İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 89. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Dünya çevre günü nedeniyle

Cahit Can

Sinop Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 89. Birleşim · 1. yasama yılı · 4 Haziran 2003 · 842 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cahit Can (AK Parti), 4 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ NEDENİYLE); konuşma 842 kelime.

Cahit Can (AK Parti, Sinop). “Dünya çevre günü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 4 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cahit-can-22-2003-06-04-dunya-cevre-gunu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CAHİT CAN (Sinop)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dünya Çevre Günüyle ilgili gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünya gündemini meşgul eden en önemli konulardan biri de kuşkusuz çevre ve çevre sorunlarıdır. Yaşayan her canlı, çevrenin bir parçası olarak, çevre sorunlarının etkisi altındadır. Bilindiği üzere, geniş anlamda çevre, insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı etkileşim içinde bulundukları fizikî, sosyal, biyolojik, kültürel ve ekonomik ortam olarak tarif edilebilir.

İnsanların yeryüzünde yaşamaya başlamasından itibaren insanla doğa arasındaki hassas denge, doğal denge aleyhine bozulmaya başlamıştır. Özellikle, içinde yaşadığımız yüzyılda sanayi ve teknoloji alanlarında meydana gelen olağanüstü gelişmeler, bir yandan insanın doğa üzerindeki egemenliğini artırıp, yaşam düzeyinin yükselmesini ve kendisinin mutlu olmasını sağlarken, diğer yandan hızlı kentleşmenin etkisiyle de doğal dengenin bozulması, kaynakların hızla yok edilmesi, insan yaşamını tehdit edecek ölçülere varan çevre kirliliğini ortaya çıkarmıştır.

Değerli milletvekilleri, çevre kirliliği, özellikle son elli-altmış yılda, sanayileşmiş ülkelerde olduğu gibi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de önemli boyutlara ulaşmıştır. Dünya Sağlık Örgütüne göre, dünyada her yıl milyonlarca ve günde yaklaşık 5 500 çocuk, çevre kirliliği yüzünden hayatını kaybetti ve kaybetmektedir.

Dünya Çevre Zirvesi için hazırlanan Birleşmiş Milletler raporunda, kuraklığın başladığı, açlığın devam ettiği, ormanların yok olduğu ifade edilmektedir. Dünya nüfusunun yüzde 40'ının su sıkıntısı içinde yaşamakta olduğu; küresel ısınma sonucunda tüm dünyada deniz seviyelerinin yükseldiği, çok sayıda hayvan ve bitki türünün yok olmakla karşı karşıya olduğu; petrol, kömür gibi fosil kökenli yakıt kullanımının artış gösterdiği ve bunun sonucu olarak da Asya ve Afrika'nın bazı bölgelerinde kuraklıkların başladığı vurgulanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bilim adamlarına göre, hemen önlem alınmazsa, okyanus kıyısındaki şehirler sular altında kalacak, aşırı kuraklıklar, şiddetli fırtınalar ve görülmemiş boyutlarda sel felaketleri, baskınları yaşanacaktır.

Yine, dünyada artan nüfus ve aşırı avlanma nedeniyle, gelişen ülkelerdeki yaklaşık 1 milyar insan, yirmi yıl içerisinde balık kıtlığıyla karşı karşıya kalacaktır. Aşırı avlanmadan sadece insanlar değil, doğal deniz yaşamı da etkilenecektir. Kişi ve toplum hayatını ciddî şekilde tehdit eden çevre kirliliğinden dolayı fertler, hükümetler, ulusal ve uluslararası kuruluşlar çevreyi korumak, oluşmuş ve oluşması muhtemel zararları en aza indirmek adına, büyük bir seferberlik içerisine girmişlerdir. İlk ciddî girişimler 1972 yılında başlatılmış ve 1992 yılındaki Rio Zirvesiyle birlikte, son olarak dünyanın en büyük toplantılarından biri olan Sürdürülebilir Kalkınma Dünya Zirvesi de 16-22 Eylül 2002 tarihlerinde Güney Afrika'da 160 ülkenin katılımıyla gerçekleşmiştir. Çevre konusunda başlatılan bu süreçler, ulusal ve uluslararası politikaların önemli unsurlarından biri haline gelen çevre olgusunun yüzyılımızda devletlerarası ilişkilerde belirli bir rol oynayacağını açıkça göstermektedir.

Global düzeyde karşılaştığımız çevre sorunlarının başlıcaları, hava kirliliği, gürültü, dünyanın ısınmasına yol açan sera etkisi, toprak erozyonu, çölleşme ve su kaynaklarının kirlenmesidir. Sera etkisi yaratan gazların atmosfere bırakılması ve ozon tabakasının incelmesi insan sağlığını ve diğer yaşam türlerini ciddî biçimde tehdit etmektedir. Her geçen gün büyük miktarda bitki ve hayvan çeşidi yok olmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Can.

CAHİT CAN (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, küresel bir nitelik taşıyan çevre sorunları ülkemizde de her geçen gün doğal hayatı tehdit eder hale gelmiştir. Kalkınmaya paralel olarak, özellikle kentlerimizde meydana gelen hava ve gürültü kirliliği, kimyasal atıklar, insan sağlığını; yeşil alan ve orman alanlarının yok edilmesi, erozyon, su kaynaklarının kirlenmesi de ekosistemi olumsuz yönde etkilemektedir.

Türkiye'de kanalizasyon sularının yüzde 98'i, endüstriyel atık sularının yüzde 78'i arıtılmadan ırmak ve denizlere bırakılıyor. Türkiye'deki endüstriyel işletmelerin yüzde 81'inde arıtma tesisi yoktur. Arıtma tesisine sahip işletmelerin yüzde 14'ü büyük kentler dışında. Çöpler düzenli olarak depolanmıyor. Düzensiz bir şekilde depolanan çöpler büyük felaketlere neden oluyor.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin çeşitli bölgelerinde yaşanan çevre sorunlarına ilişkin olarak, maalesef, çok sayıda örnek mevcuttur: Ağrı'da Balıklı Göl kuruyor; Küçük Menderes Nehri, ot ve kum yığını haline döndü; Uludağ'da kurulan tesisler dereleri kirletiyor; Karadeniz sahil yolu sayesinde, yöredeki hemen hemen tüm illerin çöpleri direkt olarak Karadenize bırakılıyor; Ege Bölgesindeki içsular büyük bir kirlilik tehdidiyle karşı karşıya; bilim adamları, Gediz Deltasından sonra, Ege'deki diğer akarsu ve göllerin de tükenmekte olduğuna dikkat çekmektedirler; İstanbul, elektromanyetik kirlilik alarmı veriyor, çevresindeki yeşil alan ve ormanlar tahrip ediliyor; Ege Denizinin birçok koyunda yapılaşma başladı...

Ülkemizde, son yıllarda, çevre sorunlarını çözmek amacıyla, mevzuat ve kurumsal düzeyde bir yapının oluşturulmasında bazı ilerlemeler kaydedilmiş; insan sağlığı ve doğal dengeyi koruyacak, sürekli ve ekonomik kalkınmaya imkân verecek ve gelecek kuşaklara daha sağlıklı çevre bırakacak çalışmalara başlanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

CAHİT CAN (Devamla)- Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ancak, tüm bunlar, insanımıza sağlıklı bir çevre oluşturmak için yeterli değildir. Genel anlamda, çevre sorunlarıyla ilgili olarak, bugünkü ve gelecek nesiller için, çevrenin korunması konusunda özenli planlama ve yönetim gerçekleştirilmeli; ülkemizin doğal kaynakları, havası, suyu, flora ve faunası dahil, özellikle, doğal sistemi temsil eden örnekler mutlaka korunmalıdır. Denizlerin insan hayatını ve deniz canlılarını tehlikeye atabilecek maddelerle kirlenmesi, mutlaka önlenmelidir. Çevreye olan olumsuz etkileri önlemek amacıyla, yerleşmeler ve kentleşmeler, mutlaka plan dahilinde yapılmalı ve bu konuda etkin tedbirler alınmalıdır.

Ülkemizdeki çevre sorunlarının sebepleri ve sonuçları konusundaki bilimsel araştırmalar ve gelişmeler, mutlaka teşvik edilmelidir. Çevrenin korunmasında hem kurumlara ve hem de halkımıza büyük görevler düşmektedir. Doğayı ve çevreyi koruma çalışmalarının etkinleştirilmesi, ancak çevre bilincinin artırılmasıyla mümkün olacaktır. Bu noktada, devlet, düzenleyici rolünü...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT CAN (Devamla)Sayın Başkanım, çok az, bir cümlem kaldı...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 4 Haziran 2003

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook