Kadının statüsü genel müdürlüğü teşkilat va görevleri hk.(s.s.654)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 11. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Ekim 2004 · 687 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cânân Aritman (CHP), 27 Ekim 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VA GÖREVLERİ HK.(S.S.654)); konuşma 687 kelime.
Cânân Aritman (CHP, İzmir). “Kadının statüsü genel müdürlüğü teşkilat va görevleri hk.(s.s.654)”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 27 Ekim 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-22-2004-10-27-kadinin-statusu-genel-mudurlugu-teskilat-va-gorevleri-hk-s-s-654-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA CANAN ARITMAN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisi şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.
Bu madde üzerindeki görüşlerimizi açıklamadan önce, kısa ve süratli bir şekilde, çok yakın zamanda Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsünün yapmış olduğu Türkiye nüfus ve sağlık araştırmasının son derece çarpıcı olan neticelerinden biraz bahsetmek istiyorum.
Bir kere "2003 araştırması" diye kısaca bahsedeceğimiz bu araştırma, ülkemizde çok önemli demografik değişiklikleri ortaya çıkarırken, diğer yandan da, kadının eğitim düzeyinin, sağlık göstergelerini, kadının statüsünü ne denli etkilediğini de göstermiş bulunuyor.
Doğurganlık hızımız son beş yılda yüzde 15 oranında azalarak 2,2'ye düştü; yani, kadın başına 2,2 çocuk. Batıda bu oran 2,1 iken doğuda 3,6 hâlâ. İstanbul'da 1,8 çocuk iken GAP bölgesinde hâlâ 4,1; yani, kadın başına 4 çocuktan fazla; fakat, çok önemli bir saptama, en az lise mezunu olan kadınlarda doğurganlık oranı kadın başına 1,3 çocuk; ama, ilkokulu bitirmemiş kadınlarda bu oran 3,9; yani, kadın başına 4 çocuk ve -bu araştırma beş yıl önce tekrar yapılmıştı, beş yılda bir yapılıyor, bu 2003 araştırması sekizincisidir- nüfus sağlık araştırması 1998'e göre, ilkokulu bitirmemiş, yani eğitimsiz kadınların doğurganlık oranlarında hiçbir azalma yoktur.
Evli kadınların yüzde 71'i kontrasepsiyon yöntemi kullanıyor; ama, ne yazık ki, hâlâ geleneksel yöntem kullanım oranımız çok yüksek ve özellikle eğitimsiz kadınlarda ve Doğu Anadolu Bölgemizde yüksek. En az lise mezunu olan kadınlarda modern yöntem kullanım oranı ise yüzde 70'lerde. 1988-1998 yılları arasında ülkemizde geleneksel yöntem kullanma oranı azalmışken 1998-2003 yılları arasında bu oran ciddî bir şekilde artmıştır. Özellikle bugün hâlâ en çok kullanılan gebelikten korunma yöntemi olan geleneksel yöntem, geri çekme (coitusinterrüptüs) yöntemi oranı 1988 oranlarından bile daha yüksektir, bu çok önemli bir tehlike sinyalidir.
Araştırma sonuçlarına göre, eğer tüm istenmeyen gebelikler önlenebilseydi doğurganlık hızımız 1,6 olacaktı.
Gelelim bir ülkenin kalkınmışlığının en önemli göstergelerinden olan ana-bebek, çocuk ölüm oranlarıyla ilgili sağlık göstergelerimize. Bu oranlarda son yıllarda hızlı düşüşler yaşanıyor. Bebek ölüm hızımız binde 29, çocuk ölüm hızımız binde 29, çocuk ölüm hızımız binde 37, ana ölüm hızımız yüzbinde 70; ama, hâlâ, bunlar, çok yüksek rakamlar. Tüm Avrupa ülkelerinde, hâlâ, en yüksek oranlar bize ait, bizim ülkemize ait. Demek ki, burada da çok önemli eksiklerimiz, ihmallerimiz var diye düşünüyorum ve Irak hariç, tüm komşularımız arasında da, kadınlarına, çocuklarına, bebeklerine en bakamayan ülke biziz; ne yazık ki, Irak hariç, tüm komşularımızla ilgili bu sağlık göstergelerinde de Türkiye en sonuncu sıradadır.
Annenin eğitim düzeyiyle bebek ve çocuk ölüm oranları doğrudan ilişkilidir. İlkokulu bitirmemiş kadınların yüzde 50'si evde doğururken, lise ve üstü eğitim almış kadınların tamamı hastanede doğuruyor. Ana-bebek, çocuk ölüm oranlarını yükselten en önemli nedenler, riskli gebeliklerdir; ki, oranı, yüzde 22 gibi hâlâ çok yüksek değerdedir. Bunlardan, ergen gebelikler ve ergen doğumlardaki -yani, 15-19 yaş arası evlenmek, gebe kalmak, doğurmak- oranlar hâlâ yüksek ve bunların hepsi de eğitimsiz kadınlar. Kadının eğitim düzeyi arttıkça doğum öncesi bakım alma oranı artmaktadır. En az lise mezunu kadınların neredeyse tamamı doğum öncesi bakım alırken, eğitimsiz kadınların yarısından fazlası bu bakımı alamamaktadır. İlkokulu bitirmemiş annelerin çocuklarının yüzde 64'ünün aşıları tamamlanmış değildir; eğitimli kadınların çocuklarının aşıları ise tamamdır. Ülke çocuklarının yüzde 12'si bodurdur -yani, kronik beslenme yetersizliğine bağlı- ve ne yazık ki, tabiî, eğitimsiz annelerin çocuklarında bodurluk oranları daha da yüksektir.
Değerli milletvekilleri, ülke kadınlarımızın yüzde 22'si ya hiç okula gitmemiş veya ilkokuldan terk, yüzde 54'ü ancak ilkokulu bitirmiş ve sadece yüzde 17'si lise ve lise üstü eğitimli. İşte, Türkiye'deki kadın gerçeği bu.
Bu bilimsel araştırmanın sonuçlarını kısaca özetlersek, kadının eğitim düzeyi arttıkça, kontrasepsiyon yöntemi kullanma oranı, modern yöntem kullanma oranı, doğum öncesi bakım alma oranı, doğumun sağlık kuruluşlarında yapılma oranı, çocukları aşılatma oranı artmakta, evlenme yaşı yukarı çekilmekte, doğurganlık hızı düşmekte, çocukta bodurluk oranı, bebek ve çocuk ölüm oranları düşmektedir.
46 ülkede yapılan bir araştırmaya göre, kadın okuryazarlık oranının yüzde 1 artırılması, o ülkedeki doktor sayısının yüzde 1 artırılmasına göre çocuk ölümlerini azaltmada 3 kat daha etkilidir.
Tüm bu nedenlerle, kadının eğitiminin artırılması çok önemlidir. Kadının eğitiminin artırılması kadın ve çocuk sağlığını, dolayısıyla toplum sağlığını iyileştirecek, kadının statüsünü yükseltecek, tarımdışı istihdamı ve siyasî katılımı da artıracaktır.
Tüm bu iyileşmeler için, ülkede kesintisiz temel eğitimin en az 11 yıla çıkarılması gereklidir.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün bu konuda çalışmalar yapmasını diler; şahsım ve Grubum adına Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
10 konuşma daha · 27 Ekim 2004