İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 111. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Genel Kurul konuşması

Bülent Baratalı

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 111. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Temmuz 2004 · 1.422 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bülent Baratalı (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.422 kelime.

Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-07-07-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Belediye Kanunu Tasarısının "İtfaiye" başlığını taşıyan 52 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sizleri, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, burada, eski bir belediye başkanı olarak, bu kahraman itfaiyecilerimize bir vefa borcunu, öncelikle ödemek istiyorum. Urla'da beraber söndürmekte olduğumuz bir yangın sırasında, soğutma işlevini yaparken hemen yanımda şehit olan İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesinden Nihat Öztemel'i burada rahmetle anıyorum. Kuyudan bir can kurtarmak isterken şehit olan Mehmet Emin Gürkan'ı burada rahmetle anıyorum. Daha geçen hafta, Adana'da, bir mobilya mağazasında, soğutma çalışmaları sırasında şehit olan yirmiiki yıllık itfaiyeci onbaşısı Akif Durmuşcan'ı rahmetle anıyorum. Bayrampaşa yangınında şehit olan Ali Ataş'ı, Zeytinburnu'nda Ekrem Bulut'u ve Ersin Kırço'yu ve TÜPRAŞ yangınlarında şehit olan çok değerli kahraman itfaiyecilerimizi saygıyla ve rahmetle anıyorum. Bugüne kadar, bu görevleri yaparken, yani, bizler için yaşayan, bizler için ölen, insan canını kurtarmakla, insanların mallarını kurtarmakla, doğayı kurtarmakla görevli olup da buralarda şehit olan çok değerli arkadaşlarımı rahmetle anıyorum. Bir şehit çocuğu olarak, geride kalan ailelerine ve çoluk çocuklarına da sabır diliyorum ve hepsini, bu mertebeden dolayı da kutluyorum.

Çok değerli arkadaşlarım, Türkiye'de şehir itfaiye kuruluşlarında 450 yangın istasyonu bulunmaktadır. Bu yangın istasyonlarının tümünde 2 200 araç görev yapmakta ve bunlarla ilgili olarak da insan kaynağı olarak, itfaiye eri ve yangın eri olarak, rütbeli, rütbesiz 26 000 itfaiyeci görev yapmaktadır.

Türkiye'de, her yıl çeşitli şekillerde 75 000 adet yangın meydana gelmekte ve bunlara müdahale edilmektedir. Ayrıca, yangınların dışında, az önce söylediğim gibi, kuyudan can kurtarma dahil olmak üzere çeşitli şekilde çıkan yangın ve kurtarmalara, su altında, su üzerinde, havada 16 000 teknik kurtarmaya da bu değerli arkadaşlarımız müdahale etmektedir. Az önce, yine zabıtalarda konuştuğumuz gibi, itfaiyeciler de genel idare hizmetleri ve yardımcı hizmetler sınıfında görev yapmaktadırlar; yani, 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinde, bunların sınıfı, genel idare hizmetleri ve yardımcı hizmetler olarak geçmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1580 sayılı Belediye Kanununun 15/22 nci maddesi, belde içinde yangın çıkmasını önlemek için gerekli tedbirleri almak, yangın söndürme araç ve gereçlerini sağlamak, sağlatmak ve her an ihtiyaca hazır ve yarar halde bulundurmak, çıkan yangın ve yangın sonrası meydana gelen olay ve durumlarla uğraşmak görevini belediyelere vermiştir. Bu önemli görevleri yerine getirmenin yanı sıra, belediye dairelerince ihdas olunacak gaz depolarına dair nizamname ve tiyatroların sağlık, yangın ve emniyet noktalarında haiz olmaları lazım gelen şartlar hakkındaki talimatname, İtfaiyecilik ve Yangından Korunma Tedbirleri Hakkındaki Talimatname, Barut ve Patlayıcı Maddeler Nizamnamesi, Devlet Tarafından Kullanılan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, Sivil Savunma Kanunu, Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve buna dayanılarak çıkarılan tüzük ve yönetmeliklerdeki yangınlarla ilgili olarak belediyelere verilen görevleri, itfaiye teşkilatı yerine getirmektedir.

Bütün bu ağır ve önemli sorumluluklara karşın, can ve mal güvenliği bakımından dünyanın en önemli ve en riskli meslekleri arasında sayılan itfaiyecilik, ne yazık ki, ülkemizde yeterince önemsenmemektedir. Bundan tam dört asır önce, Padişah III. Murat, İstanbul'da yangınların önlenmesi için -hepimizin bildiği gibi, İstanbul, o zaman ahşap olarak yapılmıştı; bir yangın, bir mahalleyi, bir semti ortadan kaldırıyordu- her eve 1 dolu fıçı, kova, 1 merdiven ve kazma kürek bulundurma zaruretini getiriyordu. Ne yazık ki, ondan sonra, 1923, 1930, 1966 ve 1985 yıllarında çıkarılan kanunlarla bu teşkilat şekillendirilmeye çalışılmasına karşın, itfaiye teşkilatı, bugüne kadar, Batılı anlamda, çağdaş bir düzeye, maalesef, kavuşturulamamıştır. O kadar ki, gökdelenler ve onlarda çeşitlenen yangınlarla, artık, itfaiyeciler, maalesef, başa çıkamaz durumdadırlar. Hatırlarsınız, daha on gün kadar önce, Adalar'da çıkan bir yangına, İstanbul İtfaiyesi, itfaiye araçlarını Adalar'a götürmesi gereken deniz araçları olmadığı için müdahale edemedi; İstanbul İtfaiyesi, Adalar'daki bu yangına, yalnız yangın eri göndererek müdahale etmeye, katkıda bulunmaya çalıştı.

Değerli arkadaşlarım, 3 225 il, ilçe ve belde belediyelerinde -az önce söylediğim gibi- 26 500 itfaiyeci, yangın eri çalışmaktadır. Bu çalışanlar, kadrolu memur, işçi ve sözleşmeli statüsünde değerlendirilmektedir. Genel olarak yapılan görev ve hizmet aynı olmasına karşın, bunlar arasında, mevzuat, yönetmelik ve özlük hakları açısından büyük farklar bulunmaktadır. Memur statüsünde olmayan yangın erlerinin, görevlilerin yangına müdahale etmesi mevzuata uygun değildir. İşçi statüsünde bir görevlinin yangına müdahale ederken ölmesi durumunda, hem çalışanın hem de çalıştıranın hakları ortadan kalkmakta ve cezaî müeyyide de ortaya çıkmaktadır. Yangına müdahale eden bir memur yangın eri ile bir işçi yangın eri arasında, aldıkları ücret açısından, işçiler lehine, yüzde 70 ücret farkı hâlâ daha devam etmektedir.

Ülkemizde itfaiyecilik teşkilat ve görevlerini düzenleyen yasa, tüzük ve yönetmeliklerde de ifade edildiği üzere, itfaiyeciler, 24 saat aralıksız görev başında, yangına müdahale etmek, doğal afetler sonunda oluşan enkaz ve çöküntüler arasında kurtarma çalışmalarına katılmak, bina ve işyerlerinin yangından korunması ve acil durum önlemlerinin alınması için inceleme ve denetimlerde bulunmak, halkı, kurum ve kuruluşları yangınlara karşı aydınlatmak amacıyla, yaşamı pahasına, özveriyle görev yapan insanlardır.

Öte yandan, itfaiyeciliğin bir kariyer meslek grubu olduğu ve bu meslek grubunun sistematik bir eğitim gerektirdiği gerçeğinden hareketle, Kocaeli, Akdeniz ve İstanbul Üniversiteleri kendi bünyelerinde itfaiyecilik meslek yüksekokullarını açmış ve mezun vermeye başlamıştır. Bu meslek açısından ve kentler açısından, insanlık açısından, doğa açısından üniversitelerimizin yaptıkları bu iyi başlangıcı bir mutluluk olarak değerlendiriyorum.

Belediyelerde görev yapan itfaiye personeli 657 sayılı Kanun kapsamında yer alıp, özlük ve diğer hakları da bu kanun çerçevesinde düzenlenmiştir. Aynı kanunun "Tesis edilen sınıflar" başlıklı 36 ncı maddesinde, genel idare hizmetleri sınıfı, teknik hizmetler sınıfı, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfı, eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı, avukatlık hizmetleri sınıfı, din hizmetleri sınıfı, emniyet hizmetleri sınıfı, yardımcı hizmetler sınıfı, mülkî idare amirleri hizmetleri sınıfı, millî istihbarat hizmetleri sınıfı olmak üzere memurlar 10 sınıfa ayrılmış olup, itfaiye hizmetlerinde görev yapan memurlar, personelden itfaiye eri kadrosunda bulunanlar yardımcı hizmetler sınıfında; itfaiye onbaşısı, itfaiye çavuşu, itfaiye başçavuşu, itfaiye amiri, itfaiye müdürü, itfaiye daire başkanı gibi diğer unvanlar ise genel idare hizmetleri sınıfında yer almaktadır. 657 sayılı Kanuna göre, genel idare hizmetleri sınıfına giren memur personelin hangileri olduğuna bakılacak olursa, bu kanun kapsamına dahil kurumlarda yönetim, icra, büro ve benzeri hizmetleri gören ve kanunla tespit edilen diğer sınıflara girmeyen memurların bu sınıfı teşkil ettiği görülecektir.

Yardımcı hizmetler sınıfı ise, kurumlarda her türlü yazı ve dosya dağıtmak ve toplamak, hizmet yerlerini temizlemek, aydınlatmak, ısıtma, ilaçlama, bakım ve koruma gibi hizmetlerin yanı sıra, basit iklim rasatları ve benzeri alanları kapsamaktadır. Oysa, itfaiye birimlerinde görev yapan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamındaki personelin, aynı kanunun 36 ncı maddesinde sayılan sınıfların tanımları ile itfaiye teşkillerinin görevleriyle ilgili düzenlemenin 5 inci maddesinde belirtilen "Çalışma Düzeni ve Saatleri", "İtfaiye Personelinin Görevleri" başlıklı düzenlemelerin örtüşmediği açıkça görülmektedir. Bu nedenle, bu farklılık, 657 sayılı Kanunun "Kapsam", "Amaç", "Temel İlkeler", "Sınıflandırma", "Kariyer", "Liyakat" başlıklı maddelerinin tamamına aykırılık içermektedir.

Bu nedenle, niteliği gereği genel idare hizmetleri sınıfı veya yardımcı hizmetler sınıfı kapsamında değerlendirilmesi olanağı bulunmayan itfaiyecilik hizmetlerinde görev yapan personelin, kariyer meslek içeriğindeki bu görevleri nedeniyle de ayrı bir sınıf içerisinde düzenlenmesinin zorunluluğu açıktır. Bu aksaklığın ve çelişkinin giderilmesi için, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesine "itfaiye hizmetleri sınıfı" başlığı adı altında 11 inci madde olarak sınıf ihdası zorunlu hale gelmiş bulunmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde, bu riskler gözönüne alınarak, bu alanda çalışanların sosyal hakları belirlenmiştir. Ülkemizde de bu risklerin neler olduğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalının 21 Aralık 1995 tarihli raporunda belirtilmiştir. Bu raporda belirtilen riskler, ülkemizdeki işçi sağlığı ve işgüvenliği mevzuatında ele alınmış ve itfaiyecilik hizmetleri ağır ve tehlikeli işler sınıfında mütalaa edilmiştir.

Bu doğrultuda, gelişmiş ülkelerdeki uygulamalarda da görüldüğü gibi, ülkemizde de, itfaiyecilerimizin zor yaşam koşullarını biraz olsun iyileştirebilmek amacıyla, itfaiye hizmetlerinde çalışan personele yıpranmanın, yani, itibarî hizmet süresinin verilmesinin zorunlu olduğu ve buna dair düzenlemenin Anayasa ve mevcut mevzuata uygun olduğu değerlendirilmektedir.

Çok değerli arkadaşlarım, bana, itfaiye erleri tarafından gönderilen bazı belgeler var; bunu sizlere okumak istiyorum. Bu belgeyi hazırlayan Taner Baykal. Bu arkadaşımız, İstanbul İtfaiyesinde bir yangın eri. İtfaiyeciliğe dışarıdan nasıl bakıldığını tanımlıyor; şöyle söylüyor: "Tüm ülkemizde itfaiye tanımı bu olmamalıdır. İtfaiyeciler, park ve bahçe sulayan, inşaatlara su taşıyan, zaman zaman fosseptik temizleyen, seçim sandıklarını toplayıp saklayan, cenaze kaldıran, bu görevlerden zaman ve aracında su kalırsa yangına giden, belediye bünyesindeki yaşlı, işe yaramayan veya sorunlu olarak kabul edilen, eline yemeğini alıp getiren, emekliliği geldiği halde ayrılmayıp da çalışmaya devam etmek isteyen; çoğu belediye başkanının gözüyle günün 24 saatinde oturan, yangınlarda yanmayan, boğulmayan, zehirlenmeyen, yıpranmayan ve meslek hastalığına yakalanmayan, asker ve polis gibi yıpranmayan ve bu nedenle en az yirmibeş yıl duman, ısı ve tehlikeli madde soluyan, koruyucu elbise, ekipman, malzeme ve teçhizat kullanma gereksinmesi duymayan, uyumayan, yemeyen ve sadece oturan, vatandaşın gözüyle zavallı, sevimli, fedakâr olan ve kimselere zarar vermeyen iyi insanlar Türk itfaiyecisi olarak bilinir, değerlendirilir ve seçilirler. "Bu böyle olmamalı... Ya ne olmalı?.. Onun da bir cevabı var: İtfaiyecilik, bir kez, en önemlisi olarak..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Baratalı.

BÜLENT BARATALI (Devamla)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Son 5 dakika herhalde, değil mi efendim?

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

60 konuşma daha · 7 Temmuz 2004

60 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook