İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 11. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kadının statüsü genel müdürlüğü teşkilat va görevleri hk.(s.s.654)

Cânân Aritman

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 11. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Ekim 2004 · 842 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cânân Aritman (CHP), 27 Ekim 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VA GÖREVLERİ HK.(S.S.654)); konuşma 842 kelime.

Cânân Aritman (CHP, İzmir). “Kadının statüsü genel müdürlüğü teşkilat va görevleri hk.(s.s.654)”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 27 Ekim 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-22-2004-10-27-kadinin-statusu-genel-mudurlugu-teskilat-va-gorevleri-hk-s-s-654 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA CANAN ARITMAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime Atatürk'ün 1923'teki cümleleriyle başlamak istiyorum: "Efendiler, bir cemiyet, aynı gayeye bütün kadınları ve bütün erkekleriyle beraber yürümezse, ilerlemesine, teknik olarak, imkân ve ihtimal yoktur. Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça, öteki kısmı göklere yükselebilsin. Toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların nedeni, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdur.

Milletimiz, kuvvetli bir millet olmaya karar vermiştir. Bunun gereklerinden biri de, kadınlarımızın her hususta yükselmelerinin teminidir."

Şimdi 2000'li yıllardayız. Türkiye'nin çekincesiz imza attığı ilgili tüm uluslararası sözleşmelerin ortak hükmü şöyledir: "Kadın ve erkeğin eşit konumda olmadığı bir toplumda kalkınma gerçekleşemez. Bu gerçekle, kadın-erkek eşitliğinin toplumsal kalkınma sorunu olarak algılanması amacıyla kamuoyu oluşturmak, sağlık, eğitim, kültür, çalışma ve sosyal güvenlik başta olmak üzere, bütün alanlarda kadınların ilerlemesini sağlamak ve karar mekanizmalarına katılımını artırmak, tüm devletlerin, tüm hükümetlerin görevidir."

Çağdaş dünyanın oluşturduğu hedef ve kararları, Atatürk, yetmiş yıl önce söylemiş ve cumhuriyetin devrim yasalarıyla yaşama geçirmeye başlamıştı. Ulu Önderin bu hedeflerine ulaşabildik mi arkadaşlar?! Bugün; yani, seksen yıl sonra, ülkemizde, eğitim, sağlık, istihdam, karar mekanizmalarına katılım gibi, kalkınmanın temel göstergelerine ilişkin verilere bakıldığında, kadının durumunun, kadın-erkek eşitliği ve kadının statüsü açısından istenilen düzeyde olmadığını, Batılı çağdaş dünyanın standartlarında olmadığını görüyoruz.

Daha önceki konuşmacı arkadaşlarımız da söyledi. Ülkemizde, hâlâ, 4 kadından 1'i okuryazar değil. Güneydoğu Anadoluda bu, 2 kadında 1'e düşüyor.

Evet, kadınlarımızın istihdama katılma oranları, yıllar itibariyle azalıyor; ama, özellikle, AKP İktidarında, hızla düşüşlerin olduğunu söylemek istiyorum.

Kadın işsizliğine bir çözüm getirmek, kadının işgücüne katılımını artırmak için, yakın zaman önce, İş Yasası görüşülürken, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bir önerge vermiştik. Nasıl, özürlüler ve eski mahkûmlar için bir kota yaratılıyorsa, aynı şekilde, kadın istihdamını artıracak şekilde, kadınlar için de bir işgücü kotası istemiştik. Ne yazık ki, bu önergemiz, AKP milletvekillerince reddedildi; hem de içlerinde kadın milletvekilleri de vardı. Bu, bizim yüreğimizde bir sızıdır.

Sayın Bakanımız, biraz önce, çok güzel anlattı. Rakamları vermek, durum tespiti yapmak, burada güzel temennilerde bulunmak yeterli değil; ne yapacaksınız, onu söylemek önemli.

Kadınların sadece yüzde 14'ü sosyal güvenlik şemsiyesi altında. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz demiştik ki; bütün evkadınlarını sigortalı yapacağız. Siz böyle bir şey söyleyebiliyor musunuz?!

Kadınların karar alma mekanizmalarına katılımı çok düşük; işte, Parlamentodaki oranı yüzde 4,4. Kadının siyasetteki yerinin ne olduğunun göstergesi, siyaset biliminde, parlamentodaki kadın oranı olarak belirlenir. Biz, bu oranla, Avrupa'da sonuncu olduğumuz gibi, dünya ülkeleri arasında da, ne yazık ki, 100'ü geçen sıralarda bulunuyoruz ve İran gibi şeriatla idare edilen ülkelerle aynı düzeydeyiz, aynı orandayız.

Ya yerel parlamentolardaki kadın oranımız?.. O, çok daha acı, yüzde 1'ler seviyesinde. Peki, ya sağlık göstergelerimiz, ana-bebek, çocuk ölüm oranlarımız?.. Ne yazık ki, hâlâ çok yüksek.

Bütün bu göstergelerle, Avrupa ülkeleri arasında hep sonuncu sıradayız değerli arkadaşlarım. Avrupa Birliğinin kapısından bu değerlerle girmeye çalışıyoruz; uçak ihalesi verip, işi kotaracağımızı sanıyoruz!

Bugün de, burada, bir yandan Avrupa Birliğine şirin görünmek için, tabiî, bir yandan da, uluslararası sözleşmelerin gereği olarak, alelacele, bu tasarıyı yasalaştırıyoruz. Durduk yerde zina krizi yaratıp Türkiye'nin dışarıda imajını sarsıyor, ciddî soru işaretlerinin oluşmasına, Avrupa Birliği ilerleme raporlarını etkileyecek tereddütlerin oluşmasına neden oluyor, bunu da Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat Yasasını çıkararak telafi edebileceğimizi umuyoruz! Umarım öyle olur.

Mayıs 2004'te anayasa değişikliğinde, Cumhuriyet Halk Partisinin teklifi olan olumlu ayırımcılık maddesini kabul etmediniz. Siz AKP'li milletvekilleri kabul etmedi. Halbuki, cinsiyet ayırımcılığını giderecek, kadının statüsünü yükseltecek anahtar düzenleme oydu ve bu düzenleme olmaksızın kadının siyasal katılımını bu ülkede artırmak, ne yazık ki, mümkün değildir, herhangi bir kota uygulamasını yaşama geçirmek mümkün değildir; ama, biz, en azından, AKP olarak, bir cinsiyet kotasını, bunun için gerekli yasal değişiklikleri gündeme getirmenizi, bu konudaki iyi niyetinizi görmek istiyoruz ki, burada bugün söylenen ve şu andan sonra da söylenecek bütün sözler bizim için inandırıcı olsun.

Bakın, çok yakından bir örnek vermek istiyorum. 2005 yılı bütçe tasarısında çok enteresan düzenlemeler var. Karısı çalışmayan memura maddî destek var, çocuk sayısı arttıkça orantısal olarak artan destekler var. Yani, karısını çalıştırmayıp evde oturtan, ha bire çocuk sayısını artıran memur ödüllendirilecek; ama, öte yandan kira yardımlarını kesiyorsunuz. Aile kurumunu böyle mi destekleyeceksiniz, kadının statüsünü böyle mi yükselteceksiniz?!

Kırk yıllık devlet politikası olan antinatalist politikalardan geriye dönüş söz konusu. Çok çocuk sahibi olmak teşvik edilmeye başlanıyor. Kadının iş yaşamına katılımının artırılması gerekirken, kadını evde oturmaya teşvik ediyorsunuz. İşte bunlar, ne yazık ki, AKP'nin kadına bakış açısıdır. Avrupa Birliğine bunları nasıl izah edeceksiniz bilmiyorum. Kadının Statüsü ve Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğü teşkilat yasalarının çıkarılması, bence, göz boyama faaliyetleri faslından; ama, hiç olmazsa, yıllardır bu kurumlarda özveriyle çalışan ve teşkilat yasaları olmadığı için özlük hakları bakımından da mağdur olan kurum çalışanlarının, geç de olsa mağduriyetleri giderilecek. En azından, bu gerekçeyle, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tasarıyı destekleyeceğiz.

Yalnız, biz, kurum çalışanlarının mağduriyetlerini giderelim derken, siz, kadrolaşma amacıyla onları sakın ha mağdur etmeyin! Bu konuda ciddî endişelerimiz var ve konunun sıkı takipçisi olacağız.

Bugün itibariyle kurulacak olan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün, eğitim, sağlık, istihdam ve benzeri alanlar ile özellikle Avrupa Birliği mevzuatına uyum, kadın ticareti ve benzeri konularda bugüne kadar hazırlamış olması gereken temel politika dokümanlarını süratli bir şekilde hazırlamasını diliyor, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

10 konuşma daha · 27 Ekim 2004

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook