Emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tas. (ss . 831)
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 75. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Mart 2005 · 786 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 24 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.KAN.TAS. (SS . 831)); konuşma 786 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tas. (ss . 831)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-03-24-emniyet-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-kan-tas-ss-831-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 3 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, hem maddeyle sınırlı olacak şekilde hem de Sayın Bakanın açıklamalarına hem karşılık vermek, hem açıklama getirmek üzere kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum.
Getirilen tasarıda, şube müdürleri, birinci sınıf emniyet müdürleri dışında, yardımcı hizmetler sınıfı adı altında, teknisyen yardımcısı sıfatıyla 300 kişinin alınmasından söz ediliyor. Bu 300 kişinin, idarî hizmetlerde, büro hizmetlerinde kullanılacağı anlaşılıyor; bunu, Sayın Bakan da ifade ettiler.
Bu hizmetler, biliyoruz ki, değerli arkadaşlarım, şu ana kadar, genellikle ihale yoluyla özel firmalara, özel şirketlere yaptırılıyor; çünkü, yaptırılan bu işlerin, polislik mesleğinin teknik yapısıyla pek bir ilgisi yok, polislik mesleği anlamında, ayrıca hizmet alınmasını gerektiren, eğitim verilmesini gerektiren bir yönü yok. O sebeple, bu noktada, yardımcı hizmetler sınıfı adı altında, polis kadrosu ihdas edilmesinin hiçbir gerekçesi ve dayanağı yok değerli arkadaşlarım. Bu, bizim başlangıçtaki endişelerimizi yine doğrulayan bir gelişme. Bir taraftan kamu bütçesine çok büyük yük getiren bir harcama, bir taraftan da, kadrolaşmaya yasal zemin sağlayan bir gelişme. Bunun başka bir açıklamasının olamayacağı görüşündeyiz.
Sayın Bakan, birinci sınıf emniyet müdürlerine yönelik değerlendirme yaparken de, APK kadrolarında kullanılan, görev yapan birinci sınıf emniyet müdürlerinin burada, eğitim merkezlerinde görev yapabilmesi amacıyla, sadece teknik bir düzenleme yapıldığını, bu amaçla bu düzenlemenin yapıldığını ifade ettiler. Açıkçası, bu noktadaki gerekçenin de tatminkâr olmadığını tekrar ifade etme gereğini duyuyorum. Burada yapılmak istenenin, en azından, Emniyet Teşkilatı Yasasının 13 ve 15 inci maddelerinden yararlanılarak, kaymakam muadili olan kamu görevlilerinden, emniyet müdürlüklerine naklen veya terfian atama yapılmak olduğu kanısındayız. Bu durumun, hem bu tasarının amacıyla, gerekçesiyle bağdaşmadığını hem de, hep ifade ettiğimiz, Emniyet Teşkilatındaki hiyerarşik yapıyı, bütünlüğü bozmamak amacını ihlal ettiğini tekrar ifade etmek istiyorum. Burada, yine, hiyerarşik yapıyı bozan bir uygulama sürecinin başlayacağı endişesini taşıdığımızı ifade etmek istiyorum. Sayın Bakan, umarım ki, o noktadaki açıklamasında, ilerleyen aşamalarda, uygulamalarda tutarlı bir şekilde davranırlar; gerçekten, bunu, fiilî anlamda yeni bir kadro ihdası ve kamu bütçesi için yeni bir harcama kaynağı olarak ve bu arada, tabiî, yeni bir kadrolaşma vesilesi olarak kullanmazlar; bunu uygulama içinde göreceğiz.
Ben, asıl, kıdem ve liyakat kitapçığı konusuna gelmek istiyorum. Bakın, değerli arkadaşlarım, bu kitapçıkta, demin, ilk on sıradaki tasnifi sizlere okudum. Burada, tekrar, şunu altını çize çize anlatmak istiyorum: Kıdem kitapçığı, emniyetin kendi kayıtlarına göre düzenlenen bir kitapçık. Yapılan uygulamayı, yapılan haksız uygulamayı biraz evvel listelerle somut olarak açıkladım. Sayın Bakan da bu terfi listesinin ve kıdem kitapçığı listesinin içeriğine yönelik herhangi bir itirazda bulunmadılar.
Bakın, değerli arkadaşlarım, ne yapıyoruz; kıdem kitapçığının -sırasıyla okuyorum- 294, 175, 220, 308, 212, 278, 226, 271, 300 ve 265 inci sırasındaki amirleri, geliyoruz, terfi listesinin ilk 10 sırasına terfi ettiriyoruz. Sayın Bakan diyorlar ki: "Efendim, her ne kadar, kıdem kitapçığında, kıdem listesinde bu kadar geride de olsa bu arkadaşlarımız, liyakatta yaptığımız mülakatlarda son derece başarılı oluyorlar." Kıdem kitapçığında 294 üncü sıradayken, liyakat uygulamasında, her nasılsa, bir anda 1 inci sıraya geliyor. Bakıyoruz, enteresan, böylesine, 294'te, 250'de olup da 1 inci sıraya, 2 nci sıraya gelen amir sayısı 1 kişi, 2 kişi, 3 kişi değil; yüzlerce kişi geliyor. Nasıl geliyor: 81 kişinin içinde sadece 8-9 kişi kıdem listesine uygun bir şekilde geliyor, 72-73 kişinin tamamı ilk 150'den sonraki insanlardan oluşuyor. O zaman değerli arkadaşlarım, şunu sormamız gerekiyor; bir tarafta böyle bir kıdem listesi, öbür tarafta da o kıdem listesini mutlak anlamda çürüten bir liyakat listesi. Kıdem listesi nasıl oluşuyor, kıdem kitapçığı nasıl oluşuyor; bakanlığın kendi kayıtlarına göre oluşuyor, başarı ve disiplin durumlarına göre oluşuyor. Liyakat listesi nasıl oluşuyor; öyle anlaşılıyor ki ve biliyoruz ki, liyakat listesi, tamamen sübjektif ölçülere göre, o siyasî iktidarın kişisel yakınlıklarına göre veya başka ölçülere göre.
Başka ölçüler tabirini kullanırken, yine, cemaat ve tarikat ilişkilerine temas etmeyeceğim; ama, bakın, bunun adını ne koyarsanız koyun, bunun adı şudur değerli arkadaşlarım; niteliksiz ve vasıfsız kadrolaşmadır bu. Bunun başka açıklaması olamaz, bunun başka izahı olamaz.
Ben tekrar ifade ediyorum: Kıdem listesinin 294 üncü sırasındaki kişiyi, terfi listesinin 1 inci sırasına hangi liyakat ölçüsüyle getirebilirsiniz?! Bunun inandırıcı bir açıklaması olabilir mi değerli arkadaşlarım?! Bunun inandırıcı hiçbir açıklaması olamaz. Bunun tek açıklaması vardır; kişisel ölçülere göre niteliksiz ve vasıfsız kadrolaşmadır. Bunun başka bir açıklaması olamaz. Bunun dışında yaptığınız ve yapacağınız açıklamaların şu listeler karşısında, şu kayıtlar karşısında hiçbir inandırıcı açıklaması olamaz ve böyle bir açıklama, değerli arkadaşlarım, kamuoyunu ciddîye almamaktır; böyle bir açıklama, kamuoyunun değerlendirmelerine itibar etmemektir; böyle bir açıklama, ben bildiğimi yaparım, yapmaya devam ederim demektir. Bunu yaptığınız zaman, bu getirdiğiniz tasarıda inandırıcı olamazsınız; bunu yaptığınız zaman, emniyetin hiyerarşik yapılanmasını altüst edersiniz; orada da, o emniyet yapılanması içinde de, asayişte ve diğer konularda huzur ve güveni sağlayamazsınız.
Onun için, ben, Sayın Bakanı, bu konularda daha tatminkâr ve inandırıcı açıklamalar yapmaya ve uygulamalarını da buna göre düzeltmeye bir defa daha davet ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 24 Mart 2005