İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · SALI

Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

Ayşegül Doğan

Şırnak Milletvekili · DEM Parti

Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 27 Ekim 2026 · 1.016 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ayşegül Doğan (DEM Parti), 27 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.016 kelime.

Ayşegül Doğan (DEM Parti, Şırnak). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 27 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/aysegul-dogan-2026-10-27-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90827

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

AYŞEGÜL DOĞAN (Şırnak)Sağ olun Sayın Başkan.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, sayın milletvekilleri, Komisyonun değerli üyeleri ve değerli bürokratlar; hepiniz hoş geldiniz. Ben de hepinizi selamlıyorum.

Yine çok kritik bir zamanda başladı resmen bütçe tartışmaları. Kritik çünkü gözler, kulaklar Mecliste, büyük soygunda, büyük vurgunda. Bu kronik soyulma hâline nasıl çare üreteceğimiz de bir yandan merak ediliyor malumunuz. O yüzden, biz, yine bugün burada yalnızca bir bütçe cetvelini, rakam yığınlarını ya da teknik bir finans programını konuşmuyoruz aslında. Bir bütçeye bakmanın ne demek olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bir ülkenin omurgasını görmek demek bir bütçeye bakmak; bir ülkenin sorumlu olduğu alanlara ilişkin nasıl davrandığını görmek demek. Yine bir vicdan haritası okumak demek çünkü yalnızca bizim değil, dünyanın da önemli sorunlarından biri olan ama ülkemizde artık üstü örtülemeyecek hâle gelmiş bir yoksullukla da karşı karşıyayız. O yüzden, bu bütçe kayıtsız şartsız bir tercihi değil yalnızca, adaletin ya da adaletsizliğin somut hâlinin ifadesi de oluyor bizim açımızdan. Bilmem sokak mülakatlarını izleyebiliyor musunuz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız? Az önce partimiz adına konuşan Meral Hanım da ifade ettiler; bizim ekmek, adalet, barış bütçesiyle ilgili kampanyamızda hemen her yerde insanlar nelerden ne kadar yoksun kaldıklarını ifade ediyorlar ve bu, bu yılla sınırlı değil senelerdir bu kampanyayı yürütüyoruz, gördüğümüz çıplak bir sefalet hâli. Yoksul insan yarına ancak sağ salim erişmek dışında başka hiçbir şeyi düşünemeyen insan demektir, başka hiçbir şeyi önceleyemeyen insan demektir yani temel insan hakkından, yaşam hakkından mahrum bırakılmış demektir. O yüzden, şöyle denir ya: "Yoksullar hep daha az eşittir." Yalnızca onlarla sınırlı kalmaz bu, ne yazık ki sonraki nesillere de bu şekliyle devri olur. Demek istediğim, bütçe meselesi, aynı zamanda bir insan onuru ve insan hakkı meselesi bizim açımızdan; o nedenle de kritik bir mesele. En genel hâliyle, bir kişinin yaşamdaki ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olmamasıdır yoksunluk, gelir meselesinin ötesinde, insan onuruna yakışır bir yaşam sürmekle ilgilidir. Eğer bir kişi insan onuruna yakışır bir yaşam süremiyor ve sahip olduğu tüm hak ve özgürlüklerden bu ülkede yararlanamıyorsa bizim burada konuşacağımız büyüme oranları, devasa rakamlar; bunların nasıl bir anlamı olabilir ki? Yoksulluk evet yalnızca ülkemizle sınırlı değil ama eğer yalnızca "yoksunluk" olarak bir defa geçiyorsa bu bütçenin içerisinde biz yoksullukla mücadeleden ya da bu krizden çıkma hâlinden veya 2027 bütçesinin 2026'dan farkından nasıl söz edebiliriz ki? Yoksulluk yalnızca ekonomik göstergelerle sınırlı bir biçimde çözümlenebilecek bir konu değil ancak ülkemizde şu hâle geliyor: Ya medyatik söylevlerin konusu oluyor ya politik söylevlerin konusu oluyor ya akademik araştırmaların odağındaki araştırmanın konusu oluyor ya da entelektüel ilginin konusu oluyor; oysa yoksulluk bu değil. Yoksulluk ülkemizin çırılçıplak, bire bir, hepimizin sorumlu hissetmemiz gereken en temel sorunlarından biri. Bu bütçede yoksullar yok, bu bütçede kadınlar yok, bu bütçede gençler yok; onlar için yine bir geleceksizlik vaadi var. Üzgünüm, böyle konuşmak istemezdim. Bakınız, bu bütçe bizi şöyle eşitliyor, biz kadınları şöyle tanımlıyor, gençleri böyle kapsıyor, öğrencileri şu şekilde -bu defa 2026'dan farklı bir biçimde- kapsamış diyebilmek isterdim ama böyle diyemiyorum ne yazık ki. Bütçenin içine baktığınız vakit, o siyasal iktidarın kimden yana olduğu okunur, bu bütçe o yüzden halktan yana bir bütçe değil ne yazık ki sermayeden yana, ne yazık ki sermayeyi güçlendirmekten yana bir bütçe bu bütçe, farklı tercihlerle karşımıza çıkması çok mümkünken. Sizin sunumunuzda ifade ettiğiniz, önümüzdeki kitapçıklarda da olan, Orta Doğu'daki gelişmeler, ülkemizdeki barış arayışı, demokrasi arayışı tam da halkın bütçesini yapmaya zemin oluşturabilecek bir zamanı işaret etmiyor mu? İnsanların yıllardır ekmeğinden, suyundan, toprağından, nefesinden çalındı bu ülkede. Ben söylemiyorum, bakınız, Adalet ve Kalkınma Partili bir yetkilinin daha birkaç saat önce yaptığı bir açıklama, tırnak içerisinde "terör" kelimesini kullanıyorum, doğrudan alıntıladığım için çünkü Kürt meselesi bir terör sorunu değildir, bir güvenlik meselesi değildir, hak ve özgürlükler meselesidir, ülkenin demokrasi meselesidir, adalet meselesidir, yoksulluk meselesidir dolayısıyla. Bakınız, Adalet ve Kalkınma Partili yetkili bile diyor ki:" Elli yılda 2 trilyon dolar heba edildi, bunlar ülkemizin kalkınmasına harcanabilirdi." Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, biz burada niye bir kalem görmüyoruz barış arayışıyla ilgili, ülkenin demokratikleşme ihtiyacıyla ilgili, adaletin tesisiyle ilgili yaşanmış bunca travmanın onarılmasıyla ilgili? Bakınız, siz gayet iyi biliyorsunuz, bildiğinizi biliyorum, bu çalışmaları ilgiyle takip ettiğinizi biliyorum, hatta katıldığınız bazı çalışmalar olduğunu biliyorum. Dünyada çatışma çözümü deneyimini ilk biz yaşamıyoruz, ilk bizim ülkemiz barış arayışında değil ve biz de ilk kez barış aramıyoruz. Biz geçen yıl da aynı eleştiriyi yaptık burada. Bugün Kuzey İrlanda'dan Kolombiya'ya kadar baktığınızda, Türkiye'nin kolaylaştırıcı olduğu ülkelerde de "barış bütçesi" diye bir bütçe var. Bu kalemi niye böyle bir zamanda Orta Doğu'da da barışa örnek olmayı hedefleyen bir ülke olarak buraya fazla gördünüz. Bizim hava kadar, su kadar ihtiyacımız olan şey tam da bu üç temel meselemiz için bütçe ayırmaktır. Barış için, demokrasi için, adalet için, bizi eşitleyecek nedenleri ortaya çıkarabilmek için benzer yanlarımızı birbirimize hatırlatabilecek kalemleri burada öngörebilirdik, hiçbiri yok. Peki, nerelerden ilham alabiliriz? Dünyadan ilham almıyoruz madem, kendi modelimizi yaratmak istiyoruz, böyle adlandırıyoruz. Diyoruz ki: Türkiye dünya literatürüne barış ve demokrasi arayışıyla, çatışma çözümüyle geçecek. Niye burada böyle bir iddia yok? Bunun özel bir tercihi olmalı, sebebi olmalı. Biz bu tercihle ilgili geçen yıl da aynı soruları yönelttik ve yanıt alamadık. Bu genel, evet, şöyle bir şey var ülkemizde ne yazık ki: Kurumlaşmış bir hesap vermezlik hâli var. Bütçe nedir? Denetimdir. Zaten böyle bir denetimden yoksun bu ülke, bu kurumlaşmış hesap vermezlik hâlini bugün barış, demokrasi ve adalet arayışında da görüyoruz ve yineliyoruz, kayda geçsin diye yineliyoruz. Bize, bu topraklara barışın bereketini eken bir bütçe lazım. Bizim bütçemiz yıllardır bu topraklardan çatışmayla çalınanı, çatışmayla Karadeniz'den Ege'ye, İzmir'den Diyarbakır'a kadar bugün herkesin ortaklaştığı bu açlık, yoksulluk, sefalet hâlinden kurtaracak bir vizyon lazım, o vizyon burada yok. Devlet politikası olarak ortaya çıkmış olan barış ve demokratik toplum süreci bu bütçeye yansımamış, kalem kalem bunu eleştirebiliriz, kalem kalem açabiliriz ama şunu görmeden de bu bütçeyi konuşamayız: 2027 bütçesi toplumsal yaşamın hiçbir alanına dokunmuyor ki, normalde bütçeler didik didik irdelenir. Demokratik ülkelerde bütçelerin yapılma nedeni, bütçe hakkının tarihsel olarak ve kavramsal olarak ilk ortaya çıkış nedeni de budur. Biz halkın bütçesini burada görmüyoruz ve DEM PARTİ olarak diyoruz ki yine: Bu, halkın bütçesi olana kadar bu konudaki hesap vermezliği, aldırmazlığı, umursamazlığı sorgulamaya ve buna karşı mücadele etmeye devam edeceğiz çünkü şunu gayet iyi biliyoruz: Barış ekmekten, adalet ve demokrasi de yoksulluktan ayrılabilir konular değildir, bunlar iç içe ele alınmalıdır.

Teşekkür ederim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

36 konuşma daha · 27 Ekim 2026

Tümü →
36 konuşmanın tamamı →