Mersin limanının sorunlarıyla ilgili
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 109. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Temmuz 2003 · 1.616 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Binali Yıldırım (AK Parti), 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERSİN LİMANININ SORUNLARIYLA İLGİLİ); konuşma 1.616 kelime.
Binali Yıldırım (AK Parti, İstanbul). “Mersin limanının sorunlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/binali-yildirim-22-2003-07-22-mersin-limaninin-sorunlariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mersin Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Özcan'ın, Mersin Limanının sorunlarıyla ilgili gündeme getirdiği konulara cevap vermek için söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Ülkemizin en büyük limanı olan Mersin Limanı ve sorunları hakkında söylenecek olan, her şeyden önce, limanımız, konumu itibariyle, Ortadoğu ülkelerine yönelik denizyoluyla taşınan yük trafiğinin deniz ayağını teşkil etmektedir. Ülkemizin Akdeniz kıyısında en önemli ithalat ve ihracat kapısıdır. Irak'ın yeniden yapılandırılması sürecinde, Mersin'in önemi bir kat daha artmıştır.
Demiryolları İşletmesi tarafından idare edilen 7 büyük limandan biri olan Mersin Limanı, toplam, yaklaşık 1 000 000 metrekare liman alanına sahip olup, 14,5 metre su kesiminde gemilerin giriş çıkışına uygun bir yapıya sahiptir. Toplam rıhtım uzunluğu 4 605 metredir. Yıllık 4 692 gemi kabul, 6 131 000 ton yük elleçleme, 319 000 TEU konteyner elleçleme kapasitesi olup, kapalı stok alanı 32 649 metrekaredir. Açık stok alanı ise 337 876 metrekaredir, konteyner stoklama alan kapasitesi ise 251 350 metrekaredir. Karışık eşyada yıllık yük elleçleme kapasitesi 8 500 000 ton, konteynerde ise 375 000 TEU'dur. 1 086 işçi, 342 memur olmak üzere, 1 451 personelin istihdam edildiği Mersin Limanında toplam 236 adet ekipmanla hizmet verilmektedir.
Mersin Limanımızda, 2001 yılı ocak-haziran döneminde 6 500 000 ton yük elleçlenirken, 2002 yılında yüzde 7 artışla 7 000 000 ton yük elleçlenmiş, 2003 yılında aynı dönemde elleçlenen yük miktarıysa yüzde 11 artışla 7 300 000 tona yükselmiştir.
Konteyner bazında, 2001 yılı ocak-haziran dönemi için 144 000 TEU, 2002'de yüzde 18 artışla 170 000 TEU, 2003 yılında ise -dikkatinizi çekiyorum- yüzde 52 artışla 219 938 TEU kapasiteye ulaşılmıştır.
Konteynerdeki hızlı artış nedeniyle, devletçe zamanında ekipman tedariki yapılamadığından, özel sektörle yapılan protokol çerçevesinde limana 1 adet Mobil Harbour Crane temin edilerek, 2002 ağustos ayında hizmete sunulmuştur.
Yine, 2001 yılının ocak-haziran döneminde 25 000 000 ABD doları, 2002 yılında yüzde 14 artışla 29 000 000 ABD doları, 2003 yılında ise yüzde 33 artışla 33 700 000 ABD doları gelir sağlanmıştır.
Değerli milletvekilleri, ana konteyner gemilerine hizmet vermek üzere, yaklaşık değeri 9 000 000 euro olan 2 adet Post Panamax Gantry Cranen'in Mersin Limanına konulması planlanmış ve alımı konusunda son aşamaya gelinmiştir.
Rıhtım ve geri saha zeminlerinin bozuk olması nedeniyle, bütçe ve yatırım programı dahilinde, limanda bozulan sahaların kısım kısım betonlama işlemleri yapılmaktadır. Rıhtım derinliklerine yönelik çalışmalar halen devam etmektedir. Derinlikleri kaybolan rıhtım ve kanalların taranması DLH Genel Müdürlüğüne bağlı tarama ekipmanlarınca yürütülmektedir. Bugüne kadar 150 000 metreküp çamur çıkarılmıştır.
Değerli milletvekilleri, limanın otomasyona geçmesi için, başta üç büyük limanımız olmak üzere -Haydarpaşa, Mersin, İzmir- diğer limanlar ile merkez daireyi de içine alan "Liman Otomasyon Projesi" adı altıda bir çalışma yapılmıştır. Dünyanın sayılı otomasyon sistemleri hakkında yapılan araştırmalar sonucu, liman otomasyon ihale şartnamesinin hazırlanması yönünde çalışmalar devam etmektedir. Projenin yaklaşık maliyeti 3 000 000 dolardır.
Diğer yandan, limanın otonom bir yapıya kavuşturulması için, Devlet Demiryolları Ana Statüsünün 4 üncü maddesinin birinci bendinde "... tekel kapsamına giren bu işleri, ekonomik olması, gerekli görülmesi ve talep olması halinde, kısmen veya tamamen başkaları eliyle, kısa süreli anlaşmalarla yaptırmak. Ancak, başkaları eliyle yaptırılacak her iş grubu için bir çerçeve Yüksek Planlama Kurulu kararının alınması gereklidir" şeklinde bir hüküm mevcuttur.
Limanların otonom yapıya kavuşturulması Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında yer almakta olup, Hollandalı uzmanlarca, MATRA Projesi kapsamında İzmir Limanında çalışmalara başlanılmış olup, üçüncü şahıslara işletme hakkının devrine ilişkin çalışmalarımız devam etmektedir.
Dünyadaki konteynerleşme artış oranına paralel olarak, bunun, ülkemizde yüzde 10, Mersin Limanımızda yüzde 25 olması ve Mersin Limanın Doğu Akdeniz'de -Mısır'ın Port Said ve Yunanistan'ın Pire Limanı gibi- bulunan limanlarla rekabet edebilmesi için, limanın her tarafıyla rahatlıkla iletişim sağlaması için role istasyonları kurulmuştur.
Limanın iç ve dış trafiğinin düzenlenmesine yönelik, giriş ve çıkış kapılarının yeniden düzenlenmesi proje çalışmaları devam etmektedir. Küçük araç ve yaya trafiği tarafından kullanılan (A) kapısı hariç, diğer 3 kapının kapatılması ve bunların işlevini daha kapsamlı şekilde karşılayacak yeni bir kapı açılması çalışmaları sürmektedir.
Limanlarımızdan faydalanan kullanıcı özel sektörle işbirliğine gidilerek, kuruluşumuzca yapılması gereken bazı yatırımların özel sektöre ait firmalarca yapılması, böylelikle müşteri sürekliliği sağlanarak gelirlerin hiçbir konjonktürden etkilenmemesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda, Mersin Limanında Soda Sanayii AŞ ile yapılan protokolle, 3 000 000 dolar yatırım yapılmaktadır.
17, 18, 19 nolu rıhtımlar, NATO Projesi kapsamında yeniden inşa edilmekte olup, 17 ay içerisinde tamamlanacaktır. Proje maliyeti 20 000 000 dolar olup, bu rıhtımlar üzerinde 25-30 tonluk elektrikli rıhtım vinçleri konulacaktır.
Mersin ve İskenderun Limanlarımız, insanî yardım ve Irak'ın yeniden yapılandırılması için çok önem arz etmektedir. Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü (WFO) organizasyonuyla, Mersin Limanında Irak Savaşı nedeniyle insanî yardım malzemesi kapsamında 200 000 ton yük, İskenderun Limanında 100 000 ton yük elleçlenmiştir. Yıl sonu itibariyle bu iki liman için miktarın 1 000 000 tona çıkması beklenmekte olup, buradan da 5 000 000 dolar gelir elde edilmesi beklenmektedir.
Geçen hafta, Mersin Ticaret Odası ve Sanayi Odası yetkilileriyle Bakanlığımızda yaptığımız çalışmada, Mersin Limanının daha etkin kullanılması ve hizmet özelleştirilmesine gidilmesi konusunda da bir fikir birliğine vardık. Bu amaçla, başlangıçta, Mersin Limanı da içinde olmak üzere, limanlarımızın birçoğunda önümüzdeki aydan itibaren liman ücretlerinde ciddî anlamda indirime gideceğiz. Bu indirimlerle birlikte gelen giden gemi trafiği daha da artacak ve limanlarımızın daha etkin çalışır hale gelmesi sağlanacaktır. Asıl çözüm, devletin, elinde bulunan tüm liman işletmelerini tamamen hizmet özelleştirilmesine götürmesi veya yap-işlet modeliyle devretmesidir. Bakanlığımızda bununla ilgili çalışmalar devam etmektedir.
Bu arada, yeri gelmişken bir konuyu sizlere anlatmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, bir süreden beri bazı basın yayın organlarında Bakanlığım ve şahsıma yönelik birtakım iddialar ortaya atılmaktadır. Şimdi, bu iddialarla ilgili olarak siz değerli milletvekili arkadaşlarımı ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyorum.
Bu iddialar nedir, önce buna bir göz atalım.
Santour Şirketiyle ortak olduğum iddia edilmektedir. Çok açık ve net ifade ediyorum: Benim veya oğlumun veya başka bir yakınımın Santour Şirketiyle hiçbir ortaklığı söz konusu değildir. İşte bunun belgesi buradadır. Santour Şirketi, Almanya'da kurulu bir şirkettir ve bu şirket Almanya siciline kayıtlıdır. İşte, tercüme edilmiş fotokopisi buradadır, takdirlerinize sunuyorum.
Belge olarak, Santour Firmasının yöneticileriyle bir konferans için bulunduğum Almanya'da çekilmiş fotoğraflarımı, toplantı davetiyesini yayımlayanlar, Almanya'dan alınan ticarî sicil gazetesini -ki, az önce gösterdim- kendileri de araştırma zahmetine katlansalardı, bu gerçekdışı iddiayı öne sürmezlerdi.
Eğer, her fotoğraf çektirdiğim kişiyle benim ortaklığım varmış gibi bir düşünce olursa, daha geçenlerde, İsveç Başbakanı ve İtalya Başkanıyla da çekilmiş fotoğraflarım var; bunlar da gündeme getirilebilir! (AK Parti sıralarından alkışlar) İnsafa davet ediyorum!
Diğer bir iddia: Sancak Line ile Santour arasında aynı sektörde olma nedeniyle tanışıklık ve ticarî ilişki olduğu; bunun dışında herhangi bir ortaklığım söz konusu değildir.
ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep)Sayın Başkan, konuyla ne alakası var?!
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla)Değerli milletvekilleri, ben, siyasete girmeden önce yirmibeş sene denizcilikle uğraştım. Bu denizcilik meşgalem sırasında kamuda çok çeşitli görevler yaptım ve en son görevim olan İstanbul Deniz Otobüsleri Genel Müdürlüğünden sonra, siyasete girinceye kadar, özel sektörde serbest çalıştım.
Sancak Line Şirketinde bir süre genel müdürlük yaptığım doğrudur ve bu şirkette genel müdürlük yaptığımı da, seçimden önceki beyannamelerimde ve seçim propaganda ilanlarımda açık açık ifade ettim. Sanki, bu görevim, bu meşgalem yeni ortaya çıkmış gibi, kamuoyunun kafasını bulandıracak haberlerin yayımlanmasını esefle karşılıyorum.
Denizcilik camiası çok küçük bir camiadır ve bu camiada herkes birbirini tanır ve herkesin birbiriyle ticarî ilişkisinin olması da gayet doğal bir şeydir.
Diğer bir iddia da, çok önemli gibi gösterilen, Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait Ankara Gemisinin, Santoura, İhalesiz, çok ucuza kiralandığı ve bu kiralamada da bakanlık nüfuzunu kullandığım konusudur. Bu konuya çok önemle vurgu yapılmaktadır. Hemen cevabını şu şekilde vermek istiyorum: Kiralamada, söz sahibi olmak bir yana, haberim ve dahlim yoktur ve olmamıştır. Diyorlar ki: "TDİ'den, neden, başvuran diğer firmalara kiralama yapılmadı?" Hemen TDİ Genel Müdürünü arayarak, lütfen, kendisinden bilgi alın. Bunu ben yaptım ve aldığım yanıt hayli ilginçti: Diğer şahsın, TDİ'ye 500 milyar liraya yakın borcunu ödemeyip, işyerinde dahi bulunamayan, ama, her nedense, gazete bürolarını ve parti merkezlerini teker teker dolaşarak bilgi aktaran bir zat olduğunu öğrendim.
Bu zatın yaptıkları bunlarla da sınırlı değil: 2001 yılında Bakanlığıma bağlı Devlet Hava Meydanları İşletmesinde reklam panoları kiralamış, 200 milyar takarak sırra kadem basmıştır. Biraz daha işin üzerine gittim ve adliyede 11 adet suç dosyasından arandığını tespit ettim. Demek ki, bu işlerde servis yapanların geçmişine ve siciline bakılmasında büyük yarar vardır.
Her şeyden önce, Türkiye Denizcilik İşletmeleri, Bakanlığıma bağlı bir kuruluş değildir. Zira, 1993 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bağlanmıştır. Bildiğiniz gibi, Özelleştirme İdaresi de, şu anda, Ulaştırma Bakanlığına bağlı değil, Maliye Bakanlığına bağlı bir kuruluştur.
Yine, ihalesiz gemi kiraya verildi denilmektedir. Denizcilik İşletmeleri 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kurulmuş bir kamu iktisadî devlet teşekkülüdür ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamı dışındadır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi olmakla beraber, 2 nci maddesine göre, mal ve hizmet alımıyla yapım ihaleleri bu kanun kapsamı dışında olup, kiralama konusu da kanun kapsamı dışındadır. Bundan önceki tüm gemi kiralamaları da kurumda ihalesiz olarak yapılmıştır. Bunların bütün örnekleri burada yanımdadır.
Ancak, aynı dönemde, birden çok talepli olduğu takdirde, en iyi teklifi verene kiralama yapılmaktadır. Kiralama işlemi, tamamen yönetmelik çerçevesinde, ticarî kurallar çerçevesinde ve müracaatlara göre gerçekleştirilmiştir.
Biraz da merak ettim, bu kiralamanın detaylarını istedim ve öğrendim. Kiralama, yetmişsekiz gün için toplam 702 000 dolar bir ödemeyle gerçekleşmiştir. Geminin uluslararası deniz seyahati yapabilmesi için gerekli donanımları da kiralayan şirketin yapması öngörülmüş ve bunlar için 200 000 dolar para harcanmış ve bu alınan cihazlar geminin demirbaşına kaydedilmiştir. Dolayısıyla, belirlenen süre için bir günlük kira bedeli 11 350 dolara baliğ olmuştur ve Denizcilik İşletmesinin daha önceki kiralamalarında elde edilen en yüksek kiralama rakamı 8 000 dolardır. Bunun neresinde kayırma vardır, neresinde suiistimal vardır; sizlerin ve Yüce kamuoyunun takdirine arz ediyorum.
Diğer yandan, bu işletmenin özelleştirilmesi için üç sefer ihaleye çıkılmış. 5 adet gemi için ihaleye çıkılmış, hiçbir ihalede teklif gelmemiş; üçüncü ihalede, sadece bu gemi için 1 750 000 dolar, dört yıl ödemeli bir teklif verilmiştir.
Şimdi, bedeline 1 750 000 dolar teklif verilen bir gemi için, yaklaşık üç aylık kiralama için işletmenin elde ettiği kazanç 900 000 dolardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 22 Temmuz 2003