Çeşitli.kan.ve maliye bak.teşkilat ve gör.hak.khk değ.yap.hk.kanun.tas.
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 102. Birleşim · 1. yasama yılı · 3 Temmuz 2003 · 854 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Birgen Keleş (CHP), 3 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ.KAN.VE MALİYE BAK.TEŞKİLAT VE GÖR.HAK.KHK DEĞ.YAP.HK.KANUN.TAS.); konuşma 854 kelime.
Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Çeşitli.kan.ve maliye bak.teşkilat ve gör.hak.khk değ.yap.hk.kanun.tas”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 3 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2003-07-03-cesitli-kan-ve-maliye-bak-teskilat-ve-gor-hak-khk-deg-yap-hk-kanun-tas-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; incelemekte olduğumuz tasarının 19 uncu maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.
Hazine taşınmazlarının tümünün en kısa sürede satılmasını hedef alan bir yasa tasarısını inceliyoruz. Bu tasarı, daha önce, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetinin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu diğer tasarılara benzer bazı özelliklere sahiptir; yeterince tartışılmadan, konuyla ilgili meslek odalarının, derneklerin ve sivil toplum örgütlerinin uyarıları dikkate alınmadan hazırlanmıştır; bazı maddelerinin geri çekilmesi de bunun bir kanıtıdır.
Anayasaya, yasalara, uluslararası normlara ve taraftar olduğumuz, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırıdır ve kamu yararını tümüyle gözardı etmektedir.
Tasarı, sadece hazineye ait taşınmazların satışlarının hızlandırılmasını ve kolaylaştırılmasını değil, en kısa sürede elden çıkarılmasını hedef almaktadır; değiştirdiği maddeler yerine de, kamu yararını gözardı eden, gelecek kuşakların ihtiyaçlarını dikkate almayan, kuralsızlığı ve keyfîliği esas kılan bir düzen getirmektedir.
Sayın milletvekilleri, öncelikle, 19 uncu maddeye geçmeden önce, tasarının ilginç bazı noktalarına değinmek istiyorum. Tasarı, hazineye ait taşınmazların satış esas ve usulleri ile rayiç bedel tespit etme yöntemini yürürlükten kaldırmakta ve bazı satışların harca esas değer üzerinden yapılmasını öngörmektedir. Belediye sınırları ve mücavir alan içerisindeki hazine arazilerinin imar planı yapılmadan satılmasını öngörmesi ise, geleceğe dönük olarak çok sakıncalı sonuçlar yaratabilecek niteliktedir. Ayrıca, tasarı, bir tür imar affı niteliğinde olan bu uygulamanın, tek konut ve belirli büyüklüğün altındaki taşınmazlarla sınırlı olmasını bile öngörmemiştir.
Oysa, hepimizin bildiği gibi, gecekondu bölgelerinde bazı kişilerin, çok geniş arazileri çevirmeleri, onun üzerinde 1'den fazla gecekondu yapmaları rant için söz konusudur; tek gecekondusu olanla, bu tür arazileri çevirmiş olanları, yani, bir tür "gecekondu mafyası" diye tanımlananları, aynı kefede değerlendirmektedir.
Tasarının SİT'lerle ilgili olan maddesi geri çekildiği halde, kısa sürede tekrar gündeme geleceğine inanıyorum ve aynı hatanın, burada yapılan hataların tekrarlanmaması için ve hükümetin tutumunu aydınlatıcı olduğu için birkaç noktaya da değinmek istiyorum.
Bir defa, yapılaşmaya açılmasında SİT alanlarının, özel kanunlarda ve devletin taraf olduğu sözleşmelerde bulunan hükümlerin saklı olduğu belirtilmektedir; ama, değerli arkadaşlarım, bu, göstermeliktir; çünkü, tasarıyla getirilen düzenleme, bu tür hükümleri fiilen geçersiz kılacaktır. Kaldı ki, 4706 sayılı Kanunun 4/b maddesinde yer alan, özel kanunların hükümlerine atıfta bulunan ifade, tasarıyla madde metninden çıkarılmaktadır. Eğer, o hükümleri geçerli sayacaksanız, niçin tasarıda çıkarıyorsunuz. Bu tür arazilerin satılması, tabiî, Anayasanın 169 ve 170 inci maddelerine aykırıdır. Kıyıların hiçbir şekilde mülkiyete konu olmayacağı da tasarıda yer almamaktadır, bu da 43 üncü maddeye aykırıdır.
Yüzde 3'ün artırılacağını sanıyorum bundan sonra gelen düzenlemede; ama, bu bile, uluslararası normlara, sözleşmelere aykırıdır, Anayasanın 63 üncü maddesine de aykırıdır. Kaldı ki, bir baskı unsuru olacaktır en ufak bir şekilde bir oran koysak bile ve birinci derecede SİT alanlarını küçük oranla imara açsak bile. Nitekim, Plan ve Bütçe Komisyonunda bile, pek çok arkadaşımız, bu oranın küçük olduğunu ve yükseğe çıkılması gerektiğini tekrar tekrar gündeme getirmişlerdir.
Tasarının, hazineye ait taşınmazların, ifraz, tevhit, tescil ve tespit işlemlerinde imar mevzuatının dikkate alınmayabileceği yönündeki hükmü de çok sakıncalı bir hükümdür. Tarım arazilerinin satışında, küçük tarım üreticilerinin yararına, 4070 sayılı Yasada yer alan koşulların kaldırılması -biraz önce 14 üncü ve 15 inci maddeler vesilesiyle tartıştık- çok zararlıdır ve tarım arazilerinin satılmasında dikkate alınması gereken sosyal amacı ortadan kaldıracak niteliktedir; Anayasanın 44 üncü maddesine de aykırıdır.
Sayın milletvekilleri, tasarının 19 uncu maddesi, 1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesini değiştirmekte ve yabancılara, taşınmaz edinmede ve taşınmazlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisiyle sınırsız olanak sağlamaktadır. Tasarı, 19 uncu maddenin birinci fıkrasında, karşılıklılık ilkesine değinmektedir; ama, hemen altındaki fıkralarla bu ilkeyi tümüyle geçersiz kılmaktadır. Tasarıyla, diğer yasalarda var olan karşılıklılık ilkesi yürürlükten kaldırıldığı gibi, yabancıların, Türkiye'nin her tarafında taşınmaz edinmeleri mümkün hale getirilmektedir; çünkü, tasarıda, yabancı uyruklu kişiler ile yabancı ülkelerde o ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş olan tüzelkişiliğe sahip ticarî şirketlerin lehine sınırlı aynî hak tesis edilmesi halinde, karşılıklılık ilkesinin geçerli olmayacağı belirtilmektedir. Böylece de, sınırlı aynî hak tesisi, yabancılara satılacak hazine arazilerinde karşılıklılık ilkesini ortadan kaldırmaktadır; uygulamada geçersiz kılmaktadır.
Bu tasarıda yer alan 30 hektar sınırının, Bakanlar Kurulunun izniyle daha üst miktarlara çekilebileceği de, yine, bu maddede belirtilmektedir.
Ayrıca, tasarının 3 üncü maddesinin son bendinde de gördüğümüz üzere, hazine arazilerinin üzerinde, örneğin devlet üretme çiftliklerinde 25 000 000 dolarlık yatırım yapan ve 100 kişi istihdam edenler, Türkiye'nin en önemli tarım arazilerini satın alabileceklerdir.
Bunun yanında, tasarının, çeşitli kanunların bazı maddelerini yürürlükten kaldıran 38 inci maddesiyle 442 sayılı Yasanın 87 nci maddesi de yürürlükten kaldırıldığı için, yabancıların, sadece karşılıklılık ilkesi olmadan sınırsız taşınmaz mal elde etmeleri değil, aynı zamanda, Türkiye'nin her yerinde taşınmaz elde etmeleri mümkün hale gelmektedir. 38 inci madde, 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesini de, belirttiğim gibi, yürürlükten kaldırmaktadır.
Sayın milletvekilleri, aslında, sınırlı aynî hak tesis edilerek, yabancıların, Türkiye'nin her yerinde sınırsız toprak edinmeleri, kısa bir süre önce kabul etmiş olduğumuz Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasasında da yer almaktaydı. Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasasının 3 üncü maddesinin (d) bendinde "yabancı yatırımcıların Türkiye'de kurdukları veya iştirak ettikleri tüzelkişiliğe sahip şirketlerin, Türk vatandaşlarının edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı aynî hak elde etmeleri serbesttir" denilmekteydi.
Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasasında ise bu hak geliştirilmektedir. Sadece Türkiye'de şirket kuran veya Türkiye'deki şirketlere iştirak edenler değil, başka ülke vatandaşları, başka ülke uyruğunda olan kişiler ile başka ülkelerde o ülke koşullarına ve kanunlarına göre şirket kuranlar da Türkiye'de...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 3 Temmuz 2003