük haklarının korunmasına ve meslek mensuplarının Yüksek Denetleme Kurulundaki hizmet sürelerinin değerlendirilmesine önem verilmemiş, başkan ve üyeler unvan kaybına maruz bırakılarak, uzman denetçi kadrolarına atanmış sayılmışlardır. Diğer meslek mensuplarından başdenetçi ve denetçilerin intibaklarında ise, Yüksek Denetleme Kurulunda meslek mensubu olarak geçen hizmet süreleri değerlendirilmeyerek, birinci sınıfa ayrılma işlemleri, tamamen Sayıştay Genel Kurulunun inisiyatifine bırakılmıştır. Ayrıca, madde metninde olmayan, fakat, madde gerekçesinde, maddenin lafzına da aykırı ifadelerle, YDK meslek mensuplarının, bazı özlük haklarını kazanmaları için Sayıştayda üç ve altı yıllık bir süre çalışmaları öngörülmüştür. Böylece, yaş haddinden emekliliğine altı yıldan az süresi kalan YDK ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında üst düzey yönetici olarak uzun süre çalışan Yüksek Denetleme Kurulu meslek mensuplarının bu haktan yararlanmaları söz konusu olmayacak, bu uygulama ciddî haksızlıklara ve hukukî ihtilaflara sebebiyet verecektir.

Maddede, YDK meslek mensuplarından onaltı yıldan otuz yıla kadar hizmeti bulunanların tümü, onaltı yıl hizmeti bulunan Sayıştay meslek mensuplarıyla aynı özlük haklarına sahip kılınmış, böylelikle de önemli bir hak kaybına ve mağduriyete yol açılmıştır.

Ayrıca, tasarıda, Sayıştay uzman denetçiliğine atanmaları öngörülen Yüksek Denetleme Kurulu başkan ve üyelerinin de, kazanılmış haklarının korunması amacıyla, Sayıştay üyesi olmaları mutlaka sağlanmalıdır. Unutmayınız ki, YDK üyeleri, aynen valiler gibi, Bakanlar Kurulunca atanmaktadır; bu insanlara, Sayıştay üyeliğini, lütfen, çok görmeyiniz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; izin verirseniz, bu açıklamalarımdan sonra, bana ulaşan, saygıdeğer bir Yüksek Denetleme Kurulu Başkanının mektubundan bir haykırış demetini, birkaç pasajı size sunmak istiyorum; lütfen, dinlerseniz sevineceğim.

Bu mektup, 14 sayfalık bir mektuptur değerli arkadaşlar. İçerisinde, gerçekten, ibret dolu birçok cümle vardır. Ben, size, birkaç paragrafını sunmak istiyorum:

"Değerli arkadaşlar, bu maddenin birinci kısmında, Yüksek Denetleme Kurulu başkan ve üyeleri Sayıştay denetçiliğine indirilmekte, başdenetçi ve denetçilerin durumu ise, Sayıştay Başkanının insafına terk edilmektedir.

Yüksek Denetleme Kurulunun Başkanı, hangi hukuka dayanılarak Sayıştay denetçisi konumuna indirilmektedir? Yüksek Denetleme Kurulu üyesi, hangi geçerli nedenlerle Sayıştay üyesinden aşağı bir konuma getirilmek istenmektedir?

Getirilen bu maddenin hukukla, teamülle, insafla, izanla açıklanabilir bir tarafı var mıdır? Varsa, Sayın Bakan buyursun, açıklasın. Bu düzenlemenin haklı, makul ve mantıklı hiçbir gerekçesi yoktur, olamaz.

Anlaşılan, bu maddeyi kaleme alanlar, Yüksek Denetleme Kurulunun çağdaş yapısına olan kızgınlıklarının verdiği şaşkınlık içerisinde, hak ve hukuku bir tarafa bıraktıklarının farkında bile değillerdir; ama, Türkiye'de mahkemeler vardır, hâkimler vardır, bunu geç de olsa anlayacaklardır."

Bir başka paragraf: "TOFAŞ hisselerinin satışına aracılık edecek yerli ve yabancı firmaların seçimine ilişkin uluslararası ihalede, zamanın başbakanının, ihale zarflarını konutuna getirterek açtığını ve komisyonu yönlendirdiğini, Türk ve dünya kamuoyunun Yüksek Denetleme Kurulunun raporundan öğrendiğini hatırlayınız. Atatürk'ün kurduğu bu çağdaş kuruluş, söz konusu olaya ilişkin raporunu Başbakanlığa gönderdiği sırada, ihale zarflarını açan kişi başbakanlık koltuğunda oturuyordu. Bu, Türk bürokrasi ve denetleme tarihinde ender görülen örnek bir olaydır. İşte, böyle bir kuruluşu, sözde reform tasarısıyla tarihe gömüyorsunuz."

Değerli arkadaşlarım, bir başka paragraf: "Bu söylediklerimi politika yapıyor diye düşünenlere sesleniyorum. Bu geçici 3 üncü maddeyle, sadece bir kuruluş değil, bir zihniyet, cezalandırılmak suretiyle tasfiye edilmek istenmektedir. 'Ben kamusal alan tanımam' çıkışıyla, iktidarın arkabahçesi olduğu işaretini veren Sayıştay Başkanının ısrarlı talep ve yanlış yönlendirmesiyle oluşturulan bu cezalandırma maddesi, üzülerek belirtmemiz gerekir ki, devlet adına büyük bir ayıp olarak tarihe geçecektir."

Evet, sanıyorum bir paragraf daha sunarsam yeterli olacak sayın milletvekilleri.

"Değerli arkadaşlar, bunun gelişigüzel, bilinçsiz bir şekilde yapılmadığına hiç kuşku yoktur. Yüksek Denetleme Kurulunda, bugün kurul üyesi olarak görev yapan iki müsteşar, bir müsteşar yardımcısı ve dört genel müdür bulunmaktadır. Diğer üyeler, yıllarca denetçilik ve başdenetçilik yaptıktan sonra, bu göreve gelmişlerdir. Bu kişilerin, yıllar sonra müsteşarlık, genel müdürlük gibi görevlerden sonra denetçilik yapmaları; yani, bu haksızlığı kabul etmeleri elbette mümkün değildir. İşte, bu haksız, hukuksuz düzenlemenin temel amacı, Yüksek Denetleme Kurulu başkan ve üyelerini, emekliliklerini istemeye zorlayarak tasfiye etmek ve yerlerine, KİT denetiminin Sayıştaya verilmesiyle artan iş hacmini sebep gösterip, alınacak yeni üye kadrolarına kendi adamlarını getirmektir."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

69 konuşma daha · 15 Temmuz 2004

69 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook