2005 mali yılı bütçe kan.tas. (12 nci tur görüşmelerinde ) bayındırlık ve iskan bakanlığı,kültür ve turizm bakanlığı
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 41. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Aralık 2004 · 989 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bihlun Tamaylıgil (CHP), 26 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (12 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI,KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI); konuşma 989 kelime.
Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (12 nci tur görüşmelerinde ) bayındırlık ve iskan bakanlığı,kültür ve turizm bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 26 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-22-2004-12-26-2005-mali-yili-butce-kan-tas-12-nci-tur-gorusmelerinde-bayindirlik (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; turizm sektörü, dünyada en hızlı gelişen sektördür. Ülkemiz, tarihî, kültürel ve doğal değerleriyle büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Son onbeş yirmi yıldır önemli yatırımlar yaparak uluslararası turizm alanında ilerlemeler kaydetmiş ve turist kabul eden ülkeler içerisinde ön sıralar için mücadeleye başlamıştır.
Tüm bu çabalara karşın, gerek dünya turizm pastasından gerekse Akdeniz bölgesi turizm pastasından, Türkiye, özlenen biçimde pay almamaktadır. Bu yüzden, yeni açılımların ortaya konması önemli bir gerekliliktir. Türkiye ekonomisinin 38'e yakın sektörünü ve istihdamın 1 500 000-2 000 000'a yakın kısmını karşılayan bu sektörün, ortaya konulan bu bütçeyle ne derece başarılı olacağı soru işaretidir. Bugün baktığınızda, iki bakanlık, bütçe olarak, genel bütçenin binde 41'ini, yatırımda ise binde 89'unu alıyor. Bakanlık da, buna çare olarak yeni formülasyonlar ortaya koyuyor. Katkı payı pazarlığına dayalı, fiyat artırımlarıyla oluşan proje, bir de tahsis uygulamasına geçiliyor.
Peki, 200 trilyon liralık, turizm başlıklı elde edilen bu kaynak, harcama noktasında hangi rantabl ölçülerde kullanılıyor; bunu bilemiyoruz. Ülkemize gelen turist sayısı ve turizm gelirlerinin rekor rakamlarını duydukça, hepimiz büyük bir mutluluk duyuyoruz; ancak, burada, farklı noktalardan da irdelemenin yapılması gerektiğini söylemek istiyorum. Bunların başında, bilindiği üzere mevzuatta yapılan değişiklikle, Türkiye dışında yaşayan Türk vatandaşlarının ülkemize gelip yaptığı harcamalar turizm geliri olarak hesaplanıyor; ancak, bu harcamalar, turizm harcamaları içerisinde yüzde 30'a yakın bir oranı ortaya koyuyor. Acaba, 15 - 16 milyar dolara ulaşacak denilen 2004 yılı hedefinde, bu rakamı dikkate alarak bir inceleme yapmak doğru olmaz mı?
Diğer taraftan, uluslararası paritenin son üç yıldır gösterdiği değişikliği dikkate alarak yapılacak bir değerlendirme de, turizm gelirlerinde fiktif işareti veren bir artışı ortaya koymaktadır.
Bakınız, 2002 yılında, euro / dolar paritesi 0,95; 2003 yılında 1,13; bugün ise 1,35. Bu, parite bazında yüzde 20 artışın -ki, gelirlerine de baktığınızda- euro bazlı olan turizm gelirlerinde fiktif bir değerlendirmeye ışık tuttuğunu veya zemin hazırladığını göremiyor muyuz?!
Diğer taraftan, bu sene, ocak ayında, Sayın Başbakan bir turizm hedefi, ikinci bir atılım projesi ortaya koydu. 2010 yılında 30 milyar dolar turizm geliri, 30 milyon turist ve 25 milyar dolarlık da bir yatırım projeksiyonu ortaya konuldu. Acaba, yılda 3 600 000 000 dolara tekabül eden bu yatırımı gerçekleştirecek kaynak var mı? Bugün, baktığınızda, bir taraftan malî disiplin, bir taraftan ekonomik program, bir taraftan da kamu açıklarının yüksekliğinden kaynak oluşturulamayan -ki, bunu, bütçede, Bakanımızın da itirafıyla görüyoruz- yatırıma nasıl bir projeksiyon sağlanacaktır?
Bu noktada, tabiî, bir de, Türkiye'deki sermaye birikiminin yapısını da öne almak ve özel yatırımları bu noktada değerlendirmek gerekiyor.
Görülmektedir ki, biz, direkt yabancı sermaye yatırımlarına ihtiyaç içerisindeyiz. Bu noktada, mevzuatın değiştirilmesi şarttır. Bunun yanında, hangi süreçte, hangi bölgelerde yatırımların, tesislerin yapılacağına ilişkin bir master plana acilen ihtiyaç vardır ve yapılacak olan yatırımlar da, bu master plana göre gerçekleştirilmelidir diye düşünüyoruz.
Yatırım ortamının iyileştirilmesi, Türkiye'ye güven duyulması ve sektör için özel teşviklerin verilmesi, turizm için olmazsa olmaz başlıklardır.
Diğer taraftan, turizm sektörü neden teşvik edilmelidir; çünkü, hem yatırımların geri dönüşümü açısından uzun vadeli hem de her türlü olaydan çok çabuk etkilenen bir sektördür ve teşvike ihtiyacı vardır.
Diğer taraftan, Avrupa Birliği rekabeti açısından mevzuat düzenlemelerine ihtiyaç vardır; çünkü, bir taraftan gelen turistinizin büyük bir kısmı Avrupa Birliği ülkelerinden; bir taraftan da, sizin rakibiniz bu ülkeler. O yüzden, onların turizm politikalarını da dikkate alarak, kalite ve hizmet çeşitlemesini ortaya koyan politikaların uygulanması şarttır.
Diğer taraftan bakıldığında, sektörde Avrupa Birliğiyle ilgili gelişmelerin neticesinde ortaya çıkacak fonların kullanımına dair bir destek ve düzenleme görevinin de Bakanlıkça yerine getirilmesi gerektiği düşüncesindeyim; çünkü, son dönemde, gerek bilgi eksikliği gerekse stratejik önemlerden dolayı bazı projeler fonlanıyor; ancak, bunların sonraki dönemlerde nelerle karşılaştırılacağı yine bir soru işareti.
Diğer taraftan, ülkemizde hâlâ paket turlar, devremülk sistemi ve turistlerin sigortalanmasıyla ilgili büyük problemler yaşanıyor.
Bir başka konu, ulaştırma... Karayolundaki araç ve yol güvenliği, yeni bir ulaşım alternatifi aramayı beraberinde getiriyor; yani, demiryolu ve denizyolu.
Bir konu başlığı da havayolu. Şimdi, Türkiye'ye charter uçakları geliyor; ama, bir tek limana iniyor. Başka limanlara ve başka yörelere turistin taşınmasını ortaya koyacak havayolunun alternatif hizmetleri sunulmalıdır diye düşünüyoruz.
Ayrıca, son yıllarda çok moda olan her şey dahil sistemi... Bu sistem de, görülüyor ki, büyük bir artış trendi gösteriyor. Buna karşılık, geri çevrilmese bile, alternatif ürünlerin ortaya konulması, alternatif turizm başlıklarının ortaya konulması da vazgeçilemez bir gerçek.
Tabiî, KDV oranları yıllardır söyleniyor; ama, herhangi bir çözüme ne yazık ki ulaşamadı. KDV'ye baktığımız zaman, rakiplerimiz olan İtalya, İspanya gibi ülkelerde normal KDV oranlarının, konaklamada uygulananı yarı oranında; ama, Türkiye'ye, aynı standart oranı biz konaklamada uyguluyoruz. Ne kayıp getiriyor? Kayıp ortada; çünkü, girdi maliyetlerinde ödenen KDV ortalama yüzde 10, konaklamada kestiğiniz faturada yüzde 18. Aradaki yüzde 8'lik fark, özvarlıkların erimesini beraberinde getiriyor. Tabiî, uluslararası rekabette, fiyat avantajı açısından büyük bir kayıptır.
Diğer taraftan, maliyette önemli bir başlık da enerji maliyetleri. Enerjide, baktığınız zaman, özellikle elektrik ve atıksuda turizmciler büyük bir problem yaşıyor. Enerjide, son, nisan ayında TEDAŞ'ın özelleştirme kapsamına alınmasıyla, bu sene, turizmcilerin faturasına yüzde 60-70 ekler geldi; ama, hiçbir teşvik olmadan. Zaten, her şey, turizmciden kesilerek, nasılsa kaynak var, buradan da bir kaynağı biz keselim mantalitesiyle götürülmekte.
Şimdi, enerjiden sonra, tabiî, ayakbastı paralarının yüksekliği, oniki aylık turizmi teşvik için, bence, kış aylarında düşürülmesi gereken bir başlık.
Diğer taraftan, fikrî mülkiyet haklarına ilişkin düzenlemeler sonucunda turizm işletmeleri finansal bir yük taşıyorlar. Toplumun tüm kesimlerince desteklenen söz konusu hakların korunması gerektiğinde şüphe yok; ancak, konunun tarafları, turizm işletmelerini de zor durumda bırakmayacak şekilde ve her iki tarafın da yararına olacak bir şekilde anlaşmaya gitmelidir diye düşünmek gerekiyor.
Diğer taraftan, turizm sektöründe finansman büyük problem. Uzun vadeli yatırım, kısa vadeli finansman kaynaklarıyla sağlanıyor; ki, bu, çok önemli bir handikap getiriyor. Bir taraftan ihracatçı sayılması, bir taraftan da Eximbank kredilerinden payının artırılmasını önemli bir başlık olarak düşünüyorum.
Diğer taraftan, turizm işletmelerinin tamamının KOBİ kapsamına alınması; ki, Avrupa Birliği ülkelerine baktığınız zaman, hizmet sektörü de KOBİ kapsamında ve bizim de KOBİ tanımında yapacağımız değişiklikle tüm turizm işletmelerinin KOBİ kapsamına alınmasında büyük fayda bulunmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 26 Aralık 2004