2006 merkezi bütçe kan.tas.(kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik kurumu,) 14 uncu turda
Aydın Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 39. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Aralık 2005 · 1.849 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Koç (AK Parti), 22 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(KÜLTÜR VE TURİZM, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU,) 14 UNCU TURDA); konuşma 1.849 kelime.
Atilla Koç (AK Parti, Aydın). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik kurumu,) 14 uncu turda”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-koc-22-2005-12-22-2006-merkezi-butce-kan-tas-kultur-ve-turizm-devlet-opera-ve-balesi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın)Sayın Başkan, sayın milletvekillerim; 2005 yılında gerçekleştirilen ve 2006 yılı programıyla planlanan proje, hizmet ve faaliyetlerimize yönelik programı sunmak üzere huzurlarınızdayım; hepinize saygılarımı sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sayın Başkanım, sayın milletvekillerim; öncelikle, kültür ve turizm alanında genel anlayışımızı sizlere takdim ederek konuşmama başlamak isterim.
Bakanlığımızın kültür anlayışı, küreselleşme ve Türkiye'nin AB üyeliği bakış açısı çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu meyanda, kültür kavramına ilişkin yaklaşımımız, dünya genelinde kabul gören ve kültürü, bir arada yaşayan toplulukların entelektüel ve moral özelliklerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir bütün olarak algılayan ve beraber yaşama bilinci sağlayan bir çerçeveye oturtmaktayız.
Bu yeni anlayış kapsamında, Türkiye'nin içinde bulunduğu kalkınma sürecinde, vatandaşlarımızın entelektüel, yapısal ve moral varlıklarını gerçekleştirmelerinin bir aracı olarak kültürü görmekteyiz. Bu tanımdan da kolayca anlaşılacağı üzere, çağdaş dünyada olduğu gibi, bu dünyanın bir parçası olmaya hazırlanan ülkemizde de, kültür politikalarından değil, kültür programlarından söz etmek istiyoruz.
Bu yaklaşım çerçevesinde şekillendirdiğimiz kültür anlayışımız, tekil, önceden belirlenmiş, toplumsal farklılıkları ve çeşitliliği yok sayan bir kültür politikası telkin etmek yerine, çoğulculuğu öne çıkaran, herkesin kendisini dilediğince ifade etmesine imkân sağlayan; ama, kendi millî kültürünü de ihmal etmeyen bir ortamı sağlamak temeline oturmaktadır.
Bu çerçevede, kültürel çeşitliliği güvence altına alan, sanatın geniş toplum kesimleriyle buluşmasına imkân sağlayan ve sanat üreten kesimleri destekleyen bir yönetim anlayışını benimsemiş bulunmaktayız.
Bu noktadaki temel ilkemiz, "kendisini tanımaktan ve açıklamaktan korkmayan bireyi ve toplumu yaratmak" şeklinde özetlenebilir; ama, bu yaratmayı, propaganda ve politika manasında değil, tamamen, telkin anlamında kullanıyorum.
Toplumun kendi öğeleriyle ürettiği kültürü beslemek ve desteklemek için gerçekleştirdiği bir dizi atılımın ötesinde, Bakanlığım, yasakların yasak olduğu bir Türkiye yaklaşımı temelinde, çağdaş dünyanın gereklerini yerine getiren, AB ilkeleriyle uyumlu, hoşgörü anlayışıyla bütünleşmiş bir Türkiye kültür programının temellerini atmıştır.
Toplumun her kesiminin kültürel hayata kolay erişiminin ve eşit katılımının sağlanabilmesi, kültür programı önceliklerimizin başında gelmektedir. Bu çerçevede, illerimizin tamamında ve bazı ilçelerimizde inşaatı devam eden kültür merkezleri vasıtasıyla, ülkenin her noktasına, düzenli olarak icra edilecek kültür ve sanat faaliyetleri taşınmaktadır.
Faal halde bulunan 47 kültür merkezinin yanı sıra, 9'u bu yıl faaliyete geçirilmiş olan 62'sinin de inşaatına hızla devam edilmektedir.
Kültür merkezlerinin tamamlanmasıyla birlikte, toplumun bütün kesimlerinin kültür ve sanat faaliyetlerine erişimi önündeki engeller kalkmış olacaktır ve gerek tiyatromuz gerek operamız gerek Türk sanat müziği ve Türk halk müziği icracıları, her ay. Hakkâri'den Edirne'ye kadar bir ilimizde bulunacaklardır.
Kültür merkezlerimizin toplumun her türlü kültürel ihtiyacına cevap verebilmesi amacıyla, Bakanlığımıza bağlı sanat kurumlarının her ay bu işi yapmalarını hassasiyetle takip etmekteyim.
Kültür programımızın uygulanmasındaki bir diğer önceliğimiz, kültürel alandaki finansman ve işletmeye ilişkin sorumlulukların, yerel yönetimlere devredilmesini esas alan yerinden yönetim anlayışı olarak belirlenmiştir. Yerinden yönetim, kültürel hayata eşit katılımın sağlanması ilkemize doğrudan bağlantılı bir anlayıştır.
Kültürel faaliyetlerin yerel düzeydeki etkinliğinin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla da, kültürel kurumların işletmesini ve kültürel faaliyetlerin organizasyonunu yerel yönetimlere ve özel sektöre devretme yönünde bir yaklaşım içinde bulunmaktayız. Gerçekleştirmiş olduğumuz yasal düzenlemeler neticesinde, halihazırda, yerel yönetimlerin, kültür alanındaki yetki ve sorumlulukları önemli ölçüde artmış bulunmaktadır. Hedefimiz, kültürün yeniden yerinden yönetimi sağlamak amacıyla, yerel düzeyde örgütlenmiş sivil toplum kuruluşlarının ve özel sektörün kültürel hayata katılımlarına ivme kazandırmaktır.
Bakanlığımızın kültür programının yürütülmesi çerçevesinde öncelik verdiği bir diğer alan da kültürel faaliyetlere yönelik olarak kamu-özel sektör işbirliğinin güçlendirilmesidir. Bu hedef doğrultusunda yürüttüğümüz yoğun mevzuat çalışmaları sonucunda Kültür Yatırımlarının ve Girişimlerinin Teşviki Kanunuyla Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisinde kültür sponsorluğu teşviki yürürlüğe girmiş. Bu alandaki kamu-özel sektör işbirliğini kolaylaştırıcı önlemler hayata geçirilmiştir.
Uygulamaya ilişkin hususları düzenlemek üzere 2004 yılı içinde 17, 2005 yılı içinde ise 31 olmak üzere, toplam 48 yönetmelik yürürlüğe girmiştir. Mevzuat düzenlemelerinin tamamlanmasıyla birlikte bu teşviklerden yararlanmak suretiyle, gerek özel sektör gerekse sivil toplum kuruluşları eliyle birçok restorasyon çalışması gerçekleştirilmektedir.
Kültür programımızın bir diğer önceliği, kültür kurumlarının ve kültürel varlıkların verimliliğinin artırılmasını sağlamak amacıyla kültür işletmeciliğinin de özelleştirilmesidir. Öte yandan, kültüre erişimin kolaylaştırılması ve toplumsal katılımın artırılmasını teminen, kapalı kütüphanelerimiz ve müzelerimiz süratle hizmete açılmakta, bu mekânların, gerek teknik gerekse idarî kapasitelerinin geliştirilmesi için yoğun faaliyetler yürütülmektedir.
Sanatın, sanatçının ve yaratıcılığın desteklenmesi, kültür programımız çerçevesinde bir diğer öncelikli alandır. Bu kapsamda getirmiş olduğumuz yasal düzenlemeler paralelinde geliştirdiğimiz düzenlemelerle sinema filmlerine, proje yapım ve proje sonrası destek sağlanmakta, özel tiyatrolar malî açıdan desteklenmekte, Türk edebiyatının dünyaya açılımının sağlanması için Türkçe eserlerin yabancı dillere çevirisi ve yayınlanması da proje bazında değerlendirilerek finanse edilmektedir.
Bir diğer önceliğimiz, kültürel çeşitliliğin desteklenmesi konusunda en önemli araçlardan birinin yerel düzeyde gerçekleştirilen festivaller olduğu inancındayız.
Ülkemizdeki kültürel çeşitliliğin bir zenginlik unsuru olarak toplumsal kaynaşmaya katkıda bulunduğu düşüncesinden hareketle, şenlik, festival, sempozyum gibi etkinlikler Bakanlık olarak desteklenmekte, bu alanda yerel yönetimlere mümkün olan en geniş ölçekte işbirliği içinde hareket etmekteyiz.
Yerellikle ilgili bu çalışmalarda, aynı zamanda, o bölgenin yetiştirdiği önemli kişileri de topluma tanıtmayı hedefliyoruz. Mesela, Türk millî eğitimine büyük katkılarda bulunan bir Hasan Ali Yücel'in Giresunlu olduğunu, belki, Giresunlular bile bilmez. Biz, ülkemizin her bölgesinde yetişen büyük insanlarımızı, başta o bölgenin insanlarına olmak üzere, bütün Türkiye'ye tanıtmak da istiyoruz.
Dünyada hızla gelişmekte olan dijital teknolojilere paralel olarak, Bakanlığımız, kültürel alanda çağdaş dünyanın gereklerine uygun bir teknolojik altyapı tesis etmek amacıyla, kendi teknik altyapısını sürekli gözden geçirmekte ve yenilemektedir. Güncel teknolojilerden yararlanmak suretiyle ülkemizin kültür zenginliğinin erişilebilirliğinin kolaylaştırılması, programımızın en önemli ayaklarından birini oluşturmaktadır. Nitekim, 12 Aralık 2005 tarihinden itibaren, Türkiye'nin bütün illerindeki kütüphaneler, internet ortamına kavuşturulmuştur; bu bağlamda, özürlü vatandaşlarımız için de gerekli altyapı sağlanmış bulunmaktadır ve aşağı yukarı 5 000 kişiye de, 5 000 görme özürlü kişiye de DVD okuyucusu hediye olarak verilecektir. Bunun için, Türkiye'deki kültürel mirasın dijital ortama aktarılarak, toplumun kullanımına sunulması konusunda, gerek Avrupa Birliği gerekse diğer kurum ve kuruluşlarla da işbirliği halinde projeler hazırlamaktayız. Öte yandan, ülkemizde bulunan zengin yazma eserlerin dijital ortama aktarılarak araştırmacıların ve kullanıcıların hizmetine açılması noktasında da ciddî bir çalışma içindeyiz. Bunun ilk örneğini, Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesinde göstermiş bulunmaktayız. Görüldüğü gibi, Bakanlığımın bu konudaki yaklaşımı, bilimsel ve kültürel çalışmalara sağlıklı altyapı oluşturmak temelinde şekillenmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı, görevi gereği bütün dünyayla yakın ilişkiler içinde olmakla birlikte, başta Türk dünyası olmak üzere, eski Osmanlı coğrafyasında yer alan ülkelere özel bir ilgiyle yaklaşmaktadır. Bunun neticesinde, TÜRKSOY binasının Ankara'daki merkezini de 2006 yılında tamamlamış olacağız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, turizm alanında dünyayı şaşırtacak bir gelişme göstererek, grafiğini yükseltmeye devam etmektedir. Eşi görülmemiş bir turizm potansiyeline sahip bulunan Türkiye'de, turizm sektörü, kaydettiği gelişmelerle, bugün ciddî bir ivme yakalamış bulunmaktadır. 1980 yılında 1 200 000 olan turist sayısı, 2005 yılında kasım ayı sonunda 20 256 000 olmuştur ki, hiç artma olmasa dahi, 2006 yılını 21 000 000'u aşarak karşılamış olacağız ki, bu rakam, yüzde 22 civarındadır, dünya ortalama kalkınmasının 2 kat fazlasındadır.
Buna güvenerek, 2006 yılında, Avrupa'da futbol müsabakaları yapılacak olmasına rağmen, bazı Avrupa ülkelerinde ekonomik durgunluğun olmasına rağmen, gerek Rusya'dan gerek Ortadoğu ülkelerinden gerek Uzakdoğu ülkelerinden, özellikle de yakın komşumuz İran'dan gelen turistlerin destekleriyle 2006 yılında yeni bir hedef veriyoruz. Bu hedef, iddialı bir hedeftir; ama, 2003, 2004, 2005'in verdiği imkânlarla ve Türk müteşebbisinin, Türk turizmcisinin engin gayretiyle, ben, bu iddiayı ortaya atıyorum: 2006, 26 000 000 turist.
Gayri safî millî hâsılamızın yaklaşık yüzde 5,5'ini oluşturan turizm gelirlerinin, ülkemizin kalkınması ve yeni iş alanlarının yaratılması açısından önemi de tartışmasızdır. Giderek büyüyen talepler karşısında gerekli politikalar oluşturarak ve rakiplerinden farklılaşarak, dünyada öne çıkmayı öncelikli hedef olarak belirleyen Bakanlığımız, bu yönde yoğun çaba harcamaktadır.
MES turizmin kırılganlığı ve rekabetin çok büyük olmasını dikkate alarak; ama, MES turizmi inkâr etmeden, ülkemizin diğer turizm alanlarındaki imkânlarını da hızla devreye sokmak istiyoruz.
Bunlardan en önemlisi, termal turizm ile kongre turizmidir. Gerek termal turizmin gerek kongre turizminin diğer turizmlerden en önemli farklılığı, bu turizmin bütün yıl boyunca devam etmesidir.
1 300'e yakın termal kaynağıyla dünyanın yedincisi, Avrupa'nın birincisi olan bu kaynağımızdan, bu turizm çeşitliliğinden, maalesef, ülkemiz halihazırda, yüzde 1'ler mesabesinde faydalanmaktadır. 2006 yılı, termal turizm açısından bütün ülkemizde bir atılım yılı olacaktır. Turizm politikamızın öncelikleri, elbet, yarışabilirlik, müşteri memnuniyeti, sürdürülebilir gelişme, turizmin dört mevsime yayılmasına yönelik olacaktır. Yayla turizmi, golf turizmi ve alternatif turizm alanlarındaki çalışmalarımız hızla devam etmektedir. Şu anda, Bakanlığımızın bütçesi müzakere edilirken, yine bundan önce olduğu gibi, Bilkent Otelinde yeni tahsislerin müzakereleri televizyonlarımız aracılığıyla ve açık, şeffaf bir şekilde şu anda yapılmaktadır; inşallah, bu müzakerelerde olduğu gibi, o müzakerelerde de ülkemiz ve Türk turizmi kazanır.
Bunların yanında, kış turizmi, Türkiye'nin en önemli potansiyel alanlarından birisidir ve doğu Karadeniz ve kuzeydoğu Anadolu'da bu husustaki çalışmalarımız fevkalade iyi neticeler vermektedir.
Kıymetli milletvekillerimiz, turizm alanında başlattığımız ikinci hamle döneminde, Turizmi Teşvik Kanununda gerçekleştirilen düzenlemelerle, birçok turizm aktivitesini tek potada birleştirilen, yabancı zincirler ve markalarla bütünleşebilen özel sektör yaratıcılığını artırarak kamunun yükünü hafifleten projelere öncelik verilmesi için gerekli altyapıyı da sağlamış bulunmaktayız. Dünyadaki yeni tanıtma stratejilerinin temelini oluşturan iletişim ve ulaşım teknolojileriyle seyahat taleplerinin artırılması, yeni destinasyonların oluşturulması; ama, özellikle, kalkınan Türkiye'de iç turizmin artırılması için de özel teşviklerle meseleye yaklaşmaktayız. 2023 yılına yönelik turizm hedefimiz, biraz önce söylediğim bu seneki hedefimizi de dikkate alırsak çok daha büyük olacaktır. Dünya artık bir Türk turizm modelinden söz etmektedir; bunu kimse inkâr edemez.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu vesileyle, son günlerde sıklıkla gündeme getirilen bir hususa da değinmek istiyorum. Bakanlığımız, geçtiğimiz yıl, 181 trilyonluk bir altyapı katkı payı imkânı sağlamış, bunun yaklaşık 50 trilyonu vergi olarak kullanıldıktan sonra -yani, Maliye Bakanlığına verildikten sonra- geri kalan kısmı ülkemizin çeşitli bölgelerinde, turizm altyapısı olarak değerlendirilmiştir. Bunun da 45 trilyonu sadece Antalya için harcanmıştır ki, bu bölgede kazanılan paranın yöreye harcanmadığı iddiaları kesinlikle doğru değildir. Aynı şekilde, bu kaynak, festivaller için de kullanılmamıştır. 2003 başından itibaren, Antalya için 700 trilyon hükümet, 100 trilyon da Büyükşehir Belediyesi harcama yapmıştır ki, bu şehir için, cumhuriyet tarihinin rekor yatırımıdır. Altyapıdan elde edilen paraların bir bölümü kültüre de harcanarak, iki bakanlığın birleşmesinden neler kazandığımıza kâfi bir cevap da teşkil etmektedir. Tekrar ediyorum, bu paralardan festivallere para gönderilmemiştir; çünkü, Bakanlığımın, hem Araştırma Eğitim Genel Müdürlüğü bütçesinde hem de Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bütçesinde bu işler için kaynak bulunmaktadır. Ayrıca, DÖSİM'in tek gelir kaynağı da altyapıdan aldığımız katkı payları değildir. Elde edilen diğer kaynaklar sayesinde, DÖSİM'ce de, 314 festival için 2 trilyon kaynak kullanılmış; fakat, bu imkân, DÖSİM'in diğer kaynakları kullanılarak sağlanmıştır.
Bakanlığımız, turizmi, yalnızca ülke ekonomisine katkı sağlayan bir girdi olarak değil, küreselleşme olgusu çerçevesinde, uluslararası ilişkilerin önemli bir aktörü olarak da ele almaktadır.
Değerli Başkan, kıymetli milletvekilleri; bütün bunları şunun için izah ediyorum: Kültür ve Turizm Bakanlığı, üzerine düşen görevleri, sizin sayenizde ve hakikaten, maaşlar açısından, ek imkânlar almayan 3 bakanlıktan biri olan Kültür Bakanlığı personelinin fevkalade büyük gayretleri sayesinde bugünlere gelmiştir.
Kıymetli Hocam, katiyen bir hantallık söz konusu değildir. Bakanlığıma yapılan bütün müracaatlara onbeş gün içinde cevap verilmesi benim prensibimdir ve bu prensibi de hassasiyetle takip etmekteyim.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ) (Adana) - Katılıyorum size Sayın Bakan.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla)Personelle ilgili görevde yükseltme, ocak ayından itibaren uygulanmaya başlanacaktır.
Devlet Tiyatroları Genel Müdürünün kararnamesi gönderilmiştir.
Kapalı müzelerimizin -32 taneydi ben göreve geldiğimde- 21'i açılmıştır, 2006'da kapalı hiçbir müze kalmayacaktır; ama, itiraf edeyim ki, çok üzüldüğüm bir hadise olmuştur; Asarıatika Müzesi onbeş senedir kapalıymış, kimsenin haberi yoktu bundan. İnşallah, 2006'da Asarıatika Müzesini de açacağız.
Kapalı kütüphanelerimizin -126 taneydi ben geldiğimde- 50 adedini açmış bulunmaktayız. HAGEM arşivi de ilk defa tarafımızdan hizmete sunuldu Hocam.
Turizmde, iki yıl içinde yüzde 50 artış sağlandı. Bu olumsuz tabloya rağmen, sadece şunu soruyorum Sayın Kaptan: Bu artış nasıl oldu? Demek ki, hiçbir şey yapmadan da bir şeyler oluyorsa… Bizler de bir şeyler yaptık herhalde…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 22 Aralık 2005