İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · SALI

T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)

Berhan Şimşek

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 59. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Şubat 2006 · 1.394 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Berhan Şimşek (CHP), 7 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 1.394 kelime.

Berhan Şimşek (CHP, İstanbul). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2006-02-07-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Maddeyle ilgili görüşlerimi belirtmeden önce, bir haftadır, gerçekten, Batı Avrupa'dan Türkiye'ye ve İslam dünyasına doğru büyük bir "çizgi" saygısızlığı yapılıyor ve bunun adı da karikatür. Bugün, Sayın Genel Başkanımın da grupta ifade ettiği gibi, Yüce İslam Dininin Resulü Peygamber Efendimizle ilgili yapılan bu hadsizliklerin, bir çizgide, bir yapıda durması gerekiyor. Bu, sadece İslam dünyasıyla ilgili değil, dünya barışına da ciddî bir sekte vuracak anlayıştır. Bununla ilgili, Sayın Genel Başkanımız, dün, Sosyalist Enternasyonalden Papandreu'yu aradı, bir sağduyu bildirisi yayımlanmasını talep etti.

Bu anlayış içerisinde, Grubum ve şahsım adına, bu anlayışları kınıyoruz; çünkü, insanların istismar edilmeyecek ve hakaret edilemeyecek en önemli, en ulvî duyguları inançlarıdır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan kanunun 2 nci maddesi üzerine söz aldım Grubum ve şahsım adına.

Perşembe günü, görüşmeler sırasında, Sayın Mustafa Elitaş, Sayın Genel Başkan Yardımcım Mustafa Özyürek Beyin konuşmasından sonra "aman, niye bu işi bu kadar uzatıyorsunuz, emekliler, acil ve en hızlı şekilde bu yasanın çıkmasını istiyor" dedi ve o gün de dile getirecektik. Bakın, emekliler, Sayın Başbakanın müjdesi, Sayın Elitaş'ın ifade ettiği gibi, bu yasayı beklemiyor ve bu yasayla ilgili Emekli-Sen'in bir bildirisinden bir paragraf okumak istiyorum: "İktidar, elimizdeki haklarımızı da gasp etmek için keyfî kararlar almaya devam ediyor. Bunun en son örneği ise, Başbakanın, yılbaşından önce ulusa sesleniş konuşmasında, emeklilere verilmekte olan vergi iadeleriyle ilgili olarak yaptığı açıklamadır. Başbakan, konuşmasında, emeklileri fiş zahmetinden kurtaracağını ve bundan sonra, her ay yüzde 4 oranında vergi iadesinin emeklilere fiş toplamayıp ve ödemeler yapılacağını söylüyor ve bunu yaparken de bize müjde veriyormuş ve iyilik yapıyormuş rolünü çok iyi oynayarak sunuyor." Bu Emekli-Sen'in bir bildirisi değerli arkadaşlarım.

Yaşamını elleri ve beyinleriyle kuran emeklilerimiz, yıllarca çalıştıktan sonra, iyi ve daha bir rahat yaşam düşüncesiyle emekli oluyorlar. Türkiye'de, şu anda, işsizlerden sonra en mağdur kesim olan emeklilerimiz, maalesef, insan onuruna yaraşır bir şekilde hayatlarını sürdüremiyor; çünkü, emeklilerimiz, özellikle Bağ-Kur ve SSK emeklileri yoksulluk sınırının ve hatta açlık sınırının altında maaş almaktalar. Türkiye nüfusunun yüzde 20'sinin yoksul olduğunun belirlendiği Dünya Bankası raporunda, emeklilerin yüzde 8'i 2,15 dolarlık bir geçimle, günlük geçimle hayatını sürdürüyor. Baremin 3 üncü derecesinin 1 inci kademesinden emekli olmuş bir memur emeklisinin eline geçen 574, işçi emeklisinin 525; 6 ncı basamaktan emekli olmuş bir Bağ-Kur emeklisinin ise 404 YTL maaş eline geçiyor. Aralık 2005 itibariyle, Türk-İş tarafından yapılan araştırmada, yoksulluk sınırı, 1 650 YTL, açlık sınırı 543 YTL. Şimdi, açlık sınırı, yoksulluk sınırı ortadayken, emeklinin aldığı maaşlarla ilgili rekor artışlar, iddia gibi sözlerin de bir mantığı yoktur.

Sayın Elitaş'ın o gün ifade ettiği rakamlar vardı; "58 inci Hükümet döneminde, çok ciddî zamlar yaptık" dedi; 356 YTL'den 577 YTL'ye -yüzde 61- ve buradaki farkı geçen sürede yüzde 21 olarak emeklilere zam yaptığını söylüyor. Fakat, Sayın Elitaş'ın ve iktidarın, 2002-2005 arasındaki şu rakamlardan, sanırım ki, haberi yoktur: Kömür ve linyit -ton- yüzde 40,3; domates yüzde 47, belediye otobüsü tam bilet bedeli yüzde 44, kesmeşeker yüzde 44,7; tüpgaz yüzde 50, tozşeker 50,3; beyazpeynir 64,5; sigara, marlboro sigarası 82,2; zeytin 86,8; sivribiber 94, Samsun sigarası yüzde 95.

Değerli arkadaşlarım, üç yılda yapmış olduğunuz, bugüne kadar yapılmamış olarak göstermiş olduğunuz rakamlar yüzde 20, üç yılda, buradaki enflasyon oranları da ortada.

Sayıları 7 228 000'i bulan emeklilerimiz, gerek aldıkları ücret, gerekse devletin sağladığı diğer sosyal olanaklar bakımından, çağdaş dünya ülkelerinin emeklilerine sağladığı standardın çok gerisindeler; bunu hepimiz biliyoruz.

Türkiye İşçi Emeklileri Derneği tarafından yapılan bir çalışma, SSK'dan maaş alan emekli, dul ve yetimin yüzde 73,6'sının gelir düzeyinin açlık sınırının altında olduğunu söylüyor.

Çağdaş dünyaya gelince, Sayın Başbakanımız, başbakanların maaşlarını merak edip soruyor; ama, bizler milletin vekili olarak, emekli maaşlarını da Batı Avrupa'dan merak edip sormamız gerekir.

Sosyal devletin görevi, sadece, hükümet olup ve hükümete yakın olan ve hükümette görev alanların şartlarını iyileştirmek değildir. İşçisinin, memurunun, emeklilerinin de şartlarını iyileştirmeleri gerekir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; TÜFE oranlarının her ayın başında açıklanması ve emeklilerimizin maaşlarını TÜFE oranları açıklandıktan sonra almaları nedeniyle arada doğan farkın işçi emeklilerimize ödenmesi gerekmektedir. Bu konuda açılmış davalar, Yargıtay tarafından onanan mahkeme kararları bulunmakta.

Sayın Bakanım, geçtiğiniz perşembe günü Genel Kurulda yaptığınız konuşmada, bu konuda mahkemelerin farklı kararlar verdiğini söylemiştiniz. SSK lehine, bu konuda, Yargıtay tarafından verilmiş bir karar var mıdır? İçtihat oluşabilmesi için, Yüksek Mahkemenin aynı konuda farklı kararlarının alınmış olması gerekmektedir.

Sayın Bakanım perşembe günkü konuşmasında, ayrıca, dava açıp kazananlara TÜFE farklarının ödendiğini ifade etmiştir. Dava açmayanların suçu, dava açmamaları mıdır değerli arkadaşlarım?! Mahkemelerin yükü ortada. Ayrıca, kurumun kaybettiği ya da kaybedeceği her dava için ayrı bir mahkeme masrafı ve vekâlet ücreti ödemekte. O nedenle, anaparası YTL civarında olan bu alacağın, o kanun yürürlüğe girdiği andan itibaren, yasal faizleriyle birlikte emeklilerimize ödenmesi gerekmekte ve emeklilerimiz de bunu dört gözle beklemektedir. Maaş kuyruklarında eziyet ettiğimiz emeklilerimize, şimdi, mahkeme kapılarında adres gösterilmektedir.

Değerli arkadaşlar, bakın, Türkiye İşçi Emeklileri Derneği yayın organının bir dergisi bu; 372 000 emekli TÜFE farklarını almadan vefat etti. Eğer, hakka, hukuka ve inanca ve inancımız var ise, bu insanlar, bu Meclisten alacaklı gitmiştir. Niçin; TÜFE'yle ilgili dava açamadıkları için.

Değerli arkadaşlarım, biz, burada milletin vekâletini aldığımızda, Sayın Koç'un da ifade ettiği gibi, milletin şartlarını iyileştirmek için bir şeyler yapmalıyız; IMF'nin istekleri üzerine bir şey yaptığımız zaman, evet, bu sakallı amcamız, dedemiz, bizden alacaklı bu dünyadan göçüp gidiyor.

Değerli arkadaşlar, acı olan diğer bir konu ise bu TÜFE'yle ilgili; Sayın Mustafa Elitaş, maalesef, emeklilerle ilgili bir konuşmasında "hangi TÜFE" diye Sayın Bakanımdan bilgi aldı.

Sayın Başbakanım geçtiğimiz aralık ayında yaptığı "Ulusa Sesleniş" konuşmasında, emeklilerimizin verdiği vergi iadesi uygulamasıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada "emeklilerimize müjde veriyorum" diye seslendi; fiş, fatura toplama eziyetinden kurtulduklarını, emeklilerimizin maaşlarının yüzde 4'ü kadar bir ödemenin otomatik olarak maaşa ekleneceğini söylediler. Bütün yurttaşlarımız için bir eziyet olmadığını Sayın Başbakan bilmeli. Fiş ve fatura almamak, kayıtdışı kazancı, vergilendirilmemiş kazancı artırmakta, vergi gelirlerini düşürmekte. Bu ülkenin derdi, kayıtdışı hukuk değil mi, kayıtdışı ticaret değil mi, kayıtdışı eğitim değil mi, kayıtdışı siyaset değil mi?! Ve burada, emeklilerimize suç adresi gösteriyoruz: Siz de almayabilirsiniz…

Değerli arkadaşlarım, kaldı ki, fiş almak eziyet değil, ülkeye katkıdır ve Başbakan, bunun idrakinde olmalıdır; fiş almamak, Vergi Usul Kanununa göre de suçtur ve bir suçu işleyebilirsiniz anlayışıyla bir yasa getirilmiştir.

İkincisi, emeklileri eziyetten kurtardıklarını iddia edenler, esas olarak, emeklinin vergi iadesinden aldığı yüzde 5'lik iadeyi yüzde 4'e düşürerek bütçeye gelir sağlama hedefini gütmüşlerdir.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce arkadaşım Sayın Koç da değerlendirdi; bakınız, Sayın Başbakan müjde vermeseydi, 6 ıncı basamaktaki Bağ-Kur emeklisi 19 731 000 lira alacaktı, şimdi ise, 15 780 000 lira alacak. Ayrıca, Bağ-Kur emeklisinin kaybı 47 000 000; Bağ-Kur emeklilerinin toplam kaybı ise 66 trilyon ve ayrıca, SSK emeklilerinin kaybı, normal olarak 23 843 000 alması gerekirsen 19 100 000 lira; bir SSK emeklisinin de, en iyi ihtimalle 56 000 000 YTL... Hükümetin SSK emeklisi yönünden tasarruf ettiği toplam miktar 221 trilyon ve -biraz önce, sanıyorum ki, Koçyiğit, dili sürçtü veya yanlış hesap etti değerli arkadaşım- toplamda, bütçeye, buradan 423 trilyon para girecek. Kimden kesiyoruz bunu -alıştık artık, sanki akrabamız gibi falan konuşuyoruz- Oferlerden, Şeyh Makdum'dan. Canım, onları genişletmek adına, fakir fukaranın, emeklinin, bu ülkeye, beyniyle, adalesiyle, ülke sevgisiyle hizmet etmiş insanların cebinden 423 trilyon para düşürüyoruz ve ayrıca, bu hesabı başka bir şekilde de yaptım…

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya)O hesabınız yanlış…

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla)Buraya gelir, konuşur, hesabınızı söylersiniz.

Pekala, başka bir hesap daha var. Ne yaptık biz; emeklilere yüzde 3 + yüzde 3 zam yaptık. Bu hesaba göre -yüzde 4'e biraz önce indirildi- yüzde 4'e indirildiğinde, bu, 18 000 000 aylık artış alacakken, yüzde 4'e indiğinde 6 000 000'u düşüyor; yani, emekliye yapılan yıllık zam yüzde 6 değildir, 2+2'dir; çünkü, 18 000 000'un 6 000 000'unu alıyorsun, yani, sağ elinle veriyorsun, sol elinle alıyorsun.

Değerli arkadaşlarım, bizim, burada, değerlendirmemiz gereken en önemli hadise… Biraz önce, Sayın Gündüz Beyin açıklamasını internetten döktüm ve burada, bir anda değişti; Sayın İrfan Beyin, Grup Başkanvekilinin ifade ettiği "1 milyarın altında alanlara yüzde 5 uygulayacağız…" Evet, bunun bir doğru tarafı vardır. Şimdi, 400 000 000'un altında alanlara yüzde 5 uyguladığınızda, Bağ-Kurlulardan başka kimse yok; SSK'lılar bundan istifade edemiyor. Çalakalem şurada yapmış olduğum hesapla, 300 trilyon, emeklinin cebinden hükümet para alıyor. Ne için alıyor; faizdışı 6,5'i tutturmak için alıyor. Bir kere bunu bilelim. Buradaki hesap, emeklilerin, biraz önce… Sayın vekilim, senin ile benim tuzum kuru. Onun için, oradan bunları söylüyorsun. Bak, Emekli-Sen'in bildirisinde… Takdim ederim, okursunuz. Senin ile benim tuzum kuru; dört dönüm bostan, yan gel Osman… Öteki, pazar dağıldıktan sonra yaş sebze meyve topluyor, mezbaha önünde sakatat topluyor. Yani, burada, siyaset yapma adına bir şeyler söylediğimizi düşünmemeniz gerekir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 7 Şubat 2006

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook