Çeşitli.kan.ve maliye bak.teşkilat ve gör.hak.khk değ.yap.hk.kanun.tas.
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 102. Birleşim · 1. yasama yılı · 3 Temmuz 2003 · 864 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ekrem Erdem (AK Parti), 3 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ.KAN.VE MALİYE BAK.TEŞKİLAT VE GÖR.HAK.KHK DEĞ.YAP.HK.KANUN.TAS.); konuşma 864 kelime.
Ekrem Erdem (AK Parti, İstanbul). “Çeşitli.kan.ve maliye bak.teşkilat ve gör.hak.khk değ.yap.hk.kanun.tas”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 3 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ekrem-erdem-22-2003-07-03-cesitli-kan-ve-maliye-bak-teskilat-ve-gor-hak-khk-deg-yap-hk-kanun-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA EKREM ERDEM (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan, Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, şahsım ve Grubum adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
9 uncu madde ile, 29.6.2001'de çıkarılan 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna Geçici 4 üncü ve 5 inci madde eklenmektedir. Geçici 4 üncü maddede "Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya mazbut vakıflar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait, üzerinde toplu yapılaşma bulunan taşınmazlar, Hazineye ait taşınmazlar ile trampa edilebilir. Trampaya ilişkin usul ve esaslar taşınmaz maliki veya idare ve temsil eden kamu kurum ve kuruluşunun bağlı, ilgili veya ilişkili olduğu Bakanlık ile Maliye Bakanlığı arasında müştereken belirlenir" denmektedir.
Bu madde metnine bakıldığında, görüşülmekte olan yasanın ana amacının yalnızca hazineye ait birtakım işgalli ya da işgalsiz arazilerin satılarak sadece kaynak temini olmadığı görülecektir. Burada asıl amaç, sorunların çözülmesidir. Gecekondulaşma ya da işgal, yalnızca hazineye ait arazilerle sınırlı bir olay değildir. Önce hazine arazileriyle başlayan işgal, zamanla çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına ait arazilerin işgaliyle, hatta, şahıslara ait arazilerin işgaliyle sınırlı kalmayarak, ecdadımızın bizlere emaneti olan vakıf arazilerini de içine almıştır; irili ufaklı sayısız mahalleler, hatta, ilçeler kurulmuştur.
Vakıflara ait işgalli taşınmazların toplam alanı 220 000 000 metrekare civarında olup, yaklaşık, 26 000 işgalcisi bulunmaktadır. Özellikle, İstanbul Okmeydanı, Alibeyköy, Beykoz, Sarıyer, Antalya Muratpaşa, Varsak, Sütçüler, Adana Karaisalı, Aydın Ekinambarı, Diyarbakır merkez, Şanlıurfa merkez, Eskişehir gibi büyük yerleşim yerlerinde çok büyük alanlar bunlardan bazılarıdır. Bu, bir, de facto durum; bunların da çözüme kavuşturulması gerekir. Halkın sorunlarını önceleyen bir iktidar, bu çarpıklığın devamını isteyemezdi. İşte, bunun için, burada görüşmekte olduğumuz 9 uncu madde, 4706 sayılı Yasaya getirdiği geçici 4 üncü maddeyle bu soruna çözüm getiriyor.
İşgalli vakıf taşınmazlarının Maliye Hazinesine ait taşınmazlarla trampası yoluyla sorun ortadan kaldırılmaktadır. Hem işgalci durumundaki vatandaşlarımızın problemi çözülüyor hem de vakıflar, işgalden kurtaramadığı taşınmazlarına kavuşturulmuş oluyor. Trampa sonucu alınacak taşınmazlar da, yine, vakıflar adına tescil edilecektir. Kısacası, ata yadigârı vakıfların taşınmaz kaybı da ortadan kaldırılmış olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görevimiz, gecekondu yapan vatandaşı suçlamak yerine, onun hukukî şartlarını hazırlamak, ev yapabileceği arazileri hazırlamaktır. Hazine arazisi işgali denildiğinde akla ilk gelen konulardan birisi gecekondu problemidir. 1966 tarihli, 775 sayılı Gecekondu Kanunu, gecekonduyu, imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlerine bağlı kalmaksızın, kendine ait olmayan arazi ve arsalar üzerinde sahibinin rızası olmadan yapılan izinsiz yapılar olarak tanımlamaktadır.
Kent bilimciler ise, bayındırlık ve yapı kurallarına aykırı olarak gerçek ya da tüzel, kamusal ve özel kişilerin toprakları üzerine, toprak sahibinin bilgisi ve müsaadesi dışında onaysız olarak yapılan, barınma gereksinimleri devletçe ve kent yönetimlerince karşılanmayan yoksul ya da dargelirli ailelerin yaşadığı barınak türü olarak adlandırılan yere gecekondu demektedirler.
Gecekondu, toplumun belirlediği normlar ya da standartlar içinde konut sorununu çözemeyen düşük gelirli grupların, oldubittilerle oluşturduğu konutlarla konut ihtiyacını karşılama yoludur.
Gecekondulaşma, ekonomik ve toplumsal nedenlerle kırsal alandan şehirlere göç, kentlerdeki hızlı nüfus artışı nedeniyle kentlerdeki konut arzının talebi karşılayamayacak düzeyde kalması, kente gelen nüfustaki artışa rağmen iş imkânlarında artış sağlanamaması, konut piyasasında düşük gelirli grupların sahip olabilecekleri veya kiralayabilecekleri fiyatta ve standartta gerekli miktarda konut bulunamaması gibi nedenlerden ortaya çıkmıştır.
Özellikle, 1950'den sonra kentlere başlayan yoğun göçün sonucunda, yeterli konut üretilemeyince, vatandaşlar, bir yolunu bulup, barınma ihtiyacını gidermek için, kanuna, plan, proje ve tekniğe aykırı olarak, ellerine geçirdikleri malzemeleri kullanarak evlerini yapıp içine oturmuşlardır. 1970'li yıllardan sonra, kent içerisindeki kamu arazileri azaldığından, kent çevresindeki genellikle sahipli arsalar sahiplerince parsellenip satılmaya başlanmış, gerek bu sahipli arsaların hisseli şekilde satılması gerekse kamu arsalarının mafya tarafından gayriresmî parsellenip satılmasıyla, işin içinden çıkılmaz yeni bir dönem başlamıştır. 1980 sonrası ise, kentlerin hızlı büyümesiyle kent çevresinde kalan gecekondular, imar durumu olmasa dahi, sahiplerince yıkılıp, çok katlı, ruhsatsız ve hem yapı statiği bakımından hem de çevre şartları bakımından son derece sağlıksız bir yapılaşmaya dönüşmüştür. Böylece, Türkiye'de, gecekondu sorunu, en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir. Devlet, sosyal devlet olma görevlerini yerine getirememiş, vatandaşın önünde gitmesi gerekirken, vatandaşın arkasında kalmış; vatandaş, hayatını sürdürebilmek için başını sokacak bir mekân kurunca, devlet de vatandaşın peşinden koşmaya çalışmıştır; gecekondularda yaşayan insanların problemlerini çözmeye çalışmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün milyonlarca metrekareyi bulan hazine, kamu kurum ve kuruluşlarıyla vakıflara ait ülkemizin en değerli arazileri üzerinde milyonlarca insan yaşamakta, binalar, fabrikalar, hatta şehirler yer almaktadır. Devlet, bunlara elektrik, su ve doğalgaz gibi altyapı hizmetleri de götürmüştür. Mevcut durum artık kangren haline gelmiş, çözüm beklemektedir. Üstelik var olan yasal boşluk nedeniyle, işgalci durumda bulunan kişi ve kurumlar, devlete hiçbir katkı sağlamadan bu taşınmazları kullanmaya devam etmektedirler. Dolayısıyla bunlara yapılan yatırımların maliyeti de, yasalara uygun yaşayan insanların sırtına yüklenmektedir. Altyapısı devlet tarafından sağlanmış binlerce yapı ve işyerini boşaltıp yıkmak hem ekonomik hem de sosyal yönden imkânsızdır. Yıkamayacağımıza göre, bu sorunlara çözüm üretmek mecburiyetindeyiz. Vakıfların yanı sıra, geçici 4 üncü maddeyle, aynı şekilde, hem kamu kurum ve kuruluşlarına ait işgalli araziler nedeniyle oluşan kamu kurum ve kuruluşlarının kaybı telafi edilmekte hem de işgalci vatandaşların sorunları tatlıya bağlanmaktadır.
Böyle bir teklife bence muhalefet yapılmaz; ancak destek verilir. Takdir Yüce Meclisindir.
Görüşülmekte olan bu maddenin ve yasa tasarısının memleketim ve milletim için hayırlı neticelere vesile olmasını diler, tasarının hazırlanıp Meclise sunulmasında emeği geçen herkesi tebrik eder, saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 3 Temmuz 2003