Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kan. tas. (s. sayısı :386 )
Diyarbakır Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 62. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Mart 2004 · 692 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cavit Torun (AK Parti), 3 Mart 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KAN. TAS. (S. SAYISI :386 )); konuşma 692 kelime.
Cavit Torun (AK Parti, Diyarbakır). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kan. tas. (s. sayısı :386 )”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 3 Mart 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cavit-torun-22-2004-03-03-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kan-tas-s-sayisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CAVİT TORUN (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 386 sıra sayılı kanun tasarısının 5 inci maddesi üzerinde söz aldım. Aslında, ben, bu konuşmayı gündemdışı olarak yapacaktım; fırsat olmadığı için, madde üzerinde konuşarak bu açığı kapatmak istiyorum.
Bu konuşmayı, bir halk ozanı olan "Kazancı Bedih" ismiyle bilinen Bedih Yoluk'un acı vefatı üzerine yapıyorum. Kazancı Bedih, bir halk ozanıydı. Şanlıurfa'da doğdu ve yaşamını, bu ilde, lakabı gibi kazancılık yaparak geçirdi. Çok güzel bir yorumu vardı. Şanlıurfa'nın türkülerini en güzel terennüm eden insanlardan birisiydi. Söylediği türkü ve gazeller yıllarca dilden dile dolaştı. Şanlıurfa'dan yetişen büyük türkücülerin yol göstericisi, diğer bir deyimle, hocasıydı. 70 yaşını devirdiği günlerde insanlar onun farkına vardılar ve kendisine bir kaset yaptılar; ancak, o "70 yaşından sonra gelen şöhretin benim için hiçbir kıymeti yok" diyerek, tevazuu elden bırakmadı. Şanlıurfa'nın sıra gecelerini yapan müzik ekipleri, onu, hep, toplantılarına davet ettiler, türküler, gazeller söylettiler. Büyük şov programları düzenleyen, kerametleri kendilerinden menkul ortaoyuncuları, davet ettikleri programlarında, onunla konuşurken, edep ve hayanın en üst perdesinin yırtılmasına neden olacak şekilde ona yukarıdan baktıklarında, o, çelebimeşrep tavrını hiç eksiltmeden, kavuşturmuş olduğu dizlerinin üzerine ellerini koyarak konuşmasını sürdürdü. O, sanki, Osmanlının bir güneydoğu beyefendisiydi.
Kazancı Bedih'i gündeme getirmeme neden olan olaydan da kısaca bahsetmeliyim.
Pazar günü bir dost ziyaretine gittik. Üst düzey bir bürokrat olan bu arkadaşımızın evine girdiğimiz anda, Türk sanat müziği sazlarından enstrümantal tarzda süzülen nağmelerle karşı karşıya kaldık. Evin içerisine dalga dalga yayılan müzik eşliğinde, çeşitli konular ve bu arada, siyaset konuşuldu. Belediye başkan adaylığı için yapılan başvurular ve değerlendirmeler neticesinde verilen kararlar, burada da gündemin baş maddelerinden biri oldu. Yapılan seçimlerde isabet de var, yanılgı da. Esasına bakılırsa, siyaset denilen şey tam bir cadıkazanı. Verilen vaatler, tutulmayan sözler, anında değişkenlik gösteren kararlar, ahbap-çavuş ilişkileri, eş-dost kayırmaları, hemşericilik, bölgecilik almış başını gırla gidiyor.
İnsanların verdiği sözlerden dönmesi ne demek?! Ben, hep şu sözü kendime şiar edinmiş bulunmaktayım: Verdiğim sözden dönmem, yalan söylemem ve bana bir şey emanet edildiğinde, asla ihanet etmem. Ama, o da ne; insanlar, siyaset sahnesinde, anında cedelleşip cepheleşiyor, kılıçlar çekiliyor, neredeyse savaş çıkacak. Sonra, oturulup, bölüşüme geçiliyor, o senin, bu benim... Ama, arada başka arkadaşlar varmış, dostlukmuş, insanlıkmış; bunların hepsi hak getire.
Arkadaşımız, o arada, kendileriyle ilgili bir konuyu gündeme getiriyor. "Etkili ve yetkili yerlerde bulunan insanlar bana geldiler, bulunduğum görevden istifa ettirip, aday yaptılar ve hatta 'işin maddî yanını asla düşünme, tüm giderlerini biz karşılayacağız' dediler; ancak, sonra, beni yerde bırakıp gittiler."
İşte, tam bu ortam içerisindeyken, sevgili arkadaşımız "Üstat Kazancı Bedih'i dinlemek ister misiniz" deyince, hep bir ağızdan "bu çok iyi olacak" dedik. Kazancı başladı söylemeye:
"Urfa'nın etrafı dumanlı dağlar aman aman,
İçerim yanıyor aney, gözlerim ağlar,
Benim zalım derdim cihanı dağlar aman aman,
Gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar,
Anandan, babandan, yardan ayrı koyarlar."
Dünyayı duman tutmuş; maalesef, ceylanlara gezecek yer yok. Dağlar, sadece duman altında değil, kar altında da.
Kazancı, birçok türkücü ve gazelhanın yetişmesine yardımcı oldu; ancak, kendisi ve eşi "katalitik" olarak tabir edilen sobadan çıkan gazlarla hayatlarını kaybettiler.
Şu işe bakın, multimilyarderler, düğünlerde sağa sola para saçanlar, kumarhanelerde bir gecede onbinlerce dolar harcayanlar, onun yetmesi oldukları halde, ahir ömründe onun, doğru dürüst hayat sürebileceği kaloriferli bir evde oturmasına imkân vermediler. Böylesi bir çınara reva görülen muameleyi kabul etmek mümkün değil. Onlardan, yani, bu tür insanlardan bir anda vazgeçmek mümkün; fakat, bu ülkenin kültürel ve insanî değerlerini korumak üzere teşkilatlanmış olan kuruluşları, acaba, neden bu insana sahip çıkmadılar?!
Kazancı Bedih, göz göre göre, eşiyle birlikte, çok acı bir ölüme yolculandı. Bu, hepimiz için yüzkarası. Yüzyıllar ötesinin kültürel değerlerini, unutulmayan namelerini, harsını, kültürünü binbir türlü fedakârlıkla bugünlere taşıyan bir insan bu şekilde mi hayata gözlerini yummalıydı?! Birlikteliklerine katılmaya çalıştığımız Batı ülkelerinde olsaydı, Bedih'in sonu böyle olmazdı.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kazancı Bedih'in soyismi "Yoluk" idi; yani, soyulmuş; yani, üryan. Hepimiz her gün birileri tarafından soyuluyor, üryan bırakılıyoruz. Keşke, böylesine önemli değerler, bu biçimde soyulup, üryan bırakılmasa. Ancak, o kimi nebbaşların dünyasından, erdemlilerin mesut ve bahtiyar diyarına onurlu bir şekilde göç etti. Allah rahmet eylesin, yeri cennet olsun.
Bu arada, ben, Tenekeci Mahmut, Mukim Tahir ve Kazancı Bedih adına Şanlıurfa'da bir müzik enstitüsü kurulmasını Sayın Bakanımızdan istirham ediyorum. Kuşkusuz, Celal Güzelses için de Diyarbakır'da böylesine bir müzik enstitüsünün kurulması çok yararlı olacak.
Hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 3 Mart 2004